Giriş yap
Kayıt ol

                DANIŞTAY İlgili DAİRE BAŞKANLIĞINA

Sunulmak Üzere

ANKARA 16 İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

  ANKARA

  YÜRÜTMENİN DURUDURULMASI İSTEMLİDİR.

DOSYA ESAS NO. 2010/1407

KARAR NO:2012/325

TEMYİZ EDEN ( DAVACI ) ... PATRICIA MICHESON(ALPER)

VEKİLİ ... ÇEVİK

Atatürk Bulvarı Batı İş Merkezi 151/902 Bakanlıklar / Ankara

KARŞI TARAF ( DAVALI ) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı / Ankara

VEKİLİ ... UYSAL

TEMYİZ KONUSU : Ankara 16 ncı İdare Mahkemesinin 23.02.2012 tarih ve
E:2010/1407, K:2012/325 sayı davanın reddi Kararının haksız ve hukuka
aykırı oluşu nedeniyle Bozulması ile yürütmenin ivedi olarak
durdurulmasına Karar verilmesi isteğidir.

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ : 03.05.2012

TEMYİZ NEDENLERİMİZ : 1. ABD vatandaşı olan davacıya ölen Türk eşinden
dolayı dul aylığı bağlanması gerekmesi nedeniyle bu konudaki isteğinin
reddine dair davalı idare işleminin iptali isteği ile açılan davanın
yapılan yargılaması sonucunda, dosya içeriğine ve delil durumuna göre
hüküm Mahkemesi olan Ankara 16 ncı İdare Mahkemesince çağdaş olmayan
hukuka aykırı haksız şekilde mağduriyete yol açıcı nitelikte bir karar
verilmiştir ki, söz konusu Kararın aşağıdaki nedenlerle Bozulması
gerekmektedir. Şöyle ki;

2. Dava konusu olay ve işlem nedeniyle uygulanan 5434 sayılı Yasanın EK
59 ncu maddesinin yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen, olayda halen
var kabul edilerek uygulanmasını büyük bir hata olarak görmekteyiz. Zira
yasal dayanağı olmayan bir konuda ve işlem hakkında Türk parası Türkiye’
de kalsın mantığı ile Karar verilmesini anlamsız, şöven, sosyal hukuk
devleti anlayışına aykırı olarak görmekteyiz. Nitekim anılan madde; “
Türk vatandaşlarıyla evlenmiş yabancı uyruklu karılara, Türkiye’de
ikamet ettikleri sürece, mütekabiliyet esasıda dikkate alınarak, değişik
68 nci maddedeki oranlara göre aylık bağlanır. “ hükmünü taşımakta iken,
5510 sayılı Yasanın 106 ncı maddesi ile 01.10.2008 tarihinden geçerli
olmak üzere YÜRÜRLÜKTEN kaldırılmıştır.

Bu durumda Karar veren yerel Mahkemenin Kararına gerekçe yaptığı yasal
düzenleme, yasa koyucu tarafından kaldırıldığından, kaldırılan hükmün
müvekkilim aleyhine uygulanması ve Mahkemece de yerinde görülerek
uygulanmasının sürdürülmesi hukuken mümkün değildir. Bu durum Bozmayı
gerektirmektedir.

3. Diğer yandan yine dava dosyasında bulunan dava konusu istem
nedeniyle, Dışişleri Bakanlığının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına
göndermiş olduğu 25.05.2010 tarih ve 715655 sayılı yazıda, “ …ABD
mevzuatı uyarınca, Türk vatandaşlığını muhafaza eden bir kişiye ABD
uyruklu müteveffa eşinden dolayı aylık bağlanabilmesi için söz konusu
kişinin en az 5 yıl süreyle ABD’ de ikamet etmiş olması ve aylığa esas
yasal aile ilişkisinin söz konusu 5 yıl süresince devam etmiş olması
gerektiği bildirilmektedir. “ denilmektedir.

Söz konusu cevaba göre mütekabiliyet esası ele alındığında ve yazı
incelendiğinde davacının eşinden dolayı dul aylığına hak edebilmesinin
tüm koşullarının oluştuğu görülmektedir. Zira, anılan yazıdaki ABD ile
Türkiye ve Türk kelimeleri yer değiştirilip yazı yeniden okunduğunda bu
durum anlaşılacaktır.

1.  Davacının ABD vatandaşlığını muhafaza eden bir kişi olduğu,

2.  Türk uyruklu eşinin öldüğü,

3.  Aylık alacak davacının en az 5 yıl Türkiye’ de ikamet etmiş olması,

4.  Aylığa esas aile ilişkisinin de 5 yıl devam etmiş olması,
    koşullarını tartışmasız yanlış yorumlanamayacak şekilde oluştuğu
    görülmektedir.

Dava dilekçesinde de ayrıntılı olarak belirtildiği gibi; davacı Türkiye’
de resmen ikamet ederek ve bir okulda okutman olarak görev yaparak
bulunmuş ve bu süre toplam olarak 15 yıla yakın bir süre Türkiye’ de
ikamet ettiği ve evlilik ilişkisinin de 26.11.1970 tarihinden ölüm
tarihi olan 27.11.2009 tarihine kadar tam 39 yıl devam ettiği gerçek
olduğundan ve ABD sosyal güvenlik mevzuatında ve elçiliğin yazısında son
5 yıllık bir süredir ikamet şartı ve evlilik aile ilişkisinin aranmamış
olduğu halde, yanlış bir yorumla Türkiye’de ikamet ettikleri sürece
şeklindeki yürürlükten kaldırılan hükme dayanılması ve ikamet şartının
gerçekleşmediği kabulü ile davanın reddedilmesini çağdaş sosyal hukukla
bağdaştırmanın mümkün olmadığını belirtmek istiyoruz. Davacının aile
ilişkisinin yok sayılarak salt kağıt üzerinde Türkiye’ de ikametgahının
olmadığı, ikamet etmediği şeklindeki sübjektif görüşün; Yetişkin 2
çocuğunun olması ve Türkiye’de ölen eşinden dolayı intikal eden
Seferihisar’ da konut ve Ankara Gölbaşı’nda arsa ile Amasya’ da
arsasının bulunması hakkın çoğunu veren Devletin dul aylığı gibi azını
da vermiş olduğu gerçeğini hiçbir zaman bertaraf edemez.

Dava dosyasında bulunan ve dava konusu yapılan, Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığının 01.07.2010 tarih ve B.13.2.SGK.0.10.02.13/39.711.041
sayılı işleminde yer alan ” Mütekabiliyet esasına göre ABD uyruklu
müvekkilinizin de Türkiye’de 5 yıl ikamet etmesi gerektiğinden
müvekkilinizin ise ABD ikamet ettiği anlaşıldığından mevcut kanunlara
göre aylık bağlanmasına imkan bulunmamaktadır. “ şeklindeki işlemin
yasal dayanağı bulunmadığından bu konuda ki Mahkemenin red Kararının
bozulması gerekmektedir.

5.  Öte yandan, 1962 tarihli Vatandaşlarla vatandaş olmayan kimselere
    sosyal güvenlik konusunda eşit işlem yapılması hakkındaki sözleşme
    29.07.1971 tarihinde 1453 sayılı Kanunla onaylanmıştır. Ve bu
    sözleşmenin 3 ncü maddesine göre de, vatandaş ile vatandaş
    olmayanlar arasında eşit işlem yapılacağı, ölüm yardımları bahis
    konusu olduğunda, eşit işlemin sözleşmeyi tasdik eden diğer bir üye
    devlet vatandaşının hak sahibi kimselerine bu kimselerin vatandaşlık
    durumuna bakılmaksızın sağlanacağı, 4 ncü maddesine göre de, eşit
    muamelenin ikamet şartına bağlı olmaksızın sağlanacağı kabul
    edildiği halde, hüküm Mahkemesinin Kanundan üstün sözleşme
    hükümlerine uymadan davanın reddi Kararı vermesi sosyal hukuk
    davleti gereklerine aykırı görmekteyiz.

6.  Nitekim, 14.12.1972 tarihli Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi de
    1976 tarihli 2023 sayılı Kanunla onaylanmış vatandaşlarla vatandaş
    olmayanlar arasında eşit muamele görmeleri sağlanmıştır.

Ülkemizin bu yasal normları kabul ettiği ve üst bağlayıcı hukuk kuralı
haline getirdiği, bu hali ile bu normlara uyma zorunluluğu bulunduğu,
kaldı ki çağdaş hukuk anlayışında bu doğrultuda olduğu, buna rağmen
uygulamanın hukuk kurallarının çağdaş yorumlamadan yapıldığı,
uluslararası hukuk kurallarının yok sayıldığı, iç hukukun bir parçası
olduğu halde uygulama zorunluluğunun unutulduğu, bu hali ile Anayasanın
Eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı görülmektedir.

7.  Davacının evlilik birliğinin Türk eşinin ölümü nedeniyle sona
    erdiği, eşinden dolayı Türkiye tapusunda intikal eden
    gayrımenkullerinin bulunduğu ve evlilikten doğan çocuklarının
    bulunduğu ve halen davanın açıldığı tarihte 73 yaşında olan yaşlı
    bir bayanın fakruzaruret haline düşürülmesinin hiçbir zaman kabulü
    mümkün değildir. Böyle bir durumda, yürütmenin durdurulması
    isteğimizin koşulları da bulunmaktadır. Müvekkilimizin yetişkin
    çocuklarının el ve avuçlarına bakmasını da beklemek ahlak ve hukuk
    anlayışıyla bağdaşmaz.

SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıklanan nedenlerle, Ankara 16 ncı İdare
Mahkemesince verilen 23.02.2012 tarih ve E:2010/1407, K:2012/325 sayılı
davanın reddi Kararının bozulmasına, koşulları olduğundan yürütmenin
durdurulmasına Karar verilmesini vekaleten saygı ile dilerim.

  Av. İsmail ÇEVİK

  Davacı Vekili

EKLER

1.  5510 Sayılı yasanın ilgili maddesi

            
Avevrak.com © 2024, her hakkı saklıdır.
bilgi@avevrak.com
Tel.: 0507 115 57 78