Anahtar kelimeler: Kıtada Aktör Payıyla Lider Luk Ofis Pazar Tütün Ülke Birçok

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.ANKARA1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ...1-...VEKİLİ
: Av. ......DAVALI
: 1- ...-...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: 2- ......VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVA
: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2023KARAR YAZIMTARİHİ
:█████/2024Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının tütün ürünleri alanında faaliyet gösteren lider bir firma olduğunu, başkaca markalarla birlikte “...” ibareli markaların da sahibi olduğunu, Türkiye de dâhil birçok ülke ve kıtada ofis ve fabrikalarının olduğunu, 2021 yılında %27,9’luk Pazar payıyla ikinci en büyük aktör olduğunu, davacının sahibi olduğu “...” markasının ... Tanınmış Marka Sicili’nde ... sayı ile kayıtlı olduğunu, Türkiye’de davacı adına ilki 1927 senesinde tescil edilmiş 63 adet “...” markası olduğunu, ... ve ... nezdinde ilk tescilin 27.10.1966 tarihinde gerçekleştirildiğini, “...” markasını dünyaca tanınmış olduğunu, davalının ... sayılı başvurusuna karşı yapılan itirazların reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, markaların yüksek düzeyde benzerliğine değinilmediği, sınıf farklılığı dışında başkaca bir açıklamaya yer verilmediği, iptali talep edilen ... kararının benzer uyuşmazlıklarda verilen kararlarla çelişkili olduğunu, başvuruya konu işarette yer alan unsurların davacı adına tescilli markalarla yüksek düzeyde benzer olduğunu, “...” ibaresinin kapsamda yer alan mallar ve hizmetlerde ayırt ediciliğinin bulunmadığını, başvuruda yer alan “...” ibaresi ile deve görselinin davacı markaları ile aynı olduğunu, tüketicilerin davalı başvurusuna konu markayı gördüklerinde davacı ile ilişkilendireceğini, “...” ibaresi ve deve görselinin tanınmışlıktan kaynaklı yüksek ayırt ediciliğinin bulunduğunu, mal ve hizmet benzerliği bakımından tanınmış markaların istisna oluşturacak şekilde farklı mallar ve hizmetlerde de korunması gerektiğini, sektör bakımından tarafların müşterilerin ürünleri birbiri ile karıştırması mümkün olmasa da tarafların lisans gibi bir ticari ilişki içerisinde olabileceği konusunda yanılgıya düşebileceğini bu nedenle SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılan itirazın reddi kararının yerinde olmadığını, “...” markalarının SMK m.6/4 ve m.6/5 hükümleri bağlamında tanınmış olduğunu, SMK m.6/5 hükmü bağlamında mal ve hizmet sınıflarının farklılığının hükmün uygulanmasına etkisinin bulunmadığını, bu nedenle anılan hükme göre, sınıfların farklı olduğu gerekçesiyle itirazın reddinin hukuka aykırı olduğunu, davalı adına yapılan başvurunun tescil edilmesi hâlinde, tüketicilerin aklına gelen tek işletme olan davacının bu vasfını yitireceğini, böylece markanın sulandırılacağını, SMK m.6/5 hükmü bağlamında yapılan itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, verilen itirazın reddi kararının ... tarafından verilen önceki kararlarla açıkça çelişkili olduğunu, tanınmış bir markanın, sahibi dışında başkası tarafından tescil başvurusuna konu edilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, doğrudan davacının markasının kopyalandığını, başvuruya konu işaretin davacı markalarından bağımsız olarak tesadüfen seçilmiş olmasının mümkün olmadığını, SMK m.6/9 hükmü bağlamında yapılan itirazın reddi kararının da hukuka aykırı olduğunu, davalının “...” ibaresinin kendi sektöründe dayanıklılık ve konfor unsurlarıyla ilişkili olduğunu ifade etmesi ile bu ibare üzerinde tekel hakkı elde etme girişiminin çelişkili olduğunu ifade ederek, ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalının 50 yılı aşkın süredir deri sandalet üretiminde uluslararası endüstri lideri olduğunu, alanında tanınmış bir marka olduğunu, pek çok ülkede ürünlerinin satıldığını, “... ...” ibaresinin Türkiye de dâhil 50’den fazla ülkede marka korumasından yararlandığını, davalını sandalet üretimi ve satışı faaliyeti yürüttüğünü, başvuru kapsamında da bu mallar ve hizmetlerin bulunduğunu, davalının pazarlama faaliyeti yürüttüğü ... alan adının on yıldan uzun süredir davalı adına tahsisli olduğunu, SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılacak bütüncül değerlendirmede markaların farklı olduğunu, farklı alanlarda faaliyet gösterildiğini, ürünlerin aynı kanaldan satışa sunulma ihtimali olmadığını, markaların kapsamlarında yer alan malların ve hizmetlerin farklı olduğunu, üçüncü kişiler adına “...” ibaresini içerir başkaca marka tescilleri olduğunu, bunların bir kısmının davacının itirazına rağmen tescil edildiğini, farklı sektörlerde tanınmış iki markanın karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ... kararının yerinde olduğunu, davacı markalarının tanınmışlığının 34. sınıftaki emtialarla sınırlı olduğunu, başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin ise bütünüyle farklı olduğunu, SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmünün uygulanması için gerekli diğer şartların da gerçekleşmemesi nedeniyle anılan hükümler kapsamında başvurunun reddi koşullarını oluşmadığını, ... kararının yerinde olduğunu, davalının çöl ikliminde faaliyet göstermesi, devenin çok sıcak havalara dayanıklı olması nedeniyle “... ...” ibaresinin kullanıldığını, bu ibarenin kullanılmasının kötü niyetli olmadığını, SMK m.6/9 hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.YARGILAMA
:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın reddi neticesinde verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır....'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı ... ... şirketi adına 06.02.2019 tarihinde tescil başvurusu yapılan, kapsamında 18. sınıftaki “Derilerden, deri taklitleri; hayvan derileri ve postları, çantalar, cüzdanlar” emtiaları, 25. sınıftaki “Kıyafetler ve ayak giysileri” emtiaları ile 35. sınıftaki “Giyim, ayakkabı ve deri ürünlerinin perakendeciliği ve pazarlanması” hizmetleri bulunan, ... sayılı, “... ...” ... ve ibareli marka tescil başvurusunun yayımına, davacı tarafından SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yapılan itiraz ... (...) tarafından reddedilmiş, ret kararına karşı ... nezdinde yapılan itiraz ise ...’nin 02.07.2021 tarihli ve ... sayılı kararı ile; “... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yerleşik içtihada göre, halkın malların veya hizmetlerin aynı işletmeden veya ticari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riski karıştırılma ihtimalini ortaya çıkartır. Karıştırılma ihtimali, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, markaların ve malların veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirme yapılırken, ihtilafın konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği, işaretlerin bütün olarak oluşturdukları izlenim esasında incelenmelidir, ancak bu yapılırken işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları özellikle dikkate alınmalıdır. Karıştırılma ihtimaline ilişkin genel değerlendirmede, malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin markalara ilişkin algısı belirleyici etkiye sahiptir. Bu bağlamda, ortalama tüketiciler markayı genellikle bütün olarak algılar ve markanın çeşitli detaylarına ilişkin kapsamlı bir analize girişmez. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirmede, ilgili malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul derecede bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğu varsayılır. Bununla birlikte, ortalama tüketicilerin farklı markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, bunun yerine markaların zihninde kalan tam olmayan imajını (hatırasını) esas aldığı faktörü dikkate alınmalıdır. Buna ilaveten, ortalama tüketicilerin dikkat seviyesinin, ihtilafa konu malların veya hizmetlerin niteliğine göre değiştiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Önceki tarihli markanın ayırt edici gücü arttıkça, karıştırılmanın ortaya çıkması ihtimali de artar. Bu nedenle, ayırt edici gücü, tabiatı gereği veya piyasada sahip olduğu bilinirlik (ün) nedeniyle, daha yüksek olan markalar, ayırt edici gücü düşük olan markalara kıyasla daha geniş korumadan yararlanırlar. Bu nedenle, karıştırılma ihtimalinin varlığı araştırılırken önceki markanın ayırt edici gücü ve özellikle sahip olduğu bilinirlik (ün) dikkate alınmalıdır. Buna paralel olarak, önceki tarihli markanın bir bütün olarak ayırt edici niteliği ne kadar düşükse karıştırılma ihtimali de o oranda azalacaktır. Markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Örtüşmeyen bileşenlerin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınacaktır. Sadece düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun örtüşmesi, markaların ihtiva ettiği diğer unsurlarla beraber ortaya çıkan genel izleniminin son derece benzer olması gibi istisnalar hariç olmak üzere, normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmaz. Bununla birlikte, sadece ayırt edici niteliği olmayan ve/veya tanımlayıcı unsurların örtüşmesi (markaların aynı zamanda benzer ... unsurları ve/veya diğer kelime unsurlarını içermesi, markaların genel izleniminin oldukça benzer veya aynı olması durumları hariç olmak üzere) karıştırılma ihtimaline yol açmaz. Birden fazla unsurdan oluşan bileşke markalar söz konusu olduğunda, iki marka arasındaki benzerliğin tespiti, bileşke bir markayı oluşturan öğelerden sadece birisini alarak, o öğeyi başka bir markayla karşılaştırmanın ötesinde bir incelemeyi gerektirir. Karşılaştırma, ihtilaf konusu markaların her birini bütün olarak inceleyerek yapılmalıdır, ancak bazı durumlarda, bileşke markayı oluşturan öğelerden biri, bileşke markanın kamunun ilgili kesiminde yarattığı bütüncül algıda baskın konumda bulunabilir. 6769 s. SMK'nın 6/4 maddesi "... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir." hükmünü amirdir. 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak durumundadır. Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir. ... Mahkemesi'nin █████/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. Somut olaya ilişkin inceleme yukarıda zikredilen ilkeler ışığında yapılmıştır. Takiben yapılan inceleme sonucunda, itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların kapsamlarındaki mallar ile başvuru kapsamındaki mallar benzer olmadığından başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, muterize ait "..." esas unsurlu markaların "tütün mamulleri" için belirli düzeyde bilinirlik elde etmiş olduğu kabul edilmekle birlikte, bilinirlik düzeyi, işaretler arasındaki benzerlik, "..." ibaresinin Türkçe'de deve anlamına gelen anlamlı bir kelime olması, başvuru kapsamındaki malların mahiyeti ve itiraza mesnet markanın bilinir olduğu mallarla başvuru kapsamındaki malların ilişkisi gibi unsurlar ve itiraz dilekçesinde sunulan savlar birlikte değerlendirildiğinde, md. 6/5 koşulların oluşmadığı değerlendirildiğinden söz konusu itiraz yerinde bulunmamıştır. Türkçe'de "deve" anlamına gelen "..." ibaresi ve bir deve şeklinin marka olarak seçiminin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı ve söz konusu unsurların seçiminin, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden kötü niyet gerekçeli itiraz da yerinde bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda özetle:...’nin 02.07.2021 tarihli ve ... sayılı kararının SMK m.6/1, m.6/4 hükümleri bakımından yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, ...’nin 02.07.2021 tarihli ve ... sayılı kararının SMK m.6/5 hükmü bakımından yerinde olmadığı ve iptali koşullarının oluştuğu, ...’nin 02.07.2021 tarihli ve ... sayılı kararının SMK m.6/9 hükmü bakımından yerinde olup olmadığının hukuki bir değerlendirme olması sebebiyle bu konuda değerlendirme yapılamayacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.GEREKÇE
:Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı Markası Örnek Davacı Markaları... ...(18, 25, 34. sınıf)......+ ... ............(34. sınıf)Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalının ... ...+... ibareli markasının başvuru kapsamının ''18. SINIF: Derilerden, deri taklitleri; hayvan derileri ve postları, çantalar, cüzdanlar 25. SINIF: Kıyafetler ve ayak giysileri 35. SINIF: Giyim, ayakkabı ve deri ürünlerinin perakendeciliği ve pazarlanması mal ve hizmetleri'' olduğu, davacının iddialarına mesnet markalarının kapsamında yer ala ''34. SINIF: Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler'' olduğu; buradan hareketle davacının iddialarına mesnet markalarının kapsamında yer alan 34. sınıftaki mallar ile başvuru kapsamında yer alan 18., 25. ve 35. sınıftaki mallar ve hizmetler birbirinden bütünüyle farklı olup, aynı ya da benzer olmadığı, bu durumda markaların kapsamlarında yer alan malların ve hizmetlerin aynı olması koşulu da sağlanmamıştır.Davalıya ait dava konusu başvuru incelendiğinde; dava konusu başvuru, “... ” ibaresiyle tek hörgüçlü deve görseli ve paralel eğri şeklinden oluşmaktadır. “Sandalet” anlamına gelen “...” sözcüğünün, başvurunun kapsamında yer alan mallar ve hizmetler bakımından vasıf bildirici olması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğu, markanın esas unsurunu “...” ibaresi ve tek hörgüçlü deve görselinin oluşturduğu, anlaşılmaktadır.Davacının ... sayılı (...) ve ... ibareli, ... sayılı, ... ve ... ibareli, ... sayılı, ... ve ... ibareli markaları ile başvuruya konu işaret yüksek düzeyde benzer olduğu, anlaşılmaktadır.Bu durumda belirtilen markalar yönünden markaların aynı ya da benzer olması koşulu sağlanmıştır.Genel olarak SMK 6/1 maddesi anlamında değerlendirme yapıldığında, SMK m.6/1 hükmü kapsamında, başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerle, davacının iddialara mesnet markalarının kapsamında yer alan mallar bütünüyle farklı olduğu için, ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ... kararının SMK m.6/1 hükmü bağlamında yerinde olduğu anlaşılmaktadır.SMK 6/4 maddesi anlamında değerlendirme yapıldığında, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacının “...+...” markası ve türevlerinin pazar payı, markaya yönelik reklam ve tanıtım faaliyetleri, dünya geneline ve uzun bir geçmişe yayılan markalaşma süreci, markaların korunmasına yönelik hukuki girişimler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait ''... +...'' markasının, 34. sınıftaki “Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler.” emtiaları bakımından ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış bir marka olduğu, davacıya ait markanın söz konusu sınıftaki tanınmışlığı bakımından taraflar arasında bir ihtilaf da bulunmadığı, SMK m.6/1 hükmüne ilişkin davalının marka başvurusunun, davacının tanınmış markası ile yüksek oranda benzerlik gösterdiği, ancak başvuruya konu markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetler, davacının tanınmış olduğu 34. Sınıftaki mallarla aynı ya da benzer olmadığı için SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engeli bulunmadığı anlaşılmıştır.Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacının “...+...” markası ve türevlerinin pazar payı, markaya yönelik reklam ve tanıtım faaliyetleri, Türkiye’de uzun bir geçmişe yayılan markalaşma süreci, markaların korunmasına yönelik hukuki girişimler birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait “...+...” markasının, 34. sınıftaki “Ham veya işlenmiş tütün; pipo tütünü, elde sarmak için tütün; çiğnemek için tütün; sigaralar, purolar, ince ve kısa purolar; ayrı satılan veya tütünle karıştırılarak satılan sigara içiminde kullanılan maddeler; enfiyeler; snus tütünü bu sınıfa dahil olan diğer sigara içenler için ürünler; sigara sarma kağıtları, içi boş sigara filtreleri ve kibritler.” emtiaları bakımından Türkiye’de tanınmış hâle geldiği; davacıya ait markanın söz konusu sınıftaki tanınmışlığı bakımından taraflar arasında bir ihtilaf da bulunmadığı, SMK m.6/1 hükmüne ilişkin değerlendirmeler referans alındığnda dava konusu başvuru ile davacıya ait “...+...” marka ile türevleri arasında yüksek oranda benzerlik bulunduğu, ancak SMK m.6/5 hükmü bağlamında tescil engelinden söz edilebilmesi için SMK m.6/1 hükmündeki gibi mal ve hizmet benzerliğinin varlığı bir zorunluluk olmadığı, bu durumun SMK m.6/5 hükmünde “benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın” şeklinde ifade edildiği, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arsındaki benzerlik nedeniyle, anılan marka ile karşılaşan ilgili tüketicinin, davalı ile davacı arasında marka kullanımına ilişkin, günümüzde bilhassa giyim ve ayakkabı sektöründe yaygın şekilde uygulanan “..." örneklerinde olduğu gibi bir iş birliği olduğu intibaına kapılabileceği, bu durumun ise davacıya ait tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyebileceği; davalının, marka başvurusunda çöl ikliminde faaliyet gösterdiği, devenin dayanıklı bir canlı olması nedeniyle “...” sözcüğü ve deve görselini tercih ettiği gerekçesi ise SMK m.6/5 hükmü bağlamında haklı bir nedenden ziyade bir marka politikası olduğu; açıklanan gerekçelerle SMK m.6/5 hükmü bağlamında tescil engeli bulunduğu ve ... kararının anılan hüküm yönünden yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Dosyada davalının kötü niyetli olarak başvuru yaptığına ilişkin bir delil bulunmadığı, Türkçe'de "deve" anlamına gelen "..." ibaresi ve bir deve şeklinin marka olarak seçiminin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı; söz konusu unsurların seçiminin, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden SMK 6/9 maddesine dayalı kötü niyet iddiası ispat edilememiştir.Tüm dosya kapsamına göre; tarafların markalarının sesçil, anlamsal ve görsel olarak bütün olarak bıraktığı genel izlenimin benzer olduğu, ancak davalının dava konusu marka başvurusu 18, 25, ve 35. sınıf emtiaları kapsamakta olup, davacının adına tescilli önceki tarihli markalarının kapsamında bu emtianın yer almadığı gibi bu emtia ile ilişki, yakınlık ya da benzerlik bulunmadığı, dolayısı ile somut olayda emtia benzerliği koşulunun oluşmadığı, hal böyle iken iltibasın SMK 6/1 madde metninde belirtilen koşulları kümülatif bir şekilde gerçekleşmediği, SMK'nın 6/1. maddesindeki koşullarının somut olayda oluşmadığı, ...’nin 02.07.2021 tarihli ve ... sayılı kararının SMK m.6/5 hükmü bakımından yerinde olmadığı ve SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluştuğu; dosyadaki delillerden SMK 6/9 maddesine dayalı kötüniyet iddiasının ispat edilemediği anlaşılmış, açıklanan nedenlerle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi açıklandığı üzere:1-... ' nun 02.07.2021 tarih ve ... numaralı KARARININ İPTALİNE,2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 269,85-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL’nin mahsubu ile bakiye 210,55-TL’nin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 4.245,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2023Katip ... Hakim ...(e imza) (e imza)MASRAF DÖKÜMÜİLK MASRAF
: 127,10-TLGİDER AVANSI
:4.118,00-TLTOPLAM
:4.245,10-TL