Anahtar kelimeler: Ceyhan Vaadi Ret Adana Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Satış
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    DAVALILAR
    : ... vd.
    DAVA TARİHİ
    : 27.09.2019
    KARAR
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I.DAVA
    Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu 138 parseli 1992 yılında tapuda görünen miktar olan 23.750 m² olarak satın alındığını, yıllardır da kendisi tarafından zeminde 23.750 m² olarak kullanıldığını, tarım müdürlüğü tarafından uydu görüntülerinden taşınmazın gerçek yüzölçümünün yaklaşık 10 dönüm olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin ise bunun üzerine yapmış olduğu araştırmada kendisini zeminde kullanmış olduğu 23.750 m² yerin aslında iki ayrı parsel olduğu ve bu parsellerden birinin tapuda kendisi adına kayıtlı 138 parsel olduğu ve bitişikte olan 386 parselin de 13.200 m² olduğunu tespit ettiğini, tapuda görünen 386 parsel sayılı taşınmazın 1992 yılından bu yana müvekkili tarafından kullanıldığını ve hatta bu parselin içerisinde müvekkilinin evinin bulunduğunu, işbu parselin de müvekkile satış yapan davalıların murisine ait olduğu ve ölümü ile 2014 yılında davalılar adına intikal edildiğini, davalılar ile yapılan görüşmede davalılardan ..., ..., ... ve ...'ın söz konusu bu parselin müvekkiline ait olduğunu kabul ettiklerini ve müvekkiline satışı için vekaletname verdiklerini, ancak tapuda hisselerin iştirak halinde olmasından dolayı işlem yapamadıklarını belirterek 386 parselin davacı adına tesciline, tescil mümkün olmazsa tazminat verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 138 parsel sayılı taşınmazın murislerine ait olduğunu, davacının bu parseli satın almak istediğini, Kıbrıs'a çağırarak notere gittiklerini, satış parasını Türkiye’ye gelince vereceğine dair söz verdiğini, akrabası olduğundan sözüne güvendiğini, ancak aradan zaman geçmesine rağmen parasının ödenmediğini ve taşınmazın satışının yapılarak davacının üzerine aldığını, 386 parsel sayılı taşınmaz için ise vekalet vermediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
    2.Davalı ... ve Cennet cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, taşınmazın murislerinden kaldığını, dava konusu yeri hiç satmadıklarını, ... vekalet vermiş ise de parasını ödemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullandığı ve adına kayıtlı olan 138 parselin tapu kaydındaki yüzölçümünün 23.750 m² olduğu yönünde ihtilaf olmadığı, KKTC Tasdik Memurluğunca düzenlenen 07.02.1992 tarihli tarla satış senedinde davalılar tarafından işbu taşınmaz davacıya satıldığı ve satış senedinde de yüzölçümünün 23.750 m² olduğu, davacı tarafın satış senedinin 386 parsel sayılı taşınmazı da kapsadığını iddia ettiği, 386 parselin davalı adına hükmen tescil yolu ile tescil edildiği, hükmen tescile ilişkin kararlar incelendiğinde 138 parselin yüzölçümünün 23.750 m² olduğu, satış senedinin davaya konu edilen 386 parseli kapsamadığı, yapılan keşif neticesinde her iki parselin de aslında daha küçük yüzölçümüne sahip olduğu, ölçümün hatalı olmasında davacı ya da davalı tarafın kusurunun olmadığı, davalı tarafın 386 parseli satma iradesinin satış senedinde açıkça yazılı olmadığı, davalı taraf adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptalinin ve maddi tazminat şartlarının oluşmadığı, satış sözleşmesine konu edilen 138 parselin tapu kayıtlarındaki yüz ölçümünden çok daha küçük olması nedeniyle oluşan maddi kaybın şartları var ise Hazineye karşı yöneltilecek tazminat davası ile giderilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriğini tekrarla, mahkemece hatalı karar verildiğini, 1992 yılından bu yana müvekkilinin 28 yıl nizasız taşınmazların tamamını kullandığını, bir an için tapu iptali talebinin reddi doğru olsa bile müvekkiline 23.750 m² satıldığı ve satış bedelinin bu miktar için alınması nedeniyle tazminat şartlarının oluştuğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve alınan rapora göre 138 parselin tapulama tutanağında yüzölçümünün 23.750 m² yazıldığı, ilk tescile ilişkin fen raporlarında m² yazılmayıp sınırlara göre tespit ve tescile karar verildiği, ölçümlerde hata olmadığı,...Noterliği'nce düzenlenen satış vaadi sözleşmesine göre 138 parsel sayılı taşınmazın satıldığı, 386 parselin satılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili istinaf sebepleriyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, harici sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    3. Değerlendirme
    1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2. Somut olayda, davacı ile davalılardan ...’ın noterde yaptıkları █████/1992 tarihli tarla satış senedi ile 23.750 m²’lik 138 No.lu parselin satışını yaptıkları, sözleşmenin 5. maddesinde “Satıcı işbu gayrimenkulün koçanında yazılı ve düzeltilmesi gerekecek pafta, yüzölçümündeki hususları bizzat tapuda ve mercilerinde düzeltmeye ve düzeltilmiş olarak alıcıya vermeye kabul ve taahhüt eder” ibaresinin yer aldığı görülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 244. maddesi “Aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür. Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir.” hükmünü içermektedir.
    3. Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile satıcı ... taşınmazın yüzölçümündeki hatayı düzeltmeyi taahhüt etmiştir. Sözleşme ile 23.750 m²’lik taşınmaz satışı kararlaştırılmasına rağmen taşınmazın fiili olarak daha küçük olmasından sözleşmenin 5. maddesi gereğince sorumlu olduğundan satıcının edimini yerine getiremediği kısım için alıcı lehine tazminat hakkı doğduğu, Mahkemece bu husustan inceleme yapılmadığı anlaşıldığından hükmün bozulması gerekmiştir.
    VI. KARAR
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    05.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
    (Muhalif)
    K A R Ş I O Y
    Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumdan, hükmün bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!