Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, ödenmiş bonoların kötü niyetle tekrar icraya konulduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, temel ilişki bağımsızlığı ve kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı niteliğine dair istinaf kararı.
Özet: Davacı, daha önce vadesi gelen borçlarını ödediğini iddia ettiği üç adet bono nedeniyle, kötü niyetli ciro ile kendisine geçtiğini öne sürdüğü davalı tarafından başlatılan icra takibine karşı borçlu olmadığını tespit ettirmek ve kötü niyet tazminatı talep ederken; davalı ise bonoları iyi niyetli bir üçüncü kişi olarak ciro yoluyla edindiğini, davacının borçtan kaçındığını, mal varlığını sakladığını ve icra takibinin haklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 26/03/2026
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/09/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkiline alacaklı tarafından Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya kapsamında takip çıkış 78.110,27 TL değerinde kambiyo senetlerine özgü icra takibinde bulunulduğunu, ödeme emrinin müvekkiline 21/03/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin pazarcılık işi ile uğraştığını, müvekkilinin yıllardır davalının hısım olan ...dan toptan bir şekilde ürün aldığını, bu ürünlerin bedellerini davalı bonolarda alacaklı olarak düzenlenen ...a ödediğini, müvekkili bu ürünlerin karşılığı olarak her ay belli tutarlarda bono verdiğini ve borcunu her daim ödediğini, borcunu ödedikten sonra bonoları geri aldığını, davalının hısmı ve bonolarda alacaklı olarak düzenlenen ... 15/11/2023 düzenleme, 25/01/2024 vade tarihli, 25/01/2024 düzenleme, 25/07/2024 vade tarihli ve 05/09/2024 düzenleme, 25/02/2025 vade tarihli 3 adet bonoyu müvekkilinin vade tarihinde borcu ödemesine rağmen kendisine vermediğini, icra takibine konu olan alacaklısı ... olarak düzenlenen bu bonolara dayanarak davalı ... tarafından kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, düzenlenen tüm bonolarda alacaklı ... gözükmesine ve müvekkilinin tüm ödemeleri ...a yapmasına rağmen senetlerin kötü niyetli olarak davalıya ciro edildiğini ve icra takibi yapıldığını, müvekkilinin borcunu vadesi geldiğinde elden teslim yoluyla verdiğini ve ... adlı şahsa gönderdiği bir dekont olduğunu, müvekkilinin borcun tamamını ödemesine rağmen davalı tarafından mükerrer tahsil yapılmaya çalışıldığını, müvekkilinin davalı ... ile hiçbir şekilde tanışmadığını, müvekkili ...dan aldığı toptan tekstil ürünlerini pazarda satmasına karşı müvekkilinin kızına ait olan tekstil mağazasına hacze gidildiğini belirterek, müvekkilinin kendi işletmediği dükkana haciz gelmesinin hukuka aykırı ve davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin ve ailesinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı oldukça açık olduğundan davaya konu icra takibi neticesinde müvekkilinin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle takip çıkış alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacı tarafın borcunu ödemekten kaçındığını, mal varlığını sakladığını, davacının Antalya ili, ... ilçesi, ... cad. bulunan tekstil mağazasını işlettiğini, borçlarını ödemediği ve devamlı surette icrai işlemler ile karşılaştığı için kızının adına iş yeri açarak hacizden kurtulmayı amaçladığını, pazarcı olduğuna dair iddiaların tamamen yalan ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davaya konu icra dosyasından gönderilen ödeme emri ve eklerinin davacıya ... Caddesi'ndeki iş yerinde tebliğ edildiğini, icra dosyasından yapılan fiili hacizde, davacının tekstil dükkanını işlettiğinin ve yine tekstil dükkanının yönetici koltuğunda oturduğunun, yapılan haciz işlemi ile anlaşıldığını ve haciz tutanağı ile zabıt altına alındığını, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ticari defterlerin tamamen uydurma ve kurgudan ibaret olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davaya konu senetler ile de hiçbir alakası olmadığını, davalı müvekkilinin ciro ile senedi temlik aldığını, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, davacı borçlu haciz esnasında haciz memurunu zor durumda bıraktığını, haciz esnasında davacıda yapılan üst aramasında 2.000 TL'lik ödeme yaptığını, davalının elden ödeme yaptığına ilişkin beyanların da tamamen yalan olduğunu, söz konusu senetler ile ilgili ne elden nede hesaptan ödemesi bulunmadığını, davacının davalıya birden çok senetten dolayı borcu bulunduğunu, sunulan ödeme belgeleri ve dekontun senet ile ilgisi bulunmadığını beyan ederek, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Dava konusu bono şekli açıdan unsurları tam olup kambiyo senedi vasfındadır. Kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Şekli açıdan unsurları tam olan bonolar üzerinde bedelin nakden alındığının yazılı olduğu görülmüştür. Somut olayda, davacı tarafından ödeme yapıldığı iddia edildiğinden borcun ödendiğini ispat yükü davacı tarafta olduğu ve ödemenin yazılı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Kural olarak, borç senedinin borçluya geri verilmesi ve onun elinde bulunması durumunda borcun sona ermiş sayılacağı, yani borcun ödendiğine karine teşkil edeceği, davacının ödediği senetleri geri iade almadığına ilişkin beyanı karşısında, senetlerin davalı alacaklıda olduğundan karinenin aksi yani ödeme yazılı belgelerle ispat edilmelidir. Davacı tarafından ibraz edilen belgelerin senedin ödemesine ilişkin olmadığı gibi dava dilekçesinde dava dışı lehdar ...a elden ödendiğini beyan edilmiştir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü lehdara ödeme iddiasını ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davalının kabul etmemesi karşısında davacı senetten dolayı borcu ödediğini yazılı bir delille kanıtlayamamıştır. Davacı yemin deliline dayanmışsa da bedelsiz senedi kullanmak suç olduğundan ve HMK'nın 226/3 maddesi uyarınca konusu suç olan vakıalarla ilgili yemin teklif edilemeyeceğinden davacı vekiline yemin hakkı hatırlatılmamıştır. Kaldı ki, poliçede şahsi defiyi düzenleyen yukarıdaki madde metninde kural olarak, şahsi defilerin, iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği belirtilmiş; bu kuralın tek istisnası ise, hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması yani kötüniyetle senedi iktisap etmesi gösterilmiştir. Davacı her ne kadar davalıya kötü niyetle ciro edildiğini ileri sürmüş ise de, öncelikle lehdara ödeme iddiasının kanıtlanması sonrasında hamil(davalı-takip alacaklısının) senedi iktisap ederken bile bile keşidecinin (davacı-takip borçlusu) zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil olduğunun kanıtlanması gerektiği, tüm bu hususların kanıtlanamadığı sonuç ve kanaatine varılarak, açıklanan sebeplerle ispatlanamayan davanın reddine" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin toplanmadığını, ticari defter, banka hesap hareketlerinin celbinin gerektiğini, taraflar arasındaki bağlantının araştırılmasının gerektiğini, dekontun senetle ilgisiz sayılmasının hatalı olduğunu, yemin deliline ilişkin yaklaşımın hatalı olduğunu, savunma hakkının daraltıldığını, gerekçenin denetime elverişli olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takibe konu senet üzerinde davacının keşideci, davalının hamil olmasına, davacının lehtara ödeme yaptığı iddiasında olmasına, TTK'nın 687. maddesi gereğince şahsi defiyi davalı hamile öne süremeyecek olmasına, hamilin poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına iktisap ettiği yönünde somutlaştırılmış bir iddia bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...