Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          … ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO :

SANIK :

MÜDAFİİ :

KONU : Beyanlarımızın Sunulmasından İbarettir

AÇIKLAMALAR :

İznik Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde görülmekte olan dosya üzerinden
yapılan ../../.. Tarihli oturumda, beyanda bulunmamız için tarafımıza
süre verilmiş olup, işbu süre içerisinde beyanlarımızı sunuyoruz.

A)  İddianamede Belirtilen Suçlar ve Olayın İzahatı:

Sanık ….tarihinde saat … sıralarında sanayi sitesinde, itfaiyenin
karışında bulunan hurdacı dükkânına açık olan alüminyum sacların
arasından girmiş ve içeride bulunan hurda halindeki bir dinamo ile
buzdolabı motorunu sacların dışına atmış ve akabinde dükkâna girdiği
yerden dışarıya çıkmıştır. Sanık söz konusu hurdacının yakınlarda
bekleyen arkadaşı ile aynı arkadaşına ait araca binerek olay mahalline
gelmiş ve hurdalıktan dışarı atmış olduğu malzemeleri arabaya
yüklemişlerdir.

Daha sonra sanık ve arkadaşı … giderek oradaki bir hurdacıya hırsızlanan
hurdaları satmış ve bunun karşılığında 40 TL almışlardır. Bu suretle
elde edilen paranın 30 TL’si sanıkta 10 TL’si ise arkadaşında kalmak
üzere pay edilmiştir.

Sanığın olaya ilişkin eylemi bunlardan ibaret olup, iddianamede
belirtildiği üzere 01.11.2014 tarihinde ikinci kez girmiş olması söz
konusu değildir.

B)  Samimi İkrar:

Sanık gerek soruşturma evresinde kollukta verdiği ifadede gerekse de
kovuşturma aşamasında mahkemede vermiş olduğu ifadede …. tarihindeki
olayı olduğu gibi dosdoğru anlatmış ve suçunu ikrar etmiştir. Hal böyle
olunca samimi olarak suçunu kabul ettiği ve yetkili mercileri
uğraştırmadığı, onlara kolaylık sağladığı da aşikârdır. Sanığın
ifadelerinden de anlaşılacağı üzere …tarihinde işlenen hırsızlık olayını
kabul ettiği açıkça görülecektir.

C)  Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi:

Lakin sanığın üzerine atılı …. tarihinde gerçekleştiği iddia edilen
konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını işlediğine
dair suçlamalar doğruluk payı içermemektedir. Zira suçunu samimi olarak
itiraf eden sanığın, bu suçları da işlemiş olması halinde çekinmeksizin
itiraf edeceği su götürmez bir gerçektir. Nitekim inkâr etme amacı güden
bir şahsın bir diğer olayı da zinhar kabul etmemesi, yalanlaması
gerekirdi.

Kaldı ki ikinci bir olay tarihi olan zamanda müdafisi olduğum sanığın
müştekinin dükkânına girdiğini ve mala zarar verdiğini kanıtlar somut
bir delil bulunmadığı gibi herhangi bir emare de bulunmamaktadır. Buna
ilişkin ne bir tanık, ne bir beyan vardır. Sanığın suçu işlediğine
ilişkin algı yaratan tek husus kamera kayıtları olmakla birlikte bu
kayıtlardaki şüphelinin müdafisi olduğum sanık olduğunu kanıtlar bir
görüntü yer almamaktadır. Hâsıl olan tek şey; o olay tarihindeki
şüphelinin, sanığın kıyafetlerine benzer kıyafetler giymesidir.

Bilindiği üzere ceza muhakemesinde temel olan bazı ilkeler
bulunmaktadır. Bu ilkelerden en önemlisi olarak gösterilebilecek olanı
“Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi”dir. Buna göre; ceza muhakemesinde
ispat konusunda bir husus aydınlatılmadığında sanık lehine sonuç
çıkarılması ve karar verilmesi gerekir. Zira suçluluğu sabit oluncaya
kadar sanık suçsuz sayılmalıdır.

Bu hususta AY. m.38/4 “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse
suçlu sayılamaz.” ve AİHS m.6/2 “Bir suç ile itham edilen herkes,
suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.” Denilmek
suretiyle suçsuzluk karinesine yer verilmiştir. İkinci olaya ilişkin
suçun müdafisi olduğum sanık tarafından işlenip işlenmediği belli
olmadığı ve somut bir delil bulunmadığı için sanık hakkında işbu ilkenin
uygulanması gerekmektedir.

D)  Kusursuz Ceza Olmaz:

Önemle belirtmekte fayda vardır ki; ceza hukukunun temel ilkelerinden
olan kusursuz ceza olmaz ilkesi de göz ardı edilmemelidir. Zira ceza
hukuku faili değil eylemi esas alan bir hukuk dalıdır. Failin geçmişine
ya da kişisel özelliklerine göre değil, eylemine bakarak suçlu olup
olmadığı saptanır. Bir kimsenin geçmişte hırsızlık suçu işlemiş olması,
bundan sonra da hırsızlık suçunu işleyeceğine kanıt oluşturmaz.

Buna göre; …. Tarihinde hırsızlık suçunu gerçekleştiren sanığa …
tarihinde gerçekleştirilen hırsızlık suçunun da izafe edilmesi yerinde
değildir. Ceza hukuku ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

E)  Malın Değeri ve Sanığın Eline Geçen Meblağ:

Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan ve hırsızlanan mal 40 TL’ye …’deki
bir hurdacıya satılmıştır. Yani işbu eylem neticesinde haksız olarak
elde edilen miktar 40 TL olmakla birlikte sanığın elde ettiği meblağ 30
TL’dir.

Hırsızlık suçunda cezanın azaltılmasını veya kaldırılmasını gerektiren
nitelikli hallerden malın değerinin az olmasına ilişkin hükmü içeren TCK
MADDE 145’te : “Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin
azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun
işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza
vermekten de vazgeçilebilir.” İfadesiyle belirtildiği üzere malın
değerinin az olması halinde verilecek ceza azaltılabilecek yahut ceza
vermekten vazgeçilebilinecektir.

F)  Sanığın Psikolojik Durumu:

Sanık başkaca bir suçtan giydiği hüküm nedeniyle bir süre hapiste yatmış
ve hapisten çıktıktan -yaklaşık 10 günlük bir zaman- sonra yargılamaya
konu olay meydana gelmiştir. Müdafiliğini üstlendiğim sanık hapisten
çıkar çıkmaz iş aramaya başlamış, fabrikalara ve işyerlerine iş
başvurusunda bulunmuştur. Bununla da kalmamış günlük yevmiye işlerine
müracaat etmiş, tarlalara ırgat olarak gitmeyi dahi istemiştir. Ancak
hükümlü olduğu, sabıkası bulunduğu için kimse kendisini işe almamış,
yardımcı olmamıştır. İş bulamayan sanık kendi ailesinden de destek
görememiştir.

İçinde bulunduğu bu müşkül durum, sanığı bir çıkmaza sürüklemiş;
psikolojisini olumsuz yönde etkilemiştir.

G)  Sanığın İçinde Bulunduğu Çaresizlik Hali:

Sanığın içinde bulunduğu çaresizlik hali bununla da sınırlı kalmamıştır.
Sanığın bir ailesi vardır. Nitekim sanık evlidir ve henüz yaşına
girmemiş (7 aylık) bir çocuğu bulunmaktadır. Zaten bir süre hapiste
yattığı için ailesi perişan olmuş, yokluk çekmiştir. Hapiste ailesine
bakamayan, ihtiyaçlarını karşılayamayan sanık hapisten çıkmasına rağmen
iş bulamadığı için eşi ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamamış ve
kendisini aciz hissetmiştir.

Hülasa olay tarihinde 7 aylık olan bebeğine ne bez alabilmiş ne de mama.
Bebeği açlıktan hasta olmuş, zor durumlara düşmüştür.

H)  Zorunluluk Hali:

TCK MADDE 147’de: “Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı
karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek
cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
“denilmektedir.

Ağır ve acil bir gereksinimin karşılanması için hırsızlık suçunun
işlenmesi halinde zorunluluk halinin varlığı kabul edilmektedir. Sanığın
gerçekleştirmiş olduğu eylem de bu yönde olmakla zorunluluk hali
içermektedir.

Bilindiği üzere ıztırar hali kusurluluğu kaldırılan nedenlerden bir
tanesidir. Nitekim ıztırar halinde, kişi bilerek neden olmadığı bir
tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak amacıyla, suç oluşturan ve
tehlikeyi uzaklaştırmaya elverişli olan bir eylem içermektedir. Bu eylem
ile bazen tehlikenin kaynağına, bazen de 3.kişilerin haklarına zarar
verilmektedir.

Sanığın yargılamaya konu eylemi ifa etmesinin sebebi zorunluluk hal
içerisinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Zira ehemmiyet gösterip iş
aramasına rağmen, çalışacak bir yer bulamamıştır. Çocuğu aç olduğu için
paraya ihtiyaç duymuştur. Açlıktan ölmek üzere olan bir bebeği olduğu
cihetle de bu duruma itildiği aşikârdır.

Nitekim sağlığa ve hayata yönelik bir tehlike hâsıldır. Bilindiği üzere
tehlike değişik biçimlerde ve kaynaklardan ortaya çıkabilir. Örneğin;
deprem, sel baskını, yangın gibi doğa olayları; açlık susuzluk gibi
insan psikolojisi ve biyolojisinin gereksinimleri zorunluluk durumuna
neden olabilmektedir. Sanığın içinde bulunduğu tehlike ise tamamen insan
psikolojisi ve biyolojisinin bir sonucudur. Bu itibarla açlıktan ölmek
üzere olan çocuğu için hırsızlık yapmıştır ( 3.kişi lehine zorunluluk
hali). Kaldı ki hırsızlamış olduğu malların değeri nazara alınınca zarar
verilen hak ile tehlikeye uğrayan hak arasında bir orantı vardır.

Bu itibarla da zorunluluk durumunun sonucu olarak sanığa ya TCK m.25/2
gereği ceza verilmemeli ya da CMK m.223/3-b gereği sanık hakkında ceza
verilmesine yer olmadığına dair karar verilmelidir.

I)  Zararı Giderme Arzusu:

TCK MADDE 168’de düzenlenen Etkin Pişmanlık hükümlerine göre; “(1)
Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu
nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya
yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen
geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek
cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.” Denilmektedir.

Sanığın işlemiş olduğu hırsızlık suçu hasebiyle müşteki zarar görmüştür.
Fakat sanığın 29.12.2014 tarihli oturumdaki beyanından anlaşılacağı
üzere, müşteki zararının giderilmesini isterse sanık müştekinin zararını
tazmin etmeye hazır olduğunu belirtmiştir. (!!!! Nitekim zararı tazmin
etmiştir!!!1)

J)  Sanığın Pişmanlık Duygusu:

Sanık bu eyleminden ötürü pişman olmuş, ahlaklı yaşamak ve helal para
kazanmak için gayret sarf etmeye başlamıştır. Hülasa kendisi evli ve
çocuk sahibi bir insandır. Hapse girmemeli, ailesi ile ilgilenip onların
ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Bu olaydan sonra da başkaca herhangi
bir adli vakaya karışmamıştır.

  İmza

  SANIK MÜDAFİİ