Giriş yap
Kayıt ol

                … İŞ MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’ NE

Dosya Esas No:2011/…

(BEYAN VE İTİRAZDA

BULUNAN)

DAVALI		: ..

VEKİLİ		: Av. …

DAVACI		: …

VEKİLİ		: Av. …

KONU		: Bilirkişi raporuna ve ıslaha karşı beyan ve
itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.

	

AÇIKLAMALAR	:

1. BİLİRKİŞİ RAPORU, HUKUKA VE YASALARA AYKIRI OLDUĞUNDAN VE
BÖYLECE HÜKME ESAS ALINAMAZ DURUMDA OLDUĞUNDAN, SÖZ KONUSU RAPORU
KABUL ETMİYORUZ. Şöyle ki;

2. Bilirkişi raporunun hizmet akdinin niteliği ve feshi başlıklı
bölümünde davacının iş akdinin azil sureti ile fesih edildiği
gerekçe olarak da şirketi zarara uğrattığı gösterilmiş
ibaresinden sonra ancak fesih aşamasında fesih gerekçelerinin haklı
neden oluşturup oluşturmadığının ispat yükünün davalı
müvekkilde olduğunun buna karşın davalı taraf olarak dosyaya
teftiş, denetim raporu, kesinleşmiş yargı kararı ya da tespit
hükmünde yargı kararı vs sunulamadığı bu sebeple de azlin
geçerli sebebe dayandırılamadığından 4857 sayılı yasanın 17.
maddesi hükmüne aykırı ve usulsüz bir fesih olduğu tespiti yer
almıştır.

Her şeyden önce bu tespit evvelce dosya kapsamında tarafımızca
talep edilmiş olan davacının sanık olarak yargılandığı ceza
dosyalarının bekletici mesele yapılması gerekliliğini bir kere daha
ortaya koymaktadır. Zira davacının şirketi zarara uğratması iş
yargılamasında da varılacak hükmün esasına doğrudan taalluk
etmektedir. Bu açıdan bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere bu
husus değerlendirmeye tabi tutulmaya ihtiyaç görülmüştür. Demek
ki davacının müvekkil şirketçe azli hususu elbette takdiri sayın
mahkemeye ait olmak üzere herhangi bir rapor veya yargı kararında
varılacak sonuca özellikle beraat veya hüküm giymeye bağlı
olacaktır. 

3. Yargıtay HGK, 03.03.1999 tarih ve E.1999/9–124 - K.1999/131
sayılı kararında davacının iş akdinin feshine sebep olan eylemi
sebebiyle, aleyhine ceza davası açıldığından; kıdem tazminatı
talebi hakkında bu davanın sonucu beklenerek ona göre karar verilmesi
gerekir sonucuna varmıştır. Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
06.06.1994 tarih ve 1994/3809 E. ve 1995/8607 K. Sayılı kararında
ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının ve ceza davasında
tespit edilen maddi olguların hukuk hâkimini bağladığı tespitini
yaparak iş yargılamasında davacı bulunan kişi hakkında açılan
kamu davasının sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini
hükme bağlamıştır. Aynı dairenin bu konuda benzer birçok kararı
mevcuttur. Tarafımızca dosyaya incelenmesi talebi ile bildirilen ceza
dava dosyalarının konusu davacının genel müdürlük işi ile ilgili
eylemlerle alakalı ve suçun mağduru müvekkil şirkettir. Yani
müvekkil şirketin zarara uğrama olgusu aşikârdır. Bu sebeple az
önce ifade edilen Yargıtay kararları doğrultusunda söz konusu ceza
yargılamasının tamamlanması ve verilen hükmün kesinleşmesi
beklenmelidir. Bu anlamda bilirkişi raporunda yer alan ispat yükünün
müvekkil şirkete ait olduğu ve bu doğrultuda kesinleşmiş bir karar
sunulamadığı gerekçesi mesnetsiz kalmaktadır.

4. Her ne kadar azil tarihi itibari ile olmasa da sonradan dosyaya
sunulan ceza davası dosyası içerikleri(… Ağır Ceza Mahkemesi
2011/… E.; 2010/… E.) ve bu dilekçeye ekli olarak henüz temin
edebildiğimiz ve fakat evvelce mahkemenize bildirdiğimiz ceza
dosyalarından ... Ağır Ceza Mahkemesi 2011/…   E. sayılı
dosyanın da eki olan teftiş raporunu da bu dilekçeye ekli olarak
sunuyoruz. Bu açıdan sunulan bu yeni evrakla yeni bir bilirkişiden
özellikle hizmet akdinin feshi hususunun özellikle sorularak rapora
bağlanmasını talep ediyoruz. 

5. Daha önce de zikredildiği gibi azil tarihi itibari ile olmasa da
dosyaya sunulan ceza dava dosyası içerikleri ve teftiş raporu
davacının genel müdürlük dönemini kapsamaktadır. Bu açıdan
sonradan sunulmuş olsa dahi hakkında ceza davası devam eden bu ciddi
iddiaların giderilmesi sadece Yargıtay uygulamasının değil
hakkaniyetin de bir gereğidir. Yine yeni yönetim kurulu şirketi
devraldığında normalin üstünde bir borçla devralmış bu husus
gerek cevap dilekçemize ekli sunulan evrak içeriği(mizan ve muhasebe
kayıtları) ile gerekse devralan Genel Müdür’un tanıklığı ile
sübut etmiştir. 

*

,

0

*

,

> kamu davası açılmış olup yapılan yargılama sonunda delil
yetersizliğinden beraatına karar verilmiştir. İşveren tarafından
gerçekleştirilen hizmet akdinin feshinin haklı nedene dayanıp
dayanmadığı sorununun öncelikle çözümlenmesi gerekir. Beraat
kararı delil yetersizliğine dayandığı için bu davaya etkili
olduğu sonucuna varılamaz. Davalı işveren feshe neden olan olayla
ilgili belgeleri dosyaya sunmuştur. Muhasebe işlerinden anlayan bir
bilirkişi marifetiyle bu belgeler üzerinde ve gerektiği takdirde
işyerindeki defter ve kayıtlar üzerinde inceleme ve araştırma
yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik
inceleme ile ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin de hüküm altına
alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” Görüldüğü gibi
kamu davasının konusu olan eylemlerin niteliğine göre bundan anlayan
bir bilirkişinin dosyayı incelemesinin gerekliliği Yargıtay
kararında vurgulanmış, konunun sadece iş kanunu hükümlerine göre
yapılacak hesaplama ve tespitlerle sınırlı bir çözüme
kavuşturulmasını yeterli görmemiştir. Bu yönleriyle bilirkişinin
tespitini kabul etmiyor bu konuda yeniden değerlendirme yapılmak
üzere bekletici mesele talebimizin de tekrar altını çizerek farklı
bir bilirkişiden görüş alınmasını talep ediyoruz.

7. Bilirkişi raporunun ücret alacağı başlıklı kısmındaki
tespitler de tarafımızca kabul edilemez. Zira tanık beyanları
dikkate alındığında ki … tarihli celsede davacı da bizzat söz
alarak kendisine yapılan maaş ödeme usulünün elden ödeme şeklinde
olduğunu kabul etmiştir. Bu husus davacının söz konusu dönemlerde
genel müdür sıfatı ile en ve hatta tek yetkili amir olduğu ve ita
amiri durumunda olduğu hatırlanmadan es geçilmiştir. 

Ödemelerin şirketlerde elden yapılması olağan bir durum değildir.
Bu işverene ispat açısından ilerleyen süreçte zorluklar
çıkaracaktır. Olağan olmayan bu ödeme şeklinin ise yegâne
sorumlusu o dönemde en yetkili ve bu konuda sorumlu amir olan
davacının kendisidir. Yine bu ödemelerin yazılı belgeye
bağlanması muhasebeleştirilmesi sorumluluğa da o dönem itibari ile
davacıya aittir. Bu sebeple davacının kendi yetki ve sorumluluğunu
yerine getirmediği fiillerinden bir başka deyişle ihmal veya
kusurundan faydalanamaması gerekir. Dosyada davacının kendi
beyanından başka bu ödemelerin yazılı belgeye bağlandığını
gösteren bir kanıt mevcut olmadığı gibi vakıa şeklinde mahkeme
huzuruna gelen bu olayın … tarihli celsede davacının genel
müdürlük döneminde muhasebeci olarak çalışan ….’ ın
beyanıyla yazılı belgeye dayandırılmadan sadece elden alındığı
sübut etmiş durumdadır. Bu hususların dikkate alınmadığı ücret
alacağına ilişkin bilirkişi tespitlerini kabul etmiyoruz.

  	

8. Ayrıca söz konusu bilirkişi raporunda tanık beyanları taraflı
bir şekilde ele alınmış ve ispatı ancak başkaca delillerle
mümkün olan konularda dayanak gösterilmiştir. İtiraza konu
bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının hükme esas alınamaz
beyanlarına göre, kanaat bildirilip, hesaplama yapılmış olması,
hukuka ve yasalara aykırı olmakla, hükme esas alınamaz. 

9. İtiraza konu raporun, izne hak kazanma ve izin süreleri konusundaki
tespitleri de tarafımızca kabul edilemez ve hükme esas alınamaz
durumdadır. Bu konudaki yetki ve karar mercii de o dönemde genel
müdür olan davacıya aittir. Bu yetki verme sorumluluğuna ilişkin
ihmal ve kusurundan kendisinin faydalanması mümkün değildir.

10. Bilirkişi raporunun … yılına ilişkin ikramiye alacağı
yönünden yapmış olduğu tespitler de tarafımızca kabul edilemez.
Bir an için böyle bir ikramiye alacağı hesabı yapılması
gerektiği düşünülse dahi ikramiye tutarı brüt maaş olarak
tespite yansıtılmış olduğundan bunun net ücret olarak
hesaplanması gerekir. Ayrıca brüt ücretin nasıl hesaplandığına
ilişkin bir tespite de raporda yer verilmemiş sadece rakamsal olarak
yapılan sonuç yansıtılmıştır. Bu yönleriyle söz konusu
hesaplama usulü ve varılan rakamsal sonuç hatalıdır.

 

12. Bilirkişi raporunun asgari geçim indirimine yönelik tespitleri de
tarafımızca kabul edilemez ve hükme esas alınamaz durumdadır.
Asgari geçim indirimin davacı lehne şartları oluşmamıştır.

13. Ayrıca davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu ıslah dilekçesi
de kabul edilemez durumdadır. Davacı tarafın ıslah dilekçesinde yer
alan faiz başlangıç tarihleri net olarak ifade edilmediği gibi
haksız bir şekilde temerrüt tarihinden itibaren faiz talep
edilmiştir. Yine istenen faiz türleri açısından ve zamanaşımına
uğramış alacaklar bakımından da söz konusu ıslah dilekçesine
itiraz ediyoruz.

14. Son olarak, gerek bilirkişi raporunun ve gereke davacı vekilinin
sunmuş olduğu ıslah dilekçesinin aleyhimize olan tüm
kısımlarını kabul etmediğimizi de beyan ediyoruz. 

NETİCE VE TALEP	: Bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi hakkında
beyan ve itirazlarımızı sunar, itirazlarımızı karşılar mahiyette
farklı bir bilirkişiden ek bilirkişi raporu aldırılmasını, bil
vekâle saygılarımızla arz ve talep ederiz. 

Davalı … Vekili

Av. …

   

 PAGE   

 PAGE   1 


            
Avevrak.com © 2024, her hakkı saklıdır.
bilgi@avevrak.com
Tel.: 0507 115 57 78