Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          ANKARA . ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

TUTUKLAMAYA İTİRAZ DİLEKÇESİDİR.

DOSYA NO :

(TUTUKLAMAYA İTİRAZ EDEN)

SANIK :

MÜDAFİİ :

TALEP KONUSU : tutuklama kararına itirazımız ile müvekkil tutukluluk
halinin kaldırılarak serbest bırakılması ve müvekkilin akıl hastalığına
duçar olup olmadığı, TCK 32.Madde anlamında ceza ehliyeti bulunup
bulunmadığı hususunda Adli Tıptan rapor alınması talebimizdir.

AÇIKLAMALAR :

1.  Öncelikle belirtmek istediğimiz husus; müvekkilim evlilik sürecinde
    iki kere gebelik yaşamış ve iki gebeliğinde de (bir seferinde ikiz
    bir seferinde üçüz) doğumuna az bir süre kala çocukları karnında
    ölmüştür. Ve her ikisinde de çocuklarını kendisi defnetmiştir.
    Müvekkilimin ailesinin beyanına göre müvekkilim bu süreçten sonra
    ciddi psikolojik sorunlar yaşamıştır. Dolayısıyla bu aşamada
    müvekkilimin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususunda
    tereddüt oluştuğundan; öncelikle müvekkilimin akıl hastalığına duçar
    olup olmadığı, TCK 32.Madde anlamında ceza ehliyeti bulunup
    bulunmadığı hususunda adli tıptan rapor alınmasını talep ediyoruz.

2.  Yukarıda sorgu numarasını belirtmiş olduğumuz dosya üzerinden
    müvekkil Sultan Yavaş 24.09.2013 tarihinde Mahkemesine Sevk edilerek
    tutuklanmıştır. Ancak biz bu tutuklama kararına haklı gerekçelerimiz
    ile itiraz etmekteyiz. Şöyle ki;

3.  Sayın Mahkemece 24.09.2013 Tarihli tutuklama gerekçesinde; suçun
    vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, soruşturma aşamasında
    dinlenen tanık Selma Akyol’un ifadesi, suçun temas eden yasal
    maddelerdeki ceza miktarı karşılığı, atılı suçun banka aracılığı ile
    işlenmesi nedeniyle ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlardan
    olacağı, kaçma şüphesi bulunması, adli kontrolün yetersiz olacağı,
    delillerin karartılma ihtimalinin olması, olarak vurgulanmıştır.
    Oysaki;

4.  Kolluk kuvvetlerince tanzim edilen soruşturma evraklarından şüpheli
    ifade tutanağında suç; dolandırıcılık, olarak belirtilmiştir.
    Müvekkilimin tutuklanma gerekçelerinde ise; suçun banka aracılığı
    ile işlenmesi nedeniyle ağır ceza mahkemesinin görevine giren
    suçlardan olduğu ve temas eden ceza miktarı gösterilmiştir. Her
    nekadar mahkemece tutukluluk gerekçesi olarak; suçun nevinin
    nitelikli dolandırıcılık olduğu belirtilmiş ise de; mahkemenize
    tevzii edilen iddianamede müvekkilin yargılanmasının yapılması talep
    olunan kanun maddesi TCK 157. maddedir. Müvekkile isnad edilen
    suçlama dolandırıcılık suçudur. Dolandırıcılık suçunu düzenleyen
    TCK 157. Madde; Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya
    başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar
    sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
    adlî para cezası verilir..” şeklinde olup; alt sınırı 1 yıldır.

5.  Müvekkilin yargılamasının yapılacağı sevk maddesi de dikkate
    alındığında, tutuklanma gerekçesinde belirtildiği üzere TCK 158.
    Madde olmayacaktır. TCK 157. Madde; CMK 100. Maddedeki sayılan
    katalog suçlar kapsamında değildir.

6.  Müvekkilim mahkemeniz huzurunda sorgu aşamasında vermiş olduğu
    ifadesinde; kendisini avukat olarak tanıdığı Aygül Çınar isimli bir
    şahıstan bahsetmiştir. Müvekkilim bahsi geçen şahsın ofisinde
    yaklaşık 5 ay çalışmış olduğunu beyan etmektedir. Bu şahıs
    müştekilerin sorunlarını çözebileceğini söylemesi üzerine,
    müştekiler bu şahsa verilmek üzere müvekkilime parayı teslim
    etmiştir. Esasında müvekkilim, bahsi geçen şahsın yönlendirmesi ve
    talebi ile hareket etmiş ve asıl kendisi mağdur olmuştur.
    Müştekilerin zararı maddi olmuş; ancak müvekkilim haksız suçlamalara
    mağruz kaldığını beyan etmektedir. Müvekkilimin mezkur parayı teslim
    aldığı doğrudur; ancak teslim alınan bu para müvekkilimin avukat
    olarak bildiği Aygül Çınar’a verilmek üzere teslim alınmıştır.
    Herhangi bir menfaati olmamıştır. Mahkeme aksi kanaatte olduğu
    takdirde de; müştekiden müvekkile verilen para miktarının fahiş
    olmadığı da dikkate alınmasını talep ediyoruz.

7.  Müvekkilim beyanına göre; 2 yıllık açıköğretim işletme fakültesini
    bitirmiştir. Şuan derdest olan bir boşanma davası vardır. Çevresinde
    iyi tanınan, sabit ikametgah sahibi olan, kendi halinde bir yaşamı
    olan müvekkilin sabıkası bulunmamaktadır.

8.  Müvekkilimin yanında işlerine yardımcı olduğunu beyan ettiği, aldığı
    parayı kendisine teslim ettiğini beyan ettiği ve avukat olduğunu
    zannettiği Aygün Çınar isimli şahsın adresi müvekkilin beyanına
    göre; Şose mahallesi, şose durağı ayça apartmanı kat:2 keçiören
    Ankara’dır. Müvekkilim, bu şahıs tarafından mağdur edildiğini,
    mezkur parayı kendisine teslim ettiğini, bu şahsın kendisini avukat
    gibi tanıttığını beyan etmektedir. Zira;müvekkil dolandırıcılık
    kastı ile hareket etmemiştir. Bu şahsın araştırılmadan, ifadesi
    alınmadan soruşturmanın tamamlanması kanaatimizce eksik incelemeye
    sebebiyet vermiştir. TCK MADDE 30. - (1) “Fiilin icrası sırasında
    suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten
    hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli
    saklıdır.” Hükmü dikkate alınmalıdır. İlgili maddede belirtildiği
    gibi fail fiilin icrası sırasında bahsi geçen Aygün isimli şahsın
    avukat olduğunu zannetmekte ve müştekilerden aldığı parayı dosya
    masrafı adı altında aldığını düşünmektedir. Dolandırıcılık suçu
    kasten işlenebilen bir suçtur. Failin kastı mağduru kandırmaya
    yönelikte olmalıdır. Failin bu konuda yanılması kastı ortadan
    kaldırır, fail bu hatasından yararlanacaktır ve dolandırıcılık
    suçunun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

9.  Müvekkilin yargılamasının yapılacağı sevk maddesi TCK 157. Madde
    olması göz önüne alındığında, yasal maddedeki ceza karşılığı 1
    yıldan başlamaktadır. Bu durumda, Sayın Mahkemece verilen tutukluluk
    kararının gerekçesi mesnetsiz kalmaktadır.

10. Müvekkil aleyhine kanıt olarak yalnızca müştekinin ve bilgi sahibi
    Selma Akyol’un ifadesi mevcuttur. Müvekkilim, müştekiden aldığı
    parayı mahkeme huzurunda samimi bir şekilde ikrar etmiştir. Bu husus
    çekişme konusu değildir. Ancak müvekkilimin dolandırma kastı
    bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu ise suç işleme kastı olup
    olmadığıdır.

11. Müvekkil aleyhine kanıt olarak yalnızca müştekinin soyut iddiaları
    mevcuttur. Müvekkil, müşteki ile tanık olarak dinlenen Selma Akyol
    vasıtası ile tanışmış, müştekiye yine henüz tanıştığı avukat
    zannettiği Aygün Çınar’ın hukuki işlerinde yardım etmesi için
    aracılık etmek istemiştir.

12. Mahkeme tutuklama gerekçesinde “atılı suçun niteliği”nden
    bahsetmiştir. Atılı dolandırıcılık suçunun alt sınırı 1 yıl üst
    sınırı ise 5 yıldır. Yani alt sınırdan ceza cihetine gidildiği
    varsayılsa; CMK 231/5 maddesine dahi tabi bir suçtur. Bu durumda suç
    nitelik itibari ile tutuklamayı gerektirir bir suç değildir.

13. Diğer bir tutukluluk gerekçesi ise “mevcut delil durumu”dur. Halbuki
    az önce de belirttiğimiz gibi müvekkilim ile ilgili olarak dosyaya
    girebilecek başkaca bir delil mevcut değildir. Aksine dosyaya
    girebilecek deliller müvekkil lehine olan delillerdir. Zira; bahsi
    geçen müvekkilim tarafından Aygün Çınar olarak bilinen şahsın
    tespiti, ifadesinin alınması, vb. Bunun dışında tüm deliller
    toplanmış; toplanacak başkaca maddi bir delil kalmamıştır. Müşteki
    ve şüpheli ifadeleri tamdır. Bu dosyaya mevcut halinden öte başkaca
    bir delil girmesi söz konusu değildir. Zaten yargılamanın ilerleyen
    aşamasında bahsettiğimiz durum ortaya çıkacaktır. Bu durumda bu
    tutukluluk gerekçesi de yerinde değildir.

14. Son olarak da “kaçma şüphesi” mevcut değildir. Ancak soyut suç
    isnadından öte aleyhine başkaca bir delil bulunmayan müvekkilimin
    kaçması hayatın olağan akışına ters düşecektir. Sabıkası bulunmayan,
    sabit ikametgah sahibi olan müvekkilin kaça ihtimali söz konusu
    değildir. Kaldı ki kaçma şüphesine binaen uygulanabilecek bir çok
    adli kontrol hükmü kanunda yer almaktadır. Tutukluluk hali
    başvurulması gereken en son yol olmalıdır.

15. Gerek Anayasada ve gerek Yasada, tutuklama koşulları sayıldıktan
    sonra, kişilerin tutuklanabilecekleri belirtilmiş, yargıcın mutlaka
    tutuklama kararı vermesi gerektiği belirtilmemiştir. (A.Yasa M. 19;
    CMK m.101). Her iki maddede yer alan “tutuklanabilir” ibaresi bunun
    açık kanıtıdır. Türk Hukukunda, Yargıcın tutuklama kararı vermeye
    zorunlu tutulduğu hiçbir durum yoktur. Aksine, hakim tutuklama
    kararı verip vermemekte tamamen özgürdür. Kural sanığın
    tutuklanmamasıdır. İstisna ise suçluluğu hakkında kuvvetli suç
    şüphesi uyandıran olgular bulunan kişinin, kaçma şüphesi veya
    delilleri karartma tehlikesi varsa tutuklanabilmesidir. Bir kimsenin
    uzun süre tutuklu kaldıktan sonra aklanması durumunda tutuklulukta
    geçen süre ve özgürlük kısıtlılığı nedeniyle çekilen acılar,
    yakınlarının çektiği sıkıntılar telafi edilememektedir. Bunun aksi
    bir durumda yani tutuksuz yargılanan birinin dava sonucunda suçlu
    bulunması durumunda cezasını çekmek üzere davet edilmesinde,
    giderilmesi olanaksız bir zarardan söz edilemeyecektir. İşte Sayın
    Mahkemenin bu iki seçenek arasından tutuksuz yargılamayı seçmesi
    ancak sanığın kaçmaması ve suç kanıtlarını karatmaması olanaklarını
    değerlendirerek böyle bir olasılığın bulunması durumunda tutukluluğa
    karar vermesi gerekirken, ortada karartılacak bir kanıt kalmamış
    olan durumlarda hala tutuklukta ısrar edilmesi hem Anayasa CMK’nın
    ve hem de AİHS’in lafzına ve ruhuna aykırıdır.

16. Yukarı da kısaca arz ettiğimiz üzere Sayın Sorgu Mahkemesince
    gösterilen tutuklama sebepleri yerinde değildir. Tutukluluk hali
    gibi olağanüstü bir güvenlik tedbiri; dosya kapsamı açısından
    gereklilik arz etmemektedir. Bu durumda tutukluluk haline itiraz
    etme zaruretimiz doğmuştur.

NETİCE ve TALEP :Yukarı da kısaca arz ve izah ettiğimiz üzere;

1.  Müvekkilimin akıl hastalığına duçar olup olmadığı, TCK 32.Madde
    anlamında ceza ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunda adli tıptan
    rapor alınmasını,

2.  Ankara …. Mahkemesinin 24.09.2013 tarih ve 2013/154 SORGU no’lu
    tutuklama kararına İtirazımızın kabulüne ve tutukluluk halinin
    kaldırılmasına; aksi yönde kanaat hasıl ise gene tutukluluk halinin
    kaldırılarak kefalet de dahil adli kontrol hükümlerinden uygun
    görülecek olanlara karar verilmesini saygılarımla vekil edenim adına
    arz ve talep ederim.

Sanık

Müdafii

Avukat