Anahtar kelimeler: Bağkuru Ayrımı Yapmaksızın Odası Sorununda Bağkur Esnaf Ziraat Beri İstinaden

Mahkemesi
:Asliye Hukuk (İş) MahkemesiNo
:361-720Dava, Ziraat odası kaydına istinaden Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davacı tarım ya da esnaf Bağ-Kur’u ayrımı yapmaksızın, 2001 den beri devam eden Ziraat odası kaydına istinaden 23.07.2001 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davanın kabulüne ilişkin ilk kararın bozulması üzerine yapılan yargılama sorununda davanın kabulü ile davacının 23.07.2001 – 07.12.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.Öncelikle belirtilmelidir ki; 2926 sayılı Tarımda Kendi adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunun’da kendi nam ve hesabına tarımda çalışanların, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunun’da kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan esnaf ve sanatkârların sigortalılıkları düzenlenmiş olup, kapsam, statü ve tabi oldukları şartlar birbirinden farklı olduğundan, değerlendirme de birbirinden bağımsız olarak yapılmak zorundadır. Tarımsal faaliyete esas olan ziraat odası kaydı esas alınarak 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığa hükmedilemez.Bu bağlamda; 2926 sayılı Kanun yönünden; Sigortalılık hak ve yükümlülüğü tescille başlar. Anılan kanunun 5’inci maddesi “2’nci madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7’nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar” hükmünü içermekte olup; davacının bu kanun kapsamında tescil başvurusu bulunmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.2926 sayılı Kanunun re’sen tescil ile ilgili 9’uncu maddesinde yer alan “Bu kanuna göre sigortalı sayılanlardan, sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri kurumca re’sen yapılır” hükmünün açıkça 2’nci maddeye göre Kanun kapsamında sayılan sigortalıların Kurumca re’sen tescil edilmeleri zorunluluğunu öngördüğü anlaşılmaktadır. Kaldı ki 5’inci maddede Tarım Bağ-Kur sigortalılığının zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı ifade edilmiştir.2926 sayılı Kanuna tabi kişilerce 36’ncı maddede sayılan kurum, şirket, işletme veya gerçek kişilere satılan ürün bedellerinden prim borcuna mahsuben %1 oranında kesinti yapılması ve bu kesintilerin anılan gerçek ve tüzel kişilerce ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar Bağ-Kur’a intikal ettirilmesi gerekir. İşte bu bağlamda sigorta primlerinin, ürün bedellerinden Bağ-Kur adına tevkif suretiyle, tahsili halinde kişinin yukarda izah edilen 5’inci maddede yer alan anlamda tescil işleminin bu tevkifat tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekir.1479 sayılı Kanun yönünden; Anılan Kanun, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına alınan “Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlara” kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, aynı yasanın 24/1-a ve 25’inci maddelerinde Bağ-Kur sigortalılığının, gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünü getirirken; 26’ncı madde ile de, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, ayrıca, bu kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda, Kurum tarafından re’sen tescil işleminin yapılacağını hükme bağlamıştır.Buna karşın, 1479 sayılı Kanunda sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemelere bakıldığında ise; gerek 1479 sayılı Kanunun ek geçici 13’üncü maddesi, gerek bilahare Anayasa mahkemesince tüm maddeleriyle iptal edilen 619 sayılı KHK ve gerekse, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile eklenen 1479 sayılı Kanun’un geçici 18’inci maddesi ile getirilen düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. 1479 sayılı Kanun’un geçici 18’inci maddesi hükmünde belirtilen şartları yerine getiren kişiler, maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Bu düzenleme ile borçlanma hakkı, 04.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur’a tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır. Yine, aynı maddede sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dâhilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır.Bu bilgiler ışığı altında; öncelikle davacının talebi açıklattırılarak uyuşmazlığa konu sigortalılık statü ve süreleri belirlenmelidir. Talebinin 1479 sayılı Kanun’a yönelik olduğunun anlaşılması halinde; 25.02.2003 tarihinde intikal eden bildirgeye göre, bakkallıktan dolayı vergi kaydına istinaden 24.02.2003 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur tescili yapılan davacının, söz konusu sigortalılığı vergi kaydıyla uyumlu şekilde 13.07.2004 tarihinde sonlandırıldığı anlaşıldığından; 02.08.2003 tarihinden önce tescili bulunan davacı yönünden 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25’inci maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına ticari faaliyetine ilişkin kayıt ve belgeler celbedilerek sonucuna göre, 1479 sayılı Kanun’a tabi süreleri belirlenmelidir. Talebinin 2926 sayılı Kanun’a yönelik olduğunun anlaşılması halinde; 01.09.2008 tarihinden itibaren anılan Kanun kapsamında sigortalılığı tescil edilen davacının, bu tarihten öncesinde ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmiş herhangi bir prim kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacının davaya konu dönemde herhangi bir Kurum, şirket, işletme veya gerçek kişiye tarımsal ürün satıp bu ürün bedelinden Bağ-Kur’a prim tevkifatı yapılıp yapılmadığı, tevkifatı yapan özel şirket ya da gerçek kişi ise tevkifatın Bağ-Kur’a intikal edip etmediği usulünce araştırılmalıdır. Herhangi bir ürün teslim edilmediği veya teslim edilen ürün bedellerinden Bağ-kur prim tevkifatı yapılmamış olduğunun anlaşılması halinde tescil tarihinden önce Tarım Bağ-Kur sigortalılığından söz edilemeyeceğinden, salt tarımsal faaliyetin süregeldiğinden bahisle geriye dönük olarak sigortalılık tescili yapılamayacağı nazara alınmalıdır.Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.