
* Dosyada toplanan kanıtlar doğrultusunda verilen kararda hukuki bir isabetsizlik görülmediğinden itirazın reddine, Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4)
Şikâyetli avukat hakkında, “Borçlu vekili sıfatıyla, alacaklı müşteki, müştekinin yetkilisi olduğu … A. Ş. ve diğer bir kısım alacaklılar ile Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi gereğince 09.06.2014 tarihinde uzlaşma tutanağı düzenlediği hâlde, bu tutanağın ilâm niteliğinde olmadığından bahisle davacı borçlu vekili sıfatıyla, müştekinin yetkilisi olduğu … A. Ş. aleyhine ... İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ esasına kayden ‘takibin taliki ve iptali’ talepli dava açtığı, Avukatlık Kanunu 35/A maddesi gereğince uzlaşma protokolü düzenlenirken bu uzlaşma metninin ilam niteliğinde olduğunu bilmesine ve kendi imzasının da bulunmasına rağmen açmış olduğu dava ile tutanağın ilam niteliğinde olmadığını beyan etmesinin tutanağın düzenlenmesinde ihmali olduğu” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli savunmalarında özetle; hakkındaki suçlamalarla ilgili tüm bilgi ve belgeleri işbu dosyaya sunduğunu, şikâyetçi tarafın uzlaşma tutanağındaki taahhütlerine aykırı davranarak taahhütlerini yerine getirmediğini, vekili olduğu şirketin ise söz konusu uzlaşma tutanağından kaynaklı üzerine düşen tüm hususları yerine getirdiğini, bu konudaki mahkeme kararlarının da kendisini doğruladığını, hakkındaki tüm suçlamaların kişisel nitelikli suçlama ve ithamlar mahiyetinde olduğunu, Savcılığın da bu konuda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğini beyan etmiş, hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 16.08.2018 günlü toplantısında şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği, vaki itirazın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 23.11.2018 günlü kararı ile kabul edilmesi üzerine; Baro Yönetim Kurulu’nun 06.12.2018 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddesi gereğince Şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10.07.2018 günlü “Olur”u ile soruşturma izni verilmediği, şikâyetçinin Bakanlık işleminin iptali için Ankara 3. İdare Mahkemesinin █████████ esasına kayden dava açtığı, Mahkemenin 30.05.2019 gün ve █████████ sayılı ilamı ile davanın reddedildiği, kararın istinaf isteminin reddi ile 05.03.2020 günü kesinleştiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “şikâyet konusu fiiller bakımdan Ankara 3.İdare Mahkemesinin kesinleşen kararın 1136 Sayılı yasanın 140/1-2.maddeleri gereğince eldeki disiplin soruşturması dosyası yönünden de bağlayıcı olduğu gözetildiğinde…” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde, eylem tarihi itibariyle tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 14.12.2020 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; iddialarını tekrarla, İdare Mahkemesi kararının Baro Disiplin Kurulu’na bağlamadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek mezkûr kararın kaldırılmasını, Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 38/d maddesi gereğince uzlaşma tutanağının ilam niteliğinde olmadığını beyan eden şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği,
Şikâyetli Avukatın 24.12.2020 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle; savunmalarını aynen tekrarla, şikâyetçinin 2013 yılından beri çeşitli şikâyetlerle kendisini yıldırmaya çalıştığını, karşı tarafın yapılan icra takibine itiraz ederek uzlaşma protokolünün ilam niteliğinde olmadığını ileri sürdüğünü, şikâyetçinin protokolü bizzat kendisinin ihlal ettiğini, şikâyetçi vekilinin protokolde imzasının bulunmadığını, şikâyetçinin uzlaşma tutanağından kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, ilam niteliğinde kabul edilmeyen protokolün neticede bir sözleşme olduğunu, şikâyetçinin dava açma hakkının bulunduğunu, dosyada şikâyetçinin iddialarını ispatlar tek bir delil bile bulunmadığını belirterek itirazın reddini talep ettiği görülmüştür.
Dosyada toplanan kanıtlar doğrultusunda verilen kararda hukuki bir isabetsizlik görülmediğinden itirazın reddine, Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçinin itirazının reddine, ... Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 11.09.2020 günlü ve 2018/1 Esas, 2020/8 Karar sayılı kararının ONANMASINA,
2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.