Anahtar kelimeler: İşkazası İşgöremezlik Tutarak Rücuan Uğranılan Kabulüyle Gelirler Gelirlerden Bağlanan Kazası

Mahkemesi
:Asliye Hukuk (İş) MahkemesiNo
: 362-74Dava, işkazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne, ek kararla da davacının temyiz itirazının hükmün kesinlik sınırında olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bu kez, temyiz isteminin reddine ilişkin 18.05.2010 günlü işbu ek kararın davacı vekilince yasal süresi içinde temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.1-Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerden, şimdilik 1.020,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş; Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, ilk peşin değerli gelirler ve masrafların kusur karşılığına tekabül eden 78,30 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiş; kararın davacı Kurum vekili tarafından süresinde temyizi üzerine, 18.05.2010 tarihli ek karar ile, temyize konu miktarın kesinlik sınırında kalması nedeniyle davacı Kurum vekilinin temyiz itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı, 18.05.2010 tarihli temyiz itirazının reddine ilişkin ek kararı süresinde temyiz etmiştir.21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2010 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427.maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.430,00 TL olarak değiştirmiştir.Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması HUMK'nun 427. maddesi hükmü gereğidir.Somut olayda, sigortalıya bağlanan gelirin dayanağı yasa maddesi gözetildiğinde, gelirin ilk peşin değerinin kusur karşılığı istenebilecek ise de; davacı Kurum’un, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerdeki artışları da uyuşmazlık konusu yaptığı gözetildiğinde, reddine karar verilen miktar itibariyle kesinlikten söz edilmesi mümkün bulunmadığı belirgin olmakla, mahkemece 18.05.2010 tarihinde verilen “temyiz isteminin reddi” kararının BOZULMASINA;2- Davacı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazları yönünden;Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum avukatının, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2006 gün ve ███████ Esas ve ████████ sayılı kararıyla, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş; Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; dava tarihindeki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip, vekâlet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur.Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.SONUÇ
: Hüküm fıkrasının, davalı lehine vekâlet ücretini düzenleyen (3). paragrafının tamamen silinip, hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve kararın bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.