Anahtar kelimeler: Kapatarak Zamandır Mail Yönetilen Denilerek Konulu Servis Müdürünün Feshettiğini Ortamındaki

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili █████/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının yaklaşık 20 yıldan fazla bir zamandır davalıya bağlı teknik servis olarak ...'da hizmet verdiğini, davalının █████/2018 günü mail yoluyla davacıya gönderdiği servis sözleşmesi hakkında konulu yazı ile █████/2018 tarihi itibariyle yetkili sözleşmeniz tek taraflı feshedilmiştir denilerek sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, █████/2018 tarihinde internet ortamındaki kendisine ait ...'da ki şirket merkezinden yönetilen davacının kullandığı teknik servis sistemini kapatarak davacının iş yapmasını engellediğini, davalı teknik servis müdürünün davacıya sözlü olarak bildirdiği fesih gerekçesinin davacının gerçek kişi olarak teknik servis işine devam ederken davacının sahibi bulunduğu ... Ltd. Şti'nin davalının ürettiği malların satışı için bayilik almış olması olduğunu, davacının servis sözleşmesinin haksız feshedildiğini bildirdiğini, zararlarını talep ettiğini, davacının ihtarını tebliğ alan davalının vekili aracılığıyla ... 16. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname çekerek "sözleşmenin 13.10 maddesi uyarınca tek taraflı fesih talep etme hakkı olduğunu, █████/2018 tarihi itibariyle sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiğini" ve bayilik sözleşmesinin de yine haklı sebeplerle feshedildiğini bildirildiğini, buna karşılık olarak davalıya çekilen ... 10. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmenin haksız feshedildiği gerekçesi ile karşı taleplerin bildirildiğini, davacı servis sözleşmesinin memnuniyetsizlik nedeniyle feshedildiği beyanının gerçeğe aykırı bir gerekçe olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; 1.000,00 Euro teminat bedelinin davalıdan alınması ile davacı tarafından davalıya çekilen ... 10. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıllık Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, yedek parçaların davalıya iadesi ile bedelleri olarak 54.888,89 TL + %18 KDV ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, davacının son beş yıllık gelirinin bir yıllık tutarı olarak 48.621,60 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, alacak kalemlerine davacı tarafından davalıya çekilen ... 10. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili █████/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi tarafından yapılan feshin haklı sebeplerin varlığı ile yapıldığını, davacı şirketin ... ilinde hizmet veren yetkili teknik servislerinden biri olduğunu, servislik yaptığı süre boyunca davacının performans değerlendirmeleri ve müşteri memnuniyeti süreçleri düzenli olarak takip edildiğini, gerekli görülen konularda davacıya sözlü ve yazılı ihtarlarda bulunulduğunu, davalı şirketin davalı ile ilgili olarak özellikle son birkaç sene içerisinde çok sayıda müşteri şikayeti aldığını, müşteri şikayetlerinin yanı sıra davacının servis hizmeti sırasında kullandığı davalı şirketin adını ve logosunu taşıyan araç ile davalı şirketin marka itibari ile uyuşmayan davranışlar sergilediğini, yapılan uyarılar neticesinde davacı da bu olayın yaşandığını teyit ettiğini, davalı şirketin bu şartlar altında yetkili teknik servis sözleşmesini çok daha önce tek taraflı feshetme imkanına sahipken davacının uzun yıllardan beri teknik servis olarak görev yapıyor olması ve satış noktası olarak hizmet vermeye başlamak istemesi sebebiyle derhal fesih yapmak yerine iyi olarak davacı için bir geçiş dönemi sağladığını, iş hacmi azalan bölgede müşteri anketleri neticesinde yeterli kalitede hizmet sağlamayan davacının sözleşmesinin feshinde hukuka aykırı herhangi bir durum bulunmadığını, diğer taraftan eskiden beri çalışılan servise satış yapmak istemesi üzerine bayilik önerildiğini, kendisi de bunu kabul ettiğini, davalı şirketin davacının uhdesinde bulunan yedek parçaları iade alma zorunluluğu bulunmadığını, davacının denkleştirme talebinde bulunabilmesinin mümkün olmadığını, davacının iddia edildiği gibi ticari bir faaliyet olarak ürün satışı gerçekleştirmediğini, açıklanan bu nedenlerle; haksız açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, ... CBS ... Soruşturma sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
█████/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Hukuki durum ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, tüm dosya içeriğinden elde edilen bilgiler ve yapılan keşif ışığındaki değerlendirmeler sonucunda ...ın iadesi istemi ile mahkemeye sunduğu yedek parçaların tutarları 54.621,54 TL olarak tespit edilmiş olup, bunların yanı sıra liste hazırlanırken, listeye ilave edilmesi unutulmuş birçok yedek parçanın olduğu görülmüştür. Bununla birlikte davacı şirketin iddia ettiği, davalı şirketin anılan sözleşmeyi, sözleşme hükümlerine haksız bir feshettiği şeklindeki iddiası ile ilgili olarak konu, uzmanlık alanımın dışında olması nedeniyle herhangi bir görüşte bulunamamaktayım." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
█████/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacı tarafın alacağı olup olmadığı yönündeki hukuki değerlendirme mahkemenize ait olmak üzere dosya kapsamındaki mevcut belgelere, yerinde inceleme yetkisine istinaden tarafımıza sunulan belgelere göre; Tüm dosya içeriğinden elde edilen bilgiler ve yapılan keşif ışığındaki değerlendirmeler sonucunda ...ın iadesi istemi ile mahkemeye sunduğu yedek parçaların tutarları 54.621,54 TL olarak tespit edilmiş olup, bunların yanı sıra liste hazırlanırken, listeye ilave edilmesi unutulmuş birçok yedek parçanın olduğu görülmüştür. Bununla birlikte davacı şirketin iddia ettiği, davalı şirketin anılan sözleşmeyi, sözleşme hükümlerine haksız bir feshettiği şeklindeki iddiası ile ilgili olarak konu, uzmanlık alanımız dışında olması nedeniyle herhangi bir görüşte bulunamamaktayız. Davacı ..., dava dışı ...Ltd.Şti. ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, Dava dışı ...Ltd.Şti.’nin █████/2018 tarihinde kurulduğu, 2018 yılı ticari defter açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, ticari defterlerin dava dışı şirket lehine delil olma özelliği taşımadığı tespit edilmiştir. Dava dışı ...Şti.’nin yevmiye defterinde yer alan,,, tarih ,,, nolu yevmiye kaydında 2018 yılı sonunda toplam 266.199,17 TL ticari mal mevcudunun bulunduğu görülmüştür. Davacıya ait 2014-2015-2016-2017-2018 yılı ticari defterinin incelenmesi neticesinde, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırılmadığı, ticari defterlerin davacı lehine delil olma özelliği taşıdığı tespit edilmiştir. Davacı ...’ın yevmiye defterinde yer alan █████/2018 tarih 113 nolu yevmiye kaydında 2018 yılı sonunda toplam 1.043.724,80-TL ticari mal mevcudunun bulunduğu görülmüştür. Bilirkişi raporumuzda toplam 419 çeşit yedek parça ve yedek parçaların kodları listelenmiştir. Ticari defterlerde yedek parçaların alış ve satışlarının ana hesap bazında kayıt edildiği, ürün kodlarıyla kaydının yapılmadığı görülmüştür. Alış ve satışların ürün kodlarıyla yapılmaması nedenle davacı ticari defterlerinde yer alan stoklarla 419 çeşit yedek parçaların ayrıştırılması, ayrımının yapılması mümkün bulunmamaktadır." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
█████/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "31.1.2011 tarihli sözleşmedeki fesih için gereken şartların oluşmadığı ve feshin haksız olduğu, davacının, 1.000,00.- Euro teminat bedelini talep hakkı bulunacağı, Davacının 54.621,54 TL. malzeme bedelini talep hakkı bulunacağı, Dava konusu olayda acentelik veya bayilik sözleşme ilişkisi bulunmaması sebebiyle portföy/ denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmayacağı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
█████/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Heyetimiz tarafından sunulan bilirkişi raporuna davacı tarafça itiraz edilmemiştir. Davalı tarafın itirazları ise aşağıda değerlendirilmiştir. Yedek Parça İadesi Yükümlülüğünün Olup Olmadığı: Davalı taraf ana sözleşmenin 13.8. maddesi gereğince yedek parça iadesi ile yükümlü olmadığını belirtmiştir. Söz konusu madde davalı tarafça haklı olarak yapılabilecek fesihler için söz konusudur. Tarafımızdan yazılan kök raporda feshin haksız olduğu belirtilmiş olmakla beraber bu konuda takdir Sayın Mahkemenindir. Sayın Mahkemenin feshin haksız olduğu kanaatinde olması halinde ana sözleşmenin 13.8. maddesinin bu duruma uygulanmaması gerektiği, aksi halde uygulanarak böyle bir yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılabilir. Takdir Sayın Mahkemenindir. Yedek Parçaların Zarar Kalemi Olarak Kabul Edilip Edilemeyeceği: Feshin haksız olması durumunda yedek parçaların tamamen zarar kalemi olarak tespit edilmesi doğru değildir. Zira bu yedek parçaların da ekonomik bir değeri bulunmaktadır. Ancak feshin haksız olması halinde yedek parçaların davalı tarafça geri alınması gerektiği için, ödenen bedelin de kayba uğramadan iadesi gerekecektir. Açıklanan sebeplerle yedek parçalar zarar kalemi olarak değerlendirilmektedir. Ancak Sayın Mahkemenin feshin haklı olduğu kanaatinde olması halinde davalının ana sözleşmenin 13.8. maddesi gereğince geri alma yükümlülüğü bulunmadığından zarar kalemi olarak kabul edilmeyebilir. Takdir Sayın Mahkemenindir. Teminat miktarı ve talep edilip edilemeyeceği: Teminat tutarı ana sözleşmenin 13.12. maddesinde 10.000-TL çek olarak belirtilmiştir. Ancak davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgesinde teminat bedeli 1.000-Euro olarak belirtilmiştir. Takdir Sayın Mahkemenindir. Teminatın bedeli ancak davalı tarafından oluşan bir zararın varlığı ve bu zararın teminat bedelinden karşılandığı hususu ispat edilirse talep edilemez. Dosya kapsamında bu tür bir delil bulunmadığı için kök rapordaki kanaat korunarak, teminat bedelini talep ve dava hakkının bulunduğu ve iadesi gerektiği düşünülmektedir. Memnuniyetsiz oranlarının feshi haklı kılıp kılmayacağı: Sözleşmenin 13.10. maddesine göre Elektrolux, yapacağı bayi-tüketici anket ve araştırmaları neticesinde verilen hizmetlerde memnuniyetsizlik tespit edilmesi halinde yetkili servislik sözleşmesini feshedebilir. Ancak sözleşmede bu memnuniyetsizliğin oranının nasıl olacağı ya da nasıl netlik kazanacağı belirtilmemiştir. Kanımızca bu memnuniyetsizliğin belirli bir düzeyde olması gerekmektedir. Kök raporda da belirtildiği üzere 7 adet müşteri şikayetine davacının cevap verdiği, yetkili servis anket sonuçlarına sadece 2 kişinin katılıp olumsuz beyanda bulundukları, telefon anket sonuçlarının %47 olduğu ve araç kullanım şikayetinin 20.3.2018 tarihinde olmasına rağmen fesih tarihine kadar uzun zaman geçtiği görülmektedir. Ayrıca servisten tüm hizmet alan kişilerin katılmadığı anket gibi çalışmaların servisin memnuniyet ya da memnuniyetsizliğini göstermeyeceği açıktır. Bu sebeple 31.1.2011 tarihli sözleşmedeki fesih için gereken şartların oluşmadığı ve feshin haksız olduğu kanaatine varılmaktadır. Takdir Sayın Mahkemenindir. Tek taraflı fesih hakkı olup olmadığı: Sözleşmenin 13.10 maddesinde Elektrolux’ün tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Ancak bu fesih hakkı sınırsız bir şekilde düzenlenmemiştir. Hükme göre davalı sadece yetkili servise tayin ettiği bölgenin iş hacimlerinin düşük olması, haksız kazanç tespiti, yapacağı bayi-tüketici anket ve araştırmaları neticesinde verilen hizmetlerde memnuniyetsizlik tespit edilmesi durumlarında tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir. Ancak sözleşmenin feshedilmiş olması her zaman haklı olduğu şeklinde yorumlanmaz. Davalı cevap dilekçesinde memnuniyetsizlik sebebi ile sözleşmenin feshedildiğini belirttiği için, bu konuda değerlendirme yapılması gerekir. Kök raporda heyetimiz tarafından feshin haksız olduğu kanaati beyan edilmekle birlikte takdir Sayın Mahkemenindir. Feshin sebebinin bildirilme zorunluluğu bulunup bulunmadığı: Ana sözleşmede fesih sebebinin bildirilmesine ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak davalı taraf cevap dilekçesinde fesih sebebini memnuniyetsizlik olarak belirtmiştir. Denkleştirici adaletin uygulanıp uygulanmayacağı: Kök raporda “Dava konusu olayda acentelik veya bayilik sözleşme ilişkisi bulunmaması sebebiyle portföy/ denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmayacağı” şeklinde bir kanaat belirtildiği için bu konuda bir itiraz bulunmamaktadır. Tazminat talep edilip edilemeyeceği: Kök raporda bu konuda bir değerlendirme yapılmamış olup sözleşmenin 13.11. maddesinde yetkili servisin sözleşmenin sona ermesinde tazminat hakkının olmadığı belirtilmiştir. Ancak bu hükmün haklı fesih durumunda geçerli olduğu düşünülmektedir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE
: Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle teminatın iadesi ile alacak talebine ilişkindir.
Dava dosyasına sunulan kayıtlardan; taraflar arasında 1.1.2018 tarihli bayilik sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmelerin her yılın sonunda yenilendiği ve en son sözleşmenin 31.1.2011 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
Taraflar arasında ihtilaflardan ilki davacı tarafından geçerli sözleşmenin 1.1.2018 tarihli son sözleşme olduğu ileri sürülürken, davalı yan ise geçerli sözleşmenin 31.1.2011 tarihli sözleşme olduğunu ifade edilmektedir. Her iki sözleşme de değerlendirildiğinde 31.1.2011 tarihli sözleşmenin çerçeve sözleşme mahiyetinde olduğu, daha kapsamlı ve tüm hususları kapsar şekilde yapıldığı, 1.1.2018 tarihli sözleşmenin ise sözleşmenin eki mahiyetine ve protokol olarak düzenlendiği anlaşılmakla her iki sözleşmenin de yürürlükte olduğu görülmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin davalı yanca 29.08.2018 tarihli yazı ile 31.08.2018 tarihi itibari ile yetkili servis sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği bildirilmiştir. Ancak fesih yazısında davalı yanca herhangi bir gerekçe belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Fesih sebebinin fesih beyanı ile muhataba bildirilmesinin gerekip gerekmediği tartışmalı bir konudur. Yargıtay her ne kadar fesih sebebinin bildirilmesi eğiliminde olsa da bu kuralın sadece hizmet sözleşmelerinde uygulanması gerektiği belirtilmekte ve diğer sözleşmelerde böyle bir zorunluluk olmadığı ancak muhatap isterse fesih sebebinin belirtilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Aynı şekilde fesih sebebinin belirtilmemesinin, sebep gerçekten varsa ve yeterli ise sözleşmenin feshinin geçersizliğine yol açmaması gerektiği fakat sebebin bildirilmemesinden muhatabın zararı doğmuşsa bunun tazmin edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak somut olay bakımından fesih sebebinin bildirilmemesi doğrudan feshin geçersizliğine yol açmayacaktır.
31.1.2011 tarihli sözleşmenin 13.10 maddesinde fesih hakkı; “..., yetkili servise tayin ettiği bölgenin iş hacimlerinin düşük olması — haksız kazanç tespiti veya yapacağı bayi-tüketici anket ve araştırmaları neticesinde verilen hizmetlerde memnuniyetsizlik tespit edilmesi halinde yetkili servislik sözleşmesini varsa uğradığı kayıp ve zararları tazmin ederek önceden ihbar etmeksizin tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir.” olarak düzenlenmiştir.
Talimat yoluyla ve yapılan keşif akabinde hazırlanan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı yanca iadesine karar verilmesi talep edilen yedek parçaların tutarları 54.621,54 TL olarak tespit edildiği, bunların yanı sıra liste hazırlanırken, listeye ilave edilmesi unutulmuş birçok yedek parçanın olduğunun görüldüğü, ifade edilmiştir.
Talimat raporuna yapılan itiraz üzerine hazırlanan █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda, yedek parçaların tutarlarının 54.621,54 TL olarak tespit edildiği, bunların yanı sıra liste hazırlanırken, listeye ilave edilmesi unutulmuş birçok yedek parçanın olduğu, 2018 yılı sonunda toplam 266.199,17 TL ticari mal mevcudunun bulunduğu, davacıya ait 2014-2015-2016-2017-2018 yılı ticari defterinin incelenmesi neticesinde, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırılmadığı, ticari defterlerin davacı lehine delil olma özelliği taşıdığı, 2018 yılı sonunda toplam 1.043.724,80 TL ticari mal mevcudunun bulunduğu, toplam 419 çeşit yedek parça ve yedek parçaların kodları listelendiği, ticari defterlerde yedek parçaların alış ve satışlarının ana hesap bazında kayıt edildiği, ürün kodlarıyla kaydının yapılmadığı, alış ve satışların ürün kodlarıyla yapılmaması nedenle davacı ticari defterlerinde yer alan stoklarla 419 çeşit yedek parçaların ayrıştırılması, ayrımının yapılması mümkün bulunmadığı, ifade edilmiştir.
Talimat mahkemesinde hazırlatılan heyet raporu da dikkate alınarak, davacının ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, uyuşmazlık kapsamında (tanık ifadeleri de dikkate alınarak) feshin haklı olup olmadığı, davacının fesih kapsamında kusurunun bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının alacağının olup olmadığı, teminatın iadesini talep edip edemeyeceği, yedek parça bedellerini talep edip edemeyeceği, kazanç kaybı ve faiz talebinde bulunup bulunamayacağı hususunda rapor hazırlanması için dosyanın sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişi, mali müşavir bilirkişi, nitelikli hesap uzmanı ve makine mühendisi bilirkişiden oluşacak 4 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine, karar verilmiştir.
█████/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda ve itiraz üzerine hazırlanan █████/2024 Tarihli ek raporda, 31.1.2011 tarihli sözleşmedeki fesih için gereken şartların oluşmadığı ve feshin haksız olduğu, davacının, 1.000,00.- Euro teminat bedelini talep hakkı bulunacağı, davacının 54.621,54 TL. malzeme bedelini talep hakkı bulunacağı, dava konusu olayda acentelik veya bayilik sözleşme ilişkisi bulunmaması sebebiyle portföy/ denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmayacağı, ifade edilmiştir.
31.1.2011 tarihli sözleşmenin 13.10 maddesinde tek taraflı fesih hakkı tanımış olsa da bu ancak belirli şartlarla yapılabilir. Bunlar; yetkili servise tayin ettiği bölgenin iş hacimlerinin düşük olması, haksız kazanç tespiti, yapacağı bayi-tüketici anket ve araştırmaları neticesinde verilen hizmetlerde memnuniyetsizlik tespit edilmesidir. Bu üç durum dışında fesih hakkı tanınmamıştır.
1.1.2018 tarihli sözleşmede ise sözleşme süresi 1 yıl olarak belirlenmiş ve taraflar sözleşmenin sona erme tarihinden bir ay evvel sözleşmeyi feshettiğini bildirmezse 1 yıl süreyle tekrar yenilenmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Fesih hakkında ise bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, fesih halinin 31.1.2011 tarihli sözleşmede düzenlenmiş olması sebebi ile söz konusu 13.10 hükmünün uygulanması gerekir. Ancak olayda fesih bildiriminde bulunulurken sözleşmedeki şartlardan birinin gerçekleştiği ve bu sebeple fesih yapıldığı bildirilmemiştir. Davada ileri sürülen fesih sebepleri dikkate alındığında da 7 adet müşteri şikayetine davacının cevap verdiği, yetkili servis anket sonuçlarına sadece 2 kişinin katılıp olumsuz beyanda bulundukları, telefon anket sonuçlarının 9647 olduğu ve araç kullanım şikayetinin 20.3.2018 tarihinde olmasına rağmen fesih tarihine kadar uzun zaman geçtiği görülmektedir. Servisin tüm hizmet alanlarının katılmadığı anket gibi çalışmaların servisin memnuniyet ya da memnuniyetsizliğini göstermeyeceği, bu hususun öncesinde davacı ile müzakere yoluyla görüşülmesi gerektiği ve gerektiğinde uygun çözüm yollarının aranması gerektiği anlaşılmakla 31.1.2011 tarihli sözleşmedeki fesih için gereken şartların oluşmadığı ve feshin haksız olduğu kanaatine varılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 122. Maddesi portföy tazminatı olarak da ifade edilen denkleştirme tazminatı talep etme konusunda genel ilkeleri düzenlemiş olup, madde metni aşağıdaki gibidir;
"(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." hükmü bulunmaktadır.
Anlatılan kapsamda denkleştirme tazminatı hakkında; taraflar arasındaki ilişkinin bayilik ilişkisi olması ve TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olmasının şart olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmesinin gerek bayilik sözleşmesi olmaması gerekse desözleşmede açıkça tekel hakkı verilmediği anlaşılmakla denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir (Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E.... K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ... E. ...K.).
08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının yedek parça hususundaki talepleri ile ilgili toplam 419 çeşit 785 adet yedek parça ve yedek parçaların kodları listelenmiş ve yedek parçaların tutarının 54.621,54 TL olarak tespit edildiği, listeye ilave edilmesi unutulmuş birçok yedek parçanın olduğu belirtilmiştir. Davacı ticari defterlerde yedek parçaların alış ve satışlarının ana hesap bazında kayıt edildiği, kodlarıyla kaydının yapılmadığı, bu nedenle davacı tarafından yapılan alımların 419 çeşit yedek parçaların ayrıştırılmasının mümkün olmadığı, yedek parça ve mal satışlarının ürün kodlarıyla yapılmaması nedeniyle iade edilmek istenen ürünlerin ticari defterlerde yer alan yedek parça malzemelerin içerisine dahil olup olmadığının tespiti ve ayrıştırılması mümkün olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere; servis sözleşmesinin sona ermesiyle, davacı tarafından sözleşme gereği yaptığı stoklar, muhtemel siparişleri karşılamak ya da müşteri hizmetlerini yerine getirmek için bulundurduğu sözleşme konusu mallar ve yedek parçalar elinde kalmış olabileceği, üreticinin, stokta kalan malları geri alma in bulunmadığının kabul edildiği durumlarda dahi, eğer aynı zamanda bayi sözleşme sonrası rekabet etmeme yükümlülüğü altına girmişse bu yükümlülük uyarınca davalı ile rekabet edemeyecek ve stoğunda kalan malları satamayacak olması dürüstlük kuralı gereği üreticinin stokta kalan malları geri alması gerekeceği, davacının yetkili servis olarak müşterilere ivedi sunması gereken hizmetler gereği bir miktar malzeme ve yedek parça stoğu yapma yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilmesi gerektiği, bu tür yetkili servislerde, malın müşteri tarafından tercih edilmesinde malın markasının yanı sıra yetkili servisin onarım ve yedek parçayı tüketiciye ulaştırmadaki hızı ve kalitesi de önem taşıdığı, stok yapılacak mallar, sözleşmenin konusunu oluşturan mallar ve yedek parça olduğu, tarafların sözleşmede açıkça kararlaştırmadığı fakat sözleşme konusu malın niteliği gereği stok yapmanın mümkün olduğu durumlarda ve müşteri taleplerini seri bir şekilde karşılamak üzere yaptığı stokların geri alınmasının hukuki dayanağı ise dürüstlük kuralı olacağı, taraflar arasında çerçeve sözleşme olarak nitelendirilen ve ileride yapılacak münferit sözleşmelerin temelini oluşturan bir sözleşme bulunduğu, bu sözleşme gereği davalı taraf yetkili servise gerekli yedek parçaları teslim etmek, davacının da yedek parça bedelini ödeyerek satın almak ve üçüncü kişilere hasarlı parçaları yenisi ile değiştirip onarımını yapmak yükümlü olduğu, bu kapsamda davacının, sözleşmenin feshinden sonra uhdesinde kalan dava konusu yedek parça malzemelerinin bedelini talep hakkına sahip olacağı, anlaşılmakla bu yönden talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle davalı tarafa verdiği 1.000,00 Euro teminat bedelini talep edebileceği, ancak davalı yanca fesih nedeniyle verildiği iddiası ispat edilemediğinden davanın bu yönden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
A-Teminat bedelinden kaynaklı 1.000,00 EURO alacağın temerrüt tarihi olan 27.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankaları EURO para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Malzeme bedelinden kaynaklı 54.621,54 TL alacağın temerrüt tarihi olan 27.10.2028 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
C-Denkleştirme tazminat talebinin REDDİNE,
2-Alınması gereken 4.147,07 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 1.871,67 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.275,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.871,67 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvuru harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 632,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.385,10 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 2.402,29 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 7.500,00 TL (bilirkişi ücreti) yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 3.345,75 TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!