AvEvrak.com
Binlerce evrağa erişebilmek için sadece 2 evrağınızı yükleyerek üye olabilirsiniz
Tamamını word dosyası olarak indirmek için giriş yapın ✔
  
  

TAPU İPTALİ VE TESCİL - TEMYİZ DİLEKÇESİ


                                    MÜRAFAA TALEPLİDİR
     YARGITAY HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
      GÖNDERİLMEK ÜZERE
      .......................ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİNE
DOSYA NO: ............. ESAS, ................ KARAR.
TEMYİZ EDEN/
DAVACI: .......................................
ALEYHİNE TEMYİZ OLUNAN/
DAVALILAR:	1-..........................
      2-..........................
VEKİLLERİ: Av. ..................................
ADRES: ...............................................
      3-............................
ADRES: ................................................
      4-.............................
ADRES: ................................................
      5-...............................
VEKİLİ: ..................................................
ADRES: .................................................
DAVA KONUSU: Tapu İptali ve Tescil
TEMYİZ KONUSU: Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin .............. Esas,............... Karar Sayılı, ................... Tarihli Kararının BOZULMASINA karar verilmesi talebidir.
KARAR ÖZETİ: Davalı  .........................   ile    ........................... arasındaki satış işleminin muvazaa nedeni ile iptaline, davalı  ............................ adına kayıtlı İstanbul Şile Kumbaba Köyü ......................parseldeki yolsuz olan tapu kaydının iptali ile adıma tesciline, İstanbul Şile Kumbaba Köyü .......................parsel ve İstanbul Şile Kumbaba Köyü ....................parselde kayıtlı gayrimenkullerin dava tarihindeki satış bedellerinin ticari faizi ile birlikte davalılar tarafından müteselsilen tahsiliyle tarafıma ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davanın GEREKÇESİZ OLARAK REDDİNE karar verilmiştir.
AÇIKLAMALAR: Mahkemenize sunmuş olduğumuz dava dilekçesinde, şahsımın:
1-İstanbul İli Şile İlçesi Kumbaba Mah.de tapuya kayıtlı ...............................taşınmazın
2- İstanbul İli Şile İlçesi Kumbaba Mah.de tapuya kayıtlı .......................... taşınmazın
3- İstanbul İli Şile İlçesi Kumbaba Mah.de tapuya kayıtlı ............................taşınmazın
1993 senesinde maliki olduğumu beyan etmiştim. Davalılardan Kardeşim ....................................              oğlu Davalı ...........................(yani öz yeğenime) İstanbul .............. Noterliğinden ................ tarih, .................yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletname ile adı geçen taşınmazlarımı üçüncü kişilere satması amacıyla vekil tayin etmiş ve yukarıda adı geçen üç taşınmazı üçüncü kişilere satması konusunda yetkilendirmiştim. Bu vekâleti verirken amacım taşınmazlarımın 3. Şahıslara mümkün olan en yüksek bedellerden satılmasını sağlayarak gelir elde etmekti. Bunu bir emlak komisyoncusu vasıtası ile yapmak yerine güvendiğim yeğenim aracılığı ile yapmak bana mantıklı gelmişti. Taşınmazlarımın verilen yetkiden 11 gün sonra yani .................... tarihinde davalı yeğenim........................ tarafından şahsıma hiçbir bildirimde bulunulmadan annesi ............................. alelacele geçirileceğini düşünemedim. Böyle bir bildirim olmadığı için taşınmazlarımın takibi ile de ilgilenmedim zira yeğenime güveniyordum ve ayrıca noterde düzenleme şeklinde yapılan vekâletnameden de anlaşılacağı üzere 'taşınmazlarla ilgili gerekli beyannameleri yetkili resmi mercilere verme, her türlü harç, vergi ve giderlerini yatırma, fazla ödenenlere itiraz etme, geri alma, bu vekâletnamede belirtilen işlerden dolayı ilgili tapu dairesinde, resmi makam ve mercilerde benim yapmam gereken tüm işlemleri yapma yürütme ve imzalama...' işlemlerini de davalı yeğenim üzerine bırakmıştım. Tüm bu noktalardan hareketle hem kız kardeşim üzerine yapılan satıştan hem de kız kardeşim tarafından başkalarına yapılan satışlardan uzun süre haberim olmadı. Davalı ................................ uzun süre herhangi bir bildirim almadığım için artık satışı yapamayacağını düşünerek 2010 yılında Şile'de bir emlak komisyoncusu olan ...................... ile anlaştım. Zira artık satışların yapılmasını ve gelir elde etmeyi istiyordum. Daha sonra ................... satışlar için tapu kayıtlarını incelemiş ve bilgilerini verdiğim gayrimenkullerin başkaları adına kayıtlı olduğunu öğrenmiş. Ben bu olanları duyduğumda çok şaşırdım çünkü halen gayrimenkullerin benim üzerime kayıtlı olduğunu sanıyordum. Davalı taşınmazlarımı annesi davalı ............................. satmış, sonra kız kardeşim söz konusu taşınmazlardan bir tanesinin mülkiyetini üzerinde tutmuş diğer iki taşınmazımın mülkiyetini başkaları üzerine tapuda geçirmiş. Ben satışların gerçekleştiğini öğrenir öğrenmez kızımla birlikte hemen davalının evine gittim. Kendisi bize 'yerlerin benim olduğunu, bunu inkâr etmediğini, paraya ihtiyaçları olduğundan dolayı sattıklarını, paramı bana vereceklerini' söyledi. Halen üzerinde mülkiyeti olan taşınmazımın tarafıma iadesini istediğimde de 'kaçmadıklarını müsait bir zamanda iade edeceklerini' söyledi. Söz konusu davalılar yakın akrabalarım olduğu için tartışma çıkarmak istemedim ancak satışlar karşılığı elde edilen paralarla hala kız kardeşim üzerinde mülkiyeti olan taşınmazımı tarafıma iade etmeyeceklerini anladım ve bu davayı açmak zorunda kaldım. Araştırmalarım sonrası yapılan işlemin aslında satış değil bağış olduğunu yani taşınmazların devrine karşılık hiçbir bedel alınmadığını fakat tapuda usulüne uygun göstermek için satış yapılmış gibi gösterildiğini anladım. Yani davalı ........................ ve davalı kız kardeşim ............................. benim gayrimenkullerim ile kendilerine yarar sağlamış haksız menfaat elde etmişler. Söz konusu bu taşınmazlardan .............. parsel sayılı olan ....................... tarafından ..................., ................... tarafından da .................. satılmış. ................ parsel sayılı diğer taşınmaz da ................... tarafından ..................... satılmış. ............... parsel sayılı son taşınmazın mülkiyeti ise halen kız kardeşim ....................... üzerindedir.

TEMYİZ NEDENLERİ:
............... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı tarafıma tebliğ edilmiş olup, gerekçeli karar ile dosya içeriğini temyiz süresi içerisinde incelemem neticesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu tarafımca anlaşılmıştır. Bu nedenle izah ettiğim nedenler ve Yüksek Yargıtay'ca saptanacak sair sebeplerle zikredilen kararı lehime hüküm ifade etmek üzere temyiz ediyorum.
USUL HUKUKU AÇISINDAN TEMYİZ NEDENLERİMİZ:
1-Öncelikle sayın yerel mahkeme HÜKMÜ GEREKÇESİZ OLARAK vermiştir. Mahkemeler tarafından verilen hükümlerin gerekçeli olması gerekmektedir. Bu husus bir Anayasa ilkesidir. Dolayısıyla hükmün gerekçesiz olması da mutlak bir temyiz nedenidir. Karar üzerinde denetleme yapılabilmesi için de, kararın gerekçeli olması, kararda iddia ve savunmaya ilişkin ileri sürülen delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/1-c maddesinde hükmün içeriğinde neler olması gerektiği tarif edilirken, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Somut olaya döndüğümüzde ise, Anayasanın ve Usul Kanununun bu emredici ve açık hükmüne rağmen Hâkim kararını gerekçelendirmemiş, kısa kararla yetinerek iddia ve savunmalara göre delilleri tartışıp değerlendirmemiştir. Davanın hangi gerekçe ile reddedildiğine dair kararda bir açıklama yoktur. Yerel Mahkeme kararında delilleri ve olayları tartışmamış, hangi delile neden itibar ettiğini veya etmediğini yasal dayanakları ile belirtmemiş, hatta en basit gerekçe olan 'ispat edilemeyen davanın reddine' şeklinde bir gerekçe bile belirtmeden davanın reddine karar vermiştir. Hangi nedenlerle davamı reddettiğini bilemediğimden Âdem-i kanaatle kararı temyiz etme zorunluluğum hâsıl olmuştur. Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenlerle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntıları ile gösteren ifadeler üzerinde seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. BÜTÜN MAHKEMELERİN HER TÜRLÜ KARARLARI ANAYASA MADDE 141 VE HMK 297 HÜKÜMLERİ GEREĞİNCE GEREKÇELİ OLARAK YAZILMAK ZORUNDADIR. (HGK, 09.02.2005 T. 11-5/33 ESAS) Yüce Yargıtay'ın da takdir edeceği üzere gerekçesiz kararla hüküm kurmak MUTLAK BOZMA NEDENİ teşkil eder. Bu nedenlerle kanunun emredici hükmüne aykırı mahkeme kararının bozulması gerekmektedir. 
2- Islah veya muvafakat olmadan savunma genişletilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 319. maddesi gereğince Basit Yargılama Usulüne tabi dava ve işlerde iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Basit Yargılama Usulünün uygulanmadığı diğer bütün dava ve işlerde ise Hukuk Muhakemeleri Kanununun 139. maddesi gereğince ön inceleme duruşmasına sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda diğer tarafın muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Bunun haricinde iddia ve savunmanını değiştirilebilmesi veya genişletilebilmesi ancak ıslah veya karşı tarafın muvafakati ile mümkündür. Somut olayda ise davalılar, tarafımca muvafakat olmaksızın, ayrıca davalarını ıslah da etmeden, dava konusunu zamanaşımı def'i noktasından çıkararak ödeme itirazı şeklinde genişletmişlerdir. Davalıların itirazları haksız, hukuka ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; usul hukuku yönünden zamanaşımı def'inde bulunan kişi daha sonra ödeme itirazında bulunamaz, bulundu ise zamanaşımı def'inden vazgeçmiş sayılır. Zamanaşımı Def'inin anlamı 'evet borç vardır ancak zamanaşımına uğradığından dolayı eksik borç haline gelmiştir, bu nedenle ödemeyi reddediyorum' şeklinde hukukumuzca tanımlanmıştır. Yani davalılar cevap dilekçelerinde zamanaşımı def'inde bulunarak borcu kabul etmişler ancak zamanaşımından dolayı ödemeyeceklerini beyan etmişlerdir. Ancak 8 ay sonra zamanaşımı def'inden vazgeçip savunmalarını ödeme itirazı noktasına yoğunlaştırmışlar ve ödemelerin yapıldığını iddia etmişlerdir. Kendi içlerinde çelişkiye düşmüşlerdir. TC. Hukuku bir davada taraflara birçok itiraz çeşidi sunmuştur. Fakat bu itirazların amacı bir borçtan kaçınmak, ödemeden kurtulmak için çareler aramak değil; gerçekten haksızlık teşkil eden hususları yargı önünde aydınlatmaktır. Davalılar önce borcu kabul edip ödemediklerini beyan edip zamanaşımı i            Tamamını görüntülemek için üye olmanız gereklidir :(
                
da da bu iddialarından dönüp vekâlet borcu hükümlerine dayanıp 5 yıllık zamanaşımı iddiasını ileri sürmüşlerdir. Tüm bunlar davalıların aslında kanun boşluklarından yararlanıp hangisi tutarsa amacı ile ileri sürdükleri birbirleri ile çelişkili iddialardır. Davalılar birbiri ile çelişen asılsız itirazları ile kötü niyetlerini ortaya koymuşlardır. Sayın Yerel Mahkeme ise birbirinden tamamen farklı bu üç iddianın hangisine göre davayı reddettiğini belirtmemiştir. Zaten biri gerekçe olarak gösterilse diğer iddialarla çelişeceği için gerekçe de kanuna aykırı olacaktı. Bu nedenle usul ve yasaya aykırılık teşkil eden hükmün bozulması gerekmektedir. 3- Usul Kurallarının Yanlış Uygulandığı İtirazı İncelenmemiştir. Hüküm mahkemesinde davanın görülmesi sırasında, taraflardan birince bir usul kuralının yanlış uygulandığını ispat edecek derecede itiraz edildiği halde, mahkemenin bu itirazı, incelememiş olması mutlak bir temyiz nedenidir. Yargılama aşamasında taraflardan biri yargılamayı da etkileyen bir usul itirazında bulunursa, hâkimin bunu değerlendirdikten sonra karar vermesi gerekmektedir, aksi hal bozma nedenidir. Bu anlatılanların ışığında somut olaya bakıldığında, HMK 200. maddede belirtilen usul kuralına dair husus, tarafımca ileri sürülmesine rağmen, mahkemenin bunu dikkate almadan hüküm vermiş olması nedeniyle verilen karar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Hâkimin bu itirazı nazara almadan yargılamaya devamla karar vermiş olmasının mutlak bir bozma nedeni olduğu kanısındayım. Şöyle ki; davalılar ödemeleri yaptığına dair tanık beyanları sunmuşlar ve tanık ifadelerinde ödemelerin şu şekilde yapıldığı ifade edilmiştir; ......................., .................... ve .............................. birlikte bankaya gitmişler 200.000,00TL gibi büyük meblağda bir parayı bankadan çekmişler (karşılığında hiçbir banka dekontu olmadan) daha sonra yazıhanede tarafıma elden ödemişler ve üstelik ödeme karşılığında bir makbuzda almamışlar. Davalılar vekilinin ödemeler noktasındaki beyanında ise ödemelerin ............................. tarafından ferağdan sonra derhal elden verilerek yapıldığı yönündedir. Bu noktada da davalıların beyanlarında bir çelişki olduğu ve bazı noktaların gerçek dışı beyan edildiği açıktır. Tüm bu noktalardan sonra davalıların zamanaşımı def'i nazara alınmayarak ödemeleri yapıp yapmadıklarının tespiti zorunluluğu hâsıl olmuştur. Ancak sayın yerel mahkeme bu noktada yazılı bir delil sunulmamasına rağmen tanık beyanlarına itibar etmiş olacak ki haklı davamız reddedilmiştir. Takdir edileceği üzere HMK MD 200 nazarınca ödeme iddialarının tanık ile ispatlanamayacağı hususu yer almaktadır. Ayrıca HMK MD 203 'e istinaden senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılanlar altsoy, üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat yer almaktadır. Sınırlı sayım noktasında yeğen ve kayınbirader adına bir istisna getirilmemiştir, dolayısı ile madem ödemenin yapıldığı iddia ediliyor yeğenim davalı ....................... tarafından yazılı belge ile durumun ispatlanması zaruridir. Ödemelerin ya bir makbuzla ya da banka dekontları ile ispatlanması gerekmektedir fakat karşı taraf tanık beyanları ile yetinmiştir. Bu şekilde bir ispat olmadan davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır. Sayın Yargıtay'ın mağduriyetimi göze alarak bu noktayı açıklığa kavuşturması gerekmektedir. Senetle ispatı gereken bir hususta tanık dinlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. maddesine göre, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Şahsım olarak tanık dinlenmesine muvafakat vermedim. Somut olayda dava konusu tapu iptali ve tescil dava değeri ise 200.000,00 olduğuna göre davanın yazılı delille (senetle) ispatı şarttır. Bu nedenle usulün emredici hükmüne rağmen ve muvafakatım da olmaksızın salt dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak, senetle ispat edilemeyen dava hakkında, esastan verilen karar usul ve yasaya açık aykırılık teşkil etmekte ve bu nedenle bozulmalıdır. 4- Dosyada Hâkim ve Zabıt Kâtibi İmzaları Tam Değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 155. maddesi gereğince duruşma tutanakları, hâkim ve zabıt kâtibi tarafından derhâl imzalanır. Aynı kanunun 297/d maddesine göre de hüküm hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını içermek zorundadır. Kanunun bu emredici hükümlerine rağmen ....................... tarihli gerekçeli kararda hâkim ve zabıt kâtibinin imzası bulunmamaktadır. Bu nedenle usul ve yasaya aykırılık oluşturan imza eksikliğinin giderilmesi için de hükmün bozulması gerekmektedir. MUVAZAA İDDİASI VE ESAS AÇISINDAN TEMYİZ NEDENLERİMİZ: 1-Dava konusu devir işlemlerinin tamamı muvazaalıdır. Eğer ortada muvazaa olmadan usule uygun bir satış işlemi varsa davalıların tapu bedellerinin ödendiğini ve ayrıca satış sonrası davacı müvekkile taşınmaz bedellerini ödedikleri iddialarını yazılı belge ile ispat etmek zorundadırlar. Yasadaki açık hükümler gereğince davalıların ödemelerin usulüne uygun yapıldığını tanık beyanları ile ispat etmeye çalışmaları yetersizdir ve tatmin edici değildir. Bu noktada senetle ispat zorunluluğu vardır. Tarafımdan muvazaa iddiası ileri sürülmüş olmasına rağmen yerel mahkemece bu iddianın BK 18 anlamında açıklığa kavuşturulup netleştirilmeden hüküm kurulması isabetsizdir. Muvazaa iddiamız tapu kayıtları ve bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere ispat olunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, satış tarihinde gösterilen tapu bedellerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece bu yön gözetilmeden ve gerekçeli kararda bu noktaya hiç değinilmeden sadece davalı tanığı .............................. ifadesine istinaden karar verilmesi yasaya aykırıdır. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 2005/770 ESAS, 2005/14 KARAR, 25.01.2006) 2-Davalıların ödeme itirazları hukuka aykırı ve çelişkilidir. Davalılar tapuda gösterilen satış bedeli 189.000,00TL olmasına rağmen bu miktarı değil de davada şimdilik kaydıyla tarafımızdan talep edilen 200.000,00TL miktarı ödediklerini iddia etmişlerdir. Satış bedeli değil de bu miktardan 11.000,00TL fazlası olan miktarı ödediklerini iddia etmeleri ortada bir yanlışlık olduğunun alenen ifadesidir. Madem tapuda usulüne uygun satış yapılmış ve karşılığında alınan meblağ tarafıma ödenmiş, o zaman davalıların yapılan satış sonrası ne kadar ödeme yaptıklarını bilmeleri gerekir. Aksi durum hayatın olağan akışına aykırıdır ve kötü niyetin simgesidir. Ayrıca yapılan ödemeler karşılığı makbuz alınmaması, paranın bankadan çekildiğinin söylenmesine rağmen banka dekontu olmaması ya da herhangi bir yazılı belgenin de bulunmaması davalıların iddialarının tamamen mesnetsiz, kötü niyetli ve yalanlarla dolu olduğunun açık kanıtıdır. 3-Davalı ........................... vekillik görevini kötüye kullanmış fakat bu yerel mahkemece dikkate alınmamıştır. Davalı Murat Saraçoğlu'nun BK'na göre vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Mahkemece dava dilekçemde belirttiğimiz hususlardan hiçbiri göz önünde bulundurulmamıştır. Mahkemece vekâlet ilişkisinin kötüye kullanıldığının belirlenebilmesi için öncelikle vekil ile ondan taşınmazı alan kişi arasında el ve iş birliğinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin yani muvazaa unsurlarının varlığının araştırılması gerekirdi. Oysa mahkemece şahsım ile davalı ................................ arasındaki vekâlet ilişkisinde, vekilin özen ve sadakat borcunu yerine getirip getirmediği; gerçekten bir satış ilişkisi varsa satılan taşınmazların bedellerinin ödenip ödenmediği hakkında hiçbir araştırma-tespit yapılmamıştır. (YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ 2004/14912 ESAS, 2005/715 KARAR, YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ 2010/2141 ESAS, 2010/3279 KARAR) Bu kararlara istinaden haklı davamda zamanaşımı söz konusu olmamakla birlikte vekillik görevinin kötüye kullanılmasından dolayı zarara uğradığım aşikârdır ve bu durumun Sayın Yargıtay'ca değerlendirilip yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir. HUKUKİ SEBEPLER: Anayasa, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu... , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Yüksek Yargıtay İçtihatları vd... DELİLLER: Davacı, Davalı, Müdahil ifadeleri, Tanık Beyanları, Yemin, Bilirkişi Raporu, Keşif, Duruşma Tutanakları, Nüfus Kayıtları, Mahkeme Dosyası, Sair Belge, ve Diğer Deliller vd... SONUÇ VE İSTEM: Yukarı da arz ve izah ettiğim nedenler ve Yüksek Yargıtay'ca saptanacak sair sebeplerle usule, yasaya ve hukuka aykırı olan ................ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ............... Esas, ................... Karar Sayılı ................... Tarihli kararının murafaalı olarak TEMYİZEN İNCELENEREK BOZULMASINA karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. DAVACI: ......................................................



Yazar: judicial-
Mesaj bırakabilmek için
veya
gereklidir.
Milyonlarca dilekçeye erişebilmek için sadece 2 dilekçenizi anonim hale getirip sitemize kayıt olmanız yeterlidir.



Bağlı bulunduğunuz baroyu seçiniz:

Kayıt olabilmek için en az 2 dilekçe göndermeniz gereklidir. İki Microsoft Word dosyanızdan özel isim / bilgileri ( dosya no, ad soyad, T.C. kimlik no ) çıkarıp sitemize yükleyiniz.
E-posta adresinizi aşağıdaki kutucuğa yazıp gönder butonuna basınız. Şifreniz sıfırlanacak ve yeni şifreniz e-posta adresinize gönderilecektir.
Kısa link:
Uzun link:
Değirmenci Yazılım © 2014 bilgi@avevrak.com Tel.: 0507 115 57 78