2012/11074 ve 2013/10743 numaralı davalarda, 20 yıllık zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescili kararının Yargıtay incelemesi.
Özet: Davacının tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davada, mahkeme davayı kabul ederek taşınmazın davacı adına tesciline karar vermiştir; ancak Yargıtay, tapu kayıt maliki ölü şahsın mirasçılarının tespit edilerek davaya dahil edilmemesi nedeniyle taraf teşkilinin sağlanmamış olmasını hukuka aykırı bulmuş ve bu nedenle kararı bozmuştur, zira mirasçılara tebligat yapılmadan ve savunma hakları tanınmadan hüküm kurulması adil yargılanma ilkesine aykırıdır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ
: Tapu iptali ve tescilDavacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.05.2012 gün ve ██████ sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı karşı davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:K A R A RDavacı vekili, vekil edeninin dava konusu 2263 parsel sayılı taşınmaza 20 seneyi aşkın bir zamandır aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyet olduğunu, söz konusu taşınmazın 1967 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ölü... adına 1589 parsel numarası ile tapuya kayıt ve tescil edildiğini, daha sonra parselin 2263 parsel numarasını aldığını, taşınmazın kayıt maliki ölü ... 'in kim olduğunun bilinmediğini, bu şahsın kimse tarafından tanınmadığını, kadastro tutanağına göre 1967 tarihinden önce ölmüş olduğunu, davacı yararına TMK'nun 713/2. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleştiğini ileri sürerek dava konusu 2263 nolu parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştirDavalı- karşı davacı ... vekili, davacı lehine kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Ayrıca, kayıt maliki ölü... 'in mirasçıları tespit edilmez ise ...'nin mirasçı olacağını, dava konusu taşınmazın davacı adına tescil şartları oluşmadığı belirlendiğinde bu yerin ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davacının maliki kim olduğu anlaşılamayan taşınmaza 20 yılı aşkın süredir zilyet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2263 parselde ölü... adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.Hüküm, süresi içerisinde davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Hemen belirtmek gerekir ki; TMK.nun 713/2. maddesindeki üç hal birbirinden ayrı dava sebebidir. İspat koşulları da farklıdır. Ne var ki; olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Mahkemece tapu kütüğünden malikinin kim olduğu anlaşılamayan sebebi benimsenerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan soruşturma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki dava konusu 2263 nolu (eski 1589 nolu) parselin, tapulama çalışmalarında ölü... adına Mayıs 1309 tarih 68 sıra nolu tapu kaydına istinaden 05.09.1966 tarihinde tespit edildiği, tutanağın 18.04.1967 tarihinde kesinleşerek tapuya tescilinin yapıldığı görülmektedir. Kayıt malikinin ölü olduğu tapu kaydında yazılı bulunduğu üzere, taraf teşkilinin sağlanması bakımından malik ölü... 'in mirasçılarının tespit edilip bu kişilere dava dilekçesinin tebliğ edilmediği taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır.Bilindiği gibi, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK'nun 73. maddesinde ; "Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez," denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 27. maddesinde de; "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler" amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan "hukuki dinlenilme hakkı" tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa'nm 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.Somut olayda, Mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında tapu kayıt maliki ölü... mirasçılarına herhangi bir şekilde tebligat yapılmamış ve taraf teşkili sağlanmamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır. Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK'nun 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 E., ███████ sayılı Kararı).Hal böyle olunca; tapu kayıt malikinin varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi bakımından veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesinin varsa kayıt malikinin mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla da taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.Açıklanan nedenle davalı- karşı davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. M.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.