Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          T.C

BARTIN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

(İŞ MAHKEMESİ SIFATIYLA)

DOSYA NO:2013/236

BEYANDA BULUNAN

DAVALI : Bartın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfını Temsilen

Feridun GÜLER

Valilik Binası MERKEZ/Bartın

DAVACI : Mihrican ŞENUZUN

MERKEZ//BARTIN

VEKİLİ : Av. Semih SARGIN

KONU :Usul ve Esasa ilişkin beyanlarımızın sunulması hakkındadır.

ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

Öncelikle davacı tarafça kurum aleyhine ileri sürülen iddialar mesnetsiz
ve yersizdir. Şöyle ki;

1-)Davacının Kurumumuza ilk giriş tarihi 11/05/1998 olup ayrılma tarihi
28/07/2010’dur. 20/07/2010 tarihinde kurumumuza vermiş olduğu
dilekçesinde sağlık sorunları sebebiyle kendi isteğiyle kurumumuzdaki
görevinden ayrılmak istediğini beyan etmiştir. Bu dilekçe içeriğinden
anlaşıldığı üzere yalnızca kıdem tazminatı alacağı olduğunun belirterek
ve bunun neticesinde de Sosyal Güvenlik Kurumu Bartın İl Müdürlüğünden
almış olduğu ‘‘Kıdem Tazminatı Alabilir ‘‘ konulu yazı dilekçesi ile
ekinde ibraz ederek kıdem tazminatının tarafına ödenmesini talep
etmiştir. Bu talep kapsamına bakıldığında davacının kendi iradesi ile
kurumumuza münhasıran kıdem tazminatı alacağı için başvurmuş ilave
tediye alacağı için herhangi bir talebi olmamıştır.

Velev ki davacının böyle bir talebi bulunmuş olsaydı dahi; ilave tediye
konusunu düzenleyen 11/07/1956 tarih ve 9355 sayılı resmi gazetede
yayımlanan Devlet ve ona bağlı müesseselerde çalışan işçilere ilave
yapılması ve 6452 sayılı kanunla 6212 sayılı kanunun 2. Maddesinin
kaldırılması hakkındaki kanunun 1. Maddesinde: ‘‘Umumi, mülhak ve hususi
bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin
yarısından fazlası devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve
bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren
iktisadi devlet teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve
müesseselerinde müstahdem olanlardan iş kanununun şümulüne giren veya
girmeyen yerlerde çalışmakta olan ve iş kanununun muaddel 1.
Maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere ücret sistemleri
ne olursa olsun, her yıl için birere aylık istihkakları tutarında ilave
tediye yapılır’’ hükmü bulunmaktadır.

Kurumumuz 6772 sayılı İlave Tediye Kanunu Kapsamına giren bir işyeri
değildir. Bu nedenle davacının ilave tediye talebinin hukuki bir zemini
bulunmamaktadır. İlave tediye talep etmekte hukuki bir menfaati de
bulunmamaktadır.

2-)Davacı her ne kadar fazla mesaiye kaldığını beyan etmişse de iddiası
hukuki açıdan mesnetsizdir. Bu durum net bir şekilde kuşkuya yer
vermeyen bir gerçeklikle doğrulanmamış; tanık beyanlarından anlaşılacağı
üzere bilgi ve görgü sahibi bir şahıs bulunmamakta beyanlar hep bir
varsayım halinde kalmaktadır. Aynı şekilde Davacı 28/07/2010 tarihinde
kurumumuzdan ayrılırken çalışma süresi içerisinde hak etmiş bulunduğu
tüm ücretlerini ve her türlü sosyal hakkı ile hafta ve genel tatil
günlerine ait ücretlerini, yıllık izin ücretlerini ve ayrılış esnasında
hak etmiş olduğu tüm istihkakları ayrılış esnasında kurumumuzdan temin
etmiş bulunduğunu belirterek, hizmet akdinden doğan hiçbir maddi manevi
alacağının kalmadığını kabul etmiştir. Davacının dava dilekçesinde talep
etmiş bulunduğu fazla mesaiye ilişkin para alacağı ve ilave tediyeye
ilişkin alacağının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği
kanaatindeyiz. İşvereni tüm alacaklarından rücu ettiğini ve çalıştığı
süre ile ilgili olarak her türlü dava açma hakkından feragat ettiğini
beyan etmiş ve bununla ilgili hukuken geçerliliği kabil olan aynı
tarihli bir ibraname imzalamıştır. Bizzat tüm alacaklarını aldığını
beyan eden ve hukuki tüm haklarından feragat eden davacının iş bu davayı
açmada hukuki herhangi bir menfaati bulunmamaktadır.

USULE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

1-)İş davaları kamu düzenine ilişkin olan davalar olduğu için resen
araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalardır. Bu sebeple tanık
listelerinin verilmesine ilişkin sınırlamalar bu tür davalarda
uygulanmamaktadır. Bu sebeple iş uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda bu
kuralın uygulanmaması hukuk düzenince kabul gören ve yargılamayı
aydınlatan bir vasıf niteliği taşır. Yargılama yapılırken tanıklarımız
dinlenmemiştir. Tanıklarımız dinlenmeden yapılmış olan yargılama gerçeği
meydana çıkarma ve hukuka uygun hüküm kurabilme kıstaslarını
zedeleyecektir. Yargılamanın seyrini değiştirecek ve davacının açmış
bulunduğu davanın haksızlığını ortaya koyacak bilgi ve beyanlar ortaya
konmaksızın yapılan yargılama hukuki açıdan eksik kalacaktır. Ayrıca İlk
oturumda verilen kesin süre yalnızca delillerin gösterilmesine ait olup;
açıkça tanık listesi verilmesi ve davetiye çıkarılması konusunda kesin
bir mehil söz konusu değildir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2004/11291
Esas 2005/1702 sayılı ve 24/02/2005 tarihli kararında ‘’Sosyal güvenlik
hakkının kamusal niteliği ve buna dayalı olarak sigortalı hizmetlerin
tespitine ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olması sebebiyle hakim
tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmaksızın, gerçeğin ortaya
çıkarılması amacıyla gerektiğinde resen delil araştırması yapmalı ve
çalışma olgusunun varlığını kuşkuya yer vermeksizin tespit etmelidir..
bu sebeple temyiz itirazlarının kabulüne ‘’şeklinde vermiş olduğu karar
mevcuttur. Bu hukuki düzenlemeler dayanak alınarak tanıklarımızın
dinlenmesini talep ederiz.

2-)Bilirkişi tarafından tanzim edilen raporu kabul etmiyoruz. Rapor
hukuki dayanaktan yoksun olarak hazırlanmış bir rapordur. Bilirkişi
tarafından yapılan araştırma ve sonucunda ortaya çıkan tespitin söz
konusu davadaki uyuşmazlığı nihayetlendirecek türden bir tespit olmadığı
kanaatindeyiz. Yapılan araştırma hukuki açıdan eksik ve yanlış nitelik
taşımaktadır. Rapor vuku bulan olayın gerçekliğini yansıtmamaktadır.
Yapılan bu eksik inceleme neticesinde hukuki dayanaktan yoksun ve haksız
bir karar verileceği gerçeği izahtan varestedir. Bu durumun mahkemenizce
tespiti ve oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınıp
diğer sunduğumuz delillerle birlikte bir değerlendirmeye tabi
tutulduktan sonra karar verilmesi gerektiği kanaatimizdir. Bu sebeple
hazırlanan bilirkişi raporunun yargılamaya esas alınmamasını ve
mahkemenizce yeniden rapor aldırılmasını ve oluşturulacak üç kişilik
uzman bilirkişi kurulu tarafından yeniden rapor tanzim edilmesini talep
ederiz.

İSTEM SONUCU : Yukarıda ayrı ayrı gerekçelerle arz ve izah olunduğu
üzere davacının açmış bulunduğu davanın REDDİNE karar verilmesini,
vekalet ücret ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını
kurumu temsilen arz ve talep ederim.04/02/2015

Davalı Kurumu Temsilen

Feridun GÜLER