Anahtar kelimeler: Satımdan Sinden Aşağı Durduğunu Yazildiği Niyetli Başlatmış İfa Kötü Bakirköy

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket, davalıda olan alacağına ilişkin Bakırköy ...... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış ve borçlu takibe itiraz etmiştir. İtiraz üzerine takip durduğunu, borçlu, itirazında haksız olup itirazın kötü niyetli olduğunu davacı şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisinden kaynaklanan alacak mevcut olduğunu, davalı tarafın talep ettiği hizmet davacı şirketim tarafından yerine getirildiğini ancak bu hizmetin karşılığı olan borç ifa edilmediğini bu nedenlerle. itirazın iptaline alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; faturaya dayalı alacak nedeni ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın kaldırılmasına ilişkindir.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesinin ara kararı uyarınca davacı tarafa davalıya vermiş olduğu hizmetin tam olarak ne olduğu hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine karar verilmiş davacı tanığını bildirmiş ve tebligat çıkartılmıştır.
█████/2023 tarihli celsede ise davacı tanığı yapılan yoklamada hazır bulunmuş DAVACI TANIĞI : .... ..... beyanında; ''Taraflar arasındaki ticari ilişkiye vakıfım. Davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ile davacı şirketin yönetim kurulu başkanı benim ortak arkadaşımdır. Her ikisini de tanırım. Davalı şirketin yetkilisi dava dışı ..... aletlerinin reklamlarını yayınlatmak istediğinde davacı şirkete ulaşmış. Davacı şirketin yetkilisi de bana ulaştı. Bana davalı şirket yetkilisini tanıyıp tanımadıklarını sordular, ben de tanıdığımı söyledim. Ödemelerde problem olur mu, ilk defa iş yapacağız diye sordular. Ben kendilerine problem yaşamayacaklarını söyledim. Daha sonra reklamlar yayınlandı. Hatta davacı yönetim kurulu başkanı bana bu reklamların ekran görüntülerini attı. Davacı şirket AVM önlerindeki LED ekranların sahibidir. Davalı şirket de bu LED ekranlara reklam verdi. Akabinde davacı şirket bana ödemeyi alamadığına dair beyanda bulundu. Bir takım yazışmalar gösterdi. Bu reklamların ..... AVM, ..... AVM, ...... AVM,lerde yayınlandığına vakıfım, çünkü ben taraflara aracı olduğum için bu işin takibini yaptım. Ne kadar süreyle yayınlandığını hatırlamıyorum ancak yıl sonu itibariyle bu reklam işinin bittiğini biliyorum. Dava dışı ..... şirketinin sahibi de benim arkadaşımdır. Ona da teyiden bunu sordum. Buna ilişkin fatura kesilip kesilmediğini sordum. Faturanın kesildiğini ve ödemesinin yapıldığını beyan etti. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır, Tanıklık ücreti talebim yoktur'' şeklinde beyan etmiştir.
Mahkememizce celse arasında █████/2024 tarihli ara karar ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 267.988,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 267.988,00 TL borçlu olduğu, Ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 267.988,00 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın takip tarihinden önce “01.12.2022 tarihli, 267.988,00 TL tutarlı ödenmeyen fatura” açıklaması ile 12.553,22 TL işlemiş faiz talebinin olduğu, davacının takip talebindeki faiz cinsinin yasal faiz olduğu, fatura tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizin yasal faiz oranlarıyla 8.722,46 TL olarak hesaplandığı, nihai takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık yasal faizi talep edebileceği, Dava dilekçesi ekinde LED ekranda yayınlanmış olan davacının vermiş olduğunu beyan ettiği hizmetleri gösterir reklam panolarının sunulmuş olduğu, ..... AVM, ..... AVM, ..... AVM ve ..... AVM girişinde LED Ekrandaki reklam panolarında ..... firmasının reklamlarının yayınlandığının görüldüğü, Ancak fatura da görülen diğer iki AVM (.....) reklamlarına ait görsel delillere dosya kapsamında rastlanılamadığı, Diğer taraftan davacı tanığının ifadesinde; “reklamların ..... AVM, ..... AVM, ..... AVM’de yayınlandığını, Ne kadar süreyle yayınlandığını hatırlamadığını, ancak Dava dışı ...... şirketinin sahibini de tanıdığını, kendisine teyiden fatura kesilip kesilmediğini sorduğunu, Faturanın kesildiği ve ödemesinin yapıldığı bilgisini aldığını” beyan ettiğinin görüldüğünü, Davacının davalıya kesmiş olduğu 01.12.2022 tarih ve ...... numaralı faturanın açıklama bölümünde; ““..... AVM LED Ekran Reklam Yayın Bedeli-Jumbo + ...... AVM LED Ekran Reklam Yayın Bedeli-..... AVM LED Ekran Reklam Yayın Bedeli-Jumbo” yazdığının görüldüğü, Bunlara ek olarak İcra Dosyasındaki Borca İtiraz Dilekçesinde de Davaya Cevap Dilekçesinde de davalı tarafın davacıdan hizmet almadığına, tarafların arasında ticari iş ilişkisi olmadığına yönelik bir beyanına rastlanılamadığı,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanı, bilirkişi raporu kapsamında;
Dava; davacı tarafından davalı aleyhine fatura alacağına istinaden başlatılan taraflar arasındaki icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebi hakkındadır.
Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında ticari nitelikte iş yapıldığını ancak işin bedelinin davalı tarafından ödenmediğini beyan etmiştir.
Davalı ise süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerinin ise kapanış kayıtlarının ve envanter defterinin sunulmamış olması sebebiyle sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından davalı aleyhine kesilen takibe konu faturanın e-fatura niteliğinde olduğu ve davalıya sistem üzerinden gönderilerek tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Vergi Dairesi'nden taraflara ait BA BS formları delil olarak celp edilmiş olup, işbu davaya konu icra takibine dayanak faturanın hem davacı hem davalı tarafından vergi dairesine BA BS formları ile bildirildiği tespit edilmiştir.
Davalı tarafından sunulan ticari defter ve belgeler bilirkişi tarafından incelendiğinde işbu davaya konu icra takibine dayanak faturanın davalı tarafından ticari defterine işlendiği, ilgili fatura yönünden davalının kendi kayıtlarında davacıya borçlu olarak göründüğü anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davalının ticari defterlerinin usulüne uygun kapanış tasdiklerinin olmaması ve envanter defterinin sunulmamış olması sebebiyle davalı lehine delil teşkil etmeyeceği anlaşılmış ise de davalı tarafından kendi ticari defterine davacı lehine işlenen kayıtların davacı lehine delil olarak değerlendirileceği sabittir.
Yine davalı tarafından ilgili takibe dayanak faturanın vergi dairesine BA formu ile bildirildiği de sabit olup, bu yönden de ilgili kayıtlar davalı aleyhinedir.
Takibe dayanak faturanın davalı tarafından kendi ticari defter ve kayıtlarına işlenerek BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacı tarafından düzenlenen e-faturanın sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği ve davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraza uğramayarak ve davalı tarafından iade edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda dosyadaki tespit ve deliller değerlendirildiğinde; davalının davacının kestiği takibe dayanak faturayı kendi defter ve kayıtlarına işlediği, BA formu ile vergi dairesine bildirdiği ve sistem üzerinden tebliğ edilen e-faturaya yasal süresi içerisinde itiraz ve iade etmeyerek faturanın içeriğinin kesinleştiği ve faturaya konu işin yapıldığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, aksinin veya borcun ödendiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu işi yaptığını da ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu yapıldığı dolayısıyla alacağın varlığı alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ..... 'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay dosya kapsamındaki deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen takibe dayanak faturanın davalı tarafından ticari defter kayıtlarına işlendiği ve vergi dairesine BA formu ile bildirildiği, yine davacı tarafından e-fatura olarak kesilen faturanın davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesi gereğince faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade edilmediği bu suretle davacının alacağını ispatladığı, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davalı tarafından hiçbir aşamada faturaya konu işin yapılmadığı, eksik yapıldığı yönünde bir iddianın öne sürülmediği gibi faturaya konu meblağın ödendiğine dair bir delilin de sunulmadığı davalının üzerine düşen borçlu olmadığı hususunu ispat edemediği anlaşılmakla icra takip dosyasındaki 267.988,00-TL asıl alacak ve yasal faiz oranı yönünden talepte bulunulduğu gözetilerek işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Alacağın likit olduğu ve tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 53.597,6‬0-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işlemiş faiz alacağı talep edilmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince davacı tarafından davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı ve bu yönde herhangi bir belge sunulmadığı bu suretle işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
Buna göre; işbu davaya konu icra takibinde takibe konu 267.988,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 53.597,6‬0-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 18.306,26-TL harçtan peşin alınan 4.611,04-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 13.695,22-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.980,39-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 4.611,04- TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.790,94-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 10.015,25-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 9.567,10-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 42.878,08-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 12.553,20-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Katip ......
¸e-imza
Hakim .....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!