Anahtar kelimeler: Manavgat Feri Müdahil Antalya Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Adliye
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Manavgat 1. İş Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işveren yanında 05.11.2018-13.02.2021 tarihleri arasında dış cephe işçisi statüsünde çalıştığını, 05.11.2018 tarihinde işe başladığını, ancak çalıştığı süreler boyunca SGK primlerinin eksik yatırıldığını ve sigorta kayıtlarından da çok net anlaşıldığı üzere işveren tarafından müvekkili sürekli girdi çıktı yaptırıldığını ve bu durumdan müvekkilinin haberi olmadığını, 05.11.2018 ile 05.03.2020 tarihleri arasında davalı işverenin Manavgat'ta bulunan iş yerinde çalıştığını, bu çalışma zarfında müvekkil asgari ücret aldığını, bu süre zarfında her ay işveren tarafından işe girdi ve çıktı gösterildiğini, 05.03.2020 ile 13.02.2021 tarihleri arasında ise işveren tarafından Maldivler'de şirket adına çalıştırılmak üzere gönderildiğini, davacının bu dönemde maaşının 7.000 TL olduğunu, davacının davalı işverene başvurduğunu fakat alacaklarını alamadığını, akabinde e-devlet üzerinden sigorta kayıtlarına bakan davacının davalı iş yerinde çalıştığı süre zarfında sürekli olarak işten girip çıkmış gibi gösterildiğini ve Maldivlere çalışmak üzere gönderildikten yaklaşık 1 ay sonra (15.04.2020) işten çıkartılmış gösterildiği ve devam eden süreçte sigortalarının hiç yatırılmadığını fark ettiğini beyanla 05.11.2018-13.02.2021 tarihleri arası davalı işveren nezdinde tam gün ve bilfiil çalıştığının tespitini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1- Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketin iş yaptığı şantiyelerde işçi olarak 05.11.2018 tarihinden 15.04.2020 tarihine kadar asgari ücretle, belirsiz süreli iş sözleşmesine tabi olarak çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde, ilgili şantiyelerde tutulan puantaj kayıtları esas alınarak ücretleri ve SGK primleri tam ve eksiksiz ödendiğini, SGK bildirimleri dış cephe işçisi (şantiye sahasında çalışan) olduğu için çalışmış olduğunu, müvekkil şirketin taşeron olarak kayıtlı olduğu iş yeri dosyalarında gösterildiğini, davacının dış cephe işçisi/şantiye çalışanı olduğu için çalışmış olduğu şantiye dosyalarında SGK bildirimlerinin yapılmasının yasal zorunluluk olduğunu, bu yasal zorunluluktan dolayı davacının çalıştığı şantiyelerde bildirildiğini, davacı işçinin işe giriş-çıkış ve nakil işlemlerinin bilgisi dahilinde yapıldığını, yapılan işlemler hakkında da kendisine bilgilendirme yapılarak imzası alındığını, ayrıca davacının bu işlemlerden herhangi bir hak kaybı olmadığını, davacı işçinin 05.03.2020 ile 13.02.2021 tarihleri arasında müvekkili şirket tarafından Maldivler'e çalışmaya gönderildiği iddiasını kabul etmediklerini, şöyle ki; müvekkili şirket tarafından, davacı için "çalışma izni" vs. başvurusu yapılmadığını ve herhangi bir izin de alınmadığını, davacı işçi için çalışma izninin ... Bey Maldıves Pvt Ltd. Şti. tarafından alındığını bu nedenle müvekkili şirket ile davacı işçi arasında yurt dışı işçi-işveren bağlantısı bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı işçinin T.Garanti Bankası A.Ş. nezdinde bulunan maaş hesabına 24.07.2020 ile 08.02.2021 tarihleri arasında yapılan toplam 39.500,00 TL ödeme avans olarak yapıldığını, davacının bu tutarı geri ödemesi veya kaşılığını çalışarak ödemesi gerekirken ödemediğini, müvekkili şirket tarafından, davacının çalışmış olduğu dönemlerde SGK primlerinin tam olarak ödendiğini, hak ettiği ücretleri ile tüm hakları eksiksiz ödendiğini, davacı işçinin çalıştığı günlerin SGK bildirimlerinde tam ve eksiksiz olarak yer aldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
    2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının Kurum kayıtlarında yapılan incelemede talep ettiği döneme ilşkin çalışması bulunmadığını, ayrıca işveren dosyasında davacıya ait bilgi ve belge bulunmadığını, sigortalılığın oluşumu yönünden fiili çalışma esas olup davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini, eylemli ve gerçek çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile davacının 2 2512 01 01 1043248 007 11-60 sicil numaralı iş yerinde 2019/4 döneminde 20 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 16 gün, ███████ döneminde 21 gün, ███████ döneminde 17 gün, ███████ döneminde 27 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 30 gün, ███████ döneminde 13 gün olmak üzere toplam 444 eksik gün süre ile asgari ücret ile fiilen sigortalı olarak çalıştığının tespitine, sigortalı olarak bildirilmeyen eksik hizmetlerinin davalı tarafından bildirilmesine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde; davacının çalışma sürelerinin işe giriş - işten çıkış tarihlerine göre tam olarak bildirildiğini, 05.11.2018-13.02.2021 tarihleri arasında davacının çalışmasının kesintisiz olduğuna dair değerlendirmenin hatalı olduğunu, diğer taraftan davacının yurt dışı çalışması yönünden davalı şirket aleyhine hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, dinlenen tanıklardan ...'ya ile sigortalı ... 'ye ait belgelerin başka bir şirket adına düzenlendiğini, davacının yurt dışında davalı şirket adına herhangi bir çalışmasının olmadığını ileri sürmüştür.
    2. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, buna göre eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürmüştür.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Manavgat İş Mahkemesi ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, fer'i müdahil Kurum vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı şirket vekili ve feri müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçeleri ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 05.11.2018-13.02.2021 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri,
    2- Kural olarak sigortalılar, Türkiye’de yaşadıkları ve hizmet akdine göre çalıştıkları takdirde sosyal sigorta haklarından yararlanırlar. Bu kural, Kanunların mülkiliği ilkesinin doğal sonucudur. Türkiye ile yabancı bir ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmişse istisnaen mülkilik ilkesine değer verilmeyebilir. Ayrıca, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 3. maddelerine göre sigortalı olmayanlar kapsamında olmak üzere, Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan bir ülkede hizmet akdiyle çalışan Türk vatandaşları da anılan Kanun'un 86 ncı maddesi gereği işverenleriyle yapılacak “İş kazalarıyla meslek hastalıkları”, “Hastalık”, “Analık”, “Malullük, yaşlılık ve Ölüm” sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları mümkündür. Başka bir anlatımla 506 sayılı Kanun'un ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi ...'na yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir.
    506 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre, Kurum 2. ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onanacak genel şartlarla (İş kazalariyle meslek hastalıkları), (Hastalık), (Analık), (Malullük, yaşlılık ve Ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için, işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabilir. (Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 s.K./40. md.) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, bu Kanunun 78. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği miktarın %30'udur.Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80. madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır.(Ek fıkra: 29.07.2003- 4958 s.K./40. md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri halinde 85 inci madde hükümleri uygulanır.
    506 sayılı Kanun'un 7. maddesi; "İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu kanunda yazılı hak ve yükümleri bu görevi yaptıkları sürece de devam eder." şeklinde düzenlenmiştir.
    Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda, 50. maddenin 2. fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, anılan bende 01.03.2011 günü yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle “Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır.” cümlesi eklenmiş, 10. maddesinde de 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
    Kanunun, “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici madde 6/sonda ise “Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce çalıştırılmak üzere bu ülkelere götürülen Türk işçilerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi topluluk sigortasına devam edenler ile isteğe bağlı sigortalı olarak söz konusu ülkelere götürülmüş olan sigortalıların, bu Kanun'un 5. maddesinin (g) bendi kapsamında sigortalılıkları bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde işverenlerince sağlanır ve buna ilişkin yükümlülükler yerine getirilir” denilmiştir.
    Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 7 ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için, Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, Türk işverenin iş merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte iş yerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin işbu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir.
    Maddede “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri gözetilecektir.
    Ancak, işverenin baştan beri yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve orada çalışılması, Türkiye’de tescilli iş yerinde faaliyet yürütmekte olan işverenin yurt dışında ayrı iş yeri açması ve sigortalının Türkiye’deki iş yerinde herhangi bir çalışması, bu iş yerinden görevlendirmesi söz konusu olmaksızın, doğrudan yurt dışındaki iş yerinde çalışması, geçici görevle yurt dışına gönderilme niteliğinde değerlendirilemez. Diğer bir deyişle, geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de iş yeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle işe alınan Türk işçilerin o ülke mevzuatına tabi olacakları, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılamayacakları anlaşılmaktadır.
    3. Değerlendirme
    1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2. İnceleme konusu eldeki davada, davacının 05.11.2018 ile 05.03.2020 tarihleri arasında davalı işverenin Manavgat'ta bulunan iş yerinde çalıştığını, 05.03.2020 ile 13.02.2021 tarihleri arasında ise işveren tarafından Maldivler'deki iş yerinde çalıştırılmak üzere gönderildiğini belirterek 05.11.2018-13.02.2021 tarihleri arasında eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti talebi hakkında Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda yurt dışı kayıtlarına göre davacının 05.03.2020 tarihinden sonra Maldivler'de çalıştığı, sözleşme olmaması sebebiyle bu dönemde kısa vadeli sigortalı kollarına tabi olarak çalıştığı, banka kayıtlarına göre davacıya 08.02.2021 tarihine kadar ödeme yapılmasına devam edildiği hususları ile tanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile ...'nin beyanları da gözetilerek davacının çalışmasının kesintisiz olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir.
    3. Somut uyuşmazlıkta, davacının 05.03.2020 ile 13.02.2021 tarihleri arasında davalı şirketin Maldivler'deki iş yerindeki çalışmaları ile ilgili yapılan araştırma yeterli olmayıp, bu döneme ait kabulün de gerekçeye göre çelişkili olduğu anlaşılmıştır. Davacının Türkiye'de geçen son çalışmasının 31.01.2020-15.04.2020 tarihleri arasında 1228665 sicil numaralı Botam Yapı Grubu adına kayıtlı iş yerinde geçtiği, davacının yurt dışına çıkış tarihinin ise 05.03.2020 olması karşısında davacının yurt dışında geçen ve tespitini istediği sürelerle çakışacak şekilde dava dışı iş yerinden bildiriminin olduğu, öte yandan bir kısım tanıklar tarafından davacının yurt dışına ... Şirketinin Maldivler'deki inşaatında çalıştırılmak üzere götürüldüğü yönünde beyanda bulundukları dikkate alınarak davacının 05.03.2020 ile 13.02.2021 tarihleri arasındaki dönem yönünden gerçek işvereninin belirlenmesi, davalı dışında başka bir işveren tarafından yurt dışına gönderildiğinin anlaşılması halinde ise bu işverenin davaya katılımı sağlanarak göstereceği delillerin toplanması gerekirken, düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması, ayrıca hükmün gerekçesinde davacının anılan dönemde kısa vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmasından bahsedilmesine rağmen hükümde davacının tüm sigorta kollarına tabi olacak şekilde hizmetinin tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    4- Bu kapsamda Mahkemece anılan dönemde davacının yurt dışında geçen çalışmalarının tespitine karar verilebilmesi için 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı olup olamayacağının tespiti bakımından davacının hangi şirkete bağlı olarak yabancı ülkeye gittiği belirlenerek, anılan işverenin yurt dışında üstlendiği işin niteliği ile görevdeki geçiciliğe ilişkin koşullar yukarıda anlatılan çerçevede yöntemince araştırılmalı, talep konusu dönem bakımından 5510 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusu, değinilen ilkeler kapsamında irdelenmeli ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
    VI.KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!