Anahtar kelimeler: Davabanka Özetidavacı Pasifleri Kolaylaştırılmış Birleşme Birleşmiş Birleşmenin Aktif Ttk Sureti

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████ EsasKARAR NO
:███████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
:███████ Esas- ████████ KararTARİH
:█████/2022DAVA
:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)KARAR TARİHİ
:█████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş ile ... A.Ş'nin TTK 155inci maddesinin 1inci fıkrasının b bendi ve 156ncı maddesi hükümleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19 ve 20. maddeleri uyarınca kolaylaştırılmış birleşme hükümlerine göre bütün aktif ve pasifleri ile aynen devir almak sureti ile birleşmiş olduğunu, birleşmenin 10.04.2017 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 9302 sayısında ilan edildiğini, şirketin, ... sayılı icra dosyası ile ilgili olarak İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında icranın geri bırakılmasına dair karar verildiğini, bu kararın 31.12.2019 tarihinde kesinleştiğini, bu yerel Mahkemenin kararına göre... sayılı icra dosyasından 15.01.2020 tarihinde gönderilen 14.01.2020 tarihli muhtıra gereği olarak, İİK md.33/a kapsamında ilamın zamanaşımına uğramadığına ilişkin dava açılmak üzere taraflarına 7 günlük yasal süre verildiğini, yasal süresi içerisinde davayı ikame ettiklerini, kredi dosyasının asıl alacaklısı Banka tarafından Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 28.04.1998 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiğini, sonrasında davalı tarafa... sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, şirkete devir sonrası takip dosyasının icra müdürlüğü tarafından ...'ya gönderildiği bilgisi ile icra dosyasının ihyasının istendiğini, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. dosyasıyla dava ikame edildiğini, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 20.01.2015 tarihli ve ████████ E. ███████ K. sayılı kararı ile dosyanın ihyasına karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2015 tarihli ve ██████████ E. ██████████ Karar sayılı kararı ile onanmış ve kesinleşmiş olduğunu, borçlu hakkında dosyanın yenilenerek █████████ Esası aldığını ve borçlulara yenileme emri gönderildiğini, dava konusu bankanın alacağı 4389 sayılı Bankalar Kanununa 5020 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile eklenen Ek 5. madde kapsamında kaldığını, aynı madde ile Hazine ve Fon alacaklarına uygulanan hükümlerin davacı banka alacağı için de uygulanacağının kabul edildiğini, buna göre 5020 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesinde yer alıp 5411 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile aynen kabul edilen 20 yıllık zamanaşımı süresi davacı banka alacakları için de geçerli olup 5411 sayılı Yasa’nın 16. maddesi uyarınca geçmişe etkili olarak uygulanmasının söz konusu olacağını, İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında verilen icranın geri bırakılması kararına istinaden İİK md.33/a kapsamında ... sayılı takip dosyasına ilişkin söz konusu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde yer alan İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. dosyasıyla dava ikame edildiğinin, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 20.01.2015 tarihli ve ████████ E. ███████ K. ilamı ile dosyanın ihyasına karar verildiğinin ve bu kararın Yargıtay 12. HukukDairesi'nin 15.10.2015 tarihli ve ██████████ E. ██████████ K. kararı ile onanmış ve kesinleşmiş olduğunun şeklindeki beyanının gerçeğe aykırı olduğunu, İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında belirtilen nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı istinaf kararında belirtilen nedenlerle Yargıtay 12.HukukDairesi'nin █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamında belirtilen nedenlerle ve resen belirlenecek nedenlerle İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...(...-İmha Edilen) sayılı dosyasından takibe konu edilen alacak zamanaşımına uğramış olmakla usule, yasaya ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına aykırı davanın reddine dair karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;"...Tüm dosya kapsamından; Davalı ile dava dışı ...bank... Bankası ... arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacakların öncelikle ...'ye ve sonra da 11.10.2001 tarihli Alacak Temlik Sözleşmesi ile dava dışı ... A.Ş'ye devir ve temlik edildiği, davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş'nin bütün aktif ve pasifleri ile aynen devir alınarak Birleştiği, Birleşmenin 10.04.2017 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 9302 sayılı gazetesinde ilan edildiği, Genel Kredi Sözleşmesinin asıl alacaklısı banka tarafından 28.04.1998 tarihinde kat ihtarnamesi gönderildiği, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasından davalı tarafa ilamsız icra takibi başlatıldığı, işlem görmeyen icra dosyasının ...'ya gönderilmiş olduğu, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 20.01.2015 tarihli ve ████████ E, ███████ K sayılı kararı ile dosyanın ihyasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce 15.10.2015 tarihli ve ██████████ E, ██████████ K sayılı İlamı ile Onandığı, İlamın kesinleşmesine müteakip kararın İstanbul ... İcra Dairesi'nin... sayılı dosyasına sunulduğu ve dosyanın yenilenerek ... sayısını aldığı, davacı vekilince İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nce verilen ████████ E sayılı dosyasında verilen, İcranın Geri Bırakılması kararına istinaden, İİK m 33/a kapsamında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyasına ilişkin olarak söz konusu alacak için zamanaşımının oluşmadığı hususunda karar verilmek üzere iş bu davanın ikame edildiği,Takibin dayanağının Genel Kredi Sözleşmesi olduğu, borcun muaccel olduğu tarih itibarı ile uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125inci maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımının söz konusu olduğu, 4389 sayılı Bankalar Kanununa eklenen Ek 3 madde ile fon alacaklarına dair dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak öngörüldüğü, aynı kuralın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 141inci maddesinde de benimsendiği, söz konusu maddede "bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına dair dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır." hükmüne yer verildiği, 5411 sayılı Kanunun geçici 16ıncı maddesinde "Bu kanun ile fon alacağının tahsili bakımından yarar görülecek zamanaşımı ve diğer konularda fon lehine getirtilen hükümle makable şamildir" düzenlemesi yer almakta iken, anılan maddede yer alan zamanaşımı kelimesinin Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarihli ve ███████ - 103 K sayolı kararı ile iptal edildiği ve söz konusu kararın 12.09.2014 tarihinde 29117 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanması ile iptal hükmünün yürürlüğe girdiği, bu halde Anayasa Mahkemesi'nin mezkur kararı ile TMSF lehine getirilen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olacağına yönelik düzenlemenin iptal edildiği, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen geçici 16ncı maddenin yürürlük tarihi olan 01.11.2005 tarihinden önce alacaklı bankanın ihtarname keşide ve tebliğ ederek borcu muaccel hale getirdiği hususu dikkate alınarak fon lehine getirilen zamanaşımı düzenlemesinin uygulama olanağı bulunmadığı, zamanaşımının 20 yıl olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu takip dosyasında zamanaşımını kesen son işlemin 15.11.2001 tarihi olduğu, 10 yıllık zamanaşımının 15.11.2011 tarihinde dolduğu, dolayısıyla davacının taleplerinin reddine dair karar verilmiştir..."gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın mahiyeti gereği İİK md. 33/a-2 maddesi uyarınca icra hukuk mahkemeleri nezdinde verilen ve kesinleşen zamanaşımına ilişkin kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceği ve bu nedenle genel mahkemelerde dava açılması hususunun zaruri olduğuna ilişkin olduğunu, bu nedenle kanunun amir hükmü gereği kendileri tarafından işbu davanın ikame edildiğini; Zamanaşımının ... sayılı dosyası ile kesildiğini, iş bu icra dosyasının sekaya gönderildiği bilgisi icra müdürlüğü esas defterinden tespit edilmiş olup, 2014 yılında icra dosyasının ihyasının talep edildiğini, icra dosyasının ihyasına karar veren icra hukuk mahkemesi tarafından dosya yenilenerek ... kaydının yapıldığını, burada da mahkeme nezdinde zamanaşımı hususunun değerlendirildiğini ve dava dilekçesinde de belirtildiği üzere Fon alacağına ilişkin zamanaşımının 20 yıl olduğu kabul edilerek icra dosyasının ihyasına karar verildiğini, tüm bu dosya akıbeti gözönünde bulundurulduğunda ve dava dilekçesi ile beyan dilekçesinde ileri sürülen içtihatlar ile birlikte, alacağın zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığını; Yerel Mahkemece, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince, aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve iş bu davaya konu takip bakımından da söz konusu 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımından reddine karar verildiğini ancak Yerel Mahkemece verilen iş bu karar hatalı ve hukuka aykırı olduğundan söz konusu karara karşı itiraz etme ve istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu;Müvekkili şirketin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi kapsamında kurulmuş, % 100 hissesi... Fonu’na ait bir kamu kurumu iştiraki olup başta ... Fonu’ndan devraldığı el konulan/batık bankalara ait kredi dosyaları olmak üzere birçok bankanın tahsili gecikmiş alacaklarının takip ve tahsili ile iştigal ettiğini, söz konusu davaya konu takibe ilişkin alacaklarının da Fon alacağı olmakla birlikte Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin kanunla özel olarak düzenlenerek 20 yıl olarak belirlendiğini, ayrıca iş bu alacağa ilişkin olarak genel zamanaşımı süreleri dolmamış olduğu gibi, davaya konu hak ve alacakların fon alacağı olması nedeniyle somut olayda dikkate alınması gereken zamanaşımı süresinin de 20 yıllık zamanaşımı olduğunu, bu durumun aksinin düşünülmesinin direkt yasal düzenlemelere aykırılık teşkil ettiğini; Gerek mülga Borçlar Kanunu'nun 133. maddesinin 2. fıkrası gerekse yürüklülükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 154. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, alacak hakkında mahkemeye, hakeme başvurulmuş veya icra takibinde bulunulmuş ise zamanaşımı sürelerinin kesileceğini ve zamanaşımı süresinin yeniden başlayacağını, dava konusu alacağın ... Fonu tarafından devir ve temlik alınmakla müvekkili şirkete temlik edildiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin tamamı hissesi ...'ye ait olup ayrıca şirketin kurucu ortağının da ... Fonu olduğunu, Bankacılık Kanunu’nun 143/3 maddesinin; “Fonun en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, Fondan devraldığı alacaklarla ilgili olarak bu Kanunun 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası ve 138 nci maddesinin beşinci fıkrasında Fona tanınan hak ve yetkileri kullanır.” hükmünü getirdiğini, Bankacılık Kanunu’nun 132/8 maddesinin ise; “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması halinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı haline gelir” şeklinde olduğunu, aynı kanunun 141. maddesinin ise; “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” hükmünü amir olduğunu; Müvekkili şirket alacağının fon alacağı olması nedeniyle, kanunlar ile tanınmış zamanaşımı süreleri dolmadan davalı borçlu hakkında icra takibine girişilmek suretiyle zamanaşımı sürelerinin açıkça katedildiğini, anılan kanun hükmü karşısında dava konusu alacağın, fon alacağı haline dönüşmüş olması sebebiyle 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, dava konusu alacaklar ile ilgili olarak ne genel zamanaşımı süreleri ne de kanunlar ile ...'ye ve müvekkiline özel tanınmış zamanaşımı sürelerinin dolmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile söz konusu kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, İcra Hukuk Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle verilen icranın geri bırakılması kararı kapsamında İİK'nın 33/a maddesi uyarınca açılmış zamanaşımının dolmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; dava ve takip konusu alacağın Fon alacağı olduğu, Fon alacakları için Bankacılık Kanunu'nda 20 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve bu sürenin dolmadığına ilişkindir.5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nda fon alacakları için açılacak takip ve davalar yönünden özel olarak 20 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması için öncelikle alacağın fon alacağı olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde iki grup alacağa Fon alacağı hukuki statüsü tanınmıştır. Bunlarda birincisi Kanun’un açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı alacaklardır. İkincisi ise Kanun’da bu statünün bulunduğuna dair açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, bu alacakların Fon alacağı olduğu işin mahiyetinden anlaşılan alacaklardır.İlk grup alacaklara ilişkin düzenleme Kanun’un 132/8. maddesinde;“Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir” şeklinde yer almaktadır. Buna göre ... tarafından 5411 sayılı Kanun'un 107. maddesi uyarınca bankalardan devralınan alacaklar fon alacağı haline gelmektedir. 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na eklenen ve █████/2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak düzenlenmiştir. Aynı kural, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesinde de benimsenmiş olup; anılan maddede "Bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır." hükmüne yer verilmiştir. 5411 sayılı Kanun'un 168/A maddesi hükmü ile, bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun'un geçici 16. maddesinde ise; "Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir." düzenlemesi yer almakta iken; anılan maddede yer alan ''zamanaşımı'' sözcüğü Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve ███████-103 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve söz konusu kararın, 12.09.2014 tarihinde 29117 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve ███████ Esas ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5411 sayılı Kanun'un 168. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ilk halinde ayrıksı bir hüküm öngörülmediğinden anılan Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarında da zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmıştır. Ancak 12.12.2003 tarih ve 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddeyle, söz konusu Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlendiğinden 4389 sayılı Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde on yıl olan zamanaşımı süresi, 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren yirmi yıl olmuştur. Bu durumda 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle genel zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle genel zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Başka bir deyişle anılan Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespiti için öncelikle 26.12.2003 tarihi itibariyle alacağın tabi olduğu genel zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Eğer anılan tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise bu Fon alacağına yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak, buna karşılık öngörülen zamanaşımı süresi dolmamış ise her halde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; takibin dayanağı bireysel kredi sözleşmesi olup kural olarak borcun muaccel olduğu yani kat ihtarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle alacağın, gerek devreden ... AŞ.'ye ait bir alacak olması ve gerekse 4389 sayılı Kanun'da ayrık bir düzenleme bulunmaması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu açıktır. Alacağın ...'ye devrine ilişkin belgeler ise dosya kapsamında bulunmadığından Dairemizce denetleme yapılamamıştır. Buna göre Mahkemece ...'ye yapılan devre ilişkin belgelerin celbi ile devrin 5411 Sayılı Kanun'un 107. maddesi uyarınca yapılmış bir devir olup olmadığının belirlenmesi, böyle ise; zamanaşını kesen işlemlerin de tespiti ile alacağın henüz 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı bir sırada ve mülga 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin yürürlük tarihi olan █████/2003 tarihinden önce ...'ye devredilmiş olması halinde, bu tarih itibariyle fon alacağı haline geldiği ve 23.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile zamanaşımı süresinin 20 yıla çıktığı, 4389 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Bankacılık Kanun'unda da zamanaşımı süresi 20 yıl olarak korunduğundan, bu süresinin uygulanması ile sonuca gidilmesi, aksi halde ise yani ...'ye yapılan devrin █████/2003 tarihinden sonraki bir tarihte olması durumunda ise alacağın 818 Sayılı BK'daki genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar araştırılıp tartışılmadan Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 16. maddesinin yürürlük tarihi olan 01.11.2005 tarihinden önce alacaklı bankanın ihtarname keşide ve tebliğ ederek borcu muaccel hale getirdiği hususu nazara alınarak 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 ve ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.