Anahtar kelimeler: Mersis Sürdükleri Talebe Esaskarar Sınıf Sınıflarında Sinaî Fikri Hükümsüzlüğü Yazim

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: .....
KATİP
:.....
DAVACI
: .....
Mersis No
: .....
VEKİLİ
: Av. .....
DAVALI
: 1- .....
Mersis No
: .....
VEKİLİ
: Av. .....
DAVALI
: 2- .....
VEKİLİ
: Av. .....
DAVA
: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ
:█████/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı tarafın ... başvuru numaralı "..." markasının 03. Ve 35. Sınıf mal ve hizmet sınıflarında tescili talebinde bulunduğu, bu talebe yönelik olarak ileri sürdükleri itirazlarının reddine karar verildiği, verilen kararın hatalı olduğunu, Türkiye’de toplam 79 adet ... mağazası, 7 adet ... mağazası ve 42 adet ... mağazası bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olarak Kabul edildiğini, tanınmış markalar sicilinde kayıtlı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile benzer olduğunu, ...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkil firmanın “...” ibareli olan seri markaların devamı algısı yaratacağını, 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescil edilmek istenildiği davalının "..." ibareli marka başvurusunun, müvekkiline ait esas unsuru "..." ve "..." ibareleri olan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, itiraz konusu ibare ile karşılaşan ortalama dikkat ve algılama düzeyine sahip tüketicilerin zihinlerinde, itiraz konusu "..." ibareli marka başvurusu içerisinde müvekkiline ait markaların esas unsurunu teşkil eden "..." ve "..." ibarelerinin birebir aynısını barındırmakta olup işitsel anlamda da yoğun derecede benzerlik taşıdığını, müvekkiline ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda dava konusu marka kapsamındaki sınıflarda tescilli olarak koruma altında olduğunu, "..." ibareli markaların müvekkiline ait seri markalar olduğunu, itiraza konu "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın kullanmakta olduğu esas unsuru "..." ve "..." ibaresi olan seri markaların devamı olduğu yönünde yanılgıya düşeceğini, itiraza konu markanın yine müvekkilinin ... ibareli alan adıyla da benzerlik gösterdiğini, "..." ve ... ibaresi müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra müvekkiline ait ... alan adının da esas unsuru olduğunu, müvekkilinin bu bağlamda SMK m. 6/6 uyarınca bir üstün hakkının bulunduğunu, müvekkilinin markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanarak tanınmış marka olduğunu, İddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin sadece kendi iştigal sahalarını kapsar bir biçimde 3. ve 35. Sınıflarda marka tescili talep ettiğini, müvekkilinin faaliyetlerinin ve markasının tanınmışlığı iddia edilen “...” markası ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, davacının kozmetik, gıda takviyesi, temizlik ürünleri ve medikal ürünler, kovit 19 test kitleri gibi alanlarda bilinirliği olmadığını, müvekkili markası ile davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili amacıyla 04.06.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.09.2021 tarih ve 381 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli bir takım markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davalı tarafça davacı yanın dayanak bir kısım markası yönünden SMK m.19/2 uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüğü, davacı yanca kullanıma yönelik olarak bir kısım delilin dosyaya sunulduğu, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazların 27.04.2022 tarihli karar neticesinde kullanım ispatı talebini incelemeksizin, davacı taraf itirazlarının reddine karar verildiği; söz konusu karara karşı davacı yanın yeniden itirazda bulunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 22.08.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .....sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, "..." ibareli işbu başvuru ile faarklı yan unsurlarla birlikte "..." ibaresinden oluşan itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde farklılaşmış olduğu tespit edildiğinden markalar arasında karıştırılma veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet gerekçeli itirazlar da yeterli bilgi/belge ile ispatlanamadığından itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak ve bir kez daha reddine karar verildiği; eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA özetle:
- Dava konusu başvuru kapsamındaki 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu,
- Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, dava konusu markanın bütünsel algısının, davacı yana ait ... esas unsurlu seri markalardan farklı olduğu,
- SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
- SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ..... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
..... .....
(03, 35. sınıf) .....
.....
.....
.....
.....
(03, 35. sınıf)
Örnek Sair Davacı Markaları
.....
.....
.....
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetlerin tamamı, davacı yanın önceki tarihli markalarının neredeyse tamamın birebir yer almakta olup anılan hizmetler yönünden taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğu, dava konusu markada 03. Sınıfta yer alan emtiaların, davacı yanın bir kısım markası kapsamında doğrudan aynı sınıfta, markalarının geneli kapsamında ise 35.05 alt grubundaki satış hizmetlerine konu edilmek suretiyle var olduğu, 03. Sınıfta doğrudan yer alan emtialar yönünden markalar arasındaki ilişki aynı türdeyken, 35.05 alt grubunda 03. Sınıf malların satışı hizmetleri ile benzer nitelikte olduğu, dolayısıyla dava konusu marka kapsamında yer alan 03. Sınıf mallar ile davacı yanın aynı malların satışını ihtiva eden tescilleri arasında mal – malın satışı hizmeti bağlamında değerlendirilebilecek bir benzerlik ilişkisinin bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
.....’nun 13.06.2012 tarih ve .....sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Davalının markasının incelenmesinde; ...+... şeklindeki başvurunun sarı çerçeveli mor renkte dikdörtgen bir fon içerisinde beyaz renkte “...” sözcüğü ve bu sözcüğün yanında çanta görselini andırır sarı renkte bir logo ile tasarlandığı, “markot” kelimesinin dilimizde bir anlamı olmadığı, yabancı dillerde de bilinen bir anlama sahip olmadığı, “...” şelinde iki hecede telaffuz edilen altı harfi bir sözcük olarak markanın esas unsuru konumunda kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markaları ise başta ...+... olmak üzere “.../...” ibarelerini esas ya da tali unsur olarak ihtiva edecek şekilde oluşturulduğu ..... vb. şekildeki markalar ile yine dava dilekçesinde de bahsi geçen markalar olduğu, söz konusu markaların farklı figüratif unsurlar ve ek sözcük unsurları ile birlikte oluşturulmuş seri markalar oldukları, markaların hepsinde “...” şeklindeki kelimenin bağımsız yazımını koruduğu; ...” kelimesinin dilimize İngilizce’ den yerleşmiş “Büyük, geniş, mikro karşıtı.” anlamlarına gelen bir kelime olduğu, anılan ibarenin özellikle teknik ve iktisadi bilimde “büyük” kelimesi yerine de yaygın kullanımı bulunan (... iktisat, ... evrim) bir kelime olduğu, yine bilgisayar biliminde ise “kısayol”lar için kullanılan genel bir tanımlama olduğu da bilindiği anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.....'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak itiraza mesnet gösterilen ve aynı/benzer emtiaları kapsayan davacı markası incelendiğinde; taraf markalarının benzer emtiaları kapsadığı görülmekte ise de dava konusu markanın sahip olduğu bütünsel algının, davacı markalarından yeterince ve somut olarak farklılaştığı, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler açısından tespit edilen ilgili tüketici grubu düşünüldüğünde, “...” kelimesi sahip olduğu anlamından ötürü ticaret hayatında faaliyet gösteren pek çok kişi ve firmaca, sektör farkı olmaksızın yaygın olarak marka, işletme adı veyahut ticaret unvanı olarak tercih edilmiş bir kelime olduğu, bu ibareyi içerir şekilde çok sayıda marka tescilinin varlığının ... sicil kayıtlarından dahi tespitinin mümkün olduğu, bununla birlikte her ne kadar dava konusu markasının ilk beş harfi olan “...” ibaresi, davacı yana ait “.../...” markalarını meydana getirmekte ise de markanın bütünsel algısında kelimenin sonuna eklenen “-t” harfinin, kelimeyi “...” sözcüğünden nispeten uzaklaştırarak yeni ve anlamsız bir sözcüğe dönüştürmüş, dolayısıyla dava konusu markanın, davacı seri markalarının esas ve fakat zayıf unsuru olduğu değerlendirilen "...” sözcüğünü oluşturan harfleri ihtiva etmesine rağmen ortaya farklı bir kelime çıktığı, kaldı ki normal koşullarda dahi “.../...” ibaresini içerecek şekilde yaratılan markalarda, ortalama zeka, dikkate ve algı seviyesine sahip bir tüketicinin, her hal ve koşulda tek başına “...” ibaresinden kaynaklı bir yanılgı yaşayacağından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda dava konusu markanın bir bütün olduğu ve bütün itibariyle algılanacağı, bu bütün içerisinde “...” ibaresinin özellikle vurgulanarak ön plana çıkartılmadığı veyahut davacı markalarının kurumsal kimliğini işaret eder şekildeki bir logo ile de kullanılmadığı, bu nedenle tüketicinin de markayı ''...'' şeklinde anlam yükleyemediği bir sözcük olarak algılayacağı bir durumda tescile konu mal ve hizmetlerde bu marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin zihninde de hiçbir koşulda davacı markalarının oluşmayacağı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "maktrot+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı; davacı yan markaları ile dava konusu marka benzer bulunmadığından davacı yanın fiili kullanımlarının davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (3) numaralı fıkrası koşullarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2023
Katip ..... Hakim .....
e-imzalıdır
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!