Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

                 				xxxxx İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA,

DAVACI	:  ******** – xxxxx İl Göç İdare Müdürlüğü, Geri
Gönderme Merkezi Efeler/ xxxxx

Vekili		: Av. - Baro Sicil No: 1633, Adres Antettedir. 

DAVALI	:  T.C. xxxxx Valiliği, Merkez, 09010 xxxxx Merkez/xxxxx 

İdari işlemin tarihi ve no’ su	:  16.06.2015 tarihli ve
385544083-000   71696/ Ds.2015/ 102 sayılı Sınır Dışı Etme
Kararı

TEBLİĞ TARİHİ	: Bu karar müvekkilime tebliğ edilmemiştir.

DAVA TÜRÜ		: İdari İşlemin İptali davası

KONUSU		: Davalı idarenin 16.06.2015 tarihli ve  385544083-000   71696/
Ds.2015/ 102 sayılı sınır dışı kararının iptali istemlidir.

I. OLAY 

Müvekkilim ******** 27.09.1986 doğumlu, İRAN asıllı uluslararası
koruma başvurusu sahibidir. 2014  yılında ülkesiden kaçarak
Türkiye’ye sığınmıştır. Elazığ ili Emniyet Müdürlüğü
Yabancılar Şube’ye kayıt olarak bu ilde ikamet etmeye
başlamıştır. 

Müvekkilimin ülkesinden kaçmasının sebebi; evli olduğu kişinin
kendisini sürekli dövmesidir. Bununla birlikte evli olduğu adamın
kardeşiyle birlikte Türkiye'ye kaçması da “Zina” suçuna esas
teşkil etmektedir. 

Bilindiği üzere “Zina” yapmanın cezası İran İslam Cumhuriyeti
kurallarına göre “recm”dir yani taşla öldürme cezasıdır. 

Irkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya
siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı
sebeplerle korkma ve vatandaşı olduğu ülkenin korumasından
yararlanamama/korku nedeniyle yararlanmak istememe durumu söz
konusudur. İranda kadınların erkeklerle eşit haklara sahip
olmadığı ve yaşam statüleri arasında ciddi farklar olduğu tüm
dünya nezdinde de bilinmektedir.

“Sınır dışı” kararının yukarıda anlattıdığı koşullar
göz önünde tutularak, İRAN'a geri gönderildiği takdirde çok
ağır cezalara çarptırılacağı aşikardır. Bu nedenle
uluslararası koruma başvuru talebinin 6458 sayılı Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ve uluslararası hukuk
bağlamında ele alınarak yeniden değerlendirilmesini arz ederim.

II. İPTAL NEDENLERİ

	Davacı olarak, Türk hukukuna göre; ülkeme geri gönderildiği
takdirde  şartlı mülteci statüsünde bulunması anlamına
gelmektedir.  Şartlı mülteci statüsünün getirdiği hak da 3.
ülkeye yerleştirilinceye kadar Türkiye’de kalmaya izin
verilmesidir. Buna ek olarak, 6458 sayılı YUKK kapsamında geri
gönderildiği takdirde ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı
ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda
ciddi emare bulunanlar sınır dışı edileceği ülkede tedavi
imkânı bulunmayanlar/ mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan
insan ticareti mağdurları/tedavileri tamamlanıncaya kadar,
psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları geri
gönderilemez. Bu nedenlerle hakkımda verilen “sınır dışı
kararı”nın iptalini arz etmekteyim.

III. MEVZUAT

1) 6458 sayılı YUKK’un 4. maddesi “geri gönderme yasağı”nı
düzenlemektedir. Bu maddeye göre; “Bu Kanun kapsamındaki hiç
kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya
muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir
toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla
hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere
gönderilemez.”

2) 6458 sayılı YUKK’un 62. maddesi “şartlı mülteci
statüsü”nü düzenlemektedir. Bu düzenlemeye göre; “Avrupa
ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini,
tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi
düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle
korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu
ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle
yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden
yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya
söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü
belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü
verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı
mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.”

3) 6458 sayılı YUKK’un 54. maddesinin (i) bendi uyarınca;
Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan
hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen,
başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,
uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden
haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine
göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar hakkında sınır dışı
etme kararı alınır.

4) 6458 sayılı YUKK’un 55. maddesinin 1. fıkrası 54. madde
kapsamında olsalar dahi hakkında sınır dışı etme kararı
alınamayacak kişileri saymıştır. Bu fıkranın (a) bendine göre
sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye,
insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz
kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar; (b) bendine göre ciddi
sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi
riskli görülenler; (c) bendine göre hayati tehlike arz eden
hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı
edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar; (d) bendine göre
mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti
mağdurları; (e) bendine göre tedavileri tamamlanıncaya kadar,
psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları bu kapsamda
sayılmıştır.

5) 6458 sayılı YUKK’un 77. maddesi “başvurunun geri çekilmesi
veya geri çekilmiş sayılması” durumlarını düzenlemiştir. Bu
maddeye göre sayılan durumlardan biri ancak kişinin “mazeretsiz
olarak; bildirim yükümlülüğünü üç defa üst üste yerine
getirmemesi, belirlenen ikamet yerine gitmemesi veya ikamet yerini
izinsiz terk etmesi” durumunda başvurusunun geri çekilmiş
sayılmasıdır. Fakat 55. madde hükmü göz önüne alındığında
müvekkilimin geri gönderilmesi hayatını riske atacaktır.

6) 6458 sayılı YUKK’un “idari itiraz ve yargı yolu”nu
düzenleyen 80. maddesinin (ç) bendine göre; 68. maddede düzenlenen
yargı yolu hariç olmak üzere, 72. ve 79. maddeler çerçevesinde
alınan kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün,
alınan diğer idari karar ve işlemlere karşı kararın tebliğinden
itibaren otuz gün içinde, ilgili kişi veya yasal temsilcisi ya da
avukatı tarafından yetkili idare mahkemesine başvurulabilir. Aynı
maddenin (e) bendinde kişinin itiraz veya yargılama süreci
sonuçlanıncaya kadar ülkede kalışına izin verileceği
düzenlenmiştir.

7) 6458 sayılı YUKK’un “sınır dışı etme kararı”nı
düzenleyen 53. Maddesinin (c) bendine uyarınca “Yabancı veya yasal
temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı,
kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine
başvurabilir. (…) Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava
açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde
yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.”

8) 6458 sayılı YUKK’nın “avukatlık hizmetleri ve
danışmanlık” ile ilgili 81 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre;
Avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayan başvuru sahibi
ve uluslararası koruma statüsü sahibi kişiye, ilgili kısım
kapsamındaki iş ve işlemlerle ilgili olarak yargı önündeki
başvurularında 1136 sayılı Kanunun adli yardım hükümlerine göre
avukatlık hizmeti sağlanır. 

9) T.C. Anayasası 90. madde gereğince "[u]sulüne göre yürürlüğe
konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası
antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi
nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma
hükümleri esas alınır".

10) Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Kişisel ve
Siyasal Hukuklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12. ve 13.
maddeleri “ülkede bulunan yabancıların, ulusal güvenliğin zorunlu
kıldığı haller istisna olmak üzere, sınır dışı etme kararına
karşı itirazlarını ileri sürme ve kararı yetkili makama
incelettire hakkına sahip” olduğunu vurgulamaktadır.

11) Türkiye’nin taraf olduğu, Birleşmiş Milletler İşkenceye ve
Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya
Karşı Sözleşme’nin 3. maddesi, taraf devletlerin bir kişiyi,
işkenceye maruz kalma tehlikesinin bulunduğu bir devlete sınır
dışı veya iade etmeyeceğini, ayrıca yetkili mercilerin sınır
dışı veya iadenin yapılacağı devletin sistemli bir biçimde,
yaygın, açık-seçik veya genel insan hakları ihlalleri bulunup
bulunmadığı dahil tam hususları göz önünde tutacağını hüküm
altına alınmıştır.

12) Türkiye’nin taraf olduğu, Mülteciler Hukuki Durumuna İlişkin
1951 Cenevre Sözleşmesi’nin, 32. maddesi uyarınca taraf
devletlerin, ülkelerinde bulunan mültecileri sınır dışı etmeleri
sınırlandırılmıştır. 32. madde, mültecilerin ancak ulusal
güvenlik ya da kamu düzeni gerekçesiyle sınır dışı
edilebileceklerini düzenlemektedir ve mültecinin bir suça itham
edilmesi durumunda bile “acil emniyet mülahazaları mani değilse,
mültecinin, suçsuzluğunu ispat eylemesine salahiyetli makam
tarafından hususi surette seçilmiş bir veya birkaç kimse nezdinde
itiraz etmesine ve bu maksatla temsil olunmasına müsaade edilmesi”ni
öngörmektedir. 1951 Sözleşmesi’nin 33. maddesi ise mültecilerin
geri gönderilmesini ve iadesini sınırlamaktadır. Buna göre,
“HİÇBİR AKİD DEVLET BİR MÜLTECİYİ, IRKI, DİNİ,
VATANDAŞLIĞI, MUAYYEN BİR İÇTİMAİ ZÜMREYE MENSUBİYETİ VEYA
SİYASİ FİKİRLERİ DOLAYISIYLA HAYAT VE HÜRRİYETİNİN TEHDİT
EDİLECEĞİ ÜLKELERİN HUDUTLARINDAN HER NE ŞEKİLDE OLURSA OLSUN
SINIR DIŞI VEYA İADE EDEMEZ”  denilmiş ve aynı maddenin 2.
fıkrasında da bunun istisnası olarak ancak “bulunduğu memleketin
emniyeti için tehlikeli sayılması hususunda ciddi sebepler mevcut
olan veya bilhassa vahim bir cürümden dolayı katileşmiş bir
hükümle mahkûm olan”ların sınır dışı edilebileceğini
belirtilmiştir.

13) Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin 3. maddesi işkence ve insanlık dışı ya da
aşağılayıcı muamele ve ceza yasağını düzenlemektedir.

14) Türkiye’nin taraf olduğu, AİHS’e Ek 4. ve 7. Protokollerde,
yabancıların sınır dışı edilmesi usulü güvencelere
bağlanmıştır. AİHS’ ye Ek 7. Protokol’ün 1. maddesi
yabancıların sınır dışı edilmesine ilişkin usulü güvenceleri
ele almakta, maddenin I. bendine göre, taraf devletler,  sınır
dışı edilmesi kararı verilen yabancıya usulü güvenceleri (sınır
dışı nedenlerinin kendisine bildirilmesi, hakkındaki kararın
yeninden incelenmesi talebine imkân sağlanması ve yetkili bir merci
ve kişi önünde gerektiğinde temsil imkânı verilmesini sağlamakla)
yükümlüdür.

VI. KONUYLA İLGİLİ İÇTİHATLAR: 

1) AİHM içtihatlarına göre, sınır dışı edilen kişinin,
gönderileceği ülkede işkence ve benzeri kötü muamelelere maruz
kalma riski veya ölüm cezasına mahkûm edilmesi tehlikesi konusunda
ciddi endişeler varsa, sınır dışı etme işlemi AİHS’e
aykırılık oluşturur. Ayrıca, işkence yasağının ihlalinin sadece
bu nedenlerle değil, kişilerin genel ve ayrım gözetmeyen şiddetin
hüküm sürdüğü ülkelere gönderilmesi şeklinde de ortaya
çıkabileceği açıklanmıştır.

2) AİHM, ‘’Jabari / Türkiye’’ (40035/98) kararında, İranlı
bir mülteci olan başvurucunun sınır dışı işlemi sonucunda
Sözleşmenin 2. ve 3. maddedeki haklarının riske girme ihtimalinin
yüksek olması nedeniyle Sözleşme’nin ihlal edildiğine karar
vermiştir. Keza, “Mamatkulov ve Abdurrasiloviç / Türkiye”
(46827/99 ve 46951/99) kararında, Özbek asıllı iki mültecinin
riskli olmasına rağmen kendi ülkelerine gönderilmesi nedeniyle
Sözleşme’nin ihlal edildiğine karar verilerek, Türkiye aleyhinde
tazminata karar verilmiştir.

3) AİHM’in Türkiye’ye ilişkin çok yakın bir zamanda verdiği
karar, sınır dışı etme olaylarında başvurucuların durumunun çok
özenle ele alınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, 22 Haziran
2006 tarihinde karara bağlanan “D. Ve Diğerleri / Türkiye”
(24245/03) davasında BMMYK tarafında iltica başvurusu reddedilen
fakat ülkeleri İran’a göndermeleri halinde kırbaç cezasıyla
karşılaşacak olan başvurucuların davasını kabul ederek Türkiye
aleyhinde tazminata karar vermiştir. Bu karar göre; “3. maddede yer
alan yasaklama, sınır dışı edilmesi konusunda da kattidir. AİHM,
bu hükme aykırı olan hukuki fiziksel cezalar da dâhil olmak üzere
ceza şekillerine başvurmanın hiçbir şekilde kabul edilmeyeceği
konusunun üzerinde durmaktadır. Böylece kimsenin gideceği ülkede
böyle bir MUAMELEYE MARUZ KALMA RİSKİNİN BULUNDUĞUNA İNANMAK
İÇİN KESİN VE CİDDİ GEREKÇELERİN BULUNDUĞU HER DEFASINDA,
SÖZLEŞMECİ DEVLET’İN SORUMLULUĞU sınır dışı edilme durumunda
söz konusu olmaktadır. (Bkz. Mutatis mutandis, adı geçen Müslim,
ß66, Vilvarajah ve diğerleri – Birleşik Krallık, 30 Ekim 1991
tarihli karar, A serisi n’’215, s. 34, ß103, Chahal-Birleşik
Krallık, 15 Kasım 1996-v, s.1855, ß80 ve Tyrer-Birleşik Krallık, 25
Nisan 1078, A serisi n’’ 26, s. 15-16,  ß31 ve 33) Böylece
AİHM’ ye göre Türk makamlarının konuya gerekli özeni göstererek
başvuranların davasının bütün girdisi çıktısını
değerlendirip değerlendirmediklerinden çok (örneğin sözü edilen
Jahari, ß39) bu davada söz konusu cezanın  niteliğini göz önüne
alıp almadıklarının incelenmesi söz konusudur.” (Vurgular
tarafımızca yapılmıştır).

4) Anayasa Mahkemesi 2013/293 numaralı bireysel başvuru sonucunda
verdiği 17.07.2014 tarihli kararında AİHM’in kişinin kötü
muamele göreceği bir yere sınır dışı ya da iade edilmesinin
insanlık dışı muamele olarak nitelendirdiğini belirtmiştir ve bu
muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin 3. fıkrası bağlamında
“eziyet” olarak nitelendirilebileceğini karara bağlamıştır.

5) Danıştay uygulamasında da, sığınmacı ve mültecinin sınır
dışı edilmesi ile ilgili açılan davalarda, kişinin sınır dışı
edileceği ülkede zulme maruz kalma ihtimali nedeniyle idarenin sınır
dışı etme kararı, Cenevre Sözleşmesi’ ne ve Türk Mevzuatı’na
aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmektedir. Danıştay
uygulamasında, MÜLTECİLER HUKUKU İLE İLGİLİ KONULARDA idarenin
ülkeye sığınmacı olarak giren kişiler aleyhinde bir karar almadan
önce, bu kişilerin gerçek durumunu ortaya koyabilmek açısından
gerekli araştırmayı yapmak ve bunun için DİKKAT VE ÖZEN GÖSTERMEK
mecburiyeti olduğu vurgulanmaktadır. ( Danıştay 10. Dairesi,
20.01.2000, E. 1998//1481, K. 200/131; Danıştay 10. Dairesi,
25.05.2000, E. 1999/154, K. 2000/2576; Ankara 4. İdare Mahkemesi
17.7.1997 tarih ve E.1997/286-K.1997/824; Ankara 8. İdare Mahkemesi
9.10.1997 tarih ve E. 1997/276-K. 1997/967 vs.)

6) 1194/6196 Yönetmeliğinde öngörülen süre koşuluna uymadığı
gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı tarafından verilen sınır
dışı edilme kararları idari yargı organları tarafından Cenevre
Sözleşmesi 31. maddesine uygun olarak iptal edilmektedir. (Danıştay
10. Dairesi, 20.01.2000, E. 1998/1481, K. 2000/131; Danıştay 10.
Dairesi, 25.05.2000, E. 1999/154, K. 2000/2756).

7) Konya 1. İdare Mahkemesi, davalı idarece davalı hakkında 6458
sayılı YUKK’un 55. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen durumlar
yönünden de bir değerlendirme yapılarak sınır dışı işlemi
tesis edilmesi gerekirken, bu değerlendirmeler yapılmaksızın tesis
edilen işlemin hukuka uygun olmadığı kanaatine varmıştır.
(06.03.2015; Esas No:2015/83 Karar No: 2015/246)

8) Aksaray 1. İdare Mahkemesi, Anayasa’nın 90. Maddesi gereği
Kanunlardan daha öncelikli uygulanma zorunluluğu olan 1951 tarihli
Mültecilerin Hukuki Durumuna ilişkin Cenevre Sözleşmesi uyarınca
mültecilere ikamet mahallerini seçmek ve serbestçe seyrüsefer etmek
hakkı tanınmasının bir zorunluluk olduğuna hükmetmiştir. Buna ek
olarak, davacı tarafın imza yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve
semti meçhule gitmesinin, başvurunun geri çekilmiş sayılmasını
gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı ve dolayısıyla idari
işlemin orantılılık ilkesiyle uyuşmadığına karar vermiştir.
(12.03.2015; Esas No:2015/136 Karar No: 2015/159)

V. Karar HUKUKA AÇIKÇA AYKIRIDIR.

Yukarıda belirtilen ulusal ve uluslararası mevzuat ve içtihat
hakkımda alınan sınır dışı kararının hukuksuzluğunu gözler
önüne sermektedir. 

Kararın uygulanması halinde TELAFİSİ İMKÂNSIZ ZARARLAR
doğacaktır.

Kararın uygulanması halinde, hakkımda bu karara bağlı olarak
verilebilecek sınır dışı kararı dolayısıyla, Ülkesine dönmesi
halinde telafi edilmeyecek maddi ve manevi büyük zarar ve
mağduriyetin ortaya çıkacağı kesindir. 

6458 sayılı YUKK’un idari itiraz ve yargı yolunu düzenlemeyen 80.
maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve sınır dışı etme kararını
düzenleyen 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca göre itiraz süreci
boyunca ülkede kalmama izin verilmelidir.

HUKUKİ NEDENLER	: 1951 Tarihli Cenevre Sözleşmesi. 6458 sayılı YUKK
ve konu ile ilgili diğer ulusal ve uluslararası tüm mevzuat, Anayasa
madde 10, 12, 16, 17, 23.

HUKUKİ DELİLLER	: İlgili karar, Mülteci-sığınmacı dosyası, her
türlü yasal delil. 

SONUÇ VE İSTEM	: Yukarıda izah edilen ve resen dikkate alınacak sair
sebeplerle;

Davalı idarenin sınır dışına ilişkin idari işlemin İPTALİNE,

İdarenin bu dava kapsamında alacağı kararların bir nüshasının
yazılı olarak tarafıma ibraz edilmesine, 

Tüm yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep
ederim. 03.08.2015

											 Davacı Vekili

 										      Av. 

EKLER	: 1- T.C. xxxxx VALİLİĞİ'NİN  16.06.2015 tarihli ve 
385544083-000   71696/ Ds.2015/ 102 sayılı sınırdışı kararı

		2- Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği'nin müvekkilim
********'ye vermiş olduğu 2015 / LC / BA695852 Referans Numaralı
Mülteci Belgesi

		3- Emsal ve Örnek Yerel Mahkeme Kararların

		4- Vekaletname ( Aslı Gibidir.)