Anahtar kelimeler: Ürt Havzasında Tuz Erişim Paz Sahası Saha Sahalara Nak Gölü

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Mad. Tuz ve Kim. San. Ürt. Paz. Nak. Tic. A.Ş.VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı tarafından, ... Gölü havzasında bulunan ... erişim numaralı saha da dahil olmak üzere 10 adet III. grup maden sahası ihalesi yapılmasına ilişkin işlemlerin Danıştay 13. Dairesinin 18.05.2015 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla iptal edilmesi ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... erişim numaralı sahalara işletme ruhsatı verilmesine ilişkin işlemlerin ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi ve bu yargı kararları uyarınca davacıya ait ... sayılı işletme ruhsatının Bakanlık Makamının █████/2015 tarih ve 4238 sayılı Oluru ile iptal edilmesi üzerine; ihalenin iptaline davalı idarenin ihale öncesi kusurlu eylem ve işlemleri sebep olduğundan bahisle işletme ruhsatı iptal edilene kadar üretilmiş tuz madeninin bedelinin ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi nedeniyle üretilmiş tuz madeni bedelinin ve tuz sevk bedelinin verilmemesi nedeniyle oluşan maddi zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.000,00-TL'nin (ıslah sonucu 171.838.383,00-TL olarak talep edilen) yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
:... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece mahalinde yapılan inceleme sonucunda; ''tetkik tarihi itibariyle ruhsat sahasında faaliyet olmadığı, Y:...:... temsili koordinatlarında 5000 m x1000 m boyutunda ve 40 cm kalınlığında ham tuz birikmiş 2 adet tuz havuzunun bulunduğu, 2012-2014 yılları arasında üretim olduğu ancak 2015 yılında üretim olmadığı, ''Tüvenan stok miktarı'' bölümünde stok yoktur ibaresinin yer aldığı, ''pasa ve bakiye hakkında bilgi'' bölümünde üretim yoktur ibaresinin yer aldığı görülerek, anılan tespitler uyarınca sahada yer alan 2 adet tuz havuzunun içinde birikmiş tuzun bulunduğu, bunun haricinde sahada kaynağından diğer bir ifade ile tuz havuzundan ayrılarak başkaca bir yerde stoklanmış bir tuzun bulunmadığı, tuzun üretilme safhaları gözönüne alındığında; tuzlu suyun havuzlara alınması, buharlaştırma yöntemiyle suyun buharlaştırılması, havuzların içerisinde kalan tuzun makine yardımıyla toplanması, stok sahasına taşınması işlemlerinin tamamlanması ile madenin üretilmiş sayılması gerektiği, bu yönüyle oluştuğu doğal ortamdan insan gücü veya iş makinaları ile ayrılarak üretimi yapılmış tuzun stok olarak değerlendirilebileceği, ihalenin iptal tarihi itibarıyla henüz kaynağından ayrılmamış madenlerin üretilmiş olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Anayasa ve Kanun hükmü gereğince üretilmeyen madenlerin devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu anlaşıldığından tazminata hükmedilecek bir zararın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, havuzlarda bulunan tuzun sahadan üretilmiş maden olarak kabul edilerek tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:... Gölü havzasında bulunan ... erişim numaralı saha da dahil olmak üzere 10 adet III. Grup Maden sahasının 04.08.2011 tarihinde 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca ihale edildiği, ... erişim numaralı sahaya ilişkin ihalenin davacının uhdesinde kaldığı ve davacıya 20.10.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 10 yıl süreli III. Grup (tuz ve gaz) işletme izninin verildiği, ihaleye ilişkin işlemlerin dava konusu edilmesi üzerine Danıştay 13. Dairesinin 18.05.2015 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla bu işlemlerin iptal edildiği, davacının işletme ruhsatının ise .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine;... İdare Mahkemesinin anılan kararı gereği... tarih ve ... sayılı Bakanlık Makamı oluru ile, davacının işletme ruhsatının iptal edildiği ve bu hususun ... tarih ve ... sayılı işlem ile davacıya bildirildiği, davacı tarafından 21.01.2016 tarihli başvuru dilekçesi ile ''... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı kararıyla, anılan sahada bilirkişiler tarafından tespit edilmiş bulunan 3.200.000 ton üretilmiş hazır tuzun Maden Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca çıkarılması için 6 aylık süre verilmesi'' talebinde bulunulduğu, anılan başvuruya cevaben ... tarih ve E... sayılı işlemin tesis olunduğu, cevabi işlemde; ''Genel Müdürlüğümüzün ... tarih ve E... sayılı Oluru alınarak, sadece iptal tarihinden önce stoklanan kuru ham tuzun ruhsat sahibince sevk edilebileceğinin belirtildiği; söz konusu Olur doğrultusunda yapılan incelemede sicil:... sayılı III. grup ruhsat sahasının 26.06.2015 tarihi itibarıyla iptal edildiği ve sistem kayıtlarına işlendiğinin görüldüğü; 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 36. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; ''İşletme ruhsatının herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, sahadan üretilmiş madenlerin, pasa, bakiye yığınları ve cürufların, ruhsat sahibince nakledilmesi için bu Kanunda zikredilen mücbir sebepler dışında altı aylık süre verilir. Bu süre içerisinde nakledilmeyen ve ekonomik değeri olan madenler valilik tarafından ihale edilerek satılır...'' hükmü gereği söz konusu ruhsat sahasında, iptal tarihinden önce üretilen ve stokta bekletilen herhangi bir kuru ham tuz stoğu tespit edilemediğinden, ruhsat sahası dahilinde inşaa edilen havuzlardaki tuzun sevkiyatına izin verilmediğinin'' belirtildiği, bu işlemin tebliği üzerine davacı tarafından, 18.02.2016 tarihli başvuru dilekçesi ile üretilmiş bulunan 2.558.000 ton tuz bedeli karşılığı olan 120.226.000,00-TL'nin taraflarına ödenmesi talebinde bulunulduğu, işbu talebin davalı idarenin ... tarih ve E... sayılı işlemi ile reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, ihalenin iptaline davalı idarenin ihale öncesi kusurlu eylem ve işlemleri sebep olduğundan bahisle işletme ruhsatı iptal edilene kadar üretilmiş tuz madeninin bedelinin ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi nedeniyle üretilmiş tuz madeni bedelinin ve tuz sevk bedelinin verilmemesi nedeniyle oluşan maddi zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.000,00-TL'nin (ıslah sonucu 171.838.383,00-TL olarak talep edilen) yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İLGİLİ MEVZUAT
:2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 168. maddesinde "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.3213 sayılı Maden Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanun ile, madenlerin aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usullerin düzenlendiği belirtilmiş; 2. maddesinde, III. Grup madenler deniz, göl, kaynak suyundan elde edilecek eriyik halde bulunan tuzlar, karbondioksit (CO2) gazı (jeotermal, doğalgaz ve petrollü alanlar hariç) Hidrojen Sülfür (7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümleri mahfuz kalmak kaydıyla) olarak belirlenmiş; 3. maddesinde, işletme ruhsatının, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesini; işletme izninin, bir madenin işletmeye alınabilmesi için verilen izni; ruhsat hukukunun, ruhsat sahiplerinin ruhsattan doğan hak ve yükümlülükleri olarak tanımlanmış; 4. maddesinde ''Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir.'' kuralına yer verilmiş; 30. maddesinde, herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlar ile II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler dışındaki yeni alanların ihale yolu ile ruhsatlandırılacağı hüküm altına alınmıştır.Aynı Kanunun 36. maddesinin 2. fıkrasında ''İşletme ruhsatının herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, sahadan üretilmiş madenlerin, pasa, bakiye yığınları ve cürufların, ruhsat sahibince nakledilmesi için bu Kanunda zikredilen mücbir sebepler dışında altı aylık süre verilir. Bu süre içerisinde nakledilmeyen ve ekonomik değeri olan madenler valilik tarafından ihale edilerek satılır. Satıştan sağlanan gelir özel idareye aktarılır. Ekonomik değeri olmayan maddeler için 32 nci madde hükümleri uygulanır.'' kuralına yer verilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Uyuşmazlıkta, ihaleye ilişkin işlemlerin dava konusu edilmesi üzerine Danıştay 13. Dairesinin 18.05.2015 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla bu işlemlerin iptal edildiği, davacının işletme ruhsatının ise ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine 25.06.2015 tarih ve 4238 sayılı Bakanlık Makamı oluru ile davacının işletme ruhsatının iptal edildiği ve bu hususun ... tarih ve ... sayılı işlem ile davacıya bildirildiği görülmektedir.Davalı idarece ruhsat iptalinden sonra stok tespiti için yapılan beyanların kontrolü ve ruhsat sahasının son durumunun kontrol edilebilmesi amacıyla sahanın mahallinde tetkiki yapılmıştır. █████/2015 tarihli mahallinde tetkik ve değerlendirme raporunda; ''tetkik tarihi itibarıyla ruhsat sahasında faaliyet olmadığı, Y:... X:... temsili koordinatlarında 5000 m x1000 m boyutunda ve 40 cm kalınlığında ham tuz birikmiş 2 adet tuz havuzunun bulunduğu, 2012-2014 yılları arasında üretim olduğu ancak 2015 yılında üretim olmadığı, ''Tüvenan stok miktarı'' bölümünde stok yoktur tespitinin yapıldığı, ''pasa ve bakiye hakkında bilgi'' bölümünde üretim yoktur tespitinin yapıldığı, yine ruhsatın iptal durumunda olduğunun belirtildiği, diğer taraftan 2015 yılında 02.01.2015-11.07.2015 tarihleri arasında ... seri nolu sevk fişleri kullanılarak sahadan toplam 15.1535,07 ton ham tuz sevkiyatının yapıldığı belirtilmiştir.Davacı tarafından, 21.01.2016 tarihli başvuru dilekçesi ile ''... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... sayılı kararıyla, anılan sahada bilirkişiler tarafından tespit edilmiş bulunan 3.200.000 ton üretilmiş hazır tuzun Maden Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca çıkarılması için 6 aylık süre verilmesi'' talebinde bulunulduğu, anılan başvuruya cevaben ... tarih ve E... sayılı işlemin tesis olunduğu, cevabi işlemde; ''sadece iptal tarihinden önce stoklanan kuru ham tuzun ruhsat sahibince sevk edilebileceğinin belirtildiği, sahada yapılan incelemede iptal tarihinden önce üretilen ve stokta bekletilen herhangi bir kuru ham tuz stoğu tespit edilemediğinden, ruhsat sahası dahilinde inşa edilen havuzlardaki tuzun sevkiyatına izin verilmediğinin'' belirtildiği görülmektedir.İdare Mahkemesince verilen kararda dava konusu edilen tuzun üretilmiş maden olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla, uyuşmazlıkta önem arz eden husus, maden sahasındaki havuzlarda bulunan tuzun üretilmiş maden olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır.Davalı idarece mahallinde yapılan tetkik sonucunda düzenlenen ... tarihli raporda, Y:... X:... temsili koordinatlarında 5000 m x1000 m boyutunda ve 40 cm kalınlığında ham tuz birikmiş 2 adet tuz havuzunun bulunduğu tespiti yapılmış olup, havuzlarda bulunan tuzun yerinden alınmasının ve sonrasında satılarak ekonomik bir değer ifade etmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, havuzlarda bulunan tuzun üretilmiş maden olarak kabul edilip edilmediği hususu teknik bir mesele olduğundan ve uzmanlık gerektirdiğinden, bu hususun bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği tabiidir. Dava konusu uyuşmazlıkla aynı nitelikteki başka bir davada, Dairemizin E:█████████ sayılı dosyasına sunulan ve aralarında maden ve jeoloji mühendisinin de bulunduğu altı kişilik heyetten alınan █████/2018 tarihli raporda özetle, cevher oluşumlarının doğal süreçlerle meydana geldikleri için, hiçbir cevher yatağının bir diğerinin tıpatıp aynısı olmadığı, farklı cevher türlerinde uygulanan üretim yöntemlerinin çok farklı olabildiği, bu nedenle tam ve kesin bir üretim tanımından bahsetmenin imkansız olduğu, kazılarak ocaktan çıkarılan veya üretilmesinin doğal olarak oluşturulmuş stoktan doğrudan alınması mümkün olan ürünlerin tüvenan olarak adlandırıldığı belirtildikten sonra, tuz üretim sürecinden bahsedilmiştir. Bu sürecin sonunda makul bir süre içerisinde üretilmeye uygun kalınlıkta tuz tabakası oluştuğu, oluşan bu tuz tabakasının doğrudan kazılıp götürülebilir nitelikte olduğu için yerinde bulunması ile bir stok alanına konulması arasında bir fark olmadığı, sonuç olarak üretim havuzu içerisinde bulunan ve üretilmeye uygun kalınlığa ulaşmış tuzun tüvenan ürün niteliğinde olup ticari bir değere sahip olduğu vurgulanmıştır.Yukarıda yer verilen bilirkişi raporunun ilgili kısmı uyarınca, havuzlarda bulunan ve uygun kalınlık seviyesine sahip olan tuzun stokta bulunan tuzdan farklı olmadığı, her ikisinin de ticari bir değeri olup, satışa hazır bulunduğu, dolayısıyla üretilmiş maden olarak kabul edileceği anlaşılmaktadır. Davalı idarece (her ne kadar ruhsat sahasında stokta tuz bulunmamakta ise de) stokta bulunan tuzların Maden Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrasına göre yerlerinden alınmasının uygun görülmesi karşısında, dava konusu olan ve havuzlarda bulunan tuzların da aynı şekilde değerlendirilmesi gerekirken, bunun kabul edilmemesi nedeniyle anılan tuzların bedellerinin tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.Sonuç olarak, uyuşmazlığa konu olayla aynı nitelikteki Dairemizin E:█████████ dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu sahadaki havuzlarda bulunan ve üretilmiş maden olarak kabul edilmesi gereken tuzun bedelinin tazmini gerektiği anlaşılmaktadır.Bununla birlikte, dava dosyasında davacının istemi üzerine adli yargı yerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 2 adet bilirkişi raporunun bulunduğu görülmüş ise de, söz konusu raporlardaki hesaplama yönteminin ve havuzlarda bulunan tuz miktarının birbirinden farklı şekilde bulunması (tuz kalınlıklarının farklı olması, havuzların bazı kısımlarında tuz oluşumu gözlenmemesi) nedeniyle, Mahkemece dosya üzerinden yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak, söz konusu farklılığın giderilmesi gerekmektedir.Bu durumda, uyuşmazlığa konu havuzlarda bulunan tuz üretilmiş maden olarak kabul edildiğinden, bilirkişi incelemesi sonucuna göre bir kanaat oluşturulmak suretiyle dosyanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,4. Kesin olarak █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OY
:(X)- Dava, ... Gölü havzasında bulunan ... numaralı III. Grup maden sahasına ilişkin ruhsatın iptal edilmesi üzerine, iptal edilen III. Grup göl tuzu ruhsatları dahilinde inşa edilen tuz çökertme havuzlarında biriktirilen ve üretilmiş olarak kabul edilmesi gereken tuzun bedeli olan şimdilik 10.000.000,00-TL'nin (ıslah sonucu 171.838.383,00-TL olarak talep edilen) yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.Maden Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrasında ''İşletme ruhsatının herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, sahadan üretilmiş madenlerin, pasa, bakiye yığınları ve cürufların, ruhsat sahibince nakledilmesi için bu Kanunda zikredilen mücbir sebepler dışında altı aylık süre verilir. Bu süre içerisinde nakledilmeyen ve ekonomik değeri olan madenler valilik tarafından ihale edilerek satılır. Satıştan sağlanan gelir özel idareye aktarılır. Ekonomik değeri olmayan maddeler için 32 nci madde hükümleri uygulanır.'' kuralına yer verilmiştir.Uyuşmazlığın, havuzlarda bulunan tuzların üretilmiş maden olarak kabul edilip edilmeyeceği yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. Havuzlarda bulunan tuzun üretilmiş maden olarak kabul edilip edilmediği hususu teknik bir mesele olduğundan ve uzmanlık gerektirdiğinden, bu hususun bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği tabiidir.Dava konusu uyuşmazlıkla aynı nitelikteki başka bir davada, Dairemizin E:█████████ sayılı dosyasına sunulan ve aralarında maden ve jeoloji mühendisinin de bulunduğu altı kişilik heyetten alınan █████/2018 tarihli raporda özetle, cevherlerin üretim yöntemlerinin çok farklı olabildiği belirtildikten sonra, tuz üretim sürecinden bahsedilmiştir. Tuzlu solüsyonların bir havuz içerisine deşarj edilmesi ve daha sonra suyun doğal yollarla buharlaşması sonucunda suyun içerisindeki tuz konsantrasyonunun arttığı, tamamen doymuş bir çözeltinin kristalleşerek katı faza geçtiği, bunların yerine yeniden tuzlu su basılarak tuz kaynağı oluşturulduğu ve döngünün sonunda, makul bir süre içerisinde üretilmeye uygun kalınlıkta tuz tabakası oluştuğu belirtilmiştir. Bu bakımdan, tuzun üretilme safhaları sırasıyla tuzlu suyun havuzlara alınması, buharlaştırma yöntemiyle suyun buharlaştırılması, havuzların içerisinde kalan tuzun toplanması, stok sahasına taşınması ve satılması aşamalarından oluşmaktadır.Dava konusu havuzlarda bulunan tuzun ekonomik bir değer ifade ettiği söylenebilirse de, uyuşmazlık, tuzun ekonomik değerinden ziyade üretilmiş maden olup olmaması noktasındadır. Tuzun üretim safhaları dikkate alındığında, havuzlarda bulunan tuzun mevcut haliyle satılmasının mümkün olmadığı açıktır. Çünkü, tuzun satılabilmesi için ağırlığının bilinebilir olması, bunun için de havuzdan çıkartılmış olması gerekmektedir. Bu nedenle havuzlardan çıkarıldıktan sonra tuzun satılabileceği, bunun için de insan veya makine gücüyle bulunduğu yerden alınması gerektiği, bu haliyle (havuzdan çıkarılması akabinde) nihai olarak üretilmiş maden olacağı sonucuna varılmaktadır. Nitekim, havuzlardan çıkartıldıktan sonra üretimi tamamlanan tuzun stoklandığı, satışa hazır olduğu, üretilmiş maden olarak kabul edilmesi nedeniyle de Maden Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrasına uygun şekilde işlem yapılabileceği ve davacının stokta bulunan tuzu için de (her ne kadar ruhsat sahasında stokta tuz bulunmamakta ise de) aynı hükmün idarece işletildiği görülmektedir.Ayrıca, dava konusu havuzlarda bulunan tuzun havuzlardan alınarak taşınabilmesi için belirli bir kalınlığa ulaşması gerektiği gerek adli yargı yerince alınan bilirkişi raporu gerekse de davacı beyanlarıyla sabittir. Davacının işletme ruhsatının 2015 yılında iptal edildiği gözönüne alındığında, havuzlarda bulunan tuzlu su çözeltisinin adli yargı yerince alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar doğal yollarla suyunun uçmaya devam ettiği, bunun sonucunda anılan süreç boyunca tuz tabakasının kalınlaştığı anlaşılmaktadır. Zira, davacı tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde alınan E:... D.İş sayılı dosyanın bilirkişi raporu ile aynı Mahkemenin E:... D.İş sayılı dosyasının bilirkişi raporunda da söz konusu kalınlıkların farklı olduğu görülmüştür. Tuz kalınlığının artmaya devam ettiği açık olduğundan, havuzlardaki tuzun üretilmiş bir maden olarak kabul edilmemesi gerekmektedir. Aksi halde, havuzda bulunan ancak uygun kalınlıkta olmaması nedeniyle yerinden alınması mümkün olmayan tuzun, üretilmiş kabul edilip edilemeyeceği yönünde ikilem doğacaktır ki bu durum havuzlardaki tuzun üretilmiş maden olmadığını göstermektedir.Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.