Antalya Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay bozması sonrası incelenen, vekaletle taşınmaz alımı için teminat verilen senede dayalı icra takibine ilişkin menfi tespit davası.
Özet: Bu menfi tespit davası, davacının, davalı tarafından kendisine karşı başlatılan kambiyo senedine dayalı icra takibine itirazını ele almaktadır; davacı, 1993 yılında davalının o dönemki eşi (kendisinin eniştesi) adına arsa alımı sürecinde, eniştesinin banka hesabından para çekme yetkisine istinaden, teminat amacıyla davalıya açık bir senet verdiğini; arsa alım işleminin tamamlanıp arsanın eniştesi adına tescil edilmesinden sonra bu senedin iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini ve bu nedenle söz konusu senedin borçlusu olmadığını ileri sürmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:08/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:06/01/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:08/07/2025
İlk Derece Mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2024 tarihli bozma kararı üzerine HMK'nın 373/3 maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını ve haciz işlemleri yapıldığını, davalının, davacının kardeşi ...'nın eşi olduğunu, davacının 2001 yılında eşi ...'den boşandığını ve ...'nin şirketteki hissesini davalının oğlu müvekkilinin yeğeni ...'in bedelsiz olarak devraldığını, davalının oğlunun bu şekilde ... Sanayi Limited Şirketi'ne ortak olduğunu ve davacı birlikte müştereken çalışmaya başladığını, 07/02/2011 tarihinde ...'in kendi adına ayrı bir işyeri açmak istediğini, müvekkilinin yeğeni olan ...'i desteklemek amacıyla işyerindeki bir kısım şirkete ait malları 19 adet fatura ile ...'e verdiğini, ... tarafından bu malların yeni işyerinde satışa sunulduğunu, müvekkilinin fatura edilen bu mallara ilişkin alacağı tahsil edemeyince 16/01/2012 tarihinde faturaları vekiline teslim ederek icra takibi yapılmasını talep ettiğini, ancak vekil tarafindan icra takibine süresinde başlanmadığını, bu durumun müvekkili tarafından sonradan tespit edildiğini, şirket ortağı ...'in 04/04/2012 tarihinde ... Sanayi Limited Şirketi'nin tasfiyesi ile şirketteki kar payı alacağı için şirketin feshi amacıyla Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasında kayıtlı davayı açtığını, ayrıca şirket müdürü olan müvekkilinin şirket müdürlüğünden azli için Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasında kayıtlı davayı açtığını her iki davanın birleştirilerek yapılan yargılama sonunda kar payı talebinin reddine, tasfiyeye ilişkin davanın kabulüne, şirket müdürünün azli ile ilgili davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair 06/02/2014 tarihinde ... Karar sayı ile verilen kararın müvekkili tarafından temyiz edildiğini, temyiz incelemesi sonunda Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile şirketin feshine yönelik hüküm yönünden kararın bozulduğunu, bozmadan sonra davaya Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasında devam edilmekte olduğunu, davalının çalışma nedeniyle işçi olarak Avusturya'da ikamet ettiği 1990 yılının başlarında yatırım amacıyla imar uygulamasıyla değerleneceği düşünülen Denizli Servergazi bölgesinde ... tarlası olarak bilinen ve genel olarak 3 dekar büyüklüğünde olan taşınmazlardan satın almak istediğini, ancak uygun taşınmaz tespit edemediğinden satın almasının mümkün olmadığını, daha sonra izinli olarak geldiğinde Denizli ... ... parselde kayıtlı halk arasında ... tarlaları olarak bilinen 3140 metrekarelik taşınmazı uygun gördüğünü ve bu taşınmazın miras malı olması nedeniyle mirasçıların satabileceğini düşünerek satın almak istediğini ancak bu taşınmazın hisseli olması ve hissedarların tamamı ile görüşerek anlaşması, fiyat konusunda mirasçılar arasında ortak rakam belirlenemediğinden satın almasının mümkün olmadığını, izni de bitince Avusturya'ya dönüş yapmak zorunda kaldığından kayınbiraderi olan davacı ...'nın mirasçılarla görüşerek gerektiğinde taşınmazı kendi adına satın almasını, taşınmazın pazarlıkla tespit edilecek bedeli için paranın kendisine ait T.C. Merkez Bankası hesabından çekebilmesi için özel yetki içeren vekâletname verdiğini, davacı eniştesi adına para çekme yetkisini içerir vekaletname almış olduğundan teminat amacıyla davalıya davaya konu 22/07/1993 tanzim tarihli miktarı ve vade tarihli (yazı ve rakamla olan kısımlar) açık bırakılan lehtarı ... olan senedi düzenleyerek teslim ettiğini, müvekkilinin Denizli ... ... parselde kayıtlı taşınmazı hissedarları ..., ..., ... ve ... ile yaptığı görüşmeler sonunda 22/03/1994 tarihinde tapuda kendi adına satın aldığını, bu taşınmazın bedelini de davalının verdiği vekâletnamede ki yetkiye istinaden davalının banka hesabından çekerek ödediğini, müvekkilinin, davalının talebi ile satın aldığı bu taşınmazı davalının yurtdışında bulunması nedeniyle daha sonra davalının istediği şekilde 25/09/1998 tarihinde davalı adına tapuda intikal ettirdiğini, davacının teminat amacıyla davalıya verdiği yukarıda belirtilen bonoyu geri istediğini, ancak davalı yurtdışında bıraktığını söyleyerek daha sonra bu senedi teslim aldığı şekliyle tanıklar huzurunda müvekkiline iade ederek teslim ettiğini, müvekkilinin davalının huzurunda geri aldığı senedi işyerindeki kasasına koyduğunu, müvekkilinin yeğeni ile birlikte çalışmaktayken 10/03/2005 tarihinde iş yerine hırsız girdiğini ve iş yerindeki kıymetli eşyalar ve para kasasının çalındığını, para kasasının açılmış vaziyette ... Mahallesi dere yatağında bulunduğunu, bir kısım evrakların yakıldığının da tespit edildiğini, hırsızlık olayı ile ilgili olarak başlatılan soruşturmada Denizli ... Başsavcılığı'nın 11/03/2013 tarih ... Soruşturma ... Karar sayılı zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin kasada bulunan davaya konu bononun çalındığını fark etmediğini, aradan geçen süre içerisinde unuttuğunu, esasen alacaklı hanesinde eniştesi konumunda bulunan davalı ...'in ismi yazılı olması nedeniyle bu senet yönünden her hangi bir endişeye de kapılmadığını, müvekkilinin hakkında Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin başlatılması üzerine teminat amacıyla davalı eniştesine verdiği daha sonra geri alarak kasasına koyduğu bononun her nasılsa davalının eline hukuka aykırı olarak tekrar geçtiğini öğrendiğini, davalının haksız olarak ele geçirdiği bonoyu haksız kazanç sağlamak ve müvekkilin oğlu ... ile olan hukuki ihtilaflarından doğan nefretle müvekkilini mağdur etmek amacıyla bonoda müvekkil tarafından boş bırakılan alacak hanesinde rakam kısmına rakamla "750.000" yazı hanesine yazıyla "Yedi Yüz Elli Bin Amerikan Doları" şeklinde yazılı hale getirmek suretiyle ve daha önce boş olan vade tarihini "22/07/2004" şeklinde yazılı hale getirmesine rağmen bu tarihin yıl kısmını kimyasal yolla sildikten sonra "22/07/2014" olarak tahrif ettiğini, müvekkilinin davalı hakkında C. Başsavclığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin davalıya borcu olduğu kabul edilse bile borcun zamanaşımına uğradığını, bu nedenlerle Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine konu bono yukarıda belirtilen nedenlerle bedelsiz olup davalı tarafından hileyle ele geçirilmiş ve sahtecilik yapılarak işleme konmuş olması, bonoda borcun iki ayrı para birimi olarak gösterilmesi, sonradan yazılan para birimi için borçlunun parafının bulunmaması, bononun tanzim tarihindeki para birimi, icra takibinin geldiği aşama karşısında icra takibinin devamı halinde müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesinin imkânsız hale geleceği açıkça belli olup davanın devamı süresince icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, müvekkilinin Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, müvekkilinin borçlu olduğu kabul edilse dahi zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline, haksız ve kötü niyete dayalı icra takibi nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davacı tarafın dava dilekçesinde, müvekkili ile davacının birlikte arsa alıp satmak için anlaştığını, müvekkilinin davacıya para çekmesi için vekalet verdiğini, bu vekalet ile para çektiğini, arsa alım satımı yaptığını aldığı paraların karşılığında senet verdiğini ve senetteki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, takibe konu senedin teminat senedi olmayıp borç senedi olduğunu, davacı tarafın teminat senedi olduğu iddiasını kendisinin ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın dilekçesinde kendi adına aldığı taşınmazı müvekkiline 1998 tarihinde verdiğini beyan ettiğini, bu taşınmazın davaya konu senet karşılığı olmadığını, ayrıca tapu senedinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın parasını aldığını beyan ettiğini, tapunun senet karşılığı verildiğini de, davacının ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın takibe konu senedin kendisinde olduğu ve kasasından çalındığı iddiasının bir iftira olduğunu, bir kişinin kendi borçlu olduğu senedi ödedikten sonra niye kendi kasasında iptal etmeden saklayacağının anlaşılabilir bir durum olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak ve müvekkilinin alacağını ulaşmasına engellemek amaçlı kötü niyetli olarak açıldığını, bu sebeple davanın reddine, % 20 den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... davacı tarafça takibe konu bononun davalıya teminat senedi olarak verildiği iddia edilmiş olup davalı asil 27.11.2019 tarihli duruşmada isticvap beyanında "Yurt dışında yaşadığını, peyderpey davacıya arsa alınması için para gönderdiğini, senedin bu sebeple düzenlendiğini" bildirmiştir. Davalı taraf senedin teminat senedi olarak düzenlendiği hususunda talil beyanının bulunmuştur. Davacı tarafından davalının gönderdiği para ile kendi adına alınan taşınmazın davalı adına tapu kaydının devrinin sağlandığı beyan edilmiş dosya içinde bulunan Merkezefendi Tapu Müdürlüğü'nün 13.052016 tarihli müzekkere cevabından ... Mahallesi ... parsel saılı taşınmazın davacı tarafından 22.03.1994 tarihinde satın alındıktan sonra 25.09.1998 tarihine davalıya devir edildiği görülmüştür. Davalı her ne kadar talil beyanında davacının aralarındaki anlaşmaya göre yurt dışından gönderdiği para ile beş tane tarla alındığını ve kendisine diğer taşınmazların devir edilmediğini iddia etmiş ise de davalı tarafın iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bu hususta davalının hukuka uygun deliller göstermediği, delil listesinde yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine konu 750.000 USD bedelli bono nedeniyle davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin şartların oluşmaması nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin eniştesi olduğunu, taraflar arasında yakın akrabalık bağı bulunduğunu, davalının kötüniyetle hareket ederek müvekkilinin evindeki ev eşyalarını haczederek yediemin deposuna kaldırdığını, ayrıca müvekkiline ait aracı haczettirdiğini, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senette alacak nedeni kısmının boş olduğunu, davacıya taşınmaz alması için müvekkilinin borç para verdiğini, borç para karşılığı davacıdan senet aldığını, davacının hem taşınmazı vermediğini hem de parasını ödemediğini, senet metninden alacakla ilgili borcun sebebinin anlaşılamadığını, borcun sebebini değiştiren borçlunun davacı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, Menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 02/02/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davaya konu senetteki imzanın davacıya ait olduğu yönünde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Senette ihdas nedeninin yazılı olmadığı, davacı tarafça bu senedin davalının kendisine taşınmaz alımı için gönderilen para karşılığında teminat olarak düzenlendiğini ileri sürdüğü, davalının ise davacıya gönderilen paralarla davacı adına taşınmazların alındığı, senedin bu nedenle düzenlendiği ve alınan taşınmazların kendisine devredilmediğini savunduğu, senette ihdas nedeninin bulunmaması nedeniyle senedin talilinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ispat yükünün davacıda olup, senedin teminat amaçlı olduğu ve bedelsiz kaldığını davacının yazılı ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, davacının bu iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği, bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle senedin talil edilerek ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilip davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilebilecektir. İstinaf sebebine ve mahkemece verilen tedbir kararının uygulanmamasına göre davalı lehine tazminata hükmedilmemiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalının istinaf isteminin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Dava menfi tespit istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, dava konusu senedin teminat olarak verilip verilmediği hususundadır. Davacı; davalının yurtdışında olması nedeniyle davalıya devredilmek üzere kendi adına taşınmaz aldığını, davalının T.C. Merkez Bankası hesabından para çekebilmesi için özel yetki içeren vekâletname verdiğini, vekaletname almış olduğundan teminat amacıyla davalıya davaya konu senedi düzenleyerek teslim ettiğini, müvekkilinin taşınmazı 22.03.1994 tarihinde tapuda kendi adına satın aldığını, bu taşınmazın bedelini de davalının verdiği vekâletnamedeki yetkiye istinaden davalının banka hesabından çekerek ödediğini, müvekkilinin, davalının talebi ile satın aldığı bu taşınmazı davalının yurtdışında bulunması nedeniyle daha sonra davalının istediği şekilde 25.09.1998 tarihinde davalı adına tapuda intikal ettirdiğini belirterek teminat olarak verilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde; takibe konu senedin teminat senedi olmayıp borç senedi olduğunu, davacının devrettiği taşınmazın davaya konu senet karşılığı olmadığını, ayrıca tapu senedinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın parasını aldığını beyan ettiğini belirterek davanın reddini istemişse de 27.11.2019 tarihli duruşmadaki isticvap beyanında ; "ben 1971 ila 1996 yılları arasında yurt dışında çalıştım. Bu süre zarfında kazandığım paraları davacı ...'ya benim adıma arsa ve arazi alması için gönderdim. Gönderilen paralarla arsa ve araziler alınıyordu. Ancak ben yurt dışında olduğumdan kayınım olan davacı adına alınıyordu. Daha sonra aramızda sorun çıkmaması için bu senedi düzenledik. Senet bu gönderilen paralarla alınan tarla ve araziler davacının üzerinde olduğu için düzenlendi. Ben anlattığım gibi peyderpey paralar gönderdim. Ayrıca elden de ödeme yaptım. Paralar verildikten sonra senet düzenlendi. Davacı bana 5 tane tarla aldığını söyledi. Bunlardan 3'ü ... tarlası idi. ... tarlasından kastım ... üst tarafında ... kavşaktadır. Yanında ... mağazası vardır. 1'i davacının yanında çalıştığı ... isimli şahsın üzerine alınan daha sonra satılan tarla idi. 1'si ise ... tarafında idi. Alınan tarlalar daha sonra bana devredilmedi" şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Davalının isticvap beyanından yurt dışından gönderdiği paralara istinaden kendisi hesabına alınan ancak davacı adına tescil edilmek zorunda kalınan taşınmazlar nedeniyle ortaya çıkması muhtemel sorunlardan dolayı senedi teminat olarak aldığını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacının üzerine alınan taşınmazlardan biri davalıya devredilmiştir. Bu durumda mahkemece; senedin düzenlenmesine sebep olarak gösterilen tüm taşınmazlar belirlenip, bu taşınmazların tamamının iade edilip edilmediğinin tespit edilmesi, tamamı veya bir kısmı iade edilmişse taşınmazların senet düzenleme tarihindeki değerleri belirlenip ne kadarlık bir miktar için senetteki teminatın devam ettiği saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı dava dilekçesinde, davalının eniştesi olduğunu, adına taşınmaz alınması için kendisine vekaletname gönderildiğini, Denizli İli ... ... parselde kayıtlı taşınmazın kendi adına alındığını, taşınmazın sonradan davalının isteği üzerine 25/09/1998 tarihinde tapuya intikal ettirdiğini, teminat amaçlı verilen dava konusu senedin istendiğini ve bu senedin tanıklar huzurunda alınarak işyeri kasasına koyduğunu ancak işyerinde hırsızlık yapıldığını, kasadaki bononun çalındığını, bu senet nedeniyle davalının takibe geçtiğini beyanla menfi tespit talebinde bulunmuştur.
Davalı ise yargılama sırasında, aşamadaki beyanında ve isticvabında özetle, davacıya taşınmaz alınması için para gönderdiğini, taşınmazların davacı adına alındığını, aralarında sorun çıkmaması için bu senedin düzenlendiğini, ancak alınan taşınmazların kendisine devredilmediğini beyan etmiştir.
Dava konusu senedin 22/09/1993 keşide tarihli 750.000,00-USD bedelli, 22/07/2014 vade tarihli, keşidecisi davacı ..., lehdarının davalının olduğu, senette ihdas nedeninin yazılı olmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay bozma ilamında belirlendiği üzere; davalının isticvap beyanında yurt dışından gönderdiği paralara istinaden kendisi hesabına alınan ancak davacı adına tescil edilmek zorunda kalınan taşınmazlar nedeniyle ortaya çıkması muhtemel sorunlardan dolayı senedi teminat olarak aldığını kabul ettiği, dolayısı ile davaya konu senedin teminat senedi olduğu hususunun davacı yanca ispat edildiği, davacı üzerine aldığı Denizli İli ... ... parselde kayıtlı taşınmazı davalıya devrettiği, bozma ilamı gereğince davalı yanın isticvap beyanında geçen ve senedin düzenlenmesine sebep olarak gösterilen tüm taşınmazların belirlenebilmesi ve bu taşınmazların tamamının iade edilip edilmediğinin tespit edilebilmesi için davalı vekiline taşınmazların ada ve parsel bilgilerinin bildirilmesinin istendiği, davalı vekilince söz konusu taşınmazların ancak davacı yanca bilinebilecek taşınmazlar olduğunu beyan ederek taşınmazlara ilişkin tapu bilgilerinin sunulmadığı, davalı yanın isticvabında taşınmazlara ilişkin; "Davacı bana 5 tane tarla aldığını söyledi. Bunlardan 3'ü ... tarlası idi. ... tarlasından kastım ... üst tarafında ... kavşaktadır. Yanında ... mağazası vardır. Birisi davacının yanında çalıştığı ... isimli şahsın üzerine alınan daha sonra satılan tarla idi. Birisi ise ... tarafında idi." şeklinde açıklama yapıldığı ve taşınmazların tespitine ilişkin ada ve parsel bilgisi bulunmadığı, davalının isticvap beyanından sonra davacı yanca dosya kapsamına sunulan tapu bilgileri doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına getirtilen taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları yönünden davalı vekiline yeniden 2 haftalık kesin süre verilerek dosya kapsamında yer alan tapu kayıtlarının davalı yanın isticvap beyanında geçen taşınmazlar olup olmadığının bildirilmesinin istendiği, ancak davalı vekilince yine davalının isticvap beyanında geçen taşınmazların davacı yanca bilinebilecek taşınmazlar olduğunu beyan ederek taşınmazlara ilişkin tapu bilgilerinin sunulmadığı, bu sebeple davalının isticvap beyanında bahsi geçen taşınmazların senet düzenleme tarihindeki değerleri belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılamadığı, dolayısı ile davalı yanca isticvap beyanında bahsi geçen başkaca taşınmazlar bulunduğuna ilişkin iddasının somutlaştırılamadığı gibi ispat da edilemediği anlaşılmış, yukarıda açıklanan sebeplerle davacı yanca ispat edilen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı yanca kötü niyet tazminatı talep edilmişse de koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca dava devam ederken davaya konu takip nedeniyle davacı yana ait aracın üçüncü kişiye 59.050,00-TL bedelle ihale edildiği ve ihalenin de kesinleştiği anlaşılmakla ihale bedeli yönünden eldeki davanın re'sen istirdat davasına dönüştüğü hususu göz önüne alınarak 59.050,00-TL ödemenin ihalenin kesinleştiği 14/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadına ve davacının Denizli İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (Eski Esas : Denizli 7.İcra Müdürlüğü'nün ...) takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
Davacının Denizli İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (Eski Esas : Denizli 7.İcra Müdürlüğü'nün ...) takip dosyası nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Davacı tarafından yapılan 59.050,00-TL ödemenin ihalenin kesinleştiği 14/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte İSTİRDADINA,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 149.445,20-TL harçtan peşin olarak yatırılan 37.361,31-TL harcın mahsubuyla bakiye 112.083,89-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince İPTALİNE,
Dairemizin 04/05/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin İPTALİNE,
c-Davacı tarafından yatırılan 29,20-TL başvurma harcı ile 37.361,31-TL peşin harç olmak üzere toplam 37.390,51-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, adli tıp kurumu inceleme ücreti olmak üzere toplam 352,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 300.652,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE,
b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 149.445,20-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 37.559,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 111.885,90-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
c-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 66,20-TL posta masrafı, 112,00-TL tebligat gideri olmak üzere toplam 340,30-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca istinaf incelemesinde birden fazla duruşma yapıldığından 32.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f- Temyiz başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan 886,80-TL temyiz yoluna başvurma harcı, 50,00-TL tebligat masrafı, 185,50-TL Yargıtaya dosya gidiş-dönüş masrafı olmak üzere toplam 1.122,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
g-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE,
4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, davacı ve vekilinin yüzüne karşı 6100 Sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/07/2025
...