Anahtar kelimeler: Davaalacak Özetidavacı Defasında Havalelere Şubenin Defalarca Çekme Hesaptan Şubesinde Şubesinden

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████ Esas
KARAR NO
:███████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
:████████ Esas- ████████ Karar
TARİH
:█████/2022
DAVA
:Alacak
KARAR TARİHİ
:█████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka şubesinde işlem gören müvekkiline ait hesaptan usulsüz para çekme işlemi yapıldığını, şirket yönetiminin el değiştirmesi neticesinde bu usulsüzlüğün tespit edildiğini, bu usulsüzlüğün tespitinden sonra ilgili banka şubesinden hesaptan yapılan havalelere ilişkin defalarca hesap hareketleri ve hareketlere neden olarak gösterilen yazılı talimatların talep edildiğini, davalı şubenin her defasında bir gerekçe ile bu belgeleri taraflarına vermediğini, internet bankacılığı üzerinden yapılan incelemede müvekkilinin banka hesabından haberi ve bilgisi olmadan sahte imzalarla paralar çekildiğini, o dönemlerde şirkette çalışan ...'ın kendi adına sahte imzalı havale talimatları ile para çektiğini, bankanın bu usulsüz işlemlere onay verdiğini öğrenildiğini, bu işlemleri yapan ... aleyhine İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi'nde ...sayılı dosya ile dava açıldığını, müvekkilinin çeşitli bankalarda hesaplarının olduğunu, bu bankalar aleyhine yasal yollara müracaat edildiğini, bilirkişi raporu ile çekilen paraların imzalar taklit edilerek ya da sahte imzalarla çekildiğinin tespit edildiğini, şirket müşterek müdürü...' nın imzasının taklit edildiğini, şirket müşterek müdürünün belirtilen tarihlerde İstanbul'da olmadığını, davalı banka ile müvekkilinin yapmış olduğu sözleşme gereği mevduatlarını korumakla yükümlülük altına girdiğini, bu nedenle hesaptan usulsüz para çekilmesine onay verdiği için müvekkiline karşı tam ve tek kusurlu olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini bu nedenle tam sorumlu olduğunu, müvekkilinin hesaplarına ilişkin kayıtları tutmakla ve talep halinde ibraz etmekle görevli bankanın bu görevini yerine getiremediğini, şirket yönetiminin değişmesinden sonra hesap hareketlerinin taraflarına verilmediğini, ancak şirket sekreterine kendi adına havale ayrılacağı tanındığını, davalı bankanın ... aleyhine İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi'nde açmış oldukları davadan talep edilmesine rağmen yaklaşık 4 yıl sonra imzalı dekontların bir kısmının gönderildiğini, tüm dekontların dava dosyasına sunulmadığını, belgelerin saklanması nedeni ile davanın açılmasının geciktiğini, bu işlemler nedeni ile maddi kayıp yaşayan müvekkilinin kamuya karşı sorumluluklarını yerine getiremediğini, bu nedenler ile hem ticari itibarı ve bankalar nezdinde kredibilitesinin zarar gördüğünü, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın usulsüz işlem yapan banka şubesi ve usulsüz işlemi düzenleyen ... aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu beyanla bilirkişi listesinde sunulan ödemelere ilişkin ödeme talimatı yazılarının ve dekont asıllarının, █████/2012-█████/2014 yılları arasındaki para çekme talimatlarının istenerek bu talimatlar üzerindeki imzaların davalı bankadan istenmesini, bu dekontlar ve ödeme talimatlarındaki tüm imzaların bilirkişi marifeti ile incelenmesini, 50.550,00 TL maddi tazminatın, sahte talimat ve imzalarla usulsüz olarak çekilen paraların çekildikleri tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işlemlerin davacı firma ile dava dışı ... arasındaki işlemlerden kaynaklı olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı ve hatalı bir işlemi söz konusu olmadığından davacının ...'a karşı davayı açması gerekirken müvekkilinin hakkında açılan davada pasif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği İş Mahkemesinde görülen dava ile ...'dan alacağını (eğer varsa) tahsil etmesi gerekirken davacının müvekkiline dava açmasının düşünülemediğini, dosyada müvekkili açısından bir esas incelemesine girilmesine gerek bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde de iddia ettiği üzere işlemlerin █████████ tarihlerinde gerçekleştiğini,davacı tarafın sözde zararından haberdar olduğunu ikrar ettiğini, davanın 2021 yılında ikame edildiğini, davacının zarara uğradığını iddia ettiği tarihte zararı bildiğini, davacının sözde zarar hakkında bu tarihten önce bilgi sahibi olduğunu, dolayısıyla dava açılış tarihinde davacının iddia ettiği sözde alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin idari kurumların denetimine tabi işlemler yapan ve bu işlemleri mevzuatın ve bankacılık teamüllerinin gerektirdiği şekilde uygulayan, güven kurumu niteliğinde olan bir banka olduğunu, müvekkilinin davaya konu işlemlerinde herhangi bir ihmalinin söz konusu olmadığını, dava dışı ...'ın davacı şirketin sekreter ve evrak takip yetkilisi olarak çalıştığını, bankacılık uygulamasında, bir hesap sahibi tarafından imzalanarak gönderilen talimat ile bankaların talimatta parayı alacak kişi olarak belirtilen şahsa imza karşılığı ödeme yaptığını, davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkilinin 16.05.2014 ve 02.06.2014 tarihlerinde iki farklı talimat gönderilerek dava dışı ...'a 15.200 TL ve 39.000 TL ödemelerin yapılmasının talep edildiğini, anılan talimatların davacı şirketin kaşesi ve davacı şirketin yetkilisinin imzasını taşıdığını, müvekkili banka yetkilileri tarafından şirket yetkilisinin aranarak teyit alındığını, bu teyit işleminin herhangi bir zorunluğunun olmadığını, dava dışı ...'ın huzurdaki işlemler açısından hukuken ticari vekil konumunda olduğunu, şirketlerin çoğu zaman nakit ihtiyacını karşılamak üzere iş yerindeki yardımcılarıyla birlikte yazılı talimat vererek bankadan nakit para çekilmesinin sağlandığını, davacı şirket çalışanına para ödenmesi talimatından sonra müvekkilinin parayı ödediğini, şirket yetkilisinin imzası ve kaşesini içeren ve telefonda teyit alınmış yazılara göre işlem yapıldığını, bankaların müşterilerine belli aralıklarla hesap ekstreleri gönderdiklerini, müşterilerin de diledikleri zaman hesap hareketlerinin dökümünü alabildiklerini, basiretli bir tacir olmak zorunda olan davacının muhasebe işlerini yürüten uzman muhasebecilerinin olduğunu, haksız fiilin TBK çerçevesinde yapılan tanımına göre haksız fiilden bahsedebilmek için 5 unsurun bulunmasının gerektiğini, bunların fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılık olduğunu, müvekkilinin davacının meydana geldiğini iddia ettiği zarara ilişkin kusuru ve hukuka aykırı bir fiilinin olmadığını, usulüne uygun talimata göre işlem yaptığını, davacı tarafın zararını ispat edemediğini, müvekkilinin her hangi bir kusurunun olmadığını beyanla HMK madde 114/h uyarınca hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, davacı tarafından işlemi yapan şahıs veya şahıslar ve hesabına para gönderilen şahıslara dava açmak yerine kusuru olmayan müvekkiline karşı dava açılması nedeniyle sıfat yokluğundan davanın usulden reddine, davanın dava dışı ...'a ihbarına, davanın esasına geçilmesi halinde esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;"Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Uyuşmazlık noktaları; Davacı tarafın mali işler müdürünün sahte talimatlara istinaden usulsüz işlemleri ile davacıya ait hesaplardan kendisine para aktarıp aktarmadığı, talimatların sahte olup olmadığı, talimatlardaki imzaların iğfal kabiliyetinin olup olmadığı, bu duruma davalı bankanın kusurlu ve usulsüz eylemlerinin neden olup olmadığının, tarafların kusur oranının ve zarar miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nin █████/2015 tarih ██████████ Esas ██████████ Karar nolu ilamı ve yine aynı dairenin █████/2016 tarih █████████ Esas ve █████████ Karar nolu ilamları da nazara alınarak davalı bankaya ait bankacılık hizmet sözleşmesi gereğince bankacılık işlemlerinin gönderilen talimatlara dayalı olarak yapıldığı, bu konuda taraflar arasında teamül oluştuğu, talimatta imzaların şirket yetkilisinin imzalarına benzediği, ayrıca taraflar arasındaki ilişkinin uzun süredir devam ettiği, davacı tarafından hesap cüzdanlarının yazdırılabileceği, davacının basiretli bir tacir olması ve buna göre davranması gerektiği ve hayatın olağan akışına göre büyük meblağlardaki işlemlerde de davacı şirketin internet bankacılığı hesabında görüntülenmesi, yine taraflar arasındaki sözleşme gereği, haberdar olduğu, uzun sürede herhangi bir itirazda bulunmaması hususları da dikkate alındığında davalı bankaya usulsüz işlemin gerçekleşmesinden dolayı hafif kusur dahi izafe edilmesi mümkün olmadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan Av. ...ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır..."gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtmiş oldukları tüm hukuki delil ve iddiaları tekrar ettiklerini, şirket sekreteri tarafından usulsüz çekilen paraların iadesi amacı ile huzurdaki davanın açıldığını, öncelikle şirkette sekreter olarak çalışan ama mahkemenin Mali İşler Müdürü olarak tanımladığı ...'ın kim olduğuna ilişkin tespit yapmak gerektiğini, şirket sekreteri ...'ın şirkette çalıştığı dönemde şirket aleyhine ... numarası ile 750.000.00 TL üzerinden İcra takibine giriştiğini, şirket yönetiminin olmamasını fırsat bilerek daha önce şirkette çalışan ve görevi olmadığı halde şirket çalışanı ...’a ödeme emrini tebliğ ettirdiğini, bu tebligatı daha sonra kendisi alarak yasal itiraz süresinin geçmesini sağladığını, takibi kesinleştirdiğini, takibin kesinleşmesi ile şirket hesaplarına ve alacaklarına haciz koydurduğunu, şirketin hesaplarına haciz konulduktan sonra şirketin icra takibinden haberdar olduğunu, bu ortaya çıkan durum üzerine o dönem şirket vekili tarafından takibe karşı itirazda bulunulduğunu, İcra Mahkemesinin ödeme emrini iptal ettiğini, takibin durdurulduğunu, hileli yollarla davalının talimatı ile tebligatı alan ...'ın Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat ederek “Davalı tarafından kandırıldığı gerekçesi” ile suç duyurusunda bulunduğunu, yine o dönem şirket vekili Av. ...'in İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı'na “resmi evrakta sahtecilik” suçundan dolayı davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yetkisizlik kararı vererek, dosyanın İstanbul Adliyesine gönderilmesine karar verdiğini; Şirket yönetiminin değişmesi üzerine ... hakkında hem alacak davası hem de 4 adet ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu, ...'ın şirket müşterek müdürü ...'nın imzasını taklit ederek para çekme işlemi yaptığı için ayrıca ... tarafından da suç duyurusunda bulunduğunu, ...'ın daha sonra bu usulsüzlüklerin adli makamlara yansıması üzerine işe gelmemeye başladığını, şirketten ayrıldığını, yani mahkemenin mali işler müdürü olarak nitelendirdiği kişinin, şirketi sahte imzalarla dolandırdığını, davalı bankanın da bu hususa aracı olduğunu, davalı kurumun denetleme ve kontrol görevini yerine getirmediğini, adı geçen şahsa ödeme ödeme talimatları dahi olmadan ödemelerde bulunduğunu; Mahkemenin tüm değerlendirmeleri bilirkişi raporundaki beyanlara dayandırdığını, düzenlenen bilirkişi raporunun hukuki değerlendirmeden uzak, tek taraflı ve karara esas alınarak hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu davaya konu yapılan usulsuz ödemelere ilişkin ödeme talimatlarının dosyaya alınmasının kendileri tarafından talep edildiğini, mahkemenin de ilgili davalı kuruma müzekkere yazarak ödemeye ilişkin talimatları istediğini ancak davalının bu ödemelere ilişkin talimatları sunamadığını, yani bu ödemelere ilişkin imzası sahte olsa dahi imzası taklit de olsa ödemelere ilişkin talimatların sunulamadığını, bu nedenle düzenlenen birikişi raporuna ayarıca itiraz edilmiş ise de Mahkemenin bu itirazları değerlendirmediğini, bilirkişi raporunda değerlendirilen ve mahkemenin kararında alıntılayarak kullandığı bilirkişi raporundaki ödeme dekontlarının bu davaya konu edilen ödeme talimatları olmadığını, İstanbul 14. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası için düzenlenen raporda belirtilen banka dekontları paranın ... tarafından çekildiğine ilişkin olup, bu paraların ...'a ödenmesi ( imzası sahte olsa dahi) için yazılan talimat olmadığını, yani davalı bankanın (imzası sahte olsa dahi) bu bedellerin ödenmesi için yazılan bir talimat olmamasına rağmen ödemede bulunduğunu, mahkemenin ödeme talimatlarını dahi görmeden hiç bir gerçekliğe dayanmayan bilirkişi raporuna itibar ettiğini ve davanın reddine karar verdiğini;Bu davaya konu edilen ödemelere ilişkin imzaları taklit ve sahte olmasına rağmen yazılı talimat olmadan davalı kurumun ödeme yaptığını, bu karara gerekçe olarak gösterilen bilirkişi raporunun da önce bilirkişi tarafından sonra Mahkeme tarafından yanlış değerlendirildiğini, bilirkişi raporunda bu davaya konu edilen ödemeler dışında kalan ödemelerdeki imzaların da taklit olduğu tespiti yapılmışken, Mahkemenin bu hususu da davacının " uzun süre itirazlarda bulunmaması, işlemlerin uzun süre devam ettiği" gibi basit ve hukuken kabul edilemez değerlendirmelere tabi tutmasının kabul edilemez olduğunu; Müvekkili şirkette 2014 yılında yapılan genel kurulda şirket yönetiminin değiştiğini, yeni şirket müdürünün hesaplardan usulsuz para çekildiğini tespit ettiğini, müvekkili şirket müdürü olarak seçilen ... tarafından fark edilen usulsüzlükler nedeni ile davalı kuruma, Çorlu ...Noterliğinden 03 Nisan 2014 Tarih ve... Yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede görüldüğü üzere, davalı bankanın, tek başına yetkisi olmadığı halde, şirket müşterek müdürlerinden ...'ya ve yetkisiz kişilere ödeme yaptığının tespit edildiğini ve bu hususun ihtar edildiğini, bu ihtarnameden anlaşıldığı kadarı ile davalı bankanın o dönemde de, şirket müşterek imza ile yönetilmesine rağmen tek bir müdüre usulsüz bir şekilde internet üzerinden para çekmesi için havale izni verdiğini, bunun da bilirkişinin ve bilirkişi raporunu kararına esas alan Mahkemenin zaman bakımından yaptığı değerlendirme ve basiretli tacir değerlendirmelerini haksız ve hukuksuz olduğunu ayrıca gösterdiğini, bununla birlikte davalı kurumun aradan 10 yıl geçmesine rağmen, mahkemece talep edilmesine rağmen hala ödeme talimatlarını ibraz edememesi de birlikte değerlendirildiğinde davanın haklı olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını;Mahkemenin, tamamen değersiz ve tek taraflı düzenlenen bilirkişi raporuna yapılan itirazları değerlendirmeden kararına gerekçe almasının da hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda özellikle mahkemenin kanaatini etkilemek için yazılan "şirket yetkilisi tarafından düzenlen taahhütname" başlığı altında yaptığı değerlendirmelerin de kabul edilemez olduğunu, bu başlık altında yapılan açıklamada hangi tarihte düzenlendiği, ne amaçla düzenlendiği belli olmayan, hiç bir zaman tek başına şirket yetkisi olmayan, yaptığı usulsüzlükler nedeni ile daha sonra şirketten atılan ...'nın bir yazısını ilam gibi değerlendirmesinin de kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu, özellikle de bu yazının davacı müvekkili şirketi dolandırdığı açık olan ...'a hitaben verilmesinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemenin bilirkişi raporunu ayrıca değerlendirdiğinde, bilirkişinin özellikle ve kötü niyetli olarak sadece davanın reddi için gerekçe üretmeye çalıştığının açıkça görüleceğini;Bankaların verdiği hizmetin TBK madde 6 gereği devletin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından denetlendiğini, bankaların özel bir güven algısı oluşturduğunu, bir güven kuruluşu olmanın sonuçlarından birinin de ağır sorumlulukların doğması olduğunu, bankaların güven kuruluşu gibi hareket etmesi gerektiğini ve kendisine emanet edilen mevduatları en sıkı bir biçimde koruması gerektiğini, bu güven ilişkisine aykırı hareket edilmesi halinde bankanın açık ve tek sorumlu olduğunu, davalı bankanın müvekkili ile yapmış olduğu sözleşme gereği mevduatlarını koruma yükümlülüğü altına girdiğini, bu nedenle hesaptan usulsüz para çekilmesine onay verdiği için müvekkiline karşı tam ve tek kusurlu olduğunu, müvekkiline ait hesaplarındaki tüm ve menfaatleri ile mevduattaki paraları korumakla yükümlü olduğunu;Davalı bankanın gerek sözleşme, gerekse de sözleşmeyle üstlendiği yükümlüğe aykırı hareket ederek müvekkilinin hesaplarından usulsüz para çekilmesine sebebiyet verdiğini, burada davalının hem kendi yükümlüğünü ihlal ettiğini hem de göstermesi gereken özen ve kontrol yükümlüğüne aykırı hareket ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi, özen ve mevduatı koruma yükümlüğüne aykırı hareket etmesi nedeni ile tam sorumlu olduğunu, davalının 5389 S.K, 5411 Sayılı Kanun ve taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı hareket ettiğini, davalının banka mevduatı koruma ve korunması için gerekli özen ve dikkatte aykırı hareket ettiğini, yazılı hiç bir talimat olmadan yaptığı ödemeler nedeni ile oluşun zararı gidermekle yükümlü olduğunu, nitekim yasaların ve Yüksek Mahkemenin uygulamalarının bu yönde olduğunu;Yüksek Mahkemelerin istikrar bulmuş kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, bankanın yeterli ve gerekli tedbirleri almamasından veya eksiklikler ve sistem hatalarından doğacak zararlardan sorumlu olduğunu, nitekim Yargıtay'ın bir kararında objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankanın hafif kusurundan da sorumlu olduğuna karar verdiğini, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine ilişkin kararın hukuka uygun olmadığının açık olduğunu beyanla İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E, ████████ K sayılı kararının kaldırılmasına, davanın tüm yönleri ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, sahte imzalı/usulsüz talimatlar ile davacı şirket çalışanına hesaptan ödenen paralar nedeniyle uğranılan zararın davalı bankadan tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisindeki çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekir.6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mevduat sahiplerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi) Buna göre mevduat, ödünç ile (TBK madde 386) usulsüz tevdi (TBK madde 570) sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 386. maddesi uyarınca, ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Dosya kapsamından; davacı tarafın dava dilekçesinde, dava dışı çalışanı ...'ın sahte imzalı talimatlar ile şirketin çeşitli bankalardaki hesaplarından para çektiğinin öğrenilmesi üzerine aleyhine İş Mahkemesinde dava açıldığını ve bu davada alınan raporda davalı bankadaki hesaplardan yapıldığı tespit edilen işlemlerin bu davanın konusunu oluşturduğunu beyan ettiği ve dava değerini 50.550 TL olarak gösterdiği, Mahkemece davalı bankaya yazılan müzekkere ile davacı şirketin █████/2012-█████/2014 tarihleri arasındaki para çekme talimat evraklarının istenildiği, davalı banka tarafından gönderilen yazı cevabında █████/2013 ila █████/2014 tarihleri arasındaki hesap dökümünün yer aldığı, bu hesap dökümündeki █████/2014 tarihli ve 15.200 TL tutarlı işlem ile █████/2014 tarihli ve 39.000 TL tutarlı işlemin dava dışı ... tarafından talimat ile yapıldığı belirtilerek iki adet talimat evrakı fotokopisinin dosyaya ibraz edildiği, davalı bankanın cevap dilekçesinde aynı şekilde bu iki işlem üzerinden savunma yaptığı, davacı vekilinin █████/2021 tarihli dilekçesi ile, dava konusu edilen işlemlerin davalı bankanın yazı cevabı ve cevap dilekçesinde belirttiği işlemler olmadığını beyan ederek hangi işlemlerin dava konusu edildiğini açık bir şekilde gösterdiği ve bu işlemlerin İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiğini beyan ettiği, dosyaya celp edilen İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında alınan hesap bilirkişi raporunda █████/2011 ila █████/2014 tarihleri arasında dava dışı ... tarafından yapılan toplam 7 adet para çekme işleminin tespit edildiği, Mahkemece davalı bankadan davacı tarafın beyanları nazara alınarak dava konusu edilen işlemlere ilişkin belgeler ve taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi celp edilmeden dosyanın bankacı bilirkişiye tevdii ile rapor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin davalı nezdindeki hesaplarına dair herhangi bir inceleme yapılmadığı, davalı bankanın iddia ettiği iki adet işlemden bahsedildiği, İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi'nin dosyasında alınan grafoloji raporunda bu iki işleme ilişkin bir inceleme yapılmadığı ve söz konusu talimatlardaki imzaların ilk bakışta sahte oldukları anlaşılamadığından davalı bankanın sorumluluğuna gidilemeyeceğinin mütalaa edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tekraren dava konusu edilen işlemlerin davalının iddia ettiği işlemler olmadığını, dava konusu edilen işlemelere ilişkin belgeler celp edilerek bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı şirketin yetkililerin sürekli olarak değiştiğini, işlemlerin yapıldığı tarihlerdeki yetkililerin belirlenmesi gerektiğini beyan ettiği, sunduğu diğer beyan dilekçelerinde de yapılan işlemler sırasında davacı şirket yetkililerin başka kişiler olduklarını, talimatta yer alan kişilerin yetkili olmadıklarını beyan ettiği, Mahkemece davacı vekilinin rapora itirazları dosyanın yeterince aydınlandığından bahisle reddedilerek, davanın hangi bankacılık işlemleri için açıldığı, bu işlemlerin tarihlerinin ne olduğu, nasıl yapıldıkları belirtilmeksizin, hangi talimatlardaki imzaların şirket yetkililerinin imzaları ile benzer olduğu açıklanmaksızın, dosyada bulunmadığı halde davalı bankanın taraflar arasındaki mevduat sözleşmesi uyarınca işlem yaptığı belirtilmek ve taraflar arasında ne konuda oluştuğu açıklanmayan bir teamülden bahsedilerek, dosyada bu konuda herhangi bir belge ve delil olmamasına rağmen davacının internet bankacılığı ile bu işlemlerden haberdar olduğu ve uzun süre itirazda bulunmadığı, sonuç olarak davalı bankaya herhangi bir kusur yüklenemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın yukarıda açıklanan Anayasa ve HMK maddelerine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bu tespitlere göre Mahkemece; öncelikle davacının dava konusu ettiği işlemlere ilişkin hesap dökümleri, varsa talimat asılları ve diğer tüm belgelerin, taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesinin aslı veya onaylı suretinin dosyaya celbi, dava konusu edilen işlemlerin tarihleri itibariyle davacı şirketin yetkililerinin ve temsil şeklinin tespiti, imza sirküleri aslının davacı vekilinin talep ettiği üzere ilgili Noterlikten getirtilmesi, bundan sonra dosyanın konusunda uzman bir veya üç kişilik bankacı bilirkişi heyetine tevdi edilmesi ve bilirkişi heyetine davalı banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilerek; İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi'nde alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı ile banka kayıtlarının taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve tüm bankacılık mevzuatı kapsamında incelenmesi ile davacı şirketin davalı nezdindeki hesabının hangi tarihte açıldığı, bu hesaptan işlemlerin genel olarak ne şekilde yapıldığı, dava konusu edilen işlemlerin ne şekilde yapıldıkları, ... tarafından bankaya ibraz edilen ve şirket yetkilisi tarafından imzalı talimat ile yapılıp yapılmadıkları, bu talimat asıllarının bulunup bulunmadığı, talimatlar asıl değil ise davalı banka tarafından daha sonra asıllarının davacı şirketten talep edilip edilmediği, yine davacı şirket yetkilisinden sözlü veya yazılı teyit alınıp alınmadığı, dava dışı ... tarafından dava konusu edilen işlemlerden önce de aynı şekilde işlem yapılıp yapılmadığı, bu konuda davacı şirket tarafından davalı bankaya gönderilmiş genel bir talimat olup olmadığı, ya da taraflar arasında bu şekilde bir teamülün oluşup oluşmadığı, davacı şirketin internet bankacılığını kullanıp kullanmadığı, davalı banka tarafından hesap özetlerinin belirli periyotlar ile davacı şirkete gönderilip gönderilmediği, davacı şirketin bu işlemlerden ilk kez hangi tarihte haberdar olduğu, buna göre uzun süre yapılan işlemlere sessiz kalıp kalmadığı ve uğranılan bir zarar var ise bunda davalı bankaya atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınması, alınacak rapor ile birlikte işlemler talimat ile yapılmışsa bu tarihlerde davacı şirket yetkililerinin kim olduğu tespit edilerek imza sirkülerindeki imzaları ile talimat evraklarındaki imzaların (taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi ile davalı bankaya imzanın sahtelik incelemesi konusunda herhangi bir yükümlülük yüklenip yüklenmediği de belirlenerek) karşılaştırmasının yapılması, gerekli olması ve evrak asıllarının bulunması halinde grafolojik inceleme yaptırılması, davacının bahsettiği soruşturma dosyalarının celp edilmesi, bu dosyalarda davalı banka çalışanları ile ilgili bir şikayet veya dava konusu edilen işlemlerle ilgili alınmış bir rapor olup olmadığının araştırılması, davalının zamanaşımı itirazı hakkında değerlendirme yapılarak olumlu/olumsuz bir karar verilmesi ve neticeten tüm dosya kapsamı değerlendirilmek ve taleple bağlılık ilkesi gözetilmek suretiyle iddia ve savunmayı karşılar ve gerekçeli şekilde bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 Tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!