Anahtar kelimeler: Satımdan Mesnetsiz Tedarik Tedarikinin Faturaya Akdedildiğini Şahıs Enerjisi Alacağa İlişki

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; davalılar aleyhine --------- esas sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahıs hiç bir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak icra takibine itiraz ettiklerini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında k04.08.2021 tarihinde enerji tedarik başlangıç tarihinden itibaren 12 ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı şirkete elektrik tedarikinin 01.09.2021 yılında başladığını, sözleşmenin 9.1 maddesi uyarınca sözleşme feshedilmeyerek her yıl yenilendiğini ve güncel hitam tarihinin 01.09.2023 olduğunu, davalı borçlu şahsın ise davalı borçlu şirketin yetkilisi olup, davalı -borçlu şirketi münferiden tensile yetkili olduğunu, ayrıca müvekkili şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesinde de ticari kefaletinin bulunduğunu, ancak ticari kefaleti bulunmasına rağmen takibi haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin imzaladığı sözleşmedeki sözüme uymayıp fatura ödememesinin basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, elektrik piyasasında ekonominin içerisinden geçtiği süreçte yaşanan dalgalanmalar ve maliyet artışları nedeni ile davacı şirketin bir tacir olarak portföyünü gözden geçirme gerekliliği doğduğunu ve risk teşkil edebilecek müşterilerin belirlenmesi gerektiğini, davalının müvekkili şirket nezdindeki teminat yatırma yükümlülüğünün yerine getirmemek suretiyle 4.1 maddesinde belirtilen ön koşulları sağlamamasına istinaden, yazılı açık sözleşme hükmüne dayanarak müvekkili şirket tarafından sözleşme feshe edilerek davalı şirkete cezai şart faturası tanzim edilerek gönderildiğini, müvekkili şirketin alacağının likit bir alacak olduğunu belirterek davalı borçlu şirketin ve şahsın ------------ esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptaline, borçluların % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalılar vekili cevap dilekçesi özetle ; davacı tarafın usulüne aykırı bir şekilde müvekkilinin aboneliğini sonlandırdığını, sonrasında yeniden portföye alım işlemi yaptığını, nitekim davacı şirket hakkında bu işlemler nedeniyle --------- tarafından ceza verildiğini, taraflar arasındaki ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde piyasa rayicinin üzerinde bir faturalandırma yapıldığının ahlaşılacağını, aynı tüketim miktarı ile başka bir dağıtım firmasından daha ucuza elektrik alınacağı imkanı varken teminatsız anlaşma olduğu için daha yüksek faturalandırma yapıldığını belirterek davanın reddine, davacının haksız icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava ; taraflar arasındaki elektrik enerjisi satış sözleşmesinden kaynaklandığı bildirilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK.nun 67/1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir.Davacının ;---------- sayılı icra dosyası ile ----------- nolu elektrik fatura alacağı ( istenen % 5 aylık diğer ) 1.188.000,00 TL ile ---------- nolu elektrik faturasının takip öncesi işlemiş faiz alacağı 89.832,33 TL olmak üzere toplam 1.277.832,33 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, davalıların süresinde itiraz ettikleri ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır.Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu, tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın taraflar arasında imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesinin feshi sebebi ile davacı tarafından tanzim edilen cezai şart faturalarının tahsili için başlatılan ve davalıların itirazı ile duran takibin devamının sağlanması amaçlı itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında elektrik enerjisi satış sözleşmesinin imzalandığının ve davalı şirkete bir süre davacı tarafından perakende elektrik satıldığının, akabinde davacı olan sağlayıcı tarafından davalının sözleşme çerçevesinde teminat yatırmadığından bahisle sözleşmenin feshedilerek sözleşme çerçevesinde düzenlenen cezai şart faturalarının davalılardan tahsili için takip yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğu, davalı şirket ile davacı şirketin sözleşmenin asıl tarafları diğer davalı gerçek kişinin ise davalı şirketin yetkilisi olmakla sözleşmede ticari kefil olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasının imzalanan sözleşmede teminat verme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı ve bu teminatın verilmemesinin davacı yönünden sözleşmenin haklı nedenle feshi hakkı bahşedip etmediği hususlarında olduğu, gerçekten de dosya incelendiğinde davacı adına davacı şirketin kurumsal e-mail adresi uzantılı █████/2021 tarihli icap niteliğindeki e-posta ile davalı şirkete gönderilen e-mail incelendiğinde, davacı şirketin davalı şirkete "Tekliflerimizde teminat talebimiz bulunmamaktadır. Bizimle çalışmanız durumunda mevcut tedarikçinizdeki teminatınızı iade alabilirsiniz" şeklinde davalı şirkete taahhütte bulunduğu, davacı ve davalı şirketin tüzel kişi tacir olmakla basiretli tacir olma sorumluluğunda oldukları, 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde dürüstlük kuralının düzenlendiği, bu kuralın tüm medeni hukuk ilişkilerinde uygulanacağı bu doğrultuda "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz " hükmünü amir olduğu, davacının kurumsal e-mail adresi üzerinden davalı adına kayıtlı kurumsal e-mail adresine gönderilen e-posta ile sözleşme imzalanması durumunda teminat alınmayacağına dair açıkça taahhütte bulunmak şeklinde yazışmalar yapıldıktan sonra davacının davalının teminat yatırmadığından bahisle sözleşmeyi feshetmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu yönde davacının fesih hakkını açıkça kötüye kullandığı, bunun ise hukuk düzeni tarafından korunmayacağı davacının teminat yatırılmadığından bahisle sözleşmeyi feshedip cezai şart faturası düzenlemesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı mahkememizce anlaşılmış ve açılan davanın bu sebeple reddine karar verilmiş, kötüniyet tazminatı talebi yönünde ise her ne kadar davacının feshi mahkememizce haksız olarak nitelendirilmiş ise de bu hususun tek başına kötü niyet tazminatı talebi için yeterli olmadığı, davacının takipte kötüniyetli olduğunun dosya kapsamında belirlenemediği anlaşılmakla kötüniyet tazminatı talebi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-DAVANIN REDDİNE,
Koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 615,40 TL maktu karar harcının 21.206,79 TL'si dava açılırken peşin olarak alınmış olduğundan ayrıca karar harcı alınmasına yer olmadığına, fazla alınan 21.206,79 TL karar harcının, karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa yada yetkili vekillerine iadesine,
3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 190.896,53 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 3.200,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
a-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
b-Davalılar tarafından yatırılan 121,60 TL vekaletname harcının davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
c-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı ----------- ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile---------Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere Mahkeme Başkanı ----------- muhalefeti ile oy çokluğu ile karar verildi. █████/2025
MUHALEFET BEYANI
Davacı tarafından “taraflar arasında 04.08.2021 tarihinde 12 ay süreli “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi” akdedildiği, 01.09.2021 tarihinde tedariğin başladığı, elektrik piyasasında ekonominin içerisinden geçtiği süreçte yaşanan dalgalanmalar ve maliyet artışları nedeni ile davacı şirketin basiretli bir tacir olarak, portföyünü gözden geçirme gerekliliğinin doğduğu ve risk teşkil edebilecek (portföyde teminatı/güvence bedeli mevcut olmayan) müşterilerin belirlenmesinin gerektiği, bu inceleme ile, davacı şirket nezdinde davalıların yatırmayı üstlendikleri teminat /güvence bedeli yükümlülüğünü yerine getirmediklerinin görüldüğü, bu hususta kendilerine 12.05.2023 tarihli mail ekinde "İhbarname" gönderilerek, bu güvence bedeli/teminatı ulaştırmaları, aksi halde sözleşmesel hakları kullanma imkanının doğacağının belirtildiği ancak teminat yükümlülüğünün yerine getirilmediği, bu nedenle sözleşmenin 01.07.2024 tarihinde feshedildiği, feshin haklı sebebe dayanması nedeniyle de sözleşmenin 9.2.3. maddesi uyarınca davacıya cezai şart tahakkuk ettirildiği ve fatura düzenlendiği ve takibe konu edildiği ancak davalıların takibe itiraz ettiği” iddiası ile takibe itirazın iptali ve davanın kabulünün talep edildiği görülmektedir.
Buna karşın davalı tarafından “Sözleşme ilişkisinin kurulmasının ardından 1 yıl 9 ay 7 gün geçmesinden sonra teminat verilmediği gerekçesiyle fesih ve cezai şart talebinin hakkın kötüye kullanılması şeklinde olduğunu, ayrıca sözleşme ilişkisinin başlangıcında herhangi bir teminat talebinde bulunulmadığının davacı şirket yetkilileri tarafından mail ve mesaj kayıtları ile sabit olduğu” ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin; " Ödemenin Teminat Altına Alınması " başlıklı 7.2 maddesinde sözleşmenin satıcı tarafından güvence bedelinin verilmemesi halinde ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin satıcı tarafından feshedilebileceği ve satıcının bu doğrultuda alıcının her bir aboneliği için ayrı ayrı son bir yıl içerisindeki faturalarından en yüksek bedelli iki faturayı cezai şart olarak fatura etme hakkına sahip olduğu " ayrıca sözleşme metninde " Sözleşmenin Satıcı Tarafından Feshi " başlıklı 9.2 maddenin alt başlığı olan 9.2.3 maddesinde alıcının sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcının sözleşmeyi feshetmesi halinde alıcının her bir aboneliği için ayrı ayrı son bir yıl içerisindeki faturalarından en yüksek bedelli iki faturayı cezai şart olarak ödeyeceğini alıcının taahhüt ettiğinin yine sözleşme hükümleri içinde yer aldığı,
Sözleşme hükümlerine göre sözleşmenin 11.4 maddesinde ise " Feragat Etmeme Satıcının iş bu sözleşme çerçevesinde kendisine tanınmış hak, yetki ve imtiyazı kullanmaması veya kullanmada gecikmesi bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmez ve hakların bir kez veya kısmi olarak kullanımı söz konusu hakkın tekrar kullanımı veya diğer bir hakkın, yetkinin veya imtiyazın kullanımını engellemez" hükmünün yer aldığı görülmekle; davacının eksik güvence bedeline rağmen elektrik vermeye devam etmesinin sözleşmedeki feragat etmeme başlıklı 11.4 madde gereği eksik güvence bedelinden feragat ettiği anlamına gelmeyeceği, bu durumda eksik güvence bedeli nedeniyle davacının bu eksik güvence bedelini sözleşmenin herhangi bir zamanında talep etmesi ve eksik güvence bedelinin tamamlanmaması halinde davalıyı portföyden çıkarması ve buna göre eksik güvence bedelinin sözleşme ihlali olarak kabul edilerek cezai şart talep edilmesinin mümkün olduğu gözetilerek, davanın kabulüne ve % 20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluğun gerekçe ve görüşüne katılmamaktayım.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!