Anahtar kelimeler: Gerekiğini İlaveten Mütevellit Ekstresi Satımdan Büyükçekmece Sinden Davalıborçlu Ferilerine Likit

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından başlatılan Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına davalı/borçlu tarafından itiraz edilmiş olduğunu, bu itibarla işbu borca ve ferilerine yapılan haksız, kötü niyetli ve yasal dayanaktan yoksun itirazların iptali ile işbu takibin devamına, ilaveten alacağın likit olmasından mütevellit karşı taraf aleyhinde dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekiğini, davacı müvekkilinin, cari hesap ekstresi alacağı tahsili için █████/2024 tarihinde Büyükçekmece ... İcra Dairesi .... Esas
sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, borçlu işbu ilamsız icra takibe haksız ve soyut iddialarla itiraz ederek icra takibinin durmasına sebep olduğunu, oysa davalı borçlu tarafından yapılan bu itiraz haksız, mesnetsiz ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını önleme amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını, haksız itirazın reddi ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, nitekim takibin konusu, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki hesap ekstresi alacağı ve ekstre alacağına konu fatura alacağına müstenit olduğunu karşı tarafın takip tarihi itibariyle müvekkiline 53.262,09 TL borcu bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya ticari satış yapıldığını ancak malların bedeli müvekkiline ödenmediğini, İlaveten bu hususta müvekkili yasal olarak vergi dairesine ticari satımları bildirildiğini bu husus da alacak iddialarını ispat edeceğini, bu itibarla vergi dairesine yapılan BA-BS bildirimlerinin vergi dairelerinden celbini talep ettiklerini, ayrıca 6102 Sayılı TTK'nın "Dava şartı olarak arabuluculuk madde 5/A - (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi uyarınca doğan zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ancak arabulucu toplantısında bir anlaşma sağlanamadığını işbu davayı ikame etmek hasıl olduğunu, mahkemeye sunmuş oldukları delillerden anlaşılacağı üzere, davalı ile müvekkili olduğu şirket arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu davalının müvekkili olduğu şirkete 53.262,09 TL borcunun olduğunu, davalının üzerine düşen ödemeye ilişkin edimleri yerine getirmediğini, davalı şirketin icra takibine yönelik yapmış olduğu itirazın tek amacı icra takibini durdurmak ve itirazın iptali neticesinde müvekkilinin alacağının tahsilini imkansız hale getirmek olduğunu, sonrasında iş bu sebepler ile müvekkilinin alacağının tahsilinin ileride imkansız hale geleceğinin de dikkate alınarak davalı borçlu ile ilgili olarak öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir. Dava konusu alacağının likit olduğunu, davalı borçlunun asıl alacağa ve ondan ayrı düşünülmesi mümkün olmayan icra borcuna itiraz etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu itibarla, müvekkiline borçlu olduğunu bilmesine rağmen işbu takibe itiraz eden davalı borçlu aleyhinde dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, izah edilen nedenlerle, karşı tarafın haksız ve soyut itirazlarının iptali ile işbu takibin devamına, ilaveten dava konusu alacağın likit olmasından bahisle karşı tarafın kötü niyetli itirazları nedeniyle durmasına sebebiyet verdiği işbu takip ve dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... E sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali dava açıldığını, açılan dava haksız ve kötü niyetli olup reddi gerektiğini, davacı tarafından başlatılan takipte takip dayanağı olarak cari hesap, fatura ve irsaliye gösterilmiş olup davalının hangi evraktan dolayı borçlu olduğu belirtilmediğini, takip dayanağı faturalar davalının bilgisi olmadan kesildiğini, tebliğ edilen bir faturada bulunmadığını, davacı takip talebinde cari hesaba dayanmışsa da müvekkil ile aralarında yapılmış bir cari hesap mutabakatı bulunmamaktadır. Davacı tarafından kesilen ve cari hesaba işlenen faturalar tek başına davalının borçlu olduğuu göstermeyeceğini davacı tarafından takip dayanağından ve dava dilekçesinde irsaliyeden bahsedilmişse de irsaliyeler incelendiğinde malı teslim alanın imzası bulunmadığını, sadece irsaliye kesilmiş ancak mal teslim edilmediğini, malı teslim ettiğinin ispatı davacıda olduğunu bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce uyuşmazlık konusu icra takip dosyası dosyaya celp edilmiştir.
3-Mahkememizin ön inceleme ve tahkikat celsesinin tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 53.262,09 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa borcunun veya alacağının olmadığı, Taraflar arasında 53.262,09 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerine yaptığı tek taraflı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, Davacı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak 2.696,45 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işleminin 01.01.2022 tarihli ve devir kayıt işlemine ait olduğu, kayıt işleminin davalı taraf lehine olduğu ve davacı tarafından cari hesap alacağından zaten düşüldüğü, Davalı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak 55.958,54 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işleminin 30.09.2023 tarihli ve virman kayıt işlemine ait olduğu, kayıt işleminin gerekçesinin ve belgesinin davalı taraf mali müşavirine sorularak talep edildiği ancak herhangi bir belge sunulmadığı, kayıt işleminin davalı taraf lehine olduğu ve davalı tarafın iş bu kayıt işleminin içeriğini belgesiyle birlikte ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 53.262,09 TL tutarlı alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek delil olarak incelenmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi olduğunu, davalının kesilen faturalara rağmen borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığını, kesilen faturalardan bilgisi olmadığını, faturaya konu malların teslim edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, sahibi lehine delil niteliği olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından kesilen faturaların her iki tarafın ticari defterine işlendiği, e-fatura niteliğinde olması sebebiyle sistem üzerinden kendiliğinden tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davalı tarafından davacıya kesilen faturalara davacı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davacının ticari defterine işlendiği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek delil olarak incelenmiş olup, takibe konu alacağa yönelik faturaların her iki tarafça vergi dairesine BA BS formu ile bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, taraf kayıtlarının uyuştuğu ancak davalı tarafından 30.09.2023 tarihinde tek taraflı kayıt işlemi ile davacıya olan borcun kapatıldığı, söz konusu tek taraflı kayıt işlemine yönelik ise herhangi bir dayanak belge sunulmadığı tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların borçlu alıcı tarafından ticari defterine kaydedilmesi, vergi dairesine bildirilmesi ve itiraz edilmemesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği ve faturaya konu malın teslim edildiği alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen faturaların her iki tarafın ticari defterine işlendiği ve BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı borçlu tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde faturalara yönelik itiraz ve iade işleminin yapılmadığı bu suretle faturaların içeriği ve faturalara konu malına teslim edildiğinin davacı-satıcı lehine karine olarak kabulü gerektiği, ispat yükünün ise davalı borçlu üzerine geçtiği anlaşılmaktadır.
İspat yükü üzerine geçen davalı borçlu tarafından borçlu olunmadığına yönelik herhangi bir yazılı delil veya belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile 53.262,09-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından ihtirazi kayıt ile icra dosyasına ödeme yapıldığı ve asıl alacak yönünden davanın konusuz kaldığı iddia edilmiş ise de takibin itiraz ile durduğu ve yapılan ödeme tarihi ve davalının ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı gözetildiğinde davalının konusuz kaldığına yönelik savunmasına itibar edilmemiş, yapılan ödemenin infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının takip talebinde avans faiz talep ettiği, taraflar arasında daha düşük faiz oranı belirlendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu görülmüş, İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.652,41-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE
:
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 53.262,09-TL asıl alacak yönünden ve 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının İTİRAZININ İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.652,41-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.638,33-TL harçtan peşin alınan 643,28-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 2.995,05-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 643,28-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.070,88-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 5.981,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!