Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          YARGITAY ( ) CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

Sunulmak Üzere

  BATMAN 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

ESAS NO : 2014/***

TEMYİZ EDEN(SANIK) :

MÜDAFİİ : Av. Poyraz ORAL

DAVACI : K.H

SUÇ : Parada Sahtecilik

TALEP KONUSU : Usul ve Kanuna Aykırı olan Batman Ağır Ceza Mahkemesinin
2014/** E., 2014/*** K sayılı ve **/**/2014 günlü kararının Temyizen
Bozulması Talebinden ibarettir.

TEMYİZ NEDENLERİ :

1-) Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı
kararı ile, müvekkil hakkında açılan kamu davasının yürütülen
yargılaması sonucunda verilen mahkumiyet kararı tarafımıza tebliğ
edilmiştir. Gerekçeli karar ile dosya içeriğini temyiz süresi içerisinde
incelememiz neticesinde ise, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu
tarafımızca anlaşılmıştır. Bu nedenle izah ettiğimiz nedenler ve Yüksek
Yargıtay’ca saptanacak sair sebeplerle zikredilen kararı müvekkil lehine
hüküm ifade etmek üzere temyiz ediyoruz.

2-) Müvekkil hakkında Batman Cumhuriyet Savcılığının 05.12.2011 tarih ve
2011/*** esas sayılı iddianamesiyle üzerine atılı parada sahtecilik
suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış akabinde Batman 1. Ağır
Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile mahkûmiyet
kararı verilmiştir.

3-) Somut olayın akışı incelendiğinde, olay tarihinde müvekkil üzerinde
1.000-TL para vardır. Bu paraların nereden kazanıldığı müvekkilim
tarafından kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklanmıştır. Söz konusu
paralar birden fazla kişi tarafından müvekkile verilmiş ve paralardan
sadece bir kısmı sahte para olarak tespit edilmiştir.

Bir eylemin suç olarak tanımlanması için maddi ve manevi unsurun
birlikte gerçekleşmesi gereklidir. Maddi unsur eylemin kanunda suç
olarak tanımlanmış olması, manevi unsur ise kişinin bu eylemi kasıt veya
taksir ile işlemiş olmasıdır. Müvekkil kendisi dahi olay günü paraların
sahte olduğunu bilmemektedir. Müvekkile isnat edilen suçun manevi unsuru
oluşmadan verilen hüküm hukuka aykırıdır. Keza Müvekkilin üzerinde sahte
para bulunması dışında savunmasının aksini kanıtlar ve
cezalandırılmasına yeter nitelikte kesin, somut ve inandırıcı delil
bulunmadan, müvekkilin beraatına karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyet
hükmü kurulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

“...TCK.nun 197/3 madde ve fıkrasında yer alan suçun oluşabilmesi için
sahteliğini bilmeden aldığı parayı sahte olduğunu bilerek piyasaya sürme
eyleminin gerçekleşmesi gerekliği, somut olayda sanığın savunmasının
aksini gösterir şekilde sahte parayı sahteliğini bilerek şikayetçiye
verdiğine dair yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine
yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,...” (8. CD. 6.12.2(112
gün, 2011/15736 Esas 2012/37453 Karar)

4-) Müvekkil üzerinde bulunan sahte paraların kaynağı bulunmadan
aleyhine kesin delil olarak kabul edilmesinde hukuka uyarlık
bulunmamaktadır. Takdir edersiniz ki, amacı somut olayda maddi gerçeğe
ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak,
kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden
kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi
de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak
adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "in dubio pro reo" olarak
ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza
davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz
önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin,
mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama
alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği,
işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme
biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir
suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun
hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir.
Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve
iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza
mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı
gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata
dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân
vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak
sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı
olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Yerel mahkeme
tarafından bu durum göz ardı edilerek verilen mahkûmiyet kararının
bozulması gerektiği inancındayız.

5-) Yerel mahkeme tarafından müvekkil üzerinde bulunan paraların iğfal
kabiliyetinin olup olmadığı için KESİN RAPOR alınmadan mahkûmiyet kararı
verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Nitekim Yargıtay’ın istikrar
kazanmış kararları da bu yöndedir.

‘'...Sahte olduğu iddia edilen suç konusu paraların sahteliği ve aldatma
yeteneğinin bulunup bulunmadığı hususlarında CMK.nun 73. maddesi ve
Sahte Banknotların İncelenmesi ve Değerlendirilmesinde Uyulacak Usul Ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, Merkez Bankası merkez
veya taşra birimlerinden kesin rapor alınmadan, yazılı biçimde
mahkumiyet hükmü kurulması, ...” (8. CD. 15.11.2012 gün, 2011/6639 Esas
2012/34554 Karar)

‘’ Merkez Bankasından aldatma kabiliyetine ilişkin rapor alınmadan
mahkumiyet kararı verilemez. Suça konu paralar yönetmelik gereği Merkez
Bankasına gönderilmelidir.
“...Suça konu sahte parayla ilgili olarak Merkez Bankası ya da ilgili
şubesinden aldatma kabiliyeti olup olmadığına ilişkin rapor alınması
gerekirken ön tespit raporuna istinaden mahkumiyet kararı verilmesi,
b- Müsaderesine karar verilen suça konu sahte paraların, 5320 sayılı
Yasanın 17. Ve Sahte Banknotların İncelenmesi ve Değerlendirilmesinde
Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 16. Maddeleri uyarınca
Merkez Bankasına gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinin
gözetilmemesi,...” (8. CD. 22.4.2013 gün, 2012/1263 Esas 2013/12755
Karar)

6-) Müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yasal
unsurları oluşmayan atılı suçtan dolayı mahkûmiyet kararı verilmiş
olması usul ve yasaya aykırı olup, hükmü temyiz etme gereği doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : TCK, CMK ve ilgili mevzuat

SONUÇ VE İSTEM : Müvekkil hakkında mahkûmiyet kararı usul ve yasaya
aykırı olup, yukarıda belirtmiş olduğumuz nedenler ve ayrıca re‘sen
tarafınızca inceleme esnasında tespit edilecek olan hususlar
çerçevesinde Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/***E., 2014/*** K.
sayılı ve **/**/2014 günlü kararının bozulmasına karar verilmesini
vekaleten arz ve talep ederim.

TEMYİZ EDEN

SANIK MÜDAFİİ

Av. Poyraz ORAL