Anahtar kelimeler: Kaydolan Mersis Özdeşleşmiş Köklü Markasal İştigal Kazanmış Esaskarar Edici Ayırt

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ...
Mersis No
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2023
KARAR YAZIM
TARİHİ
:█████/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin 1988 yılında ... kaydolan iştigal alanında Türkiye’nin en köklü şirketlerinden biri olduğunu, hem işletme adı hem de markasal olarak “...” ibaresini sunduğu hizmetler ile özdeşleşmiş ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğunu, “...” markasının kamuoyu nezdinde tanınmış bir marka olduğunu, taraflarının “...” markasını yalnızca hizmet alanında değil ürettirmiş olduğu ürünler üzerinde de kullandığını, taraflarının ... ibaresi ile tanınan seri marka zincirinin sahibi olduklarını, marka tescil belgelerinin markalarının ... tarafından koruma altında olduğunu ve marka üzerindeki haklarının korunduğunu, taraflarına ait “...” ve “...” markalarının uzun yıllardan beri taraflarınca kullanıldığını, davalı şirket adına yapılan ... kod numaralı ... markasına taraflarına ait ... ibareli tanınmış seri markalarla ayırt edilemeyecek derecede benzerliği bulunması sebebiyle ... nezdinde itirazda bulunduklarını, ... 21.06.2021 T. ...kod numaralı kararı ile itirazlarının reddedilmesi üzerine işbu davayı açtıklarını, “...” markasının taraflarının markası ile açıkça iltibasa mahal verdiğini, marka ibareleri ... ve ... şeklinde olduğundan görsel anlamda benzerlik bulunmasıyla birlikte taraflarına ait diğer ... ibareli markalarla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, esas unsurlarının birebir aynı olduğunu, her iki markanın da birebir aynı olan esaslı unsuru ... ibaresi herhangi bir anlama gelmediğinden anlamsal bir benzerliğin de olduğunu, markaların başlangıç sesleri olan esaslı unsuru aynı olduğundan markalar arasında sessel benzerlik olduğunu, taraflarının ... ibareli seri markaların sahibi olduğundan aynı sınıflarda tescil edilmek istenen davalıya ait marka başvurusunun taraflarına ait seri markalara benzerliğinden devamı olarak algılanacak olduğunu, bütünsel açıdan bakıldığında markaların karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzer olduğunu, taraflarının markalarını davalının markasını tescil ettirmek istediği sınıflarda aktif ve ciddi bir şekilde kullanmakta olduğundan aynı tüketici grubuna hitap ettiğini, davaya konu markalar arasında tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, taraflarına ait ... ibareli seri markaların 1-45 arasındaki tüm sınıflarda tescilli olduğunu, davalıya ait ... markasının 03 / 05 / 21 / 35 sınıflarda tescili olduğundan markalar arasında sınıflar bakımından çakışma olduğunu, taraflarına ait seri markaların renklerini, şekil unsurlarını harmanlayarak ve taraflarına ait tanınmış seri markaların esas unsurunu kopyalayarak davalı markasının oluşturulduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, orta düzey alıcının markalar arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesinin bile iltibas için yeterli sayıldığını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, taraflarının “...” ibareli markalar üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, taraflarının markalarını uzun yıllardır nizasız ve fazılasız şekilde kullandığını, taraflarının telafisi imkansız zararlara uğrama ihtimali olduğundan ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu sebeplerle; davalı adına ... nezdinde tescil edilmiş ... kod numaralı ... ibareli markanın tüm sınıflar açısından hükümsüzlüğüne, marka tescil edilmediyle tescil işlemlerinin durdurulmasına, ... ... 21.06.2021 T. ...kod numaralı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla, davalı şirket sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Markanın ismini oluştururken ... isminden esinlenerek buldukları “...” ve ... dilinde “yeni” anlamına gelen “...” ibarelerini birleştirdiklerini, davacının dava dilekçesinde “... ibaresi herhangi bir anlama gelmediği” yönünde bir beyanda bulunmuş olduğunu ancak kendi markalarında kullandıkları “...” kelimesinin İrlanda dilindeki anlamıyla kullanıldığını ve dolayısıyla markalar arasında anlamsal bir benzerlik olmadığını, markalarının esas unsurunun “...” , “...” ibaresinin tamamlayıcı unsur olduğunu, davacının kendileri hakkında “davalı yan kötü niyetlidir” şeklinde iftirada bulunmuş olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ... 21.06.2021 T. ...kod numaralı kararının iptali ve davalı adına ... nezdinde tescil edilmiş ... kod numaralı ... ibareli markanın tüm sınıflar açısından hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı ... Şirketi adına "... ... ..." ibaresinin Uluslararası NICE Sınıflandırma Sisteminin 03. 05. 21. ve 35. sınıfında yer alan mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu █████/2020 tarihinde yapıldığı, ... kod numarası verilerek işleme alınan marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 16. maddesi uyarınca █████/2021 tarih ve 351 sayılı ... ilanına karar verildiği, davaya konu ... numaralı ve "... ... ..." ibareli başvurunun Yayınına ... A.Ş. ve ... Şirketi tarafından itirazda bulunulduğu, itirazlar üzerine ilgili daire tarafından yapılan inceleme neticesinde yapılan itirazların reddine karar verildiği, karara itiraz sahibi ... A.Ş. tarafından ...’da görüşülmesi için itiraz edildiği, ...’nın ...sayılı kararında, “... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ", "...", ". ...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 s. Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır (...). Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır (...). Karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde, markaların ortak unsurlarının ayırt edicilik düzeyi öncelikle dikkate alınır. Karıştırılma ihtimali, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirme yapılırken, ihtilafın konusu işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği, işaretlerin bütün olarak oluşturdukları izlenim esasında incelenmelidir. İşaretler arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, markayı parçalarına ayırmadan, ancak asli ve ayırt edici unsurları gözeterek, her iki markanın, ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenime göre, "tüm faktörler" bir arada gözetilerek "global değerlendirme" yapılması gereğine ilişkindir. İtiraz, yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar, başvuruya konu markanın başlangıç kısmının farklılaşması ve başvurunun bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle "..." ibaresini içeren itiraz gerekçesi markalardan uzaklaşması hususları birlikte dikkate alındığında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından iş bu itirazın da reddi gerekmiştir.” gerekçesiyle davacı tarafça yapılan itirazların reddedildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
1.Davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında benzer olmadığı,
2.Markalar benzer bulunmamakla, SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı,
3.Markalar benzer bulunmamakla, SMK’nın 6/5. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı,
4.... tarafından verilen dava konusu ...sayılı ... kararının iptal koşullarının oluşmadığı,
5.Kötü niyet iddiasının mahkemece değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
... ...
(03, 05, 21, 35.sınıf) ...
...
...
...
...
...
......
(01-(...)-24-26- (...) -45. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında tescili talep edilen sınıfların (03, 05, 21, 35. Sınıf) davacı markaları kapsamında aynı/ benzer olduğu; bu bakımından 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu davalı markası üst kısmında
“s” harfini sembolize ettiği değerlendirilen şekil unsuru ve altında büyük harflerle “...”
ve alt kısmında “...” ibaresinden oluştuğu,markanın alt kısmında yer alan
“... ...” ibaresinin ticarette yaygın kullanılan doğal anlamına gelen “...” ve
faaliyet konusunu gösterir “...” ibaresinden oluşmakla markanın esas unsurunun “söz
görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereği markadaki “...” ibaresinin baskın ve
ayırt edici unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı tarafa ait olan ve benzer emtiaları taşıyan (ya da taşımadığı tespit edilen her bir markasında) esas unsurun “...” ya da “...” kelimeleri olduğu, davacının “...” kelimesinin yanına “...” gibi ek ibareler ekleyerek bir seri marka zinciri yarattığının görülebileceği, “...” kelimesinin de bilinen bir anlamının bulunmadığı, “...” kelimesinin ise dilimize de “...” anlamıyla geçmiş yabancı kökenli bir sözcük olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede; davacı taraf markalarınından “...” markasının dava konusu markada işaretsel olarak da dava konusu marka ile hiçbir benzerlik taşımadığı ayrıntılı bir irdeleme gerektirmeksizin çok net olarak tespit edildiği ve algılanabildiği, davacı yanın “...” şeklindeki markalarının ise üç harf ve tek kelimeden oluşan, yazıldığı gibi okunan bir marka serisi olduğu görülmekle birlikte, dava konusu markanın görselinde “...” ibaresinin bağımsız bir şeklinde marka içerisinde konumlandırılmadığı, 7 harften oluştuğu görülen kelimenin son üç harfini meydana getirdiği rahatlıkla görülebildiği, markanın başında yer alan ... ibaresinin daha önceden davacı adına tescilli markaların ilk bakışta göze çarpan unsuru olan ''...'' ibaresinden yeterli ayırt ediciliği sağladığı, bu ibarenin davalı markasında müstakil olarak yer almaması karşısında görsel anlamda da davacı markaları ile hiçbir benzerlik taşımadığı gibi ortalama bir tüketicinin dava konusu markayı algılayıp telaffuz etse dahi bu telaffuzun da kelimenin yazıldığı haliyle ve mümkün olan en yalın biçimiyle “...” şeklinde olacağı dolayısıyla işaretler arasında fonetik olarak da hiçbir benzerliğin mevcut olmadığı, taraf markalarının kavramsal olarak, davalıya ait “...” ibaresinin doğrudan
bir anlamı olmadığı, taraf markalarında ortak bulunan “...” ibaresinin İrlanda dilinde “yeni”
anlamına geldiği, bununla birlikte yaygın bir bilinirliği olmadığı, bununla birlikte davacı yan
markasında bulunan bu ibarenin yanında tali nitelikte sair ekler de bulunduğu dolayısıyla bu kapsamda taraf markalarının kavramsal olarak benzer olmadıkları; karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal unsurlarının oluşturduğu bütün üzerinden bu değerlendirmenin yapılması gerekliliği olup tüketicinin, karşılaştığı markalardaki kelimeleri anlamsız unsurlarına bölerek birbirleri ile benzeştirme amacıyla tercihlerini yönlendirmediği, tam tersi, karşılaştığı kelimelerdeki ilk izlenimleri doğrultusunda bu tercihlerini somutlaştıracağı, somut olaydaki gibi birbirleri ile görsel ya da sözel herhangi bir unsuru itibariyle yakınlık dahi göstermeyen iki işaret açısından, tüketicinin yanılgı yaşama ihtimalinin de mevcut olmayacağı, kaldı ki uygulamada da kabul edildiği üzere markaların başlangıç seslerini oluşturan ibareler normal şartlarda tüketicinin daha fazla dikkat edeceği kısımda yer aldığı, tüketicinin davranışsal tecrübeleri de göstermektedir ki tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanacakları, karşılaştırılan işaretlerde, önceki markanın, sonraki marka içerisinde bağımsız varlığını ne ölçüde koruduğunun da önemi bulunduğu, tüketicinin dava konusu gibi bir marka ile karşılaştığında, bu markanın son üç harfini oluşturan sesleri çekip çıkarması ve algısını bu kısım üzerine yönlendirmesini tetikleyecek bir durumun mevcut olmadığı, bu çerçevede dava konusu marka ile davacı yanın “...” esas unsurunu taşıyan markalar arasında son üç harf diziliminden kaynaklı bir fonetik benzerlik mevcut ise de dava konusu markanın başlangıcında yer alan diğer harfler, dava konusu markanın yazım biçimi ve görsel stilizasyonu, bütünsel anlamda yarattığı algının, davacı markalarından tamamen farklı izlenimler yarattıkları, her iki kelimenin de birbirinden bağımsız iki yabancı marka algısı yarattıkları, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde, markayı unsurlarına ayırarak, zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirmeyeceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılanmayacakları, ilgili tüketicilerin her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, zira bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin ortalama tüketici olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak her ne kadar taraf markaları aynı ya da benzer mal ve hizmetleri kapsamakta iseler de karşılaştırmanın işaretlerin, ilgili tüketicide yarattıkları bütünsel algıları üzerinden yapılması gerekmekte olup işaretlerin bütünsel algılarda birbirleri ile ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğe sahip olmadıkları; taraf markaları bütünsel izlenimleri itibariyle benzer görülmediklerinden, davacı markalarının tanınmış olup olmamasının da nihai anlamda varılan kanaate bir etkisi olmayacağı, SMK 6/5 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2023
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!