Anahtar kelimeler: Güçlükonak Göç Yapamadığından Köye Zımnen Dönüş Yaşanan Köyünde Onuncu Valiliği

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Valiliği / ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN_KONUSU
: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından dava konusu işlemin iptaline ve aleyhine hükmedilen vekalet ücretine yönelik kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, ... köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve 1994-2002 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilen davacı tarafından, köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2002 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle █████/2013 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ...İdare Mahkemesince, kesinleşen kararlarına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması üzerine benzer nitelikte dosyaların birleştirilmesi suretiyle yapılan inceleme neticesinde Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve Bireysel Başvuru Numarası:██████████ sayılı kararı ile mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi üzerine yapılan yeniden yargılama sonucunda verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararla, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden ... köyünün güvenlik yönünden yerleşime uygun olmadığının anlaşıldığı, bununla birlikte, davacının talebinin 5233 sayılı Kanun'un geçici maddeleriyle kapsama alınan, ayrı bir başvuru ve sonuçlandırma prosedürü öngörülen bir dönemi de kapsaması sebebiyle davacının talebinin ayrı ayrı dönemler halinde incelenmesi gerektiği, dava konusu işlemin, davacının 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği █████/2004 tarihinden önceki dönemde oluştuğunu ileri sürdüğü zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden yapılan incelemede; söz konusu dönemde oluştuğu ileri sürülen maddi zararların karşılanması istemiyle en geç █████/2008 tarihine kadar idareye başvurulabileceğinin kurala bağlandığı, bu durumda, davacı tarafından █████/2004 tarihinden önceki döneme ait zararların tazmini istemiyle en geç █████/2008 tarihine kadar idareye başvuru yapılması gerektiği halde bu süre geçirildikten sonra yapılan başvuru ile anılan dönemde uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istenildiğinden dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği, dava konusu işlemin, davacının 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği █████/2004 tarihi ile █████/2006 tarihleri arasındaki dönemde oluştuğunu ileri sürdüğü zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden yapılan incelemede ise; █████/2004 tarihi ile █████/2006 tarihleri arasındaki dönemde davacının terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sebebiyle bahse konu yerleşim yerindeki malvarlığına ulaşamadığı ve bu sebeple zarara uğradığı açık olduğundan davacının bu dönemdeki zararlarının ödenmesi gerekirken talebin reddine dair dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık görülmediği, dava konusu işlemin, █████/2007 tarihinden idareye başvuru yapıldığı tarih arasındaki dönemde oluştuğunu ileri sürdüğü zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden yapılan incelemede ise; ara kararı üzerine dava dosyasına sunulan Şırnak Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla davacının uyuşmazlık konusu köyde / mezrada bulunan malvarlığına ulaşamaması sebebiyle 2007 - 2018 yılları arasında uğradığı zararlara karşılık 79.590,24 TL ödeme yapılmasına karar verildiği ve söz konusu ödemenin davacı vekili tarafından imzalanan █████/2023 tarihli taahhütname ile kabul edilmesi üzerine sulhname imzalandığı, buna göre, █████/2007 tarihinden idareye başvuru yapıldığı tarih olan █████/2013 tarihi arasındaki zararların iş bu davanın açılmasından sonra sulh yoluyla davacıya ödenmiş olduğu görüldüğünden bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin, █████/2004 tarihi ile █████/2006 tarihleri arasındaki dönemde oluştuğunu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden iptaline, █████/2007 tarihi ile █████/2013 tarihi arasındaki dönemde oluştuğunu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden ise konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, █████/2004 tarihinden önceki dönemde oluştuğunu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, davacının tüm zararının karşılandığını belirterek sulhname imzaladığı, sulhnameye ihtirazi kayıt konulmadığı, davacı taraf lehine maktu vekalet ücretinin %25’ine hükmedilmesi gerekirken fazlasına hükmedildiği iddialarıyla temyize konu kararın dava konusu işlemin iptaline ve davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücretine yönelik kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI
: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Dava, Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, ... köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve 1994-2002 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilen davacı tarafından, köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2002 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle █████/2013 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.Yargılama sürecinde; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemin; davacının █████/2007 tarihine kadar olan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, █████/2007 tarihinden başvuru tarihine kadar oluşan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından temyiz talebinde bulunulmamış, davalı idare tarafından temyiz talebinde bulunması üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2019 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile davanın kısmen reddine ilişkin kısmının gerekçeli onanmasına, dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiş; davacı tarafından anılan Daire kararına karşı yapılan karar düzeltme başvurusu Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2020 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile reddedilmiştir.Ardından, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Danıştay Onuncu Dairesinin vermiş olduğu █████/2019 tarihli bozma kararına uyularak dava konusu işlemin █████/2012 tarihinden başvuru tarihi olan █████/2013 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmının iptaline, dava konusu işlemin █████/2007 tarihinden, █████/2012 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, tarafların karşılıklı temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile İdare Mahkemesi tarafından verilen karar onanmış, karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmediğinden karar █████/2022 tarihinde kesinleşerek yargılama tamamlanmıştır.Bununla birlikte davacı tarafından kararın kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve Başvuru Numarası:██████████ sayılı kararı ile mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlal sonuçlarının ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bunun üzerine de temyize konu karar ile dava konusu işlemin, █████/2004 tarihi ile █████/2006 tarihleri arasındaki dönemde oluştuğunu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden iptaline, █████/2007 tarihi ile █████/2013 tarihi arasındaki dönemde oluştuğunu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden ise konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, █████/2004 tarihinden önceki dönemde oluştuğunu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.İLGİLİ MEVZUAT
:█████/2011 tarih ve 27894 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un bireysel başvuruyu düzenleyen dördüncü bölümünde yer alan "Bireysel başvuru hakkı" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği; ikinci fıkrasında, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerektiği düzenlenmiş, "Bireysel başvuru usulü" başlıklı 47. maddesinin üçüncü fıkrasında, başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiğinin, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerektiği, "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrasında, bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması gerektiği, üçüncü fıkrasında ise kabul edilebilirlik incelemesinin komisyonlarca yapılacağı, kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verileceği hüküm altına alınmıştır.Öte yandan, hukuk sistemimizde "Taleple Bağlılık İlkesi" geçerlidir. Nitekim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.Taleple bağlılık ilkesinin en önemli sonuçlarından biri de "Aleyhe Bozma Yasağı"dır. Aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, "Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm" başlığını taşıyan 283. maddesinde "İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." denilmek suretiyle açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.Medeni yargılama hukukuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve idari yargılama hukukuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 5271 sayılı Kanunda olduğu gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, "Aleyhe Bozma Yasağı" gerek hukuk yargılamasında, gerekse idari yargı alanında uygulanan temel prensiplerden biridir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun hükümleri incelendiğinde, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerektiği, aksi takdirde Anayasa Mahkemesi bünyesinde oluşturulan komisyonlarca başvurular hakkında kabul edilmezlik kararı verileceği öngörülmüştür.Diğer taraftan, bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir.Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir.Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, bozulan karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm verememesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile yakından ilgilidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih ve E.█████████, K.█████████ sayılı kararında da "Önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir." denilmektedir.Yukarıda yer verilen yargılama süreci incelendiğinde Mardin İdare Mahkemesinin █████/2014 tarihli kararı ile davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemin davacının █████/2007 tarihine kadar olan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verildiği, buna karşın davacı tarafından anılan kısmın temyiz kanun yoluna taşınmadığı, Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2019 tarihli bozma kararı üzerine dava konusu işlemin █████/2007 tarihinden, █████/2012 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi sonrası temyiz kanun yoluna başvurulduğu, sonuç olarak davacının █████/2007 tarihine kadar olan dönem yönünden davanın reddine ilişkin kısmı temyize taşıma iradesi göstermediği, bu kısım açısından iç hukuk yollarına başvurma imkanı varken bu imkanını kullanmadığı, anılan kısım yönünden iç hukuk yollarının tüketilmediği anlaşılmaktadır.Buna göre, davacı tarafından █████/2007-█████/2012 arası dönem yönünden davanın reddine ilişkin kararın temyize taşınmış olduğu dikkate alındığında hukuk sistemimizde yerleşik olan taleple bağlılık, aleyhe bozma ve aleyhe hüküm verme yasağı ilkeleri de gözetilerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulan kısmın iç hukuk yolları tüketilen anılan dönem yönünden olduğunun, haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararının da anılan dönemi kapsadığının, iç hukuk yolları davacı tarafından tüketilmeyen █████/2007 tarihine kadar olan dönemi kapsamadığının kabulü gerekmektedir.Bu itibarla Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararının █████/2007 tarihine kadar olan dönemi kapsamadığı sonucuna varıldığından İdare Mahkemesince Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine temyize konu karar ile yeniden yargılama yapılırken, başvurunun reddine ilişkin işlemin davacının █████/2007 tarihinden sonraki dönemdeki zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmına özgü bir inceleme yapılması gerekirken yukarıda açıklanan sebeple yeniden yargılama kapsamında bulunmayan, dava konusu işlemin █████/2004 tarihi ile █████/2006 tarihleri arasındaki dönemde oluştuğu ileri sürülen zararların tazmini isteminin reddine dair kısmı yönünden de yeniden yargılama yapılarak anılan dönem yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.Öte yandan davalı idarenin vekalet ücretine yönelik temyiz talebinin, işbu bozma kararı üzerine yeniden karar verilirken vekalet ücretine yönelik de yeniden hüküm kurulacağından bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,2. ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E
:..., K:... sayılı kararının temyize konu dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının BOZULMASINA,3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, █████/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.