Anahtar kelimeler: Esaskarar Sevk Kazası Ankara Mali İdaresindeki Karara Trafik Yazilma Yoluna

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: ███████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 06.10.2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
DAVANIN KONUSU
: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ
: 07.02.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 11.02.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 14.12.2019 tarihinde, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ...'ün sevk ve idaresindeki, davalı ...'nın işleteni olduğu ... plakalı ... plaka sayılı yarı römork takılı aracın, davacının babası ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araçla çarpışması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda araç sürücüsü ...'ün %100 kusurlu olduğunu belirterek maddi zararlara karşılık olmak üzere 5.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin kaldırma kararına uyulduğu, işleten ve sürücü hakkındaki davanın tefrikine karar verildiği, yargılamaya davalı sigorta şirketi yönünden devam edildiği, 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklendiği, anılan maddeye göre, bu Kanunun 4. maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak hükme bağlandığı, eldeki davanın ticari nitelikteki tazminat davası olduğu, 01.01.2019 tarihinden sonra 29.03.2021 tarihinde ikame edildiği, dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulması, sonuca etkili olmadığı belirtilerek davacının davalı ... Sigorta AŞ hakkındaki davasının 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununun 18/A-2 maddesi göndermesi dolayısıyla HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın 26.03.2021 tarihinde davacının uğradığı maddi zarar sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını, davada ön inceleme duruşması dahi yapılmadan görevsizlik kararı verilmesi üzerine görevli mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunulduğunu, görevli olan Asliye Ticaret Mahkemesince incelenmeden ve dava taraflara tebliğ edilmeden davacı tarafından 30.06.2021 tarihinde ticari uyuşmazlıklar bakımından zorunlu arabulucuya başvurulduğu ve sürecin anlaşamama şeklinde neticelendiğini, davaya ilişkin dava dilekçesi ve ekleri taraflara tebliğ edilmeden önce arabuluculuk süreci tamamlanıp anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, kanunun sadece şeklen yorumlanması ve görevsiz mahkemede (arabuluculuğun dava şartı olmadığı mahkemede) davanın açıldığı tarihin esas alınması, buna bağlı olarak davanın anlaşamama tutanağına rağmen reddinin doğru olmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile dava reddedilecekse, evvela mahkemenin istinaf kararı gereği duruşma açmaksızın sigorta şirketi ve diğer davalılara birlikte açılan davaları ayırması, sigorta şirketi bakımından ise dosya üzerinden davanın reddine karar vermesi gerektiğini, ancak mahkemenin duruşmada karar verip davalı şirket lehine de vekalet ücretine hükmettiğini, istinaf kanun yoluna götürülen ████████E. ████████ K. Sayılı kararında vekalet ücretine hükmedilmediğini, sigorta şirketinin de bu kararı kanun yoluna götürmediğini, söz konusu kararın kaldırılan kısmının da davalı araç sahibi ve sürücü hakkında olup sigorta şirketi bakımından daha önceki karara göre hüküm verildiğini, mahkeme tarafından resen inceleme ile verilebilecek bir karar için taraflar için duruşma açılması sureti ile vekalet ücreti gideri oluşturulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 14.12.2019 tarihinde davalı ...'ın işleteni, davalı ...'ün idaresindeki, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████E., ████████ K. Sayılı kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya asliye ticaret mahkemesine gönderilmiş, mahkemenin ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davanın arabuluculuğa tabi olduğu, dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş , karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile davalı sigorta şirketi ve davalı ... ve ... hakkındaki talepler yönünden dava şartları ayrı ayrı değerlendirilerek, davalı ... ve ... yönünden davacının arabuluculuğa müracaat zorunlululuğu bulunmadığının nazara alınması, davalı ... ve ... hakkındaki davanın tefrik edilerek, davalı sigorta şirketi hakkındaki zorunlu arabuluculuk talepleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararından sonra mahkemece 06.10.2022 tarihli celsede davalı işleten ve sürücü yönünden davanın tefriki ile ayrı esasa kaydına, davalı sigorta şirketi yönünden eldeki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Somut olayda davacı vekili tarafından 29.03.2021 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde dava açıldığı, asliye hukuk mahkemesi tarafından 31.03.2021 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 03.05.2021 tarihinde kesinleştiği, 01.06.2021 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği, davacı vekili tarafından 28.6.2021 tarihli dilekçe ile sigorta şirketi ile yürütülen uzlaşma ve arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını belirterek arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmesi için süre talep ettiği, 30.06.2021 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı, mahkemenin 28.07.2021 tarihli tensip tutanağı ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, arabuluculuk sürecinin 06.08.2021 tarihinde sonuçlandığı, Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece davalı işleten ve sürücü yönünden tefrik kararı verilerek davalı sigorta şirketi yönünden davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Bu itibarla, görevli mahkeme olan ticaret mahkemesine dosya gönderilmeden ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden önce arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından, mahkemece davanın esasına girilerek delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken (emsal Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ E., ██████████ K. Sayılı ilamı), dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!