Anahtar kelimeler: Anneyi Down Sendromunu Gebelik Testler Alternatif Riskler Cismani Tevzi Doğruluk

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
: █████/2020MAHKEMEMİZE TEVZİ TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., küçük ...'nin annesi olduğunu, gebelik takibi dava dışı Dr. --- tarafından yapıldığını, Dr. -- --- Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi █████/2020-█████/2021 tarihlerinde geçerli olmak üzere ------ no. ile davalı ... tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktor, gebelik takibinde davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ...'nin down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromu gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de 2827 SK'na göre gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu beyanla müvekkili küçük ... için 430.000,00 TL iş göremezlik (bakıcı giderleri dahil maddi) tazminatı, 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 20.000,00 TL manevi, müvekkili baba ... için 20.000,00 TL manevi tazminat, olmak üzere toplam 510.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Polikliniğe gelen hastalara tarama testlerinin anlatıldığını, tarama testi sonrası riskli gebelere amniyosentez önerildiğini, yaptırıp yaptırmayacağı ya da amniyosentez için hastanın müracaat edip etmediği takibinin hekimden beklendiğini ve tüm bu süreçlerin her anında hastaya anlattıklarını yazılı olarak alması ve olmayan arşivinde hukuka aykırı olarak (KVKK) saklamasının istendiğini, hatta hastanelerde bilgisayar sistemi dışında not düşecek yer olmadığı için kendilerini korumak için eski zamanlardaki gibi protokol defterine hastanın imzasını almalarına rağmen bunu dahi ispat saymamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Türkiye gerçekleri ile örtüşmeyen bir durum olduğunu, oysa ne sağlık bakanlığının standartlarında ne de özel hastanelerde bu şekilde standart bir uygulamanın bu tarihe kadar bulunmadığını, aydınlatmanın sözlü yapıldığını ve hekimin görevi olduğunu, ancak aydınlatılmış onamların hazırlanması, saklanması ve standart uygulama haline getirilmesinin hastanelerin organizasyon görevi olduğunu, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili 11.01.2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Fazlaya dair talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydıyla müvekkili küçük ... için 720.000,00 TL iş göremezlik-maddi tazminat, 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın (bakıcı gideri dahil) dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.SAFAHAT ---- İş Mahkemesinin ----- Esas, ----- karar sayılı kararı ile; "Dava konusu uyuşmazlığın mahkememiz görev alanı dışında olması ve sehven davanın mahkememize tevzi edilmesi nedeniyle dosyanın görevli ----- Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine," dair tevzi hatasına bağlı karar verilerek Mahkememizin iş bu esasına kaydedildiği görüldü.DelillerTarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.---- yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.----- SGK'ya yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.----- İlçe Emniyet Müdürlüklerine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.------ Hastanesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.Sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur.Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe
:Dava, Tıbbi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında, tıbbi kötü uygulama ile hekime atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı, davalının sorumluluğunun olup olmadığı, hekimin kusurlu olup olmamasının davalı sorumluluğuna etkisinin olup olmaması, hekimin davacıların aydınlatılmış onamını alıp almadığı ve bunun sorumluluğa etkisinin ne olduğu hastanın hekim tavsiyesi ve gözetimi altında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, meydana gelen sonuç ile uygulanan müdahaleler arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak sonuçta bakıcı ücreti de dahil olmak üzere iş göremezlik yönünden maddi tazminata ve manevi tazminata ilişkin şartların olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, şartları gerçekleşmiş ise maddi ve manevi tazminat miktarlarının her bir davacı yönünden ne olduğu hususlarına yönelik dava niteliğindedir.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.Başlangıçta heyet olarak yargılaması yürütülen iş bu dosya, yapılan kanun değişikliğine bağlı olarak 12.04.2023 tarihli duruşma ara kararı uyarınca üye hakim uhdesine tevdi edilmiştir.Davanın, başlangıçta yazılı usule tabi olması sebebiyle, tensip tutanağında her ne kadar yazılı usule tabi olduğu belirtilmiş ise de, kanun değişikliğine bağlı olarak üye hakim uhdesine geçen davanın basit yargılamaya tabi hale geldiği ve o aşamadan sonra HMK uyarınca dava hakkında HMK'nın 316-322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulandığı görülmüştür.Dosyada, aşamalarda aydınlatılmış onam yönünden rapor alınması amacıyla ara kararlar oluşturulmuş, takdir edilen bilirkişi ücretlerinin taraflarca yatırılmamasına bağlı olarak bu hususta herhangi bir inceleme yapılamamıştır.Davacı küçüğün maluliyetinin tespiti amacıyla ---- Hastanesine Adli Tıp ----- müzekkere yazılmış, maluliyet raporu dosyaya sunulmuştur.Dosya, sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş; 04.08.2024 tarihli rapora göre, dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi ve ibraz edilen deliller ışığında, davacı küçüğün kalıcı iş göremezlik zararının 12.401.747,91 TL, ömür boyu bakıcı giderinin 14.627.520,00 TL olduğu, Mahkemece davalının sorumlu olacağının kabulü halinde poliçe limiti olan 800.000,00 TL ile sınırlı olacağı rapor edilmiştir.Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin █████/2024 tarih, ---- esas ----- karar sayılı ilamında: "...İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda doktorun açıkça kusurlu bulunmadığı yönünde rapor düzenlenmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükünün ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, sigortanın teminat limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre maddi tazminat talebi yönünden davanın ıslah edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ----- için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ---- için 10.000,00 TL ve baba ----- için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.---. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemece verilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZ İNCELEMESİ1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 12 ve 17 nci maddeleri.3. Değerlendirme1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.2.Davacı çocuk---- yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ---- yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir." belirtilmiştir.Yukarıda anılan içtihat uyarınca, davacı küçük ...'nin maddi ve manevi tazminat davası yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesi, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmesinin ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, şayet hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı, çocuğun ölümcül şekilde rahimden tahliye edileceği, bu durumda sağ olarak dünyaya gelmesi ile, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunduğu şeklinde düşünülerek ve buna bağlı dava açılarak geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmadığı, talebin sonuç olarak davacı küçüğün kişilik haklarını özellikle de yaşam hakkını ihlal ettiği kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu anlaşıldığından davacı küçük ...'nin maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı küçük dışında diğer davacılar ... ve ...'nin de manevi tazminat talebi mevcuttur.Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(-----)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(----)Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya █████/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(----).Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, aydınlatılmış onam yönünden rapor alınması amacıyla ara kararlar oluşturulduğu, takdir edilen bilirkişi ücretlerinin taraflarca yatırılmamasına bağlı olarak bu hususta herhangi bir inceleme yapılamadığı, bu hali ile hekime atfedilecek bir kusur da tespit edilemediği, Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurlarının belirtildiği ve hukuka aykırılığın açıklandığı, sonuç olarak davacıların manevi tazminat taleplerinin şartları oluşmadığı kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu anlaşıldığından, diğer davacılar ... ve ...'nin de manevi tazminat davalarının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ...'nin maddi tazminat davasının REDDİNE,2-Davacılar ..., ... ve ...'nin manevi tazminat davalarının REDDİNE,3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.741,91 TL harç ile 991,00 TL ıslah harcının toplamı olan 2.732,91 TL harcın mahsubu ile arta kalan 2.117,51 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine,4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,6-Maddi tazminat davası yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine,7-Manevi tazminat davası yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 10/3 uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine,8-Manevi tazminat davası yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 10/3 uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine,9-Manevi tazminat davası yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 10/3 uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine,10-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,11-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi.