Anahtar kelimeler: Müracat Karışması Promil Ödediklerini Kayseri Alkollü Kazada Çift Taraflı Kalma
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ - █████████
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ - ████████
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının trafik sigortacısı olduğu davalıya ait aracın çift taraflı trafik kazasına karışması nedeniyle karşı araç sürücüsünün vefat ettiğini, karşı araç sürücüsünün mirasçılarına kendilerine yapılan müracat neticesinde destekten yoksun kalma tazminatı ödediklerini, sigortalı araç sürücüsünün 1.38 promil alkollü olduğunu ve
    kazada tek kusurlunun da o olduğunu, bu nedenle rücuen tahsil için davalı alehine başlatılan Kayseri 7. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı dosyasına yapılan vaki itirazın iptaline, davalı bakımından takibin 130.000,00 TL asıl alacak, 8.590,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 138.590,68 TL üzerinden devamına, borçlu/davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunarak kazanın oluşumunda hızlı şekilde giden ve yakın takip kuralını ihlal ederek arkadan çarpan alkollü karşı araç sürücüsünün kazaya sebebiyet verdiğini, tek alkolün rücu sebebi sayılmasının haksız olduğunu, davacıya 2.000,00 TL personel yardımı yapıldığını, bunun tazminat ödemesi olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; iddia, savunma toplanan delillere ve 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları B.4./1-c maddesindeki düzenleme karşısında somut olayda davalının kusuru oranında rücu koşullarının oluştuğunun kabul edildiği gerekçesiyle benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı icra dosyasında vaki itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, yasal şartlar oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu trafik kazası nedeniyle açılan ceza dosyasında her iki araç sürücüsünün de eşit kusurlu kabul edildiğini, müteveffanın mirasçılarının açtığı Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında, ve Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/3 E sayılı dosyasında da % 50'şer kusur verildiğini bu nedenle %75 kusur oranını da kabul etmediklerini, tüm raporlarda kazanın salt alkol etkisiyle oluşmadığının tespit edildiğini, zira sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceğini bu nedenle rücu için yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasının talep etmiştir.
    B. Gerekçe
    Uyuşmazlık, davacı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu 3.kişilere ödenen tazminatın,sürücünün alkollü olması nedeniyle itirazın iptali yoluyla sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-3. maddesinde de, “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.” şeklinde ifade edilmiştir.
    Yine 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde ‘Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
    Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.’ düzenlemesi yer almaktadır.
    Ayrıca 2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
    Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
    Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.c maddesinde tazminatı gerektiren olay aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmişse, zarar görenlerin zararları sigorta limiti dâhilinde sigortacı tarafından karşılanır. Daha sonra, sigortacı tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda rücu edebilir şeklinde düzenlemiştir.
    Aracı sürenin, alkolün etkisi altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla, sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecek idiyse, bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Zarar veren kaza, alkolün etkisi sonucunda meydana gelmiş olmalıdır. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir.
    Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve ███████-768-840; YHGK 07.04.2004 gün ve ███████-257-212; YHGK 02.03.2005 gün ve ███████-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ███████-624-713 sayılı ilamları)
    Somut olayda mahkemece, içerisinde nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 31.12.2019 havale tarihli raporda; "sürücü Mehmet ... Bayyurt, yönetimindeki araç ile alkollü halde, vaktin gece, bölünmüş dört şeritli çevre yolunu takiben seyirle, olay yeri yol kesimine geldiğinde, seyir halinde olduğu şeridi takip etmesi, şerit değiştirmek istediğinde, gireceği şeritte seyreden araçların seyirlerini tehlikeye düşürmeden önce geçmelerine olanak tanıması, uygun bir mesafe sağladıktan sonra şerit değiştirmesi gerekirken hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, dikkatsiz ve kontrolsüzce şerit değiştirerek trafik güvenliğini tehlikeye düşürmekle sebebiyet verdiği olayda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 46/b-c, 47/c-d, 48, 52/b ve 84/f-g Madde bentleri gereğince birinci derecede (asli) kusurlu olduğu, Müteveffa sürücü Vedat Demir, yönetimindeki araç ile alkollü vaziyette, vaktin gece, bölünmüş dört şeritli çevre yolunun sol şeridini takiben seyirle, olay yeri yol kesimine geldiğinde, seyir hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurması gerekirken, aksine sağında seyreden aracın kendi aracına temas etmesiyle, direksiyon hâkimiyetini kaybederek aracını taşıt yolu üzerinde kalmasını sağlayamamakla, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kazanın meydana gelmesinde etken olduğu olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/d, 48 ve 52/b Madde bentlerini ihlal etmekle ikinci derecede (tali) kusurlu olduğu, Sürücü Mehmet ... Bayyurt meydana gelen olay sırasında 1,38 promil alkollü olduğu, ancak almış aldığı alkol düzeyi ile münhasıran kazaya etken olmadığı, kazanın her iki araç sürücüsünün de farklı kusurları ile meydana geldiğinin tespit edildiği, Sürücü Mehmet ... Bayyurt, meydana gelen olayda % 75 oranında kusurlu olduğu, Müteveffa sürücü Vedat Demir ise de olayda % 25 oranında kusurlu bulunduğu" tespit edilmiştir.
    Mahkemece, heyet raporu doğrultusunda ████████ - ████████ sayılı kararıyla rücu şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sigortalı aracın poliçe başlangıç tarihi dikkate alındığında uygulanması gereken 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarına göre; sigortalı aracın uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat dışı olduğu, bu durumda rücu şartları oluştuğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esastan inceleme yapılması için dosyanın geri gönderilmesine karar verilmiştir.
    Mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereği rücu şartlarının oluştuğu gerekçesiyle esastan yapılan inceleme neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
    Yukarıda belirtilen hukuki düzenlemeler, olgular ve yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiği açıktır ve hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü de 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir. Mahkemece alınan heyet raporunda sigortalı araç sürücüsünde tespit edilen alkol oranı ile kaza birlikte değerlendirilmiş ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği, kazanın her iki araç sürücüsünün de farklı kusurları neticesinde meydana geldiği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme ile davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
    KARAR
    Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY GEREKÇESİ
    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 24.05.2013 tarih ve 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değiştirilmeden önceki 48/1 maddesi “Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklinde iken, anılan Kanunla değişik m.48/1 ise “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.” şeklindedir. Öte yandan maddede “Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu Maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” gibi “Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” gibi başkaca yenilikler de vardır. Görüleceği üzere 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile yapılan değişiklikle 48. maddenin 1. fıkrasındaki güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş ifadesi metinden çıkarılmış, ayrıca alkollü araç kullanımına ilişkin daha önce yönetmelikle düzenlenen promil sınırları da kanunda düzenlenmiştir.
    Öncelikle belirtilmelidir ki, sigorta ettirenin veya sigortalının kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamaz (TTK 1404). Alkollü araç kullanımı 2918 sayılı KTK’nın 48. maddesi uyarınca kesin bir şekilde yasaklandığına göre kanun ile belirlenen sınırın üstünde alkollü araç kullanımından kaynaklı zararların sigorta teminatı kapsamına alınması hukuken mümkün değildir.
    Ancak bir zarar (riziko) hem teminat kapsamında olan bir sebepten, hem de teminat kapsamında olmayan bir sebepten meydana gelmiş ise yani zarar teminat kapsamında olan ve olmayan sebeplerin birleşmesi sonucu meydana gelmiş ise bu durumda çözümün nasıl olacağının tartışılması gerekir. Dairemiz uygulaması öteden beri kazanın sebeplerinden biri teminat dışı olan alkollü araç kullanımı diğeri ise teminat kapsamındaki başka bir hâl ise bu durumda zararın tamamının teminata dahil olması yönündedir. Yani zararın teminat dışı kabul edilebilmesi için münhasıran alkol etkisi sonucu gerçekleşmesi aranmaktadır. Aynı şekilde teminat dışı hallerden olan istihap haddinin aşılmasında da münhasırlık aranırken yine teminat dışı hallerden olan sürücü belgesiz araç kullanmada ise sürücü belgesi bulunmamasının zarara hangi oranda etki ettiği belirlenerek sonuca gidilmesi benimsenmektedir.
    Ne var ki, Dairemizin alkol ile ilgili olarak münhasır sebep olma kriterini araması doğru ve adil bir çözüm olarak görünmemektedir. Şöyle ki, her şeyden önce bu uygulama 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48 inci maddesi ile yasaklanan durumu sigorta koruması altına almakta ve böylece TTK’nın 1404 üncü maddesine aykırı olarak kanunun emredici hükümlerine aykırı bir fiilden doğabilecek zararın teminat altına alınamayacağına ilişkin kuralı ihlal etmektedir.
    İkinci olarak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan sonra uygulanacak olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4 maddesinde alkollü araç kullanımının rücu sebebi sayılması için münhasırlık şartı aranmadığı görülmektedir.
    Dosya kapsamında davacıya sigortalı davalıya ait aracın sürücüsünün kaza tarihinde 1,38 promil alkollü olduğu davaya konu çift taraflı kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün tali davalıya ait araç sürücüsünün ise asli kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Dava dışı araç sürücüsünün kusurundan kaynaklanan zarar teminat kapsamındadır. Ancak davalıya ait aracın sürücüsü 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğundan onun kusuruna tekabül eden zarar teminat dışı kabul edilmelidir. Esasen Dairemiz içtihatları da kazaya etkili başka bir kişi veya sebebin bulunmadığı hallerde 1,00 promil üzerinde alkollü iken meydana gelen zararlarda münhasırlık araştırılması yapılmaması yönündedir.
    Hal böyle olunca dava dışı karşı tarafın kusuruna tekabül eden zarar bakımından davacının rücu hakkını kullanamayacağı, sigortaladığı aracın alkollü sürücüsünün kusuruna tekabül eden zarar yönünden ise üçüncü kişilerin zararlarını karşıladıktan sonra kendi sigortalısına karşı rücu hakkını kullanabileceği benimsenerek Derece Mahkemelerinin kararlarının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!