Giriş yap
Kayıt ol

                 

TÜRK MEDENÎ KANUNU

 

 

  ------------------------------------------------------------------------
  Kanun No.                            Kabul Tarihi : 22.11.2001       
  4721                                 
  --------------------- -------------- -----------------------------------

  ------------------------------------------------------------------------

 

BAŞLANGIÇ

 

A. Hukukun uygulanması ve kaynakları

MADDE 1.- Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa,  hâkim, örf ve âdet hukukuna
göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak
idiyse ona göre karar verir.

Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından
yararlanır.

B. Hukukî  ilişkilerin kapsamı

I. Dürüst davranma

MADDE 2.- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken
dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

II. İyiniyet

MADDE 3.- Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl
olan iyiniyetin varlığıdır.

Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen
kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

III. Hâkimin takdir yetkisi

MADDE 4.- Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da
haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve
hakkaniyete göre karar verir.

C. Genel nitelikli hükümler

MADDE 5.- Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun
düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.

D. İspat kuralları

I. İspat yükü

MADDE 6.- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri,
hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 

II. Resmî belgelerle ispat

MADDE 7.- Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna
kanıt oluşturur.

Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm
bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir.   

 

 

BİRİNCİ KİTAP

KİŞİLER HUKUKU

BİRİNCİ KISIM

GERÇEK KİŞİLER

BİRİNCİ BÖLÜM

KİŞİLİK

 

A. Genel olarak

I. Hak ehliyeti

MADDE 8.- Her insanın hak ehliyeti vardır.

Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve
borçlara  ehil olmada eşittirler.

II. Fiil ehliyeti

1. Kapsamı

MADDE 9.- Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak
edinebilir ve borç altına girebilir.

2. Koşulları

a. Genel olarak

MADDE 10.- Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin
fiil ehliyeti vardır.

b. Erginlik

MADDE 11.- Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.

Evlenme kişiyi ergin kılar.

c. Ergin  kılınma

MADDE 12.- Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve
velisinin  rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.

d. Ayırt etme gücü

MADDE 13.- Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl
zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun
biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre
ayırt etme gücüne sahiptir.

III. Fiil ehliyetsizliği

1. Genel olarak

MADDE 14.- Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların
fiil ehliyeti yoktur.

2. Ayırt etme gücünün bulunmaması

MADDE 15.- Kanunda gösterilen ayrık  durumlar saklı kalmak üzere, ayırt
etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.

3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar

MADDE 16.- Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal
temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına
giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları
kullanmada bu rıza gerekli değildir.

Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden
sorumludurlar.  

IV. Hısımlık

1. Kan hısımlığı

MADDE 17.- Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum
sayısıyla belli olur.

Biri  diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; biri
diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy
hısımlığı vardır.

2. Kayın hısımlığı

MADDE 18.- Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve
dereceden kayın hısımları olur.

Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle
ortadan kalkmaz.

V. Yerleşim yeri

1. Tanım

MADDE 19.- Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu
yerdir.

Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.

Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz.

2. Yerleşim yerinin değiştirilmesi ve oturma yeri

MADDE 20.- Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine
bağlıdır.

Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini
bıraktığı hâlde Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan
kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.

3. Yasal yerleşim yeri

MADDE 21.- Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve
babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine
bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun
oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır.

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet
makamının bulunduğu yerdir.

4. Kurumlarda bulunma

MADDE 22.- Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da
eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri
edinme sonucunu doğurmaz.

B. Kişiliğin korunması

I. Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı

MADDE 23.- Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.

Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı
olarak sınırlayamaz.

Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması,
aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik madde verme borcu altına
girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddî ve manevî
tazminat isteminde bulunulamaz.  

II. Saldırıya karşı

1. İlke

MADDE 24.- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse,
hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya
kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden
biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka
aykırıdır.

2. Davalar

MADDE 25.- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte
olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden
saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere
bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı
dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine
göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma  hakkı saklıdır.

Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça
devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça
mirasçılara geçmez.

Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya
davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.

III. Ad üzerindeki hak

1. Adın korunması

MADDE 26.- Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini
dava edebilir.

Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan
kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın
niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir.

2. Adın değiştirilmesi

MADDE 27.- Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak
hâkimden istenebilir.

Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilân olunur.

Ad değişmekle kişisel durum değişmez.

Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden
başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava
edebilir.

C. Kişiliğin başlangıcı ve sonu

I. Doğum ve ölüm

MADDE 28.- Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve
ölümle sona erer.

Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan
başlayarak elde eder.  

II. Sağ olmanın ve ölümün ispatı

1. İspat yükü

MADDE 29.- Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya
ölü  olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde
sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır.

Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse,
hepsi aynı anda ölmüş sayılır.

2. İspat araçları

a. Genel olarak

MADDE 30.- Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.

Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı
anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.

b. Ölüm karinesi

MADDE 31.- Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar
içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.

III. Gaiplik kararı

1. Genel olarak

MADDE 32.- Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan
beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık
varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu
kişinin gaipliğine karar verebilir.

Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye'de
hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da
yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir.

2. Yargılama usulü

MADDE 33.- Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin
üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl
geçmiş olması gerekir.

Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan
kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan
ilânla çağırır.

Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.

3. İstemin düşmesi

MADDE 34.- Gaipliğine karar verilecek kişi, ilân süresi dolmadan ortaya
çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse
gaiplik istemi düşer.

4. Hükmü

MADDE 35.- İlândan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve
ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.

Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı
günden başlayarak hüküm doğurur.

İKİNCİ BÖLÜM

KİŞİSEL DURUM SİCİLİ

A. Genel olarak

I. Sicil

MADDE 36.- Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir.

Bu sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin
esaslar, ilgili kanunda gösterilir.

II. Görevliler

MADDE 37.- Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından
tutulur. Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların
görevidir.

Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının
önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanlığın onayı ile
nüfus memurluğu yetkisi verilebilir.

III. Sorumluluk

MADDE 38.- Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu
memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir.

Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer
mahkemesinde açılır.

IV. Düzeltme

1. Genel olarak

MADDE 39.- Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir
kaydında düzeltme yapılamaz.

 2. Cinsiyet değişikliğinde

MADDE 40.- Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda
bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir.
Ancak, iznin verilebilmesi için, istem sahibinin onsekiz yaşını
doldurmuş bulunması ve evli olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup,
cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve
üreme  yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve
araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla
belgelemesi şarttır.

Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir cinsiyet
değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla
doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin
yapılmasına karar verilir.

B. Doğum kütüğü

I. Bildirme

MADDE 41.- Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen bulunmuş
çocuklar hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.

II. Doğum kütüğünde değişiklikler

MADDE 42.- Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir
çocuğun tanınması veya hâkimin babalığa karar vermesi, soybağının
düzeltilmesi, evlât edinme ya da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli
olması, ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir.  

C. Ölüm kütüğü

I. Ölümün bildirilmesi

MADDE 43.- Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine göre
yapılır.

II. Cesedi bulunamayan kişi

MADDE 44.- Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar
içinde ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük
mülkî amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür.

Bununla birlikte her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece
tespitini dava edebilir.

III. Gaiplik kararı

MADDE 45.- Gaiplik kararı, hâkimin bildirmesi üzerine, ölüm kütüğüne
kaydolunur.

IV. Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi

MADDE 46.- Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının tespit
edilmesi veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması
ya da gaiplik kararının kaldırılması sebepleriyle zorunlu olan
değişiklikler, ilgilinin kütükteki kaydının düşünceler sütununa
yazılarak yapılır.

İKİNCİ KISIM

TÜZEL KİŞİLER

BİRİNCİ BÖLÜM

GENEL HÜKÜMLER

A. Tüzel kişilik

MADDE 47.- Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi
toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal
toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik
kazanırlar.

Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel
kişilik kazanamaz.

B. Hak ehliyeti

MADDE 48.- Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği
insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve
borçlara ehildirler.

C. Fiil ehliyeti

I. Koşulu

MADDE 49.- Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli
organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.

II. Kullanılması

MADDE 50.- Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır.

Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç
altına sokarlar.

Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.  

D. Yerleşim yeri

MADDE 51.- Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir
hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.

E. Kişiliğin sona ermesi

I. Sınırlı devam etme

MADDE 52.- Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla
sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.

II. Malvarlığının tasfiyesi

MADDE 53.- Tüzel kişinin malvarlığının tasfiyesi, kanunda ve kuruluş
belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça, terekenin resmî tasfiyesine
ilişkin hükümlere göre yapılır.

III. Malvarlığının özgülenmesi

MADDE 54.- Tüzel kişinin malvarlığı, kanunda veya kuruluş belgesinde
başka bir hüküm bulunmadıkça ya da yetkili organı başka türlü karar
vermedikçe, en yakın amacı güden kamu kurum veya kuruluşuna geçer.

Bu malvarlığı olanak ölçüsünde daha önce özgülendiği amaç için
kullanılır.

Hukuka veya ahlâka aykırı amaç güttüğü için kişiliği mahkeme kararıyla
sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu kuruluşuna
geçer.

F. Saklı hükümler

MADDE 55.- Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun
hükümleri saklıdır.

 

İKİNCİ BÖLÜM

DERNEKLER

 

A. Kuruluşu

I. Tanımı

MADDE 56.- Dernekler, en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında
belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını
sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe
sahip kişi topluluklarıdır.

Hukuka veya ahlâka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz.

II. Dernek kurma hakkı

MADDE 57.-  Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına
sahiptir.

Dernek kurucularının fiil ehliyetine sahip olması gerekir.

III. Tüzük

MADDE 58.-  Her derneğin bir tüzüğü bulunur.

Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, yerleşim yeri, kurucuları, gelir
kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim
kurulunun gösterilmesi zorunludur.

Dernek tüzüğü, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.

Dernek tüzüğünde düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri uygulanır.   

IV. Tüzel kişiliğin kazanılması

1. Kazanma anı

MADDE 59.- Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli
belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine
verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar.

Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden ibaret
olduğu, yönetmelikte gösterilir.

2. İnceleme

MADDE 60.- Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğü,
en büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden
incelenir.

Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında kanuna
aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirde bunların giderilmesi
veya tamamlanması derhâl kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden
başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna
aykırılık giderilmezse; en büyük mülkî amir, yetkili asliye hukuk
mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması için durumu Cumhuriyet
savcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı mahkemeden derneğin
faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir.

Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık veya
noksanlık bulunmaz ya da bu aykırılık veya noksanlık belirli sürede
giderilmiş bulunursa; keyfiyet derhâl derneğe yazıyla bildirilir ve
dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.

3. Dernek tüzüğünün ilânı

MADDE 61.- Dernek tüzüğü, derneğe yapılan yazılı bildirimden
başlayarak  onbeş gün içinde yerel bir gazete ile ilân edilir.

Tüzük ve yerleşim yeri değişikliklerinde de aynı usul uygulanır.

4. İlk genel kurul toplantısı

MADDE 62.- Dernekler, tüzüklerinin gazetede yayımlandığı günü izleyen
altı ay içinde ilk genel kurul toplantılarını yapmak ve zorunlu
organlarını oluşturmakla yükümlüdürler.

B. Üyelik

I. Kazanılması

1. Kural

MADDE 63.- Hiç kimse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek de üye
kabul etmeye zorlanamaz.

2. Koşulları

MADDE 64.- Fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi, derneklere üye
olma hakkına sahiptir.

Yazılı olarak yapılacak üyelik başvurusu, tüzükte başkaca bir düzenleme
yoksa, dernek yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde karara bağlanır
ve sonuç yazıyla başvuru sahibine bildirilir. Başvurusu kabul edilen
üye, bu amaçla tutulacak deftere kaydedilir.  

II. Sona ermesi

1. Kendiliğinden

MADDE 65.- Üyelik için kanunda veya tüzükte aranılan nitelikleri
sonradan kaybedenlerin dernek üyeliği kendiliğinden sona erer.

2. Çıkma ile

MADDE 66.- Hiç kimse, dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Her üye altı ay
önceden yazılı olarak bildirmek kaydıyla, dernekten çıkma hakkına
sahiptir.

3. Çıkarılma ile

MADDE 67.- Tüzükte üyelerin çıkarılma sebepleri gösterilebilir.

Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına bu sebeplerin
haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez.

Tüzükte çıkarma düzenlenmemişse üye, ancak haklı sebeple çıkarılabilir.
Bu çıkarma kararına, haklı sebep bulunmadığı ileri sürülerek itiraz
edilebilir.

III. Kapsamı

1. Üyelerin hakları

a. Eşitlik ilkesi

MADDE 68.- Dernek üyeleri eşit haklara sahiptirler. Dernek, üyeleri
arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep, aile, zümre ve sınıf
farkı gözetemez; eşitliği bozan veya bazı üyelere bu sebeplerle
ayrıcalık tanıyan uygulamalar yapamaz.

Her üyenin, derneğin faaliyetlerine ve yönetimine katılma hakkı vardır.

Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, dernek malvarlığında hak iddia
edemez.

b. Oy hakkı

MADDE 69.- Her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır; üye, oyunu
şahsen kullanmak zorundadır.

Onursal üyelerin oy hakkı yoktur.

2. Üyelerin yükümlülükleri

a. Ödenti verme borcu

MADDE 70.- Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte
düzenleme yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının
karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar. Dernekten
çıkan veya çıkarılan üye, üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek
zorundadır.

Onursal üyeler ödenti vermek zorunda değildir.

b. Diğer yükümlülükler

MADDE 71.- Üyeler, dernek düzenine uymak ve derneğe sadakat göstermekle
yükümlüdürler.

Her üye, derneğin amacına uygun davranmak, özellikle amacın
gerçekleşmesini güçleştirici veya engelleyici davranışlardan kaçınmakla
yükümlüdür.   

C. Organlar

I. Genel olarak

MADDE 72.- Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim kurulu ve
denetim kuruludur.

Dernekler zorunlu organları dışında başka organlar da oluşturabilirler.
Ancak, bu organlara zorunlu organların görev, yetki ve sorumlulukları
devredilemez.

II. Genel kurul

1. Niteliği ve oluşumu

MADDE 73.- Genel kurul, derneğin en yetkili karar organı olup; derneğe
kayıtlı üyelerden oluşur.

2.Toplanması

a. Olağan toplantı

MADDE 74.- Genel kurul, tüzükte belirtilen zamanda yönetim kurulunun
çağrısı üzerine toplanır.

Olağan genel kurul toplantılarının en geç iki yılda bir yapılması
zorunludur.

b. Olağanüstü toplantı

MADDE 75.-  Genel kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü
hâllerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı başvurusu üzerine,
yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya çağrılır.

Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin
başvurusu üzerine, sulh  hâkimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya
çağırmakla görevlendirir.

c. Toplantısız veya çağrısız alınan kararlar

MADDE 76.- Bütün üyelerin bir araya gelmeksizin yazılı katılımıyla
alınan kararlar ile dernek üyelerinin tamamının kanunda yazılı çağrı
usulüne uymaksızın bir araya gelerek aldığı kararlar geçerlidir.

Bu şekilde karar alınması olağan toplantı yerine geçmez.

3. Toplantıya çağrı

MADDE 77.- Genel kurul, yönetim kurulunca, en az onbeş gün önceden
toplantıya çağrılır. Bu amaçla toplantının günü, saati, yeri ve gündemi,
yerel bir gazete ile ilân edilir ve aynı zamanda üyelere  bir yazıyla
bildirilir.

Toplantıya çağrı usulü ve toplantının ertelenmesine ilişkin konular,
yönetmelikle düzenlenir.

4. Toplantı yeri ve toplantı yeter sayısı

MADDE 78.- Genel kurul toplantıları, tüzükte aksine hüküm olmadıkça,
dernek merkezinin bulunduğu yerde yapılır.

Genel kurul, katılma hakkı bulunan üyelerin salt çoğunluğunun, tüzük
değişikliği ve derneğin feshi hâllerinde üçte ikisinin katılımıyla
toplanır; çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi
durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya
katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki
katından az olamaz.

Genel kurul toplantısı, bir defadan fazla geri bırakılamaz.  

5. Toplantı usulü

MADDE 79.- Genel kurul toplantısının açılışından sonra, toplantıyı
yönetmek üzere, bir başkan ve yeteri kadar başkan vekili ile yazman
seçilir.

Genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan maddeler görüşülür.
Ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından
görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınması zorunludur.

Genel kurul toplantılarına hükûmet komiseri katılır. Ancak, komiserin
toplantıya katılmaması toplantının yapılmasını önlemez.

6. Genel kurulun görev ve yetkileri

MADDE 80.- Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son
kararı verir; dernek organlarını seçer ve derneğin diğer bir organına
verilmemiş olan işleri görür.

Genel kurul, derneğin diğer organlarını denetler ve onları haklı
sebeplerle her zaman görevden alabilir.

7. Genel kurul kararları

a. Karar yeter sayısı

MADDE 81.- Genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin salt
çoğunluğuyla alınır. Şu kadar ki, tüzük değişikliği ve derneğin feshi
kararları, ancak toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla
alınabilir.

b. Oy hakkından yoksunluk

MADDE 82.- Hiçbir dernek üyesi, dernek ile kendisi, eşi, üstsoyu ve
altsoyu arasındaki bir hukukî işlem veya uyuşmazlık konusunda alınması
gereken kararlarda oy kullanamaz.

c. Kararın iptali

MADDE 83.- Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak
alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden
başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı
öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden
başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini
isteyebilir.

Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları
tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.

Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı
durumlar saklıdır.

III. Yönetim kurulu

1. Oluşumu

MADDE 84.- Yönetim kurulu, beş asıl ve beş yedek üyeden az olmamak üzere
dernek tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.

Yönetim kurulu üye sayısı, boşalmalar sebebiyle üye tamsayısının
yarısının altına düşerse; genel kurul, kalan yönetim kurulu üyeleri veya
denetim kurulu tarafından bir ay içinde toplantıya çağrılır. Çağrı
yapılmazsa, üyelerden birinin istemi üzerine, sulh  hâkimi, üç üyeyi
genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.

2. Görevleri

MADDE 85.- Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır; bu
görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirir.

Temsil görevi, yönetim kurulunca, üyelerden birine veya bir üçüncü
kişiye verilebilir. 

IV. Denetim kurulu

MADDE 86.- Denetim kurulu, üç asıl ve üç yedek üyeden az olmamak üzere
dernek tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.

Denetim kurulu, denetleme görevini, dernek tüzüğünde belirtilen esas ve
usullere göre yapar; denetleme sonuçlarını bir raporla yönetim kuruluna
ve genel kurula sunar.

D. Sona erme

I. Kendiliğinden

MADDE 87.- Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer:

1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi veya
sürenin sona ermesi,

2. İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve
zorunlu organların oluşturulmamış olması,

3. Borç ödemede acze düşmüş olması,

4. Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle
gelmesi,

5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması.

Her ilgili, sulh  hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin
tespitini isteyebilir.

II. Genel kurul kararı ile

MADDE 88.- Genel kurul, her zaman derneğin feshine karar verebilir.

III. Mahkeme kararı ile

MADDE 89.- Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelirse;
Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme,
derneğin feshine karar verir. Mahkeme, dava sırasında faaliyetten
alıkoyma dahil gerekli bütün önlemleri alır.

E. Derneklerin faaliyetleri

I. Genel olarak

MADDE 90.- Dernekler, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde
belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette
bulunurlar.

Yasaklanan veya izne bağlı faaliyetlerle ilgili kamu hukuku nitelikli
özel kanun hükümleri saklıdır.

Dernek faaliyetleri ile ilgili yasak ve sınırlamalara aykırılık hâlinde,
Cumhuriyet savcısının istemiyle mahkemece faaliyetten alıkoyma kararı
verilebilir. 

II. Uluslararası faaliyet

1. Faaliyet serbestliği

MADDE 91.- Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek
üzere, uluslararası faaliyette bulunabilirler ve yurt dışında şube
açabilirler.

Türkiye'de kurulan dernekler, amaçları doğrultusunda uluslararası alanda
işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde, Bakanlar Kurulunun
izniyle yurt dışında kurulmuş dernek veya kuruluşlara üye olarak
katılabilirler.

2. Yabancı dernekler

MADDE 92.- Yabancı dernekler, uluslararası alanda işbirliği yapılmasında
yarar görülen hâllerde ve karşılıklı olmak koşuluyla kültürel, ekonomik
ve teknik konularda bilgi veya teknolojilerinden yararlanılmak üzere,
Bakanlar Kurulunun izniyle Türkiye'de faaliyette bulunabilirler, şube
açabilirler, üst kuruluşlar kurabilirler, kurulmuş üst kuruluşlara
katılabilirler.

III. Yabancıların dernek kurma hakkı

MADDE 93.- Türkiye'de yerleşme hakkına sahip olan yabancı gerçek
kişiler, karşılıklı olmak koşuluyla dernek kurabilirler veya kurulmuş
derneklere üye olabilirler.

Onursal üyelik için bu koşul aranmaz.

F. Derneklerin örgütlenmesi

I. Şube açmaları

1. Kuruluşu

MADDE 94.- Dernekler, gerekli görülen yerlerde genel kurul kararıyla
şube açabilirler. Bu amaçla dernek yönetim kurulunca yetki verilen en az
üç kişilik kurucular kurulu, şube açılacak yerin en büyük mülkî amirine
şube kuruluş bildirimini ve gerekli belgeleri verir.

Şube kurucularının, şubenin açılacağı yerde en az altı aydan beri
oturmakta olmaları zorunludur.

Şube kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgeler, yönetmelikte
gösterilir.

2. Şubenin organları ve uygulanacak hükümler

MADDE 95.- Her şubede genel kurul ve yönetim kurulu ile denetim kurulu
veya   denetçi bulunması zorunludur.

Bu organların görev ve yetkileri ile şubelere ilişkin diğer hususlar
hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.

II. Üst kuruluşlar kurmaları

1. Federasyon

MADDE 96.- Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az beş derneğin,
amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri
suretiyle kurulur.

Her federasyonun bir tüzüğü bulunur.

Federasyon, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim
yerinin en büyük mülkî amirine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır.

2. Konfederasyon

MADDE 97.- Konfederasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az üç
federasyonun, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya
gelmeleri suretiyle kurulur.

Her konfederasyonun bir tüzüğü bulunur.

Konfederasyon, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim
yerinin en büyük mülkî amirine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır.

3. Ortak hükümler

MADDE 98.- Dernekler, bağlı oldukları federasyonun; federasyonlar da
bağlı oldukları konfederasyonun genel kurulunda en az üçer üye ile
temsil olunurlar. Temsilci üyeler, ilgili derneklerin ve federasyonların
genel kurullarınca seçilirler.

Federasyon ve konfederasyonlara ilişkin diğer hususlar hakkında bu Kanun
hükümleri uygulanır.

G. Dernek gelirleri

MADDE 99.- Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri sonucunda
veya dernek malvarlığından elde edilen gelirler ile bağış ve
yardımlardan oluşur.

H. Saklı hükümler

MADDE 100.- Kamuya yararlı dernekler ve özel kanunlarla kurulan
dernekler hakkındaki özel hükümler saklıdır.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

VAKIFLAR

 

A. Kuruluşu

I.Tanımı

MADDE 101.- Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları
belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip
mal topluluklarıdır.

Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği
anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar
vakfedilebilir.

Vakıflarda üyelik olmaz.

Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel
ilkelerine,  hukuka,  ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı
veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf
kurulamaz.

 II. Kuruluş şekli

MADDE 102.- Vakıf kurma iradesi, resmî senetle veya ölüme bağlı
tasarrufla açıklanır. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan
sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.

Resmî senetle vakıf kurma işleminin temsilci aracılığıyla yapılması,
temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş olmasına
ve bu belgede vakfın amacı ile özgülenecek mal ve hakların belirlenmiş
bulunmasına bağlıdır.

Mahkemeye başvurma, resmî senet düzenlenmiş ise vakfeden tarafından;
vakıf ölüme bağlı tasarrufa dayanıyorsa ilgililerin veya vasiyetnameyi
açan sulh  hâkiminin bildirimi üzerine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünce
re'sen yapılır.

Başvurulan mahkeme, mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri
re'sen alır.

III. Temyiz ve iptal

MADDE 103.- Mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir
ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz
edilebilir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, vakfın kurulmasını engelleyen
sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası açabilirler.

IV. Tescil ve ilân

MADDE 104.- Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri
mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar Genel
Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunur.

Tescil kararı, başka bir mahkemece verilmiş ise, ilgili belgelerle
birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilir.

Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel
Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakıf Resmî Gazete ile ilân
olunur.

Tescil ve ilân tüzük hükümlerine göre yapılır.  

V. Mal ve hakların kazanılması ve sorumluluk

MADDE 105.- Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin
kazanılmasıyla vakfa geçer.

Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel kişiliği
adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir.

Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın mirasbırakanın borçlarından
sorumluluğu, özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır.

B. Vakıf senedi

I. İçeriği

MADDE 106.- Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve
haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.

II. Noksanlıklar

MADDE 107.- Vakıf senedinde vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve
haklar yeterince belirlenmiş ise, diğer noksanlıklar vakfın tüzel
kişilik kazanması için yapılan başvurunun reddini gerektirmez.

Bu tür noksanlıklar, tescil kararı verilmeden önce mahkemece
tamamlattırılabileceği gibi; kuruluştan sonra da denetim makamının
başvurusu üzerine, olanak varsa vakfedenin görüşü alınarak vakfın
yerleşim yeri mahkemesince tamamlattırılır.

Tescili istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal  ve haklar
amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir irade
açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, denetim makamının
görüşü alınarak  hâkim  tarafından benzer amaçlı bir vakfa özgülenir.

C. Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı

MADDE 108.- Vakfedenin mirasçıları ile alacaklılarının, bağışlamaya ve
ölüme bağlı tasarruflara ilişkin hükümler uyarınca dava hakları
saklıdır.

D. Vakfın örgütü

I. Genel olarak

MADDE 109.- Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden,
vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir.

II. Çalıştırılanlara ve işçilere  yardım vakfı

MADDE 110.- Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarının
yöneticileri, yararlananlara, vakfın örgütü, işleyişi ve malî durumu
hakkında gerekli bilgiyi vermekle yükümlüdürler.

Vakfa ödenti veren çalıştırılanlar ve işçiler en az yapmış oldukları
ödeme oranında yönetime katılırlar ve temsilcilerini olabildiğince kendi
aralarından seçerler.

Vakfın malvarlığının çalıştırılanların ve işçilerin yapacakları
ödemelerle sağlanacak bölümünün işverene karşı vakfın bir alacağından
ibaret olması, ancak bu alacak için yeterli güvence sağlanmış olmasına
bağlıdır.

Yararlananların, vakfın edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla
isteyebilmeleri, ödenti vermiş olmalarına veya vakfı düzenleyen
hükümlerin kendilerine bu hakkı tanımış bulunmasına bağlıdır.  

Çalıştırılanlara ve işçilere  yardım vakıflarında yararlananların
yönetime katılmaları ve vakıftan yararlanma koşulları ile ilgili
hükümlerde yapılacak değişiklikler, vakıf senedine göre buna yetkili
organın istemi üzerine, denetim makamının yazılı görüşü alındıktan sonra
yerleşim yeri mahkemesince karara bağlanır.

E. Denetim

MADDE 111.- Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip
getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip
yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp
harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca
denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun
hükümlerine tabidir.

Denetimin nasıl yapılacağı, sonuçları ve bu Kanuna göre kurulmuş olsun
veya olmasın bütün vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödeyecekleri
denetim giderlerine katılma payı, vakfın safî gelirinin yüzde beşini
geçmemek üzere tüzükle belirlenir.

F. Yönetimin, amacın ve malların değiştirilmesi

I. Yönetimin değiştirilmesi

MADDE 112.- Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya
denetim makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan
sonra vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir.

Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, tüzükte gösterilen
sebeplerle duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf
senedinde başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir.

II. Amacın ve malların değiştirilmesi

MADDE 113.- Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde
yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle
gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının
başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın
amacını değiştirebilir.

Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen
koşulların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında veya değiştirilmesinde de
aynı hüküm uygulanır.

Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanları ile
değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler varsa
mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine
diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra gerekli değişikliğe izin
verebilir.

G. Yıllık rapor

MADDE 114.- Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın
bir önceki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor
hâlinde denetim makamına bildirir ve durumun uygun araçlarla
yayımlanmasını sağlar.

H. Faaliyetten geçici alıkoyma

MADDE 115.- İçişleri Bakanlığı, Anayasada öngörülen hâllerde ve
belirlenen usullere uygun olarak, denetim makamının da görüşünü almak
suretiyle mahkemece bir karar verilinceye kadar vakfı geçici olarak
faaliyetten alıkoyabilir ve derhâl mahkemeye başvurur. Hâkim başvuruyu
gecikmeksizin karara bağlar.

İ. Vakfın sona ermesi

MADDE 116.- Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve
değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden
sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.

Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan
veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak
bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının
başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.

J. Diğer hükümler

MADDE 117.- Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma
hükümleri uygulanmaz.

Derneklerin uluslararası faaliyette bulunmalarına ve üst kuruluş
kurmalarına ilişkin hükümler kıyas yoluyla vakıflar hakkında da
uygulanır.

Kamuya yararlı veya özel kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki özel
hükümler saklıdır.

 

İKİNCİ KİTAP

AİLE HUKUKU

BİRİNCİ KISIM

EVLİLİK HUKUKU

BİRİNCİ BÖLÜM

EVLENME

BİRİNCİ AYIRIM

NİŞANLILIK

 

A. Nişanlanma

MADDE 118.- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.

Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı
bağlamaz.

B. Nişanlılığın hükümleri

I. Dava hakkının bulunmaması

MADDE 119.- Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.

Evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı
dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.

II. Nişanın bozulmasının sonuçları

1. Maddî tazminat

MADDE 120.- Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu
veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu
takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde
ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar
karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan
giderleri hakkında da uygulanır.

Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi
davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için
uygun bir tazminat isteyebilirler.  

2. Manevî tazminat

MADDE 121.- Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan
taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda
bir para ödenmesini isteyebilir.

III. Hediyelerin geri verilmesi

MADDE 122.- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse,
nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi
davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki
hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme
hükümleri uygulanır.

IV. Zamanaşımı

MADDE 123.- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona
ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

İKİNCİ AYIRIM

EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ

 

A. Ehliyetin koşulları

I. Yaş

MADDE 124.- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.

Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı
yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.
Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.

II. Ayırt etme gücü

MADDE 125.- Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.

III. Yasal temsilcinin izni

1. Küçükler hakkında

MADDE 126.- Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.

2. Kısıtlılar hakkında

MADDE 127.- Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.

3. Mahkemeye başvurma

MADDE 128.- Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal
temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının
evlenmesine izin verebilir.

B. Evlenme engelleri

I. Hısımlık

MADDE 129.- Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:

1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve
teyze ile yeğenleri arasında,

2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile,
eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,

3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu
ve eşi arasında.

II. Önceki evlilik

1. Sona erdiğinin ispatı

a. Genel olarak

MADDE 130.- Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona
ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır.

b. Gaiplik durumunda

MADDE 131.- Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin
feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez.

Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya
ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir.

Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden
istenir.

2. Kadın için bekleme süresi

MADDE 132.- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden
başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.

Doğurmakla süre biter.

Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği
sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde
mahkeme bu süreyi kaldırır.

III. Akıl hastalığı

MADDE 133.- Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı
resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM

EVLENME BAŞVURUSU VE TÖRENİ

A. Başvuru

I. Başvuru makamı

MADDE 134.- Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin
oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.

Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu
işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır.

II. Şekli

MADDE 135.- Başvuru, evlenecekler tarafından yazılı veya sözlü olarak
yapılır.

III. Belgeler

MADDE 136.- Erkek ve kadından her biri, nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt
örneğini, önceki evliliği sona ermiş ise buna ilişkin belgeyi, küçük
veya kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin imzası onaylanmış yazılı
izin belgesini ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren
sağlık raporunu evlendirme memurluğuna vermek zorundadır.

IV. Başvurunun incelenmesi ve reddi

MADDE 137.- Evlendirme memuru, evlenme başvurusunu ve buna eklenmesi
gereken belgeleri inceler. Başvuruda bir noksanlık görürse bunu tamamlar
veya tamamlattırır.

Başvurunun usulüne uygun olarak yapılmadığı veya evleneceklerden birinin
evlenmeye ehil olmadığı ya da evlenmeye yasal bir engel bulunduğu
anlaşılırsa, evlenme başvurusu reddolunur ve durum evleneceklere yazıyla
hemen bildirilir.

V. Redde itiraz ve yargılama usulü

MADDE 138.- Evleneceklerden her biri evlendirme memurunun ret kararına
karşı mahkemeye başvurabilir. İtiraz, evrak üzerinde incelenip kesin
karara bağlanır.

Ancak, mutlak butlan sebeplerinden birinin bulunduğuna ilişkin ret
kararlarına karşı açılan davalar, basit yargılama usulüyle ve Cumhuriyet
savcısının hazır bulunmasıyla görülür.

B. Evlenme töreni ve tescil

I. Koşulları

1. Evlenme izni

MADDE 139.- Evlendirme memuru, evlenme koşullarının varlığını tespit
ederse veya ret kararı mahkemece kaldırılırsa, evleneceklere evlenme gün
ve saatini bildirir veya isterlerse evlenme izni belgesini verir.

Evlenme izni belgesi, verildiği tarihten başlayarak altı ay içinde
evleneceklere herhangi bir evlendirme memuru önünde evlenebilme hakkı
sağlar.

2. Evlenmenin yapılamaması

MADDE 140.- Evlenme koşullarının bulunmadığının anlaşılması veya
belgelerin verilmesinden başlayarak altı ayın geçmesi hâlinde,
evlendirme memuru evlenme törenini yapamaz.

II. Yapılışı

1. Tören yeri

MADDE 141.- Evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun
ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılır.
Ancak, tören evleneceklerin istemi üzerine evlendirme memurunun uygun
bulacağı diğer yerlerde de yapılabilir.

2. Törenin şekli

MADDE 142.- Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine birbiriyle
evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü
cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur, evlenmenin tarafların
karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.

 3. Aile cüzdanı ve dinî tören

MADDE 143.- Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir
aile cüzdanı verir.

Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz.

Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir.

C. Yönetmelik

MADDE 144.- Evlenme işlemi, evlenme kütüğü, evlenmeye ilişkin yazışma ve
evlenme ile ilgili diğer konular yönetmelikle düzenlenir.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM

BATIL OLAN EVLENMELER

 

A. Mutlak butlan

I. Sebepleri

MADDE 145.- Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:

1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,

2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme
gücünden yoksun bulunması,

3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı
bulunması,

4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması.

II. Dava açma görevi ve hakkı

MADDE 146.- Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen
açılır.

Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da  açılabilir.

III. Dava hakkının sınırlanması veya  kalkması

MADDE 147.- Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı
tarafından re'sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar
altına alınmasını isteyebilir.

Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş
olması durumlarında mutlak butlan davasını yalnız ayırt etme
gücünü  sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.

Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan
kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş
iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez.

B. Nisbî butlan

I. Eşlerin dava hakkı

1. Ayırt etme gücünden  geçici yoksunluk

MADDE 148.- Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden
yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.

2. Yanılma

MADDE 149.- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava
edebilir:

1. Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği
hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,

2. Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir
duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse.

3. Aldatma

MADDE 150.- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava
edebilir:

1. Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya
onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı
olmuşsa,

2. Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir
hastalık kendisinden gizlenmişse.

4. Korkutma

MADDE 151.- Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya
namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak
evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.

5. Hak düşürücü süre

MADDE 152.- İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya
korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her
hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

II. Yasal temsilcinin dava hakkı

MADDE 153.- Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan
evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava
edebilir.

Bu suretle evlenen kimse sonradan onsekiz yaşını doldurmak suretiyle
ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya karı gebe kalırsa evlenmenin
iptaline karar verilemez.

C. Butlanı gerektirmeyen sebepler

I. Bekleme süresine uymama

MADDE 154.- Kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi, evlenmenin
butlanını gerektirmez.

II. Şekil kurallarına uymama

MADDE 155.- Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir
evliliğin kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına
karar verilemez.

D. Butlan kararı

I. Genel olarak

MADDE 156.- Batıl bir evlilik ancak  hâkimin  kararıyla sona erer.
Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir
evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

II. Sonuçları

1. Çocuklar yönünden

MADDE 157.- Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan
çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş
sayılırlar.

Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin
hükümler uygulanır.

2. Eşler yönünden

MADDE 158.- Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli
bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur.

Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı
hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

E. Mirasçıların dava hakkı

MADDE 159.- Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez.
Ancak, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava
sonucunda  evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş,
yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı
tasarruflarla  kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

F. Yetki ve yargılama usulü

MADDE 160.- Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama usulü
bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

İKİNCİ BÖLÜM

BOŞANMA

A. Boşanma sebepleri

I. Zina

MADDE 161.- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay
ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 

II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

MADDE 162.- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi
veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir
davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay
ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı
düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

MADDE 163.- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz
bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer
eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

IV. Terk

MADDE 164.- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini
yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep
olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve
bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar
sonuçsuz kalmış ise;  terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini
ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak
konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden yapacağı
ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve
dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar
gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için
belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve
ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

V. Akıl hastalığı

MADDE 165.- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat
diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak
bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş
boşanma davası açabilir.

VI. Evlilik birliğinin sarsılması

MADDE 166.- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden
beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri
boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise,
davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz,
hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin
devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar
kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir
eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden
sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin
tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat
getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda
taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim,
tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada
gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca
da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının
hâkimi bağlamayacağı  hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine
karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl
geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden
kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden
birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

B. Dava

I. Konusu

MADDE 167.- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma,
dilerse ayrılık isteyebilir.

II. Yetki

MADDE 168.- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden
birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri
birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

III. Geçici önlemler

MADDE 169.- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı
süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin
mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici
önlemleri re'sen alır.

C. Karar

I. Boşanma veya ayrılık

MADDE 170.- Boşanma sebebi ispatlanmış olursa,  hâkim  boşanmaya veya
ayrılığa karar verir.

Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez.

Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması
olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.

II. Ayrılık süresi

MADDE 171.- Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar
verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

III. Ayrılık süresinin bitimi

MADDE 172.- Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer.

Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası
açabilir.

Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar
ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

IV. Boşanan kadının kişisel durumu

MADDE 173.- Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel
durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır.  Eğer
kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına
izin verilmesini isteyebilir.

Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve
bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim,
kocasının soyadını taşımasına izin verir.

Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

V. Boşanmada tazminat ve nafaka

1. Maddî ve manevî tazminat

MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen
kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî
tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan
taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda
bir para ödenmesini isteyebilir.

2. Yoksulluk nafakası

MADDE 175.- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır
olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz
olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

MADDE 176.- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun
gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka,
alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü
hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen
evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz
hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği
hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî
tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik
durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

4. Yetki

MADDE 177.- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka
alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.    

5. Zamanaşımı

MADDE 178.- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava
hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.

VI. Mal rejiminin tasfiyesi

1. Boşanma hâlinde

MADDE 179.- Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime
ilişkin hükümler uygulanır.

2. Ayrılık hâlinde

MADDE 180.- Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve
eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal
rejiminin kaldırılmasına karar verebilir.

VII. Miras hakları

MADDE 181.- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı
olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla
kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça,
kaybederler.

Boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından birisinin
davaya devam etmesi ve davalının kusurunun  ispatlanması hâlinde de
yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.  

VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları

1. Hâkimin takdir yetkisi

MADDE 182.- Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak
bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise
vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın
haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel
ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk
bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim
giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu
giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına
göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

2. Durumun değişmesi

MADDE 183.- Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere
gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim,
re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri
alır.

D. Boşanmada yargılama usulü

MADDE 184.- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:

1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına
vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine
taraflara yemin öneremez.

3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar,
hâkim  tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli
yapılmasına karar verebilir.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ

 

A. Haklar ve yükümlülükler

I. Genel olarak

MADDE 185.- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.

Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların
bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.

Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak
zorundadırlar.

II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma

MADDE 186.- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.

Birliği eşler beraberce yönetirler.

Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile
katılırlar. 

III. Kadının soyadı

MADDE 187.- Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme
memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla
kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki
soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

B. Birliğin temsili

I. Eşlerin temsil yetkisi

MADDE 188.- Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin
sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.

Ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri, birliği ancak aşağıdaki
hâllerde temsil edebilir:

1. Diğer eş veya haklı sebeplerle  hâkim  tarafından yetkili kılınmışsa,

2. Birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin
hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası
alınamazsa.

II. Sorumluluk

MADDE 189.- Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde, eşler
üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

Eşlerden her biri, birliği temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı
işlemlerden kişisel olarak sorumludur. Ancak, temsil yetkisinin üçüncü
kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler müteselsilen
sorumludurlar.

III. Temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlanması

MADDE 190.- Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi
kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine temsil
yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş, temsil
yetkisinin kaldırıldığını veya  sınırlandığını, üçüncü kişilere sadece
kişisel duyuru yoluyla bildirebilir.

Temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının iyiniyetli üçüncü
kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkimin kararıyla ilân
edilmesine bağlıdır.

IV. Temsil yetkisinin geri verilmesi

MADDE 191.- Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin
karar, koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi
üzerine  hâkim  tarafından değiştirilebilir.

İlk karar ilân edilmiş ise, değişikliğe ilişkin karar da ilân olunur.

C. Eşlerin meslek  ve işi

MADDE 192.- Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini
almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların
yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur.

D. Eşlerin hukukî işlemleri

I. Genel olarak

MADDE 193.- Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri
ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.

II. Aile konutu

MADDE 194.- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile
konutu ile ilgili  kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu
devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza
verilmeyen eş,  hâkimin müdahalesini isteyebilir.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu
kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.

Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin
tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı
hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu
olur.

E. Birliğin korunması

I. Genel olarak

MADDE 195.- Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda
uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin
müdahalesini isteyebilirler.

Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya
çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını
isteyebilir.

Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda
öngörülen önlemleri alır.

II. Eşler birlikte yaşarken

MADDE 196.- Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için
her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.

Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde
karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.

Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

III. Birlikte yaşamaya ara verilmesi

MADDE 197.- Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik
güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece
ayrı yaşama hakkına sahiptir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim,
eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal
katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının
yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan
kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi
üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.

Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar
arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.

IV. Borçlulara ait önlemler

MADDE 198.- Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü
yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen
diğer eşe yapmalarını emredebilir.

V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması

MADDE 199.- Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik
birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği
ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı
değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine
karar verebilir.

Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır.

Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa,
re'sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir.

VI. Durumun değişmesi

MADDE 200.- Koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine
kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan
önlemi kaldırır.

VII. Yetki

MADDE 201.- Evlilik  birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda
yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde
bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri
mahkemesidir.

Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda
yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de
yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni
yerleşim yeri mahkemesidir.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ

BİRİNCİ AYIRIM

GENEL HÜKÜMLER

A. Yasal mal rejimi

MADDE 202.- Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin
uygulanması asıldır.

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden
birini kabul edebilirler.

B. Mal rejimi sözleşmesi

I. Sözleşmenin içeriği

MADDE 203.- Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra
yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı
sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.

II. Sözleşme ehliyeti

MADDE 204.- Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar
tarafından yapılabilir.

Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almak
zorundadırlar.

III. Sözleşmenin şekli

MADDE 205.- Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama
şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal
rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.

Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal
temsilcilerince imzalanması zorunludur.

C. Olağanüstü mal rejimi

I. Eşlerden birinin istemi ile

1. Karar

MADDE 206.- Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi
üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar
verebilir.

Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:

1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının
haczedilmiş olması,

2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye
düşürmüş olması,

3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin
yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,

4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya
ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,

5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal
temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini
isteyebilir.

2. Yetki

MADDE 207.- Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri
mahkemesidir.

3. Mal ayrılığına geçişten dönme

MADDE 208.- Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki
veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler.

Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim,
eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar
verebilir.

II. Cebrî icra hâlinde

1. İflâsta

MADDE 209.- Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflâsına
karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür.

2. Hacizde

MADDE 210.- Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra
takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa,
hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.

Alacaklının istemi her iki eşe yöneltilir.

Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.

3. Eski rejime dönme

MADDE 211.- Alacaklı tatmin edildiği takdirde eşlerden birinin istemi
üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir.

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini kabul
edebilirler.

III. Önceki rejimin tasfiyesi

MADDE 212.- Mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm
bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime
ilişkin hükümlere göre yapılır.

D. Alacaklıların korunması

MADDE 213.- Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin
tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden
haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz.

Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak
sorumludur; ancak, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispat
ettiği takdirde, bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir. 

E. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki

MADDE 214.- Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine
ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:

1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri
mahkemesi,

2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına
karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,

3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.

F. Bir eşin mallarının diğeri tarafından yönetimi

MADDE 215.- Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak mallarının
yönetimini diğer eşe bırakması hâlinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça
vekâlet  hükümleri uygulanır.

G. Envanter

MADDE 216.- Eşlerden her biri, diğerinden her zaman mallarının
envanterinin resmî senetle yapılmasını isteyebilir.

Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde
yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul
edilir.

H. Eşler arasındaki borçlar

MADDE 217.- Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını
önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi
evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere
sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar
gerektiriyorsa, hâkim istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü
tutar.

 

İKİNCİ AYIRIM

EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA

 

A. Mülkiyet

I. Kapsamı

MADDE 218.- Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile
eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.

II. Edinilmiş mallar

MADDE 219.- Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince
karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.

Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya
personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı
ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

III. Kişisel mallar

1. Kanuna göre

MADDE 220.- Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin
sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma
yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

2. Sözleşmeye göre

MADDE 221.- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya
işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması
gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul
edebilirler.

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş
mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.

IV. İspat

MADDE 222.- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden
kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı
mülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul
edilir.

B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf

MADDE 223.- Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile
edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde
tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı
mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.

C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk

MADDE 224.- Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla
sorumludur.

D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye

I. Sona erme anı

MADDE 225.- Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal
rejiminin kabulüyle sona erer.

Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya
mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava
tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

II. Malların geri alınması ve borçlar

1. Genel olarak

MADDE 226.- Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.

Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri
kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün
bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o
malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.

Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.

2. Değer artış payı

MADDE 227.- Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine,
iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık
almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan
değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu
alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer
kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer
eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan
vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

 III. Eşlerin paylarının hesaplanması

1. Kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılması  

MADDE 228.- Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin
sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.

Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış
olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan
tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya
sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış
olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait
iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o
miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.

2. Eklenecek değerler

MADDE 229.- Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde
diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız
kazandırmalar,

2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını
azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı,
davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya
devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

3. Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme

MADDE 230.- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş
mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından
ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.

Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi
kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.

Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine
veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması
durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki
değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

4. Artık değer

MADDE 231.- Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen
miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam
değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan
miktardır.

Değer eksilmesi göz önüne alınmaz. 

IV. Değerin belirlenmesi

1. Sürüm değeri

MADDE 232.- Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas
alınır.

2. Gelir değeri

a. Genel olarak

MADDE 233.- Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği veya sağ
kalan eş ya da altsoyundan birinin kendisine bir bütün olarak
özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme için değer
artışından alacağı pay ve katılma alacağı, bunların gelir değeri göz
önünde tutularak hesaplanır.

Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri
sürebilecekleri değer artışı payının veya katılma alacağının, işletmenin
sadece  sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını isteyebilir.

Değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay ödenmesine
ilişkin miras hukuku hükümleri kıyas yoluyla  uygulanır.

b. Özel hâller

MADDE 234.- Özel hâller gerektirdiği takdirde hesaplanan değer, uygun
bir miktarda artırılabilir.

Özellikle sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal işletmenin alım
değeri, ayrıca tarımsal işletme kendisine ait olan eşin yaptığı
yatırımlar veya malî durumu özel hâllerden sayılır.

  3. Değerlendirme anı

  MADDE 235.- Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş
mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.

Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği
tarih esas alınarak hesaplanır.

V. Artık değere katılma

1. Kanuna göre

MADDE 236.- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı
üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin
artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya
kaldırılmasına karar verebilir.

2. Sözleşmeye göre

a. Genel olarak

MADDE 237.- Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir
esas kabul edilebilir.

Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların
altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.

b. İptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığında

MADDE 238.- Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona
erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi
hâllerinde, kanundaki artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeden farklı
anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş
olması hâlinde geçerlidir.

VI. Katılma alacağının ve değer artış payının ödenmesi

1. Ödeme ve ertelenmesi

MADDE 239.- Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak
ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin
icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü
gözetilir.

Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için
ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre
ertelenmesini isteyebilir.

Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma
alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar
gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.

2. Aile konutu ve ev eşyası

MADDE 240.- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için,
ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine
katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle
intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi
sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.

Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine
mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal
mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde
mülkiyet hakkı tanınabilir.

Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve
altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli
olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin
miras hukuku hükümleri saklıdır.

3. Üçüncü kişilere karşı dava

MADDE 241.- Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi,
katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları,
edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları
bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı
olarak isteyebilir.

Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini
öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona
ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Yukarıdaki fıkra