Anahtar kelimeler: Kaydolmak Onuncu Siciline Arabuluculuk Olağanüstü Bendinin Resmî Arabulucular Adalet İşleri
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN_KONUSU
:
1- Davacının arabulucular siciline kaydolmak amacıyla yaptığı başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali,
2- Bu işlemin dayanağı olan, █████/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinin iptali,
3- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasının, 691 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile eklenen ve 7069 sayılı Kanun ile aynen kabul edilerek kanunlaşan (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması,
istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI
: Dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin Kanun’un 30. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde yer aldığı, kanuni düzenlemenin Anayasa’nın 2., 10., 13., 20., 38., 49. ve 70. maddelerine aykırı olduğu, davalı idarenin niteliği, içeriği ve ne şekilde araştırmasının yapıldığı bilinmeyen, belirsiz kavramlar olan salt iltisak ve irtibat kavramlarından yola çıkarak işlem tesis etme yetkisinin kolluk birimlerine devredilmesi anlamına geldiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki niteliği gereğince değerlendirme kapsamına alınmasının hukuka aykırı olduğu, bu tür kararların herhangi bir sonuç doğurmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kişisel verilerin korunması mevzuatı bağlamında gizli veri olarak değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar mevzuatın aradığı şartlardan biri olan “terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak” şartından yola çıkılarak ret kararı verilmişse de idarenin irtibat ve iltisak araştırması sırasında aslında bir güvenlik soruşturması yaptığının açık olduğu, Anayasa Mahkemesinin █████/2019 tarih ve █████████ sayılı kararında ise güvenlik soruşturmasının, milli güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından yapılabileceği, bu durumun bir genel kamu hizmeti koşulu olarak düzenlenemeyeceğinin ifade edildiği, anılan karardaki gerekçelerin tamamının dava konusu Yönetmelik düzenlemesi için de geçerli olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin silinmiş bir sabıka kaydının güvenlik soruşturmasında kullanılmış olmasını da ihlale dayanak olarak kullandığı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI
: Arabulucular siciline kayıt şartlarının düzenlendiği, 6325 sayılı Kanun’un █████/2017 tarih ve 7036 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile █████/2017 tarih ve 30104. (2. mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 691 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesiyle değişik 20. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemelere Yönetmelik’te aynen yer verildiği, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu ve dolayısıyla 6325 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi ile dava konusu Yönetmelik kuralında belirtilen şartı taşımadığı anlaşılan davacının başvurusunun reddedildiği, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI
:...
DÜŞÜNCESİ
: Dava, arabuluculuk sınavında başarılı olan davacının Arabulucular siciline kayıt başvurusunun reddine ilişkin 10.02.2020 tarih ve 4330 sayılı işlemle bu işlemin dayanağı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin "Sicile Kayıt Olma Şartları" başlıklı 30. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esası incelendi:
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun, Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A maddesinde; İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecinde uygulanacak hükümler açıklanmış, Arabulucular siciline kayıt şartları başlıklı 20. maddesinde;
"(1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabulucular siciline kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,
ç) (Değişik
: █████/2017-███████ md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,
d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı (…) sınavda başarılı olmak, gerekir." hükmü yer almış, Kanunun "Arabulucular sicilinden silinme" başlıklı 21. maddesinde, "1) Daire Başkanlığı, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı halde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler." hükmüne, 36. maddesinin 1. fıkrasında da "Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşların denetlenmesi ile eğitimin süresi, içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabulucular sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi ile bu Kanunun uygulanmasını gösteren diğer hususlar, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 38. maddesinde, "Arabuluculuk eğitimini tamamlayanların sicile kayıt olabilmeleri için bu Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı sınavda başarılı olmaları zorunludur." kuralı, Sınava başvuruyu düzenleyen 42. maddesinde de; (1) Sınava girmek isteyenlerin 30 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması ve arabuluculuk eğitimini tamamlaması gerekir." kuralı, Sicile kayıt olma şartları başlıklı 30. maddesinde; "(1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden başvurması ve şartları taşıdığının anlaşılması üzerine yapılır.
(2) Sicile kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,
ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,
d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı sınavda başarılı olmak,
Gerekir." kuralına yer verilmiştir.
Dava; Elazığ Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan arabuluculuk sınavında başarılı olan davacının Arabulucular siciline kayıt başvurusunun 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 20/2-d maddesinde yer verilen "Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" koşulunu taşımadığının anlaşıldığından bahisle reddine ilişkin 10.02.2020 tarih ve 4330 sayılı işlemle bu işlemin dayanağı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin "Sicile Kayıt Olma Şartları" başlıklı 30. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında TCK 314/2 maddesi kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yönelik soruşturma yürütüldüğü ve... Ağır Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davacı hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçu kapsamında devam eden ceza yargılamasının olduğu, hakkında yürütülen ceza yargılamasına esas suçun niteliği ve bu yargılamanın karar tarihi itibariyle halen devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olmama koşulu sağlamadığı anlaşılan davacının arabulucular siciline kayıt başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacının arabulucular siciline kaydedilmemesine gerekçe olarak gösterilen mesnet suça ilişkin ceza yargılamasının halen derdest olduğu dikkate alındığında işlem tarihi itibariyle mevcut olan bu durum nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak davacının beraat etmesi halinde yeniden sicile kaydının yapılmasını isteyebileceği açıktır.
Normlar hiyerarşisinde yönetmelikler bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve kanun hükümlerine açıklık getirilmek suretiyle uygulamaya geçirilmeleri amaçlanır. Diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistem de bir üst norm bir alt norma oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt norm ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst normun ne amaçlamak istediğini somut olarak ortaya koymaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, 6325 sayılı Kanunun 20. maddesinin 2 (d) fıkrasında arabulucular siciline kayıt şartlarında yer verilen terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak hükmüne paralel kural öngören Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğindeki iptali istenen düzenlemede, söz konusu hükümlerin uygulanmasına yönelik işlemde gerek hukuka, gerekse normlar hiyerarşisinin sistematiğine aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
:
Elazığ Barosuna kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra eden davacı, █████/2019 tarihinde gerçekleştirilen Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sınavında 93 puan alarak "başarılı" sayılmış ve arabulucular siciline kaydolmak amacıyla UYAP Arabulucu Portal üzerinden başvuru yapmıştır.
Bu başvuru, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının ...tarih ve ...sayılı işlemi ile davacının, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasının, 691 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile eklenen ve 7069 sayılı Kanun ile aynen kabul edilerek kanunlaşan (d) bendinde belirtilen "Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" şartını taşımadığından bahisle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, davacının arabulucular siciline kaydolmak amacıyla yaptığı başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan, █████/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinin iptali ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasının, 691 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile eklenen ve 7069 sayılı Kanun ile aynen kabul edilerek kanunlaşan (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
USÛL YÖNÜNDEN
:
7069 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 6. maddesi ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasına eklenen “…ile terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunanlar…” ibaresinin; 9. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasına eklenen "Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" şeklindeki (d) bendinin; 10. maddesi ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" şeklindeki (b) bendinin Anayasa’nın 2., 13., 15., 38., 48. ve 70. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek açılan iptal davası sonucunda Anayasa Mahkemesinin █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararı ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunduğu düzenleme ile birlikte anılan tüm yasal düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya uygun bulunan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendine yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN
:
İlgili Mevzuat
:
█████/2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun;
"Arabulucular sicilinin tutulması" başlıklı 19. maddesinde,
"(1) Daire Başkanlığı, özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilini tutar. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda da duyurulur.
(2) Arabulucular sicilinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne;
"Arabulucular siciline kayıt şartları" başlıklı 20. maddesinde,
"(1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabulucular siciline kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,
ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,
d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı (…) sınavda başarılı olmak,
gerekir.
(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.
(4) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabulucuları, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına gönderir. Bir arabulucu, en fazla üç komisyon listesine kaydolabilir." hükmü;
"Yönetmelikler" başlıklı 36. maddesinde,
"Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşların denetlenmesi ile eğitimin süresi, içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabulucular sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi ile bu Kanunun uygulanmasını gösteren diğer hususlar, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 15. maddesinin 10. fıkrası, 19. maddesinin 2. fıkrası, 22. maddesi, 31. maddesinin 8. fıkrası, 36. maddesi ile █████/2017 tarih ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 22. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve █████/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin;
"Sicile kayıt olma şartları" başlıklı 30. maddesinde,
"(1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden başvurması ve şartları taşıdığının anlaşılması üzerine yapılır.
(2) Sicile kaydedilebilmek için;
d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
...
gerekir." düzenlemesine;
"Sınav" başlıklı 38. maddesinde,
"(1) Arabuluculuk eğitimini tamamlayanların sicile kayıt olabilmeleri için bu Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılısınavda başarılı olmaları zorunludur.
..." düzenlemesine;
"Sınava başvuru" başlıklı 42. maddesinde,
"(1) Sınava girmek isteyenlerin 30 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması ve arabuluculuk eğitimini tamamlaması gerekir.
..." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Dava Konusu Yönetmelik Düzenlemesinin İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
"Normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu itibarla, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin, ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin "Sicile kayıt olma şartları" başlıklı 30. maddesinin "Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" şeklindeki dava konusu (d) bendinin Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya uygun bulunan 6325 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi ile bire bir aynı kuralı içerdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Kanun metninin tekrarından ibaret olan Yönetmelik düzenlemesinde hukuka ve üst hukuk normuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Dava Konusu Uygulama İşleminin İncelenmesi:
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının 1 yıl, 6 ay, 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar █████/2020 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
Kararda "...sanığın hazırlık aşamasındaki beyanında örgütle lise yıllarında tanıştıktan sonra örgüte müzahir Sur Dershanesi'ne gidip ardandan kazandığı Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi zamanında yine örgüte ait evde kalmaya başladığı, ikinci sınıftayken yurda geçip burada belletmenlik yaptığı, üniversite bittikten sonra da örgüt mensuplarınca yönlendirilerek Ankara'da hakim - savcı çalışma evinde 2013 yılında kaldığı, ayrıldıktan sonra 2014 yılında tekrar bu eve gelip kalmaya başladığı bu sanığın beyanlarını doğrular mahiyette tanık beyanlarının da olduğu görülmüştür. Bu itibarla sanığın somutlaşan durumuyla FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiği, örgütle organik bağ kurarak süreklik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunduğu, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sabit olduğu, eyleminin TCK'nın 314/2 maddesinde yazılı suç tipini oluşturduğu, kendisine örgütün diğer üyeleri tarafından verilmiş emir ve talimatlara uymak suretiyle hareket eden ve örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır hale gelen sanığın, eğitim düzeyi nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle sanığın örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada Devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesinin beklendiği, kaçınılmaz bir hataya düştüğünün kabul edilemeyeceği; ...diğer yandan hakkında TCK'nın 221/4 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığa yönelik indirim maddesinin 3/4 oranında indirim yapılmak suretiyle uygulanmasının makul olacağı, sanığın mahkum olduğu hapis cezasının iki yıldan az olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözetildiğinde yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde vicdani kanaat oluşması, suç nedeni ile somut, maddi, belirlenebilir bir zararın bulunmaması karşısında 5271 sayılı CMK'nun 231/6. maddesi delaletiyle aynı yasanın 231/5, maddesi uyarınca, sanık hakkında kurulan hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği..." gerekçesine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde, arabulucular siciline kaydolmaya engel mahkumiyetler sayılmış iken; (d) bendinde "terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" koşuluna yer verilerek, hakkında mahkumiyet hükmü bulunmasa dahi kişinin terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğunu somut, açık ve net olarak ortaya koyan yargısal tespitlerin de arabulucular siciline kaydedilmeye engel olacağı kabul edilmiştir.
İkinci olarak, Anayasa Mahkemesinin █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında "iltisaklı" kavramı, "kavuşan, bitişen, birleşen" şeklinde; "irtibatlı" kavramı ise, "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında da belirttiği üzere; " (49) ... arabulucunun görevini eşit ve tarafsız olarak yerine getirmekle yükümlü olduğu ve sır saklama yükümlülüğünün bulunduğu, arabuluculuk faaliyetinin olumlu sonuçlanması üzerine taraflar ve arabulucu tarafından imzalanan icra edilebilirliğine ilişkin şerhin bulunduğu anlaşma belgesi ile icra edilebilirlik şerhi bulunmasa bile taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge sayıldığı, arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılmasının mümkün olmadığı, arabulucuya başvurulmuş olmasının bazı davalar bakımından dava şartı olarak öngörüldüğü gözetildiğinde, arabuluculuk faaliyetinin terör örgütleriyle herhangi bir ilgisi bulunmayan kişilerce yerine getirilmesinin kamu yararının sağlanması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. (50) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunmama koşulunun, farklı saiklerle hareket edilmesinin önüne geçmek suretiyle arabulucuların görevlerini doğru ve tarafsız biçimde yerine getirmelerine, arabuluculuk faaliyetlerine ilişkin güvenilirliğin sağlanmasına, görev sebebiyle öğrenilen sırların gerektiği gibi muhafaza edilmesine, görev ve yetkilerin kötüye kullanımının önlenmesine hizmet etmek suretiyle arabuluculuk faaliyetinin sağlıklı biçimde işleyişine katkıda bulunmayı hedeflediği anlaşılmaktadır."
Bu çerçevede, uyuşmazlığın genel görevli mahkemeler yerine alternatif bir yöntemle çözümünü hedefleyen arabuluculuk faaliyeti sırasında arabulucuya yüklenen görev ve sorumlulukların sürecin sıhhatini doğrudan etkilediği, arabuluculuk faaliyeti sonunda usulüne uygun olarak düzenlenen anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge sayıldığı ve üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava yolunu kapattığı, dolayısıyla arabuluculuk faaliyetinin hak arama hürriyeti ile doğrudan ilgili bulunduğu dikkate alındığında; bu faaliyetin tarafsız, objektif, eşit, güvenli ve sağlıklı bir şekilde sürdürülüp tamamlanmasında üstün kamu yararı bulunduğu açıktır.
Dolayısıyla, önce davacı hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve sözü edilen terör örgütü ile arasında organik bağ bulunduğu, bu nedenle silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sabit olduğu yolunda gerekçelerin yer alması karşısında, davacının silahlı terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı aşan organik bir bağı (üyeliği) olduğuna dair açık ve somut tespitleri içeren bahse konu yargısal kararın, işbu uyuşmazlık yönünden 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun "Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi" başlıklı 7. maddesi (Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.) ile unutulma hakkı kapsamında kalmadığı; daha açık bir ifadeyle, arabuluculuk faaliyetinin tarafsız, objektif, eşit, güvenli ve sağlıklı bir şekilde sürdürülüp tamamlanmasına yönelik kamu yararının, davacının özel hayatının gizliliği hakkından üstün olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, yasal dayanağa ve meşru amaca istinaden, ölçülülük prensibi dikkate alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu uygulama işleminde de hukuka aykırılık görülmemektedir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!