Anahtar kelimeler: Davaalacak Özetidavacı Fındık Mamullerinin Mamüllerini Satımdan Almanyada İlişkiden Satışını Uymadığından

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████ EsasKARAR NO
:███████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararTARİH
:█████/2022DAVA
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
:█████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Almanya’da yerleşik olan ... şirketi ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı davalı şirketin dava dışı şirkete fındık ve mamullerinin satışını yaptığını, Ancak davalı şirket dava dışı ... şirketi ile yaptığı satış anlaşmasına uymadığından, yine dava dışı olan ve davalı şirket ile aynı işi yapan ....Şti şirketinden aynı fındık mamüllerini almak zorunda kaldığını, ...Şti şirketinden alması sebebiyle 250.000.- Euro zarara uğradığını, ... şirketi uğradığı bu zarar sebebiyle iflas ettiğini, müvekkilinin alacağı dava dışı ... şirketinden temlik aldığını, davalı şirketin müflis ... şirketine sözleşmeden kaynaklanan taahhütlerini yerine getirmemesi sebebiyle ... şirketinin uğradığı zararlar takriben 248.750- Euro olduğunu, şimdilik ve fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla; 20.000.- Euro’nun dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, iş bu dava ile talep edilen alacağın davalıdan tahsili için Almanya’da açılan davanın reddine karar verildiğini, müflis ..., davalı şirket ve dava dışı ... isimli bir şahıs tarafından Almanya’da %50-%50 ortaklık payıyla kurulmuş bir ticari şirket olduğunu, ...’in ... şirketin yetkili sıfatıyla içini kasten boşalttığını, davalı şirketin mezkur eylemlerden haberdar olduktan sonra, o sırada kendisine 1.900.000-Euro ödenmemiş borcu bulunan ... ‘ye fındık üretimini kestiğini, alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın kabul anlamına gelmemek üzere 450.00-Euro alacak olsa dahi firmalarının 1.900.0000 Euro alacağının bulunduğunu, davacıya temlik verene bu nedenle hiç borçlarının bulunmadığını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"Dava, davacı tarafa Temlik eden şirket ile davalı şirketin yaptığı ticari ilişkiden kaynaklanan zarar tazminatının ödenmemesi ilişkin alacak davası olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin Almanya’da aynı mahiyette açılmış davanın reddine karar verildiğini bildirerek Köln Asliye Hukuk mahkemesinin 22 O ██████ nolu kararın tasdikli suretini sunduğu görüldü.Karadeniz İhracatçılar Birliğine yazılan müzekkereye cevap verildiği, fiyat tablosunun gönderildiği görüldü... Şti ye yazılan müzekkerelere cevap var. Sekreterliğimizde ihracat fiyatları bulunmakta olup iç piyasaya ilişkin fiyatlar bulunmamaktadır şeklinde,Davacı vekilinin Almanya’da ... şirketine ait iflas dosyası ve suretini sunması için Köln eyalet Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap yok. Davacı vekilinin elden aldığı müzekkere cevabını kesin mehile rağmen sunmadığı böylece davacının davacılık sıfatının bulunduğunun kanıtlanamadığı görüldü. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir.Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94’ücü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde: Mahkemece 09.03.2021 tarihli celsede davacıya verilen Almanya’da ... şirketine ait iflas dosyası ve suretini sunması için Köln eyalet Mahkemesine yazılan müzekkerenin elden takip yetkisi verilmesine rağmen sunulmadığı görülmektedir. Akabinde 01.02.2022 tarihli oturumda davacı vekiline ilgili müzekkere cevabını sunması için verilen kesin mehile rağmen, davacıya kesin mehilin sonuçlarının da hatırlatılmış olması nedeniyle ara kararının yerine getirilmediği görülmektedir. 11.06.2018 tarihinde açılmış olan davada halen davacılık sıfatının kanıtlanamadığı görülmektedir. Tüm bu nedenlerle kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile,''Kanıtlanamayan davanın reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme, istinabe yoluyla getirtilmesi gereken deliller için taraflarına kesin süre verdiğini, sonra da kesin süreye riayet edilmediği gerekçesiyle davayı reddetmiş olup bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davanın, müvekkilin temlik almak suretiyle edindiği alacağı için davalı şirketten talebi olduğunu; delilleri arasında alacak temliğinin kaynağı olan; iflas kararına ilişkin Köln Eyalet Mahkemesi’nin ███████ SM16 MI nolu dosyası ... iflas bürosu tarafından yürütülen ve sonuçlandırılan iflas dosyası da olduğunu, Dava dilekçelerinde bu delillerin celbi gerektiğini hem metin kısmında hem de delilleri kısmında yerel mahkemeye belirtip, mahkemeden delillerin celbini defaten talep etmelerine rağmen defalarca bu delillerin ibrazı için taraflarına mükellefiyet yüklediğini, Bunun üzerine 14.09.2021 tarihli celsede; Almanya’daki bu makamlarla görüşüldüğünü, elden müzekkere alma gibi bir usulleri olmadığını öğrendiklerini, bu sebeple delillerin bakanlık aracılığıyla celbinin gerektiğini ancak mahkemenin ısrarcı olması halinde müvekkilin Almanya’ya gideceğini elden müzekkere verilmesi halinde dosya suretlerini almaya çalışacağını belirttiklerini,Mahkeme bu istinabe yoluyla celp taleplerine rağmen müzekkerenin elden alınması ve tarafımızda getirilmesi yolunu seçtiğini,Müvekkili iyi niyetli olarak delile kendi imkanları ile ulaşmaya çalıştığını ve Almanya’ya giderek müzekkerelere cevap almak istemiş olsa da; ancak her iki kurum da bu şekilde elden yazı alma usulü olmadığını, talebin Türkiye Adalet Bakanlığı tarafından Almanya Adalet Bakanlığı’na gönderilmesini, Almanya Adalet Bakanlığı’nın kendilerine yazı göndereceğini ve cevabında aynı usulle talep edilen bilgi ve belgelerin geri gönderilebileceğini ilettiklerini,Tarafımızca 19.04.2022 tarihli celsede de durum sayın mahkemeye defaten anlatılarak , istinabe yolu ile toplanılmasını talep ettiğimiz delillerin ve iflas dosyasının istinabe yoluyla celbi talebinin yinlendiğini, ancak sayın mahkeme verilen kesin sürede delili getiremedikleri gerekçesiyle huzurdaki davanın reddine karar verildiğini,ADALET BAKANLIĞI ULUSLARASI HUKUK VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 16.11.2011 tarihli 63/2 nolu genelgesinde ve EK: 5 nolu EK’te uluslararası istinabenin ve özelde Almanya ile yapılacak istinabenin nasıl yapılacağının belirtildiğini,Genelgede istinabenin ne şekilde yapılacağı belirtildikten sonra 16/bMaddesinde “ mahkemelerimizin doğrudan doğruya yabancı devlet makamından istinabe talebinde bulunma yetkileri yoktur” denildiğini,Bu sebepler ki, elden alınan müzekkerenin Almanya makamları tarafından davacıdan teslim dahi almadığını, durumun sayın mahkemeye izah edilmesine ve istinabe yoluyla delilinin celbi talep edilmesi huzurdaki davada en başından beri istenmesine rağmen davanın reddi yönünde verilen kararın hatalı olduğunu Sayın mahkemece mevcut delillerle dahi tahkikat yapılmadığını, dosyada mervcut diğer delillerin yok sayıldığını,Yukarıda anlatmaya çalıştıkları gibi delilimizin celp edilmemesinin usule uygun olmadığının aşikar olduğun, delillerinin eksik celbedilmesine rağmen dosyada mevcut delillerle bilirkişi incelemesi yapılmasının mümkün olduğunu, dosyadaki diğer delillerin de yok sayıldığını,Celbi yapılmayan deliller haricindeki delillerin dosyada mevcut olduğunu, dosyada iflas idaresi ile yapılan temlik sözleşmesi, davacının iflas idaresinden alacağı temlik alan kişi ile yaptığı temlik sözleşmesi, iflas dosyasından elde edilen bir kısım evrak fotokopisi, dava dışı ....Şti şirketinden gelen faturalar, ... şirketi ile davalı arasında yapılan sözleşme yazışmalar, İhracatçılar Birliğinden gelen müzekkere cevabı, davalı tarafından sunulan Köln Eyalet Mahkemesi kararının mevcut olduğunu, Mahkemece delillerini celp etmeyip davayı kesin süre sebebiyle reddettiğinde dosyada mevcut bütün delilleri de görmezden geldiğini, Mevcut delillerle inceleme yapmayı dahi istemediğini; bir an için mahkemenin bir delillerinin ibrazı için verdiği kesin sürenin haklı olduğunu düşünülse dahi – ki haksız bir karar olduğunu- bir delili ibraz etmemelerinin diğer delilleri yok hükmüne sokmayacağını; davada en kötü ihtimalle bu deliller üzerinden tahkikat yürütülmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini,Verilen davanın reddi kararının haksız olduğu, bu dava için verilen emekleri yok saydığı kanaatinde olduklarını; tüm bu sebeplerle yerel mahkeme kararının istinaf talepleri doğrultusunda bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde bozularak ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına ve delillerimizin istinabe yoluyla celbine karar verilmesini, uygun görülmediği takdirde dosyadaki mevcut delillerle tahkikat yapılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri yönünden tehiri icra kararı verilmesini, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının temlik aldığı dava dışı ... şirketi ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişki kapsamında uğradığı iddia edilen temlik sözleşmesine konu zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava dışı ... şirketinin davalı şirketten fındık ve mamulleri ürünlerini satın aldığını, ancak davalı şirketin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemesi ve sözleşmeyi ihlal etmesi sebebiyle dava dışı şirketin söz konusu ürünleri başka bir şirketten daha fazla bedelle satın aldığını ve zarara uğradığını, ayrıca davalının sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle dava dışı şirketin zarara uğradığını ve Almanya'da iflasına karar verildiğini, iflas dairesi tarafından söz konusu tazminat alacağının dava dışı ... şirketine temlik edildiğini, bu şirket tarafından da davacıya temlik edildiğini ve davacının temlik alınan zararı talep hakkının doğduğunu ve alacağın hüküm altına alınmasını talep etmiş, davalı vekili, davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, dava dışı şirketin iflasını yöneten iflas idaresi tarafından davalı şirkete Almanya'da dava açıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, asıl mağdurun davalı şirket olduğunu, dava dışı şirketten halen alacaklarının bulunduğunu ve takas ve mahsup taleplerinin bulunduğunu, davacı tarafından sözleşmeye ilişkin damga vergisinin ödendiğine ilişkin makbuz sunulmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davacının dava dilekçesinde delil olarak dayandığı ... şirketine ait iflas dosyası ve suretinin verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 121/1 maddesine göre dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Söz konusu madde aynı Kanun'un 129/2 maddesi uyarınca cevap dilekçesi hakkında da uygulanır. Yine ön inceleme duruşmasına davet başlıklı 7251 Sayılı Kanun ile değişik HMK'nın 139/1-ç maddesine göre ön inceleme davetiyesinin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği, HMK'nın 195 maddesine göre tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen delillerin getirtilmesi için, mahkemece ilgili resmî makam ve mercilerle üçüncü kişilere bu husus bildirilir. Mahkemeye getirtilmesi mümkün olmayan deliller, bulunduğu yerde incelenebilir veya dinlenebilir hükümleri düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlığa konu dava █████/2018 tarihinde açılmış olup, açıldığı tarihte yazılı yargılama usulüne tabidir. Davacı vekili dava dilekçesinde delil olarak on iki madde halinde "1)Köln Eyalet Mahkemesi ███████ SM16 MI nolu dosyasının celbi, 2) ... İflas Bürosu’ndan ... şirketinin iflas dosyasının celbi (...), 3) Karadeniz Fındık Mamülleri Birliği’nden 2013 ve 2014 yıllarına ait fındık ve mamülleri fiyatlarının (sözleşmede sipariş edilen ürünlerin) celbedilmesi, 4) Dava dışı ...Şti’ne müzekkere yazılarak dava dışı ... şirketine 2014 yılında satışı yapılan mallara ait fatura suretlerinin istenmesine (EK’te iflas dosyasından elde edilen fotokopileri mevcuttur) 5) Dava dışı... şirketinin iflas bürosu ile yaptığı temlik anlaşması ve ödeme dekontunun ... İflas Bürosu’ndan ve davalı ... şirketinden celbi 6) Müvekkil ile dava dışı ... şirketi arasında yapılmış temlik anlaşması ve ödeme dekontu 7)Davalı şirket ile dava dışı müflis ... şirketi arasında yapılmış ve ancak davalı şirketçe teslimi yapılmayan sözleşmelerin dava dışı ... şirketinden ve ... İflas Bürosu’ndan celbi, 8)Dava dışı müflis ... ile kendi müşterileri arasında yaptığı satış sözleşmeleri ve diğer ticari belgeler 9) Dava dışı müflis ... ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkileri tevsik eden ... şirketine ait ticari kayıtların Müller/Müller ... İflas Bürosu’ndan ve Köln Eyalet Mahkemesi’nden celbi, 10)Tanık beyanları (... şirketi ortağı ve yöneticisi ...’in tanık olarak dinlenmesi) 11)Bilirkişi incelemesi, 12)Gerektiğinde isticvap, yemin ve davalı delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla her türlü delil" olarak dayanmış, söz konusu deliller arasında kendisinde bulunan delilleri dilekçesine eklemiş, ancak başka yerlerden celbini talep ettiği belgeleri de açıkça belirterek celbini talep etmiş ve aynı şekilde delil listesi sunmuş, delil listesinde söz konusu belgeler için elden takip yetkisi de talep etmiştir. Mahkemece █████/2018 tarihli tensip zaptında HMK'nın 121 ve 129/2 maddesi uyarınca taraflara süre verilmiş, tensip zaptının 9, 10 ve 13 maddeleri ile Köln Eyalet Mahkemesi ███████ SM16 MI numaralı dosyasının, ... İflas Bürosundan ... şirketinin iflas dosyasının, dava dışı ... şirketinin iflas bürosu ile yaptığı temlik anlaşması ve ödeme dekontunun ... İflas Bürosu'ndan ve davalı ... şirketinden celbine karar verilmiş, ancak söz konusu ara karardan gerekçe gösterilmeksizin █████/2019 uyap onay tarihli ara karar ile dönülmüş ve davacı vekiline sunması için süre verilmiştir. Sonrasında yargılama aşamasında duruşmalarda davacı vekiline söz konusu belgelerin aslı ve Türkçe tercümesinin sunulması için süre ve elden takip yetkisi verilmiş, ancak davacı vekili tarafından temin edilememesi üzerine davacı vekili tarafından defalarca istinabe yoluyla celbi talep edilmesine rağmen Mahkemece söz konusu belgeler istinabe aracılığı ile celbedilmeden ve tarafların diğer delilleri toplanmadan ve değerlendirilmeden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı tarafından delil olarak dayanılan ve yukarıdaki yasal mevzuat çerçevesinde Mahkemece istinabe ile temin edilmesi gereken söz konusu belgelerin Mahkemece dahi doğrudan talep edilememesine rağmen iç hukuk uygulamasına göre elden takip yetkisi verilmek suretiyle yabancı ülke makamlarından teminini beklemek ve bu doğrultuda davacıya kesin süre vermek suretiyle davacıdan istemesi ve kesin süre içerisinde istenen belgelerin davacı tarafından tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Sonuç olarak; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/6 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi, tarafların tüm delillerinin toplanıp, delillerin tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre tüm iddia ve savunmalar hakkında karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.