Anahtar kelimeler: Üdavacılar Arsadaki Arsanın Ödünç Evraktan Bitirilip Aşden Kıymetli Satışları Tapuda

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
:█████████ EsasKARAR NO
:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:Davacılar vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin davalıdan aldığı 2.000.000,00 TL borcun müvekkilinin ... A.Ş.'den satın aldığı arsadaki tüm hak ve yetkilerini önce davalının şirketine temlik etmesi, daha sonra arsanın tapuda davalının şirketine devredilmesiyle ödendiğini, █████/2011 tarihli davalının kendi el yazısı ile hazırladığı "Ödünç Sözleşmesi"ne göre müvekkiline verilen 2.000.000,00 TL borcun Daireler bitirilip satışları yapıldıktan sonra geri ödeneceğini, █████/2011-█████/2011 tarihli satış protokolünde yer alan (6) dairenin bila bedel arsa sahibine verilmesi şartını kabul etmeyen davalının bu kez alacağı karşılığında teminat olarak daire ipoteği verilmesini talep ettiğini, imzalanan █████/2011 tarihli son protokolde (1395) ada (5) parseldeki arsa devriningerçekleşmesi halinde 17 bağımsız bölüm üzerindeki ipoteklerin fek edilerek 4 adet çekin de iade edileceği akde bağlandığını, nakit borcun ödendiğine dair açılan iki davanın halen derdest olduğunu, çekilen 4 adet ihtarnameye rağmen davalının ipotekleri fek etmemesi , 4 adet çeki de iade etmemesi üzerine ipoteğin fekki ve tazminat davaları açıldığını belirterek haklı davanın kabulü il davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin ve satış işlemlerinin 2.000.000 TL asıl alacak ve fer'ileri üzerinden tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Kesin hükmün bulunmasının olumsuz dava şartı olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını ve bekletici mesele talebi bulunduğunu, Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı ve Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyaları bulunmakla derdest olduklarını, Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası nedeniyle davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığını, anılan icra takibinin alacaklı tarafı, müvekkillerden: ... olup, borçlu tarafı ise: ... olduğunu, huzurdaki davanın müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hiçbir maddi ve hukuki dayanağı bulunmadığını, davacılardan ... Şti.'nin iş bu davada aktif husumet ehliyeti mevcut olmayıp, davanın esasına girilmeksizin aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacıların iş bu dava ile müvekkiller aleyhine yönelttiği tüm talep, hak ve alacakları zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazı bulunduğunu, yasal hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın, esasa girilmeksizin, öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın borçlu olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, borcun sona erdiğine ilişkin yazılı delil sunmadıkça iddiaları dinlenemeyeceğini ve takibin durdurulmasına ve dahi satışın durdurulmasına karar verilemeyeceğini, dava dilekçesinde ödendiği iddia edilen çeklerin banka hesap numaraları bildirilmediği gibi, çeklerin ödendiği iddiası tamamen maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davada değerlendirilmesi gereken toplam 2.000.000,00 TL tutarlı 4 adet ... Bankası ... çekleri, ....a.ş. İle ....A.Ş. arasında imzalanan protokole ilişkin olduğunu, davacı, iflas erteleme talebinde bulunduğu dönemde ödeme yaptığını iddia etmektedir. davacı tarafın iddiaları kendi içinde çeliştiğini, davacı tarafın iddiaları kötü niyetli olup, müvekkilin alacağına ulaşmasını geciktirme amaçlı olduğunu, davacı tarafın tedbir talepleri kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın dava konusu ipoteğin fekki davası aleyhine sonuçlandığı ekteki ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi kararları ile sabit olduğunu, davacının tanık dinletmesine muvafakati olmadığını belirterek Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 02.03.2020 Tarihli, ████████ Esas, ███████ Karar Sayılı Kararının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davacı tarafın maddi ve hukuki dayanaktan yoksun tedbir talebinin reddine, davanın esasına girilmeden; usule ilişkin tüm itirazlarımız doğrultusunda, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarımızın kabul görmemesi ve davanın esasına girilmesi halinde, davacı tarafın müvekkiller aleyhine ikame ettiği iş bu maddi ve hukuki dayanaktan yoksun, haksız davanın esastan reddine davalı tarafın, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyetle inkar tazminatına mahkum edilmesine arar verilmesini savunmuştur.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının iş bu dava ile iddia ve talep ettiği "... sayılı dosyasında ipotekli alacak konusu yapılan 2.000.000 TL borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti" talebi ile ilgili davacı dilekçesinde aynı davadaki sebepleri göstermiş o davadan sonraki herhangi bir ödeme ile ilgili yeni delil veya gelişmeyi ileri sürememiştir. Davacı iş bu davada da Davacı tarafların yetkilisi oldukları şirketler arasında █████/2011 tarihinde Protokol imzalandığını, Karz Sözleşmesinin de █████/2011 tarihinde olduğunu, █████/2011 tarihli Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme kapsamında ipoteğe konu borcun ödendiğini iddia etmiş olup aynı iddia kapsamında olup davacı tarafından ipotek akit tablosundaki çeklerin ifa yerine geçmek üzere verildiği iddiaları daha önce aynı ipotekten kaynaklı borcu olmadığı iddiasıyla ipoteğin fekki talebi ile ikame ettiği Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına konu edilmiş, bu hususta tarafların delilleri toplanıp incelenmiş ve karar verilmiş ancak kesinleşememiştir. İkinci davanın açılmasında davanın konusu ve sebepleri bakımından aynı davanın tekrar mahkememizde açılmasında açıklanan gerekçede belirtildiği üzere hukuki yararının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Davacının tarafları , konusu ve sebebi aynı olan bir davayı yeniden mahkememiz önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel yararı da olmadığı, bu davayı açtığı tarih itibari ile önceki davada korunma ihtiyacını temin edip edemeyeceği yönündeki hukuki durumu netleştirmediği, bu davanın sonucunu beklemesi ve sonucunu tam olarak alması mümkün iken mahkememizde tekrar dava açılıp görülmesini talep etmekte davacının hiç bir hukuki yararının bulunmadığı, kabul edilmiştir. Anılan sebeplerle davanın derdestlik dava şart yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesinde düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Ancak, taraf sıfatı dava şartlarından değildir. Buna karşılık, taraf sıfatı, dava şartı gibi, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinde gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. Davacı ... Şti. Yönünden Davacılar ... Şti. ve ... tarafından davalı ... A.Ş. ve ... aleyhine "... sayılı dosyasında ipotekli alacak konusu yapılan 2.000.000 TL ipotek borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti" talebi ile iş bu dava ikame edilmiş ise de anılan icra takibinin borçlu tarafı, davacılardan: ...' borçlusu ise davalı ... olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda; █████/2011 tarih ... y.nolu ipotek akit tablosu ve dava dilekçesinde sözü edilen "Karz (Ödünç) Sözleşmesi" incelendiğinde ödünç verenin davalı ..., ödünç alanın davacılardan ... olduğu anlaşılmıştır.Öte yandan, davacı tarafça, davalı ...'ın ve davacılardan ...'ın yetkilisi oldukları şirketler arasında █████/2011 tarihinde Protokol imzalandığı, Karz Sözleşmesinin de █████/2011 tarihinde olduğu, █████/2011 tarihli Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme kapsamında ipoteğe konu borcun ödendiği iddia edilmekte ise de gerek Karz Sözleşmesinde gerekse İpotek Resmi Senedinde davalıların yetkilisi olduğu şirketler arasındaki alışverişe herhangi bir atıf yapılmadığı hususu istinaf kararıyla da değinilmiştir.Bu durumda davaya konu "... sayılı dosyasının borçlu tarafı bulunmayan gerek dava dilekçesinde sözü edilen Karz Sözleşmesinde gerekse davaya konu İpotek Resmi Senedinde atıf yapılmayan davacılardan .... Şti.'nin iş bu davada aktif husumet ehliyeti olmadığından aktif husumet yokluğu aynı gerekçeyle davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir...Davacılardan davacı ...'ın davalı ...'a yönelik davasının USULDEN REDDİNE, davacı ... İnşaat Limited Şti. yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, davalı ... A.Ş.yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE " karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkili ile davalı ... arasında imzalanan Karz Sözleşmesi'ne dayanarak aldığı 2.236.000 TL. miktarında borç nedeniyle, 24 adet taşınmazları üzerine █████/2011 tarih ve ... yevmiye numara ile ipotek tesis edildiğini ve Müvekkili ...'ın (ödünç alan ) aldığı 2.236.000 TL borca karşılık Davalı ...'a (ödünç veren ) (4x500.000 TL + 236.000.000 TL lik) çek verdiğini, ödünç verilen paraya hiçbir şekilde faiz işlemeyeceği, ipoteğin iki ay süreli olduğu, çeklerin ödenmesi halinde 17 adet bağımsız bölüm üzerine ayrıca konulan ipoteklerin fekkedileceği, fek işlemi 7 gün içinde yapılmaz ise ödünç verenin ödünç alana geciken her gün için 5.000 TL ceza ödeyeceği İpotek Akti ve Karz Sözleşmesiyle akde bağlandığını, ... A.Ş. ile imzalanan 01.05.2011 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi - Satış Protokolü'nde satıcı... A.Ş.nin alıcı ....Şti.den arsa satış bedeline karşılık 2.000.000 TL aldığını, bakiye 3.000.000 TL için de 3 adet çek aldığını, temlik eden ....Şti. ile temlik alan ....Şti. arasında imzalanan 03.05.2011 Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşmede; ...’ın taşınmaz bedelini ödeyerek satın aldığı arsayı tüm hak ve alacaklarıyla ...Şti.ne devrettiğini, söz konusu taşınmazın devir işleminin gerçekleşmesiyle yükümlendiği tüm edimleri ifa etmiş sayılacağının akde bağlandığını, ....Şti. ile ....Şti. arasında imzalanan 22.06.2011 tarihli son ...'de; arsanın devir işlemlerinin tamamlanmasıyla (4x 500.000 = 2.000.000 TL ) çeklerinde iade edileceğinin akde bağlandığını, ... A.Ş.ile ....Şti. arasında imzalanan █████/2011 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi-Satış Protokolü Taşpolat inşaatın arsa alımı ile ilgili tüm ödeme hak ve alacağı ....Şti.ne devredilmesi kaydı ile █████/2011 tarihinde feshedildiğini, bu dava ile karz sözleşmesiyle alınan borca karşılık ödeme belgesi olarak verilen ve tahsili ipotekle teminat altına alınan 4 adet çek bedelinin Gayrimenkul Satış Vaadi, Alacağın Temliki ve Satış Protokolleri ile ödendiğini, iadesi ....Şti. tarafından taahhüt edilip iade edilmeyen bu çeklerden dolayı müvekkili ...'ın borçsuz olduğunun tespitinin hedeflendiğini, bu davada ipotek akit tablosundaki ipoteğin, ayrıca "terkin koşullarının oluştuğu" iddiasında olunmadığını, bu iddianın Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen ████████ Esas sayılı davada ileri sürüldüğünü,-Derdestlik nedeniyle davanın reddinin hatalı olduğunu, ilk davada; ipoteğin terkini koşullarının oluştuğu iddia edilerek, akit tablosuna göre karz aktiyle alınan borcun ödenmesi için verilen 5 adet çekin ödenmesinin teminatı olan █████/2011 tarih ve ... yevmiye nolu ipoteğin fekki talep edildiğini, bu davada ise; müvekkilinin bu çeklerden 4 adedinin bedellerinin 13.06.2011 tarihli Karz Sözleşmesi ile aldığı borcun 2.000.000.00 TL’sinin Müvekkilinin Şirketi .... Şti’nin 01.05.2011 tarihinde ... AŞ.’den 5.000.000.00 TL’ye satın alarak 2.000.000.00 TL’sini ödediği, tapunun İstanbul İli Esenyurt İlçesi (...) ada (...) parselde kayıtlı 5.000.00 m² arsaya ait tüm hak ve yetkilerini önce 03.05.2011 tarihinde Davalı’nın Şirketine temlik etmesi, sonra da bu arsanın 20.07.2011 tarihinde kayden Davalı’nın Şirketi’ne devredilmesiyle ödenmiş olması nedeniyle borçsuz olduğunun tespiti talep edildiğini, yani her iki davanın konusu, dava nedenleri ve neticei taleplerinin farklı olduğunu, hiçbir borçları kalmamasına rağmen, yapılan tüm yazılı taleplerine rağmen Davalı’nın ipoteklerin terkinine yanaşmaması nedeniyle, ████████ E sayılı dosyada ipoteğin fekki davası açıldığını ve devam ettiğini, Davalının yine derdestlik itirazına konu ettiği davalardan Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ████████ E sayılı dosya müvekkili lehine karara bağlandığını ve henüz kesinleşmediğini, ipoteğin fekki davasında verilen karar esasen menfi tespit davasında verilecek hüküm kadar kuvvetli bir tespit hükmü içermemekle beraber daha dar kapsamlı olduğunu, çünkü bahse konu dosyada verilen kararın müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespiti yönünde olmayacağını, tespit hükmünü içermesi ve müvekkillerinin haklılığını ortaya koyması bakımından huzurdaki davanın açıldığını, kesin hükümden söz edilemeyeceğinden derdestlik itirazının da ileri sürülemeyeceğini, ayrıca İpoteğin fekki davasında Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili ve görevli iken, huzurdaki davada Mahkemenin yetkili ve görevli olduğunu, İlk Derece Mahkemesindeki ████████ E sayılı dava dosyası ise; gerçekte var olmayan bir borç üzerinden icra takibine maruz kalmaları nedeniyle, borçlu bulunmadıklarının ispatı için açılan menfi tespit davası olup, birbirinden apayrı konu ve sebeplerle önceden açılan iki dava ile huzurdaki davanın açıldığını,-İlk Derece Mahkemesinin “davada hukuki yarar yokluğu”na ilişkin kabulünün de hatalı olduğunu, müvekkilinin taşınmazları üzerinde bulunan ipotekler ve sürekli bir icra tehdidi altında bulunmasının, başlı başına korunmaya değer sübjektif bir hakkın varlığına delalet ettiğini,-Davalı ...'ın 2.000.000,00 TL’lik şahsi alacağının müvekkiline ait arsanın davalı Şirket’e devredilerek ödenmesini bizzat kendisinin talep ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin davalı şirketin “pasif husumetinin olmadığı"na ilişkin kabulünün hukuki dayanağı olmadığını, İcra alacaklısının ..., borçlusunun da ... olduğunu, Karz Sözleşmesinde ve İpotek Akit tablosunda, Şirketler arasındaki alışverişe atıf olmadığı, bu yüzden Davalı Şirket’e husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin kabulde, hiçbir hukuki mesnet bulunmadığını, dosyaya sunulmuş olan 22.06.2011 tarihli protokol ile 03.05.2011 tarihli alacağın temliki ve taşınmaz satışına dair sözleşmesi kapsamı’nın incelenmesi halinde; Şirketlerin imzaladığı PROTOKOL ve SÖZLEŞME’nin 13.06.2011 tarihli karz sözleşmesi’ndeki borç-alacak ilişkisiyle doğrudan bağlantılı olduğunun görüleceğini, Davalı ...'ın, 22.06.2011 tarihinde imzalanan PROTOKOL’de; arsa devriyle müvekkiline verdiği alacağının, kendi Şirketi’ne ödenmesini bizzat kendisinin talep ettiğini, müvekkilinin davalılar aleyhine açtığı (4) ayrı "ALACAK" ve "TAZMİNAT" davasından sonra ve aynı zamanda 22.06.2011 tarihli PROTOKOL'de arsa devrinin yapılması halinde iade etmeyi taahhüt ettiği çeklerin keşide tarihlerinin üzerinden tam (5) yıl (9) ay geçtikten sonra Davalı ... İbrahim ... tarafından Beyoğlu ... Noterliği’nden gönderilen 15.08.2017 tarih ve ... No’lu ihtarnamede ; Karz Sözleşmesi’nden doğan 2.236.000,00 TL borcun ... A.Ş.'ye ödenmesini, aksi taktirde davalı şirketin yasal yollara başvuracağını açık ve net olarak ihtar edildiğini, yazılı ve imzalı böyle bir belge ortada iken davalı ...'ın yazılı ihtarı karşısında Davalı Şirketin pasif husumetinin bulunmadığının kabulünün hatalı olduğunu, Davalının 4 adet çek karşılığı olan 2.000.000,00 TL'lik alacağı karşılığında, müvekkilinin ... A.Ş.'den 5.000.000,00 TL'ye satın alarak 2.000.000,00 TL'sini ödediği 1395 Ada 5 Parseldeki arsanın tüm hak ve alacağının kendi şirketine temlik edilmesini istediğini, mevcut taraflar arasında çekilen ihtarnamelerde, tanzim edilen Sözleşme / Protokol’lerde de Müvekkili ile davalının, bazen şahısları, bazen de tek imza ile yetkili oldukları Şirketleri adına imza attıklarını, tarafların bugüne kadar da bu imzalarının hiçbirisini inkar etmediklerini, Müvekkilinin davalı’ya olan borcunun, müvekkili şirketin sahibi olduğu arsanın, (davalının talebi üzerine) davalı şirket'e devriyle ödendiğini,Davalı şirketin " pasif husumeti yokluğu"ndaki kabulünün aksine tarafların hem şahısları hem de tek imza ile temsil ve ilzama yetkili oldukları şirketleri adına attıkları imzaları “aynı borç-alacak ilişkisi” ile alakalı olduğunu, tüm sözleşmeler, protokoller ve ipotek akdinin; şahıslarla şirketlere, doğrudan atıf yapılarak akdedildiğini,-Aktif husumet itirazları yönünden ise müvekkili ile davalı arasında akdedilen Ödünç Sözleşmesine konu borcun her iki şirket arasındaki ticari ilişki temelli olduğunu, müvekkili şirket ... Şti.'nin menfaati gözetildiğinde huzurdaki davada müvekkil şirketin aktif husumet ehliyetinin mevcut olmadığından söz edilemeyeceğini,-Alınan borç karşılığı olarak davalı’ya verilen çek bedellerinin, davalı’nın talebi üzerine, müvekkiline ait arsadaki tüm hak ve alacağının davalı’ya devredilmesiyle ödendiğini, Karz Sözleşmesi’nde; alınan borcun geri ödenmesi için verilen (5) adet çekin ödeme teminatı olarak (17) adet bağımsız bölüm üzerine “...” konulacağının akte bağlandığını, dosyada bulunan 21.06.2011 tarihli ipotek senedinde de çok açık ve net olarak; “ödünç verilen paranın ve (5) adet çekin ödeme teminatı olarak iş bu senette yukarıda yazılı olan taşınmazlar üzerine ipotek temin edildiği” ifadesinin yer aldığını, müvekkili Şirketin Davalı’dan almış olduğu 2.000.000,00 TL.’lik borç; PROTOKOL ve Temlik Sözleşmesi doğrultusunda; önce tapunun İstanbul ili Esenyurt ilçesi (1395) ada (5) parselde kayıtlı Müvekkiline ait arsaya ait tüm hak ve alacağının davalıya temlik edilmesi, sonra da 20.07.2011 tarihinde tapu devrinin yapılmasıyla ödendiğini, borcun tapu devriyle ödenmiş olmasına ve dava dosyasına sunulan ihtarnamelere rağmen Davalının, bedelsiz kalan çekleri iade etmediğini,-ipotekle ilgili de Mahkeme ve İstinaf Mahkemesinde hatalı değerlendirmeler yapılmış olduğunu, Davalı’nın 31.01.2020 tarih ve █████████ E sayılı dosyası üzerinden hukuka aykırı bir şekilde başlattığı icra takibinde dayanak olan ipotek ile ilgili olarak B.Çekmece 2.İcra Hukuk Mahkemesi'nin (████████) E sayılı dosyasında görülmekte olan ve halen İstinaf aşamasında bulunan dava dosyasındaki 11.07.2011 tarihli bilirkişi raporunda ipoteğin fekki ile ilgili olarak; “taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını taşımadığı ”… “ bu durumda tesis edilen ipoteğin teminat ipoteği olduğu, asıl borca bağlı güvence olarak ipotek edildiği anlaşılmıştır" denildiğini, -Davaya konu olan taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin, tarafların şirketlerinin ticari faaliyetlerinden doğduğunu, müvekkilinin davalıdan almış olduğu 2.000.000,00 TL borcun temelinin, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen █████/2009 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi olduğunu, Müvekkilinin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle inşaat yüklenicisi olan davalı'dan 2.000.000,00 TL borç aldığını ve bu borcun ödenmesiyle ilgili olarak davalı kendi el yazısıyla █████/2011 tarihinde Ödünç Sözleşmesi taslağı hazırladığını, bu sözleşme doğrultusunda alınan borcun, dairelerin inşaatın tamamlanarak satışa hazır hale getirilmesinden itibaren; 1 (bir) yıl içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, Davalının 4 adet çek karşılığı olan 2.000.000,00 TL'lik alacağı karşılığında, müvekkilinin ... A.Ş.'den 5.000.000,00 TL'ye satın alarak 2.000.000,00 TL'sini ödediği ... Ada ... Parseldeki arsanın tüm hak ve alacağının kendi şirketine temlik edilmesini istediğini, aynı protokolde 4 adet çekin iade edilmesi kararlaştırılmış olmasına karşın bu dört adet çek davalılarca müvekkiline iade edilmediğini, tarafların hem şahıs hem de Şirketleri adına imzaladıkları akitlerin aynı borç - alacak ilişkisine ait olup, Davalı’ya verilen çeklerle, ipoteklerin de aynı borcun karşılığı olarak verildiğini, tarafların çek karşılıklarının (...) ada (...) parseldeki arsanın devriyle ödenmiş olacağını, 22.06.2011 tarihinde imzaladıkları protokol'de özgür iradeleriyle akte bağladığını, bu nedenle ret kararlarının kaldırılarak davalarının kabulüne, Davalı'ya KARZ sözleşmesine konu 4 adet çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, Davalı tarafın kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere, hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Müvekkillerinin hak kaybına uğramaması bakımından, ... sayılı dosyada 2.000.000,00 TL. asıl alacak ve ferileri üzerinden başlatılan icra takibinin ve satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinafa ek beyan dilekçesi ile; -...'ın, ...'taki çek alacağının, ... Şti.'ne ait arsanın ... Ltd. Şti.'ne devredilmesiyle ödenmesini talep ettiğini, ....Şti. sahibi ...; ...'a ödünç verdiği toplam 2.000.000,00 TL.'lik alacağının (....Şti.'nin ... A.Ş.'den 5.000.000,00 TL.'ye satın alarak 2.000.000,00 TL.”'sini ödediği), tapunun İstanbul ili Esenyurt İlçesi (...) ada (...) parseldeki arsaya ait tüm hak ve alacaklarının, sahibi olduğu ....Şti.'ne devredilerek ödenmesini talebi üzerine alacaklı ...'ın sahibi olduğu ... Şti. İle borçlu ...'ın sahibi olduğu .... Şti. arasında 03.05.2011 tarihli Alacağın temliki ve taşınmaz satışına dair sözleşmesi (ek:1) ile 22.06.2011 tarihli PROTOKOL (Ek:2) aktedildiğini, TEMLİK SÖZLEŞMESİ'nin (5). Maddesinde; “Söz konusu arsa tapusunun 30.06.2011 tarihine kadar ... Şti.'ne devredilmesi halinde, devreden ... Şti.'nin işbu sözleşme ile yükümlendiği edimleri tümüyle ifa etmiş kabul edileceği” taraflarca akte bağlandığını, alacağın temliki ve taşınmaz satışına dair sözleşme ile PROTOKOL'de konu edilen; İstanbul İli Esenyurt ilçesi (...) ada (...) parseldeki arsa ise ... A.Ş. tarafından ... Şti.'ne 20.07.2011 tarihinde devredildiğini (Ek:3), sonuç olarak dört (4) adet çek karşılığı olan toplam 2.000.000,00 TL'lik borcun; ...'ın talebi üzerine ve tarafların özgür iradeleri ile taraflar arasında aktedilen ve bugüne kadar da tarafların inkar etmedikleri 22.06.2011 tarihli PROTOKOL ile 05.05.2011 tarihli ALACAĞIN TEMLİKİ VE TAŞINMAZ SATIŞINA DAİR SÖZLEŞME gereğince 20.07.2011 tarihinde (1395) ada (5) parseldeki arsanın ...Şti.'ye devriyle ödendiğini, taraflar arasında aktedilen temlik sözleşmesi ve protokol, “şahıslar” ile bu şahıslara ait “şirketleri” davanın ayrılmaz tarafı yaptığını, ödünç alan ... ile ödünç veren ... arasında; 13.06.2011 tarihinde karz sözleşmesi (Ek:4) ve 21.06.2011 tarihinde de ipotek resmi senedi (Ek:5) düzenlenerek imzalandığını, ...'ın sahibi olduğu ... Şti. ile ...'ın sahibi olduğu .... Şti. arasında imzalanan 22.06.2011 tarihli PROTOKOL 'ün (1). Maddesinde; “İşbu Sözleşmenin müstenidatı olan mezkur 03.05.2011 tarihli alacağın temliki ve taşınmaz satışına dair sözleşme'nin hükümlerinin taraflarca eksiksiz olarak yerine getirilmesi... halinde; Sözleşme konusu taşınmazın (İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Ada ... parseldeki arsa) tapuda Devir Alan'a (... Şti.) devri ile Devreden (... Şti.) işbu sözleşme ile yükümlendiği edimleri tümüyle ifa etmiş kabul edilecektir” denildiğini, 22.06.2011 tarihli PROTOKOL 'ün (1.a) maddesinde; “Aşağıda listesi bulunan ve maliki ... olan (17) adet taşınmaz üzerine ... Şti. alacağına mahsuben ... tarafından konulacağı kararlaştırılan ipotek haklarının ...'ın göstereceği gerçek/tüzel kişilere temlik edileceği hususunda taraflar mutabıktır.” denildiğini, 22.06.2011 tarihli PROTOKOL'ün (1.b) maddesinde ise; “Ayrıca aşağıda dökümü yapılıp da keşideci tarafından ...'a devir ve teslim edilen (4) adet çek ..., keşideci ...'a iade etmeyi kabul ve taahhüt eder.” denildiğini, şahıslar arasında imzalanan “KARZ SÖZLEŞMESİ ile Davalı ...'a verilen ve “ödenmedi” iddiasıyla dava konusu olan çek bedellerinin, şahıslara ait Şirketler arasında imzalanan TEMLİK SÖZLEŞMESİ ile PROTOKOL gereğince; ...Şti.'ne ait (...) ada (...) parseldeki arsanın ....şti.'ne devriyle ödendiği, tarafların imzaladığı akitlerin tartışılmaz hükmü olduğunu, temlik sözleşmesi ile protokol'ün “karz sözleşmesi ile ...'a verilen çeklerin, arsa devrinden sonra ...'a iade edileceği” taahhüdüyle imzalanmış olması, şahıslara ait şirketleri de davanın “ayrılmaz tarafı” haline getirdiğini, her ne kadar icra dosyasında bu Şirketler taraf değilseler de Şirketlerin “karz sözleşmesi”ndeki hükümleri ortadan kaldırarak sonradan imzaladıkları temlik sözleşmesi ile protokol hükümleri gereğince “borcu ödeyen” ve “borcun ödendiği” şirketler olması nedeniyle menfi tespit davasında taraf sıfatları bulunduğunu,-... Çektiği noter ihtarnamesi ile; karz sözleşmesinden doğan alacağının “şirketine ödenmesini” aksi halde ipoteğin paraya çevrileceğini ihtar ettiğini, Davalı ... tarafından Beyoğlu ...noterliğinden gönderilen 15.08.2017 tarih ve ... No'lu ihtarnamede (Ek:6); “... ödünç veren....... ... ödünç alan olarak aralarında KARZ SÖZLEŞMESİ imzalamışlardır. Ödünç alan ödünç aldığı 2.236.000.00 TL'nin geri ödenmesini (5) adet çekle yapmayı kabul etmiş, aynı zamanda yukarıda yazılı ve ödünç alanın hisselerinin tamamı üzerine 21.06.2011 kayıt tarihli ve ... yevmiye numaralı 1.derece ve 1.sırada bila faiz ile 2 ay süre ile 2.236.000.00 TL üzerinden ipotek tesis edildiği” belirtildikten sonra, "müvekkil keşideci şirkete ödenmesi gereken karz sözleşmesi'nden doğan 2.236.000.00 TL borcu müvekkil şirkete ödemesi, aksi takdirde — müvekkil şirket alacağının yasal faiz, masraflar, ihtarname giderleri, tüm ferileri ile birlikte tamamının tahsili için yasal yollara başvurulacağı, ihtarnameye konu taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrileceğini ihbar ve ihtar ederiz.” denildiğini, ... tarafından ...'a gönderilen bu Noter İhtarnamesi ile; 13.06.2011 tarihli KARZ SÖZLEŞMESİ'nden doğan alacağının Şirketine ödenmesini, aksi takdirde 21.06.2011 tarih ve ... yevmiye No'lu RESMİ İPOTEK SENEDİ ile (17) adet bağımsız bölüm üzerine konulan ipoteklerin paraya çevrileceğini ihbar ve ihtar etmiş olduğunu,-Tarafların, imzaladıkları gerçek anlamda bir ibra sözleşmesi olan “22.06.2011 tarihli protokol” ile karz sözleşmesi'ndeki şahıslara ait olan hak ve borçlarını (TBK.md. ███████'e göre) ortadan kaldırdığını, ... Şti. ile ... Şti. arasında en son imzalanan 22.06.2011 tarihli PROTOKOL'de; karz sözleşmesi ile ipotek resmi senedi'nde yer alan hükümlerin şekil ve şartları esastan değiştirildiğini, KARZ SÖZLEŞMESİ'nde yer alan); “ÖDÜNÇ ALAN ödünç aldığı bu 2.236.000,00 TL.'nin geri ödemesini aşağıdaki tabloda dökümü yapılan (5) adet çekle yapacaktır.” hükmü PROTOKOL'de tümüyle ortadan kaldırılarak; “Söz konusu tapu devrinin gerçekleştirilmesi halinde (Md:1), ... tarafından (17) adet bağımsız bölüm üzerine konulacağı kararlaştırılan ipoteklerin fek edileceği (Md: 1/b), ...'da bulunan 2.000.000,00 TL. tutarlı 500.000,00'er TL.lik (4) adet çekin de ...'a iade edileceği” akte bağlandığını, Şirketler arasında imzalanan 22.06.2011 tarihli PROTOKOL 'de ipotek verileceği belirtilen (17) adet bağımsız bölüm ile bu Şirketlerin sahipleri olan şahıslar arasında imzalanan 13.06.2011 tarihli KARZ SÖZLEŞMESİ ve 21.06.2011 tarihli İPOTEK RESMİ SENEDİ'nde belirtilen bağımsız bölümler; aynı binadaki, aynı katlardaki, aynı numaralara sahip olan aynı bağımsız bölümler olduğunu, Şirketler arasında imzalanan 22.06.2011 tarihli PROTOKOL 'de iade edileceği belirtilen (4) adet 500.000,00'er TL'lik çekler de; şahıslar arasında imzalanan 13.06.2011 tarihli KARZ SÖZLEŞMESİ ile 21.06.2011 tarihli İPOTEK RESMİ SENEDİ'nde belirtilen; aynı bankaya ait, aynı hesap numaralı, aynı çek numaralı ve aynı keşide tarihli çekler olduğunu, aynı borç/alacak ilişkisinin ortak belgeleri olan “(4) ADET ÇEK” ile bu çeklerin ödenme teminatı olarak verilen “(17) ADET BAĞIMSIZ BÖLÜM” ... ile ... arasında imzalanan 13.06.2011 tarihli KARZ SÖZLEŞMESİ ile bu şahıslara ait şirketler arasında imzalanan 22.06.2011 tarihli PROTOKOL'ün ayrılmaz parçası olduğunu, Mahkemenin bu PROTOKOL'ün dayanağı olan Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme hükümlerini göz ardı ederek, bu yazılı akitlerle borcun arsa devriyle ödendiğini gözden kaçırdığını, “PROTOKOL” ile “İPOTEK RESMİ” SENEDİnin taraflarca imzalanan aynı güçte belgeler olup, ikisinin de inkarı mümkün olmayan yazılı kesin delil niteliğinde olduğunu,-İPOTEĞİN FEKKİ talebi ile açılan dava ile Davalı'nın icra takibi başlattıktan sonra açılan MENFİ TESPİT davasının, tarafları aynı olsa bile dava konusu ve davada verilen kararın hüküm ve sonuçları birbirinden tamamen farklı olduğunu, MENFİ TESPİT davası sonucunda davacının icra dosyasına borçlu olmadığı tespit edilse dahi, Tapu Sicil Müdürlüğü'ne başvurularak ipoteklerin kaldırılmasını talep edilemeyeceği gibi, İPOTEĞİN FEKKİ davası sonucunda takibe konu ipotekler fek ettirilse bile İcra Müdürlüğü'ne başvurularak icra dosyasının işlemden kaldırılmasının talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davanın derdestlik nedeniyle reddinin mümkün olmadığını,-İpoteğin “kesin borç ipoteği” değil “...” olduğunu, 13.06.2011 tarihli KARZ SÖZLEŞMESİ (Md:3)'de; “Ödünç Veren, ödünç verdiği2.236.000,00 TL ile bu paranın geri ödenmesi için Ödünç Alan'dan aldığı yukarıda belirtilen (5)ADET ÇEKİN ÖDEME TEMİNATI OLARAK... ipotek koyacaktır.” ifadesi yer aldığını, 21.06.2011 tarihli Resmi İpotek Senedi (Md:4)'de ise; “yukarıda yazılı bedel ve ÖDÜNÇ VERİLEN PARANIN VE (5) ADET ÇEKİN ÖDEME TEMİNATI OLARAK...ipotek tesis edilecektir” ifadesi açık ve net olarak yer aldığını,-Davalının, “zaman aşımı”na uğrayan çeklerle ilgili olarak “alacaklı olduğunu” kanıtlamak zorunda olduğunu, bu dört davanın açılmasından sonra, TEMİNAT İPOTEĞİ'nin tesis edildiği 21.06.2011 tarihi ile (4) çekin keşide tarihlerinin üzerinden tam (8) yıl (8) ay geçtikten sonra, ... ”2.236.000,00 TL alacaklı olduğu” iddiasıyla 31.01.2020 tarihinde “İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ” talebiyle haksız hukuksuz bir icra takibi (Ek:8) başlattığını, 21.06.2011 tarih ve ... yevmiye No'lu “TEMİNAT İPOTEĞİ"nin nakde çevrilebilmesi için öncelikle KARZ SÖZLEŞMESİ ve Resmi İpotek Senedi'nde yer alan “alacaklı'daki (5) adet çekin” ödenip ödenmediğinin dava konusu yapılarak kesinleştirilmesi, dava sonucunda çek bedellerinin ödenmediğinin tespit edilmesi halinde ise Alacaklı'nın “bağımsız bölümler üzerindeki ipoteklerin paraya çevrilmesi” hakkını kullanabilmesi gerektiğini, çünkü çeklerin alacaklının elinde olmasının, çek bedellerinin ödenmediği anlamına gelemeyeceğini, huzurdaki davada, Davacı olarak taraflarınca “çek bedelleri nakden ödendi” ifadesine hiç yer verilmediğini, dava dosyasına sunulan tüm belgelerde; “çek bedelleri toplamı olan 2.000.000,00. tl. borç, alacaklı'nın talebi üzerine (1395) ada (5) parseldeki arsanın alacaklı'ya devredilmesiyle ödenmiştir.” denildiğini, “çekler elimdedir” diyerek Yerel Mahkeme'yi yanıltmaya çalışan alacaklı ...'ın; “31.01.2012 tarihinde elindeki (5) adet çekten sadece 236.000,00 TL'lik çek ile 500.000,00 TL'lik çeklerden sadece bir tanesinin 130.000,00 TL'si üzerinden başlattığı iki icra takibini, 17.10.2017 tarihine kadar yani tam (5) yıl (9) ay takipsiz bıraktığını, çekler zaman aşımına uğradığından kambiyo hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını, çek yazılı delil başlangıcı olduğundan çek hamilinin alacağının her türlü delil ile kanıtlanması gerektiğini, ispat külfetinin Davalı Alacaklı'da olduğunu, keşide tarihleri 2011 yılı olan çek bedellerini tahsil etmek için sekiz yıl sekiz ay beklemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olup kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;-İstinaf dilekçesi verilmesinden sonra ek istinaf, ek beyan vs adı altında istinaf sebeplerinin değiştirilmesi ve genişletilmesinin mümkün olmadığını, -Davacının, iş bu davada, ... sayılı dosyasında ipotekli alacak konusu yapılan 2.000.000 TL ipotek borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti ile karar sonucuna kadar takibin olmadı satışın durdurulmasını talep ettiğini, huzurdaki davaya konu edilen aynı ipotekten kaynaklanan borcu bulunmadığı iddiası ile davacılardan ... tarafından davalılardan müvekkil ... aleyhine, iş bu davaya konu aynı beyan, iddia ve taleplerle, Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan "..." davası sonucunda, dosyada mübrez, Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 02.03.2020 Tarihli, ████████ Esas, ███████ Karar Sayılı Karar ile davanın reddine karar verildiğini, anılan karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu da dosyada mübrez İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen 23.09.2021 Tarihli, █████████ Esas, ████████ Karar Sayılı Karar ile esastan reddedildiğini, iş bu dava bakımından açıkça kesin hüküm itirazında bulunduklarını, aynı talep ve iddiaların Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı ve Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı davalarında da daha önce ileri sürüldüğünü, bu nedenle derdestlik itirazlarının da olduğunu, davacının iş bu dava ile iddia ve talep ettiği "..." sayılı dosyasında ipotekli alacak konusu yapılan 2.000.000 TL ipotek borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti" talebinin, daha önce aynı ipotekten kaynaklı borcu olmadığı iddiasıyla ipoteğin fekki talebi ile ikame ettiği Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına konu edildiğini, bu hususta tarafların delilleri toplanıp incelendiğini ve davacı tarafın maddi ve hukuki dayanaktan yoksun talep ve iddiaları gerek anılan ilk derece mahkemesince gerekse de istinaf mahkemesince kabul görmediğini ve ipoteğin fekki davasının, davacı tarafça ipotek borcunun ödendiğini usulünce ispat edilemediği gerekçesi ile reddedilmiş iken davacı tarafın aynı ipoteğe ilişkin olarak 2.000.000 TL ipotek borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti talebinde hukuki yararı mevcut olmadığını, Davacılar ...Şti. ve ... tarafından müvekkilleri... A.Ş. ve ... aleyhine "... sayılı dosyasında ipotekli alacak konusu yapılan 2.000.000 TL ipotek borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti" talebi ile iş bu dava ikame edilmiş ise de anılan icra takibinin alacaklı tarafı, müvekkillerinden ... olup, borçlu tarafının ise ... olduğunu, somut olayda; █████/2011 tarih ... y.nolu ipotek akit tablosu ve dava dilekçesinde sözü edilen "Karz (Ödünç) Sözleşmesi" incelendiğinde ödünç verenin müvekkillerinden ..., ödünç alanın davacılardan ... olduğunu, davacı tarafça, müvekkillerinden ...'ın ve davacılardan ...'ın yetkilisi oldukları şirketler arasında █████/2011 tarihinde Protokol imzalandığını, Karz Sözleşmesinin de █████/2011 tarihinde olduğunu, █████/2011 tarihli Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme kapsamında ipoteğe konu borcun ödendiği iddia edilmekte ise de gerek Karz Sözleşmesinde gerekse İpotek Resmi Senedinde davalıların yetkilisi olduğu şirketler arasındaki alışverişe herhangi bir atıf yapılmadığını, huzurdaki davada müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hiçbir maddi ve hukuki dayanağı bulunmadığını, pasif husumetin bulunmadığını, Davacılar ... Şti. ve ... tarafından müvekkilleri .... A.Ş. ve ... aleyhine "... sayılı dosyasında ipotekli alacak konusu yapılan 2.000.000 TL ipotek borcunun ve bu borca bağlı ferilerine ilişkin borcunun bulunmadığının tespiti" talebi ile iş bu dava ikame edilmiş ise de anılan icra takibinin borçlu tarafın davacılardan: ... olduğunu, █████/2011 tarih ... y.nolu ipotek akit tablosu ve dava dilekçesinde sözü edilen "Karz (Ödünç) Sözleşmesi" incelendiğinde ödünç verenin müvekkillerden ..., ödünç alanın davacılardan ... olduğunu, davacı tarafça, müvekkillerden ...'ın ve davacılardan ...'ın yetkilisi oldukları şirketler arasında █████/2011 tarihinde Protokol imzalandığı, Karz Sözleşmesinin de █████/2011 tarihinde olduğu, █████/2011 tarihli Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme kapsamında ipoteğe konu borcun ödendiği iddia edilmekte ise de gerek Karz Sözleşmesinde gerekse İpotek Resmi Senedinde davalıların yetkilisi olduğu şirketler arasındaki alışverişe herhangi bir atıf yapılmadığını, davacılardan ... Şti.'nin iş bu davada aktif husumet ehliyeti mevcut olmadığını, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığını, ipoteğin kesin borç (karz) ipoteği olduğunu, teminat ipoteği olmadığını, karz akdine göre ... bu borcu ödediğini, sözleşmede yazılı çeklerin bedellerinin müvekkiline ödendiğini ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ödendiği iddia edilen çeklerin banka hesap numaraları bildirilmediği gibi, çeklerin ödendiği iddiasının tamamen maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, toplam 2.000.000,00 TL tutarlı 4 adet ... BANKASI ... çekleri, ....A.Ş. ile ...A.Ş. arasında imzalanan protokole ilişkin olup, Esenyurt Belediye Başkanlığı tarafından keşide edilmiş olan çekler olup, Davacı, dava dışı ... ile imzalamış olduğu bu çekleri ...'a ödemesi gerekirken bizzat kendisi bankadan tahsil ettiğini, taraflar arasındaki ihtarnamelerle de bunun sabit olduğunu, Davacının ödeme yaptığını iddia ettiği tarihlerde iflas erteleme talebi olmasına rağmen uhdesinde bu kadar nakdin bulunmuş olması ve bunu ekonomik durumunu iyileştirme projesi içinde kullanmamış olması mümkün olamayacağına göre bu iddiaları da diğer gerçekliği sorgulanacak iddiaları mahiyetinde iddialar olduğunu, davacı tarafından ipotek akit tablosundaki çeklerin ifa yerine geçmek üzere verildiği belirtilmişse de verilen çeklerin ifa yerine geçmesi kabul edilemeyeceği gibi çek bedellerinin de ödenmemesi, davacının edimini ifa ettiği anlamına gelmediğini, TBKmd. 133/2 gereğince yeni kambiyo taahhüdünde bulunulmasının yenileme sayılamayacağını, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK 72.maddesine dayalı bedelsiz kaldığı iddia edilen bonolardan dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ...Şti tarafından davalı ... aleyhine █████/2017 tarihinde alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; █████/2019 tarihli █████████ Karar sayılı karar ile açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. ... sayılı dosyasının incelenmesinde; Büyükçekmece 1.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile █████/2020 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte icra emri düzenlendiği, Alacaklı vekili müdürlüğün dosyasının ... sayılı dosyasında birleştirilmesi daha evvelki dosya olan ... sayılı dosyadan icra işlemlerine devam edeceğinden takibin birleştirilmesi nedeni ile dosyanın kapatılması talebinin kabulüne karar verildiği, █████/2020 tarihli dilekçe ile ...’a vekaleten Av....'ın takibe, ödeme emrine, rehin hakkına, borca, faize vaki itirazlarını bildirdiği anlaşılmıştır. Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 02.03.2020 Tarihli, ████████ Esas, ███████ Karar Sayılı Karar ile "...Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, taraflar arasında ödünç ilişkisi bulunduğu ve karşılığında dava konusu çeklerin verildiği ve çek karşılığının ödenerek taşınmazlar üzerinde konulan ipoteğin karşılıksız kaldığı iddia edilmiş, davalı tarafta cevap dilekçesinde taraflar arasında karz akdi kurulduğunu kabul etmiş ancak, davacının sözleşmede yazılı çeklerin ödendiğini ispat etmesi gerektiğini savunmuştur. Buna göre taraflar arasında karz akdi kurulduğu konusunda bir ihtilaf olmayıp, uyuşmazlık dava konusu çeklerin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, karz sözleşmesine konu çek bedelleri ödenmemiştir. Öte yandan, ipotek akit tablosuna karşı ileri sürülen iddia, resmi senede karşı yapılmış bir iddiadır. Senede karşı iddianın aksinin, aynı güçte yazılı delille kanıtlanması gerekir. 6098 sayılı TBK. nun 133. maddesine göre “ yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için bir kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi yada yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” Kural olarak, mevcut bir borç için kambiyo taahhüde bulunulması tecdit (yenileme) sayılamaz (TBK. m.133/2). Ancak taraflar açıkça bu kambiyo taahhüdünün borcun yenilenmesi niteliğinde olduğunu kararlaştırdıkları takdirde, temel borç düşer yerine kambiyo borcu geçer. Bu durumda mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması “ifa yerine edim” niteliğindedir. Davacı tarafça dayanılan protokol ve sözleşmelerin incelenmesinde, şirketler arasında akdedildiği, karz sözleşmesine herhangi bir atıf bulunmadığı, buna göre; protokol ve sözleşmelerin düzenlenmesinin tek başına TBK'nın 133. maddesi anlamında borcun yenilenmesi olarak kabul edilemeyeceği, dayanak belgelerin içeriğinde dava konusu ipotek borcunun yenilenmesi için tarafların açık yenileme iradesi bulunmadığı; sözleşme gereği yerine getirilmediği gibi ipotek borcunun ödendiği de usulünce ispat edilmediği anlaşılmakla, davanın reddine dair, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen 23.09.2021 Tarihli, █████████ Esas, ████████ Karar Sayılı Karar ile "....Somut olayda; █████/2011 tarih ... y.nolu ipotek akit tablosu ve taraflar arasında düzenlenen "Karz Sözleşmesi" incelendiğinde ödünç verenin ..., ödünç alanın ... olduğu, ödünç verenin ödünç alanın geçici nakit darlığının giderilmesine yardımcı olmak üzere 2.236.000 TL'yi sözleşmeye göre ödünç alana verdiği, ödünç alanın ödünç aldığı bu miktarı geri ödemek üzere 4 adet 500.000,00'er TL'lik çekler ile 236.000,00 TL'lik bir adet çek olmak üzere toplam 5 adet çek verdiği, çeklerin ödeme teminatı olarak davaya konu davacıya ait toplam 24 adet bağımsız bölümdeki hisselerinin tamamı üzerine 1.derecede 1. sırada bila faizle 2 ay süreli ipotek tesis edildiği, çeklerin tamamının ödenmesinden sonra hiçbir uyarı ve ihtara gerek kalmadan son çekin ödendiği tarihten itibaren 7 gün içinde 24 adet bağımsız bölüm üzerindeki ipoteklerin fek edileceğinin düzenlendiği dosya kapsamıyla sabittir. Davacı tarafların yetkilisi oldukları şirketler arasında █████/2011 tarihinde Protokol imzalandığını, Karz Sözleşmesinin de █████/2011 tarihinde olduğunu, █████/2011 tarihli Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme kapsamında ipoteğe konu borcun ödendiğini iddia etmiş ise de gerek Karz Sözleşmesinde gerekse İpotek Resmi Senedinde davalıların yetkilisi olduğu şirketler arasındaki alışverişe herhangi bir atıf yapılmadığı, davacının ödeme iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davalı tarafça çeklerin halen elinde olduğunu beyan ettiği, davacının ipotek akit tablosunda yer alan taraflar arasındaki ödünç ilişkisinin tarafların yetkilisi olduğu şirketler arasında █████/2011 tarihli "Protokol" ve "Alacağın Temliki ve Taşınmaz Satışına Dair Sözleşme" kapsamında borcun ifa edildiği iddiasını aynı kuvvetle delille ispat edemediği İDM'nin ipotek borcunun ödendiğini usulünce ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin verdiği karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde görülmemiştir..." gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusu esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.İlgili karar T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi █████████ E., ████████ K. Numarası ile,".. Davacı ile davalı arasında akdedilen karz sözleşmesi ile davalı taraf, davacı tarafa 2.236.000,00 TL miktarında borç vermiş ve karşılığında davacı taraf, 5 adet çek ile birlikte 17 adet bağımsız bölümünün üzerine teminat amaçlı ipotek konulmasını kabul etmiştir. Daha sonra, 03.05.2011 tarihli alacağın temliki ve taşınmaz satışına dair davacı ve davalı tarafın tek yetkilisi oldukları şirketleri arasında imzalanan sözleşme ile davacı taraf, dava dışı ... isimli şirketten aldığı ... ada ... parsel sayılı taşınmazı, davalı tarafa devretmiş olup, karşılığında nakit yerine geçmek üzere 5 adet 500.000,00 TL'lik çekler vermiştir. İş bu çekler, karz sözleşmesinde davacı tarafın, davalı tarafa verdiği çeklerle aynı vade tarihleri doğrultusunda verilmiştir. İş bu sözleşmeye ek olarak imzalanan protokol başlıklı sözleşmeye göre ise; 03.05.2011 tarihli sözleşme hükümlerinin eksiksiz yerine getirilmesi halinde karz sözleşmesinde yer alan ... numaralı 27.07.2011 tarihli 236.000,00 TL miktarlı çek ile 30.000,00 TL naktin ödenmesi halinde davaya konu tüm ipotekler ile karz sözleşmesinde yer alan diğer 4 adet 500.000,00 TL'lik çeklerin davacı tarafa devredileceği kararlaştırılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dayanılan protokol ve sözleşmelerin şirketler arasında akdedildiği, bu sözleşmelerde karz sözleşmesine herhangi bir atıf bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıdaki anlatımlardan anlaşılacağı üzere, özellikle 03.05.2011 tarihli sözleşmeye ek protokolde karz sözleşmesine doğrudan ve açıkça atıf yapıldığı görülmektedir. Mahkemece, taraflar ve şirketleri arasında karşılıklı yapılan birden fazla sözleşme ve devir temlik işlemleri olduğu hususu dikkate alınarak, davacının dava dilekçesinde dayandığı tüm deliller toplanmak suretiyle, özellikle tarafların ticari defterlerinin 6100 sayılı Kanun'un 221'inci ve 222'inci maddeleri gözetilerek uzman kişilere incelettirip, gerekli karşılaştırmalar yapıldıktan sonra davacının iddia ettiği ödemelerin yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, ödemenin kısmi yapıldığının tespiti halinde ise davacı tarafa uygun süre verilerek bakiye borcun depo edilmesi istenmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. " gerekçesi ile bozulduğu anlaşılmıştır.İlk Derece mahkemesince, davanın derdestlik ve usulden reddine karar verilmiş ise de, her iki davanın konusu, dava nedenleri ve neticei taleplerinin farklı olduğu, Davalı’nın ipoteklerin terkinine yanaşmaması nedeniyle, ████████ E sayılı dosyada ipoteğin fekki davası açıldığı, ipoteğin fekki davasında verilen kararın esasen menfi tespit davasında verilecek karar ile aynı sonucu doğurmayacağı, bu nedenle derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak ipoteğin fekki davasında T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi █████████ E., ████████ K. Sayılı kararında, işbu davaya konu çeklerin dava konusu olduğu, 03.05.2011 tarihli sözleşmeye ek protokolde karz sözleşmesine doğrudan ve açıkça atıf yapıldığı gerekçesine yer verildiği ve verilecek kararın işbu dava yönünden de belirleyici olacağı anlaşılmakla Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, sair hususlar değerlendirilmeksizin, davacı istinaf isteminin kabulüne, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ E. ████████ K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2025