Trafik kazası sonucu yaralanan davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı, tedavi ve bakıcı giderleri ile manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi ve istinaf süreci.
Özet: Bu hukuki metin, 2015 yılında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda yaralanan davacının, sürücü, işleten ve sigorta şirketine karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasını incelemektedir; davacı, kaza nedeniyle uğradığı geçici ve sürekli iş gücü kaybı, tedavi ve bakıcı giderleri ile manevi zararlarının tazminini talep etmiş, ilk derece mahkemesi davacının taleplerini kısmen kabul ederek belirli miktarda maddi ve manevi tazminata hükmetmiş, ancak sigorta şirketinin ödediği kısmı düşerek kalan meblağı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiş, tarafların bu karara itirazı üzerine dosya istinaf incelemesine gönderilmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2023/5276 E.  ,  2025/16358 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2861 E., 2023/368 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/89 E., 2022/530 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.06.2015 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine yapılan başvuraya rağmen sigorta şirketinden taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin geçici ve sürekli iş gücü kaybından doğan maddi zararı ile tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinden oluşan maddi zararının tazmini için, ileride arttırılmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılar ... ve ... açısından kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile, davalı ......açısından (sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararlarının tamamının tazmini için 100.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 07.10.2019 tarihli talep arttırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini toplam 335.306,93 TL'ye yükseltmiş, 21.02.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini toplam 377.806,06 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Belediye'ye ait bulunan otobüsü kullanan şoförün meydana gelen kazada kusursuz olduğunu, davacı tarafın kazada tam kusurlu bulunmasından dolayı tazminat taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, bu miktarın davacı tarafın duyduğu acı ve üzüntünün karşılığı olarak değil, tamamen zenginleşmeye yönelik bir talep olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; ... Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı talebinin teminat dışı olduğunu, müvekkili şirkete davadan önce yapılan başvuruda gerekli evrakın ibraz edilmediğini, davacı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatlanması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan maluliyet raporu alınması gerektiğini, davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden ücreti vekalet ve mahkeme masraflarından sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... duruşmalardaki beyanında; aleyhine olan hususları kabul etmediğini, ekonomik durumunun bulunmadığını, herhangi bir ödeme yapamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1-İlk Derece Mahkemesi 28.09.2015 tarihli 2015/550 E, 2021/439 K sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının 6.570,64 TL geçici iş göremezlik, 355.524,62 TL sürekli iş göremezlik, 9.946,80 TL bakıcı gideri, 4.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 376.042,06 TL maddi tazminattan; davacıya davalı ... şirketi tarafından dava sırasında kaza tarihinde geçerli olan ZMMS poliçe limiti kapsamında ödenen 290.000,00 TL'lik kısım yönünden davacının tüm davalılar yönünden talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacıya davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme dışında kalan 86.042,06 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
2-İlk Derece Mahkemesi 28.09.2015 tarihli 2015/550 E, 2021/439 K sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2022 tarihli, 2022/93 E, 2022/74 K sayılı kararı ile maluliyet raporu Çalışma Gücü Yönetmeliğine göre düzenlendiğinden itirazların yersiz olduğu, alınan kusur raporları örtüştüğünden kusur itirazlarının reddedildiği, müterafik kusurun ispatlanmadığı, hesaplamada PMF yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması gerektiği, daha üst düzeyde manevi tazminat takdirinin dosya kapsamına ve hakkaniyet uygun olacağı bu itibarla davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu, davacının talebini ikinci kez arttıramayacağından Mahkemenin kararının doğru olduğu, Yerel Mahkemece, hükme bağlanan mahkeme kesinleşmiş ilamları da eklenmek suretiyle davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneği ödenip ödenmediği, ödenmiş ise toplam tutarının bidirilmesi, ayrıca sürekli iş göremezlik geliri bağlanıp bağlandığı, ödenen geçici işgörmezlik ödeneğinin veya bağlanmış ise peşin gelirin rücua tabi olup olmadığı, rücua tabi ise rücu edilecek ilk peşin sermaye değerinin öğrenilmesi veya miktarının SGK'dan sorularak tespiti ile bu duruma göre yapılan ödemenin hesaplanan tazminattan mahsubunun gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda Yerel Mahkeme tarafından rücuya tabi olup olmadığı kesin olarak tespit edilmeden rücuya tabi geçici iş göremezlik ödeneği düşülüp bu bedel üzerinden davalılar lehine 1.764,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğu, dava açıldıktan sonra ödenen 290.000,00 TL açısından dava ret edilmemiş olup yargılama giderlerinden de davalıların sorumlu olması gerektiği ve bu yargılama esnasında ödenen bu miktarın da dava değerine eklenerek yargılama giderlerinin kabul ret oranlaması yapılması gerekirken davacı lehine eksik yargılama giderine hükmedildiği, yasal faize hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacının 02.06.2021 tarihli dilekçesi ile harcını yatırmak suretiyle talep artırımı talebinin ikinci ıslah yasağı kapsamında yapılmamış sayıldığı anlaşılmakla artırılan bu kısım için ıslah yapılmamış sayıldığından lehe vekalet ücreti taktiri mümkün olmayıp itiraz yersiz olduğu gerekçesiyle davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle kabulü ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3-İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 6.571,64 TL geçici iş göremezlik, 355.524,62 TL sürekli iş göremezlik, 9.946,80 TL bakıcı gideri, 4.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 376.043,06 TL maddi tazminattan davacıya davalı ... şirketi tarafından dava sırasında kaza tarihinde geçerli olan ZMMS poliçe limiti kapsamında ödenen 290.000,00 TL'lik kısım yönünden davacının tüm davalılar yönünden talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacıya davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme dışında kalan 86.043,06 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı yanın asli ve tam kusurlu olduğunu, maluliyete ilişkin yanlış yönetmelik hükümlerinin hükme esas alındığını, müvekkilinin maluliyetinin daha fazla olduğunu, aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporları doğrultusunda öncelikle 07.10.2019 tarihinde sonra 21.02.2020 tarihinde ve son olarak 02.06.2021 tarihinde herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına talep artırım dilekçesi verildiğini bu sebeplerle davacının gerçek zararının belirlenmesinin uzun sürdüğünü, gerçek zararının tam olarak bilindiği anda harcını yatırmak suretiyle 02.06.2021 tarihli talep artırım dilekçesinin mahkemeye sunulduğunu, zararın miktarının tam ve kesin olarak belirlendiği anda 02.06.2021 tarihinde harç tamamlanmış olup bu talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatına eksik olarak hükmedildiğini, öncelikle gelen tüm yazı cevaplarında yapılan bu ödemenin rücuya tabi olmadığının açıkça belirtildiğini, bir an rücuya tabi olduğu düşünülse bile yapılan ödemenin sigorta şirketi tarafından yapıldığını, sigorta şirketi ile sulh olunduğunu, ilgili şirketin yapmış olduğu tüm ödemeler açısından davacıyı ibra ettiğini ve davacının da sigorta şirketi hakkından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi talebinde bulunduğunu, hüküm ile poliçe limiti olan 290.000,00 TL'nin yanında bir de 1.764,00 TL'nin toplam tazminattan düşüldüğünü, 8.334,64 TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik açısından da tam kabul kararı verilmesi ve neticesinde davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, dava açıldıktan sonra ödenen 290.000,00 TL açısından dava ret edilmemiş olup yargılama giderlerinden de davalıların sorumlu olması gereği muhakkak iken hangi oranlama ile yargılama giderlerinin bu kadar düşürüldüğünün anlaşılamadığını, bu nedenlerle maddi tazminat açısından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve davacı tarafından yapılan toplam yargılama gideri miktarının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesi gerektiğini, kazaya karışan ve kusurlu aracın ticari bir araç olması hasebiyle maddi tazminata işletilecek faizin avans(ticari) faizi olması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili belediyeye ait bulunan otobüsü kullanan şoförün meydana gelen kazada kusursuz olduğunu, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun çelişkili olduğunu, davacı lehine hükmedilen maddi tazminatın yerinde olmadığını, hükme esas alınan hesap raporundaki hesaplamaların ve kullanılan verilerin hatalı olduğunu, davacının kazanın etkisinin ağırlaşmasına kendi kusuru ile sebep olduğunu, davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine karar verilen kısım yönünden hesaplanan vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun raporunun usul ve esas açısından hukuka aykırı olduğunu, kazanın oluşumunda kendisinin kusurunun bulunmadığını, aktüerya bilirkişisinin raporunun hükme kurmaya elverişli olmadığını, maddi tazminat miktarının belirlenirken müterafik kusur indirimi yapılmadığını, maddi tazminat miktarının yüksek tespit edildiğini, maddi tazminatın reddedilen kısmı yönünden eksik vekalet ücreti hesaplandığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık konusu dava trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentlerin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin maluliyete ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Olay tarihinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir.
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun davacı hakkında düzenlediği 07.02.2019 tarihli raporda olay tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin esas alındığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları irdelenmek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacının maluliyet durumuna ilişkin alınan raporlar arasında oluşan çelişkiyi giderecek ve denetime uygun olacak şekilde, davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve Mahkemece karara esas kabul edilen aktüer raporunda PMF Yaşam Tablosu’na göre tazminat hesabı yapılması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle tazminatın belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine.
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.