İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası kaynaklı hasar ve değer kaybı tazminatına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının bilirkişi raporu ve faiz başlangıcı itirazları çerçevesinde istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazasında davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait aracın tam kusurlu bulunması sonucu davacıya ait araçta oluşan bakiye hasar ve değer kaybı tazminatının tahsili talebine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almaktadır; davalı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, değer kaybı hesaplamasının hatalı olduğunu, kusur tespiti için atk raporu alınmadığını, hasar hesaplamasında onarım durumlarının gözetilmediğini, çoklu araç kazasında garameten paylaşım gerektiğini ve faizin başlangıç tarihinin yanlış belirlendiğini iddia ederek karara itiraz etmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/329
KARAR NO : 2026/1375
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2023
NUMARASI : 2021/860 E. 2023/972 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 17.09.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17.09.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2023 tarih 2021/860 E. 2023/972 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 02.08.2021 tarihinde, davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'un maliki, dava dışı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, davacının maliki, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarptığını, çarpmanın etkisiyle davacıya ait aracın önündeki ... plakalı araca çarptığını, kaza nedeniyle davacıya ait araçta hasar oluştuğunu, taraflarca tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine bir miktar ödeme yapıldığını, ancak bakiye hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 50,00 TL bakiye hasar bedeli ve 50,00 TL değer kaybı olmak üzere 100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 23.08.2023 tarihli değer artırım dilekçesi ile hasar bedeli tazminatı istemini 22.158,13 TL, değer kaybı tazminatı istemini 7.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacıya 19.08.2021 tarihinde 9.000,00 TL hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı ödendiğini, müvekkilinin dava konusu hasara ilişkin sorumluluğunun kalmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının ATK tarafından tespiti gerektiğini, sigortalının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, hasar bedelinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, değer kaybı tazminatının genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, aracın daha önce başka bir kazaya karışıp karışmadığının araştırılması gerektiğini, kıymet kazanma tenzili uygulanması gerektiğini, talebin fahiş olduğunu, aracın yetkili serviste orijinal parçalar kullanılarak onarılmış olması halinde araçta değer kaybı yaşanmadığını hatta araçtaki eskiyen ve yıpranan parçaların yenilenmesi nedeniyle değer artışı meydana geleceğini davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; davalıların ZMMS sigortacısı, işleteni ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın takip mesafesini korumayarak önünde seyreden davacıya ait .... plakalı araca arkadan çarptığı, Karayolları Trafik Kanunu 56-1.c ve Karayolları Trafik Yönetmeliği 107. Maddesi uyarınca kazanın oluşumunda etken olduğu, davacıya ait araçta 31.158,13 TL tutarında hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 19.08.2021 tarihinde 9.000,00 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığı, bakiye hasar bedelinin 22.158,13 TL olduğu, Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde yapılan hesaplamaya göre 7.000,00 TL değer kaybı oluştuğu, dava dilekçesi ve değer arttırım dilekçesinde avans faizi talep edilmiş ise de kazaya karışan araçların tescil bilgilerinde kullanım amacı hususi olduğundan yasal faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 22.158,13 TL bakiye hasar bedeli alacağı ve 7.000,00 TL değer kaybı alacağı olmak üzere toplam 29.158,13 TL maddi tazminatın 16.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, değer kaybı hesabının hatalı olduğu ve tespitlere ilişkin olarak raporda somut bir belge yahut kıyasa uygun emsal satış bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun kusur yönünden hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve ATK'dan kusur tespitine yönelik rapor alınmadığı, bilirkişi raporunda gerçek zararın belirlenmesi için hasar gören parçaların onarım ve eşdeğer parça ile değiştirilmesi durumları gözetilmeksizin farazi hesaplama yapıldığı, kazanın birden fazla aracın karıştığı bir kaza olduğundan garameten paylaşım uygulanarak sonuca gidilmesi gerektiği, faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihinden itibaren başlaması gerektiği ve hükümde bu hususun gözetilmediği istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı tarafından hüküm istinaf edilmemiştir.
GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar bedeli ile değer kaybı tazminatının karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı tarafından kusur durumunun incelenmesi bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ileri sürülmüş olup, davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bir kusur bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde ve olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde, tarafların kusur oranlarının mahkemece tespit edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece belirlenen kusur oranlarının bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı). Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve onarım yapıldıktan sonra ikinci el değeri arasındaki farkın değer kaybını oluşturduğu, bilirkişi raporunda Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde hesaplama yapılarak değer kaybı hesaplandığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklandığından, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte, ZMSS sigortacısı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK'nun 99/I. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Eldeki davada, davacı yanca davalı şirkete 03.08.2021 tarihinde yapılan hasar ihbarı neticesinde 16.08.2021 tarihinde temerrüt gerçekleştiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde dava konusu tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminde bulunduğu gözetilerek hasar bedeli ve değer kaybı tazminatının 16.08.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde olup bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/5683 E, 2020/5364K ve 2012/3918 E, 2012/11488K sayılı kararları)
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olarak belirlenmiş olmasına, davacının aracında oluşan değer kaybı tutarının KTK'nın 90/5. maddesine uygun olarak belirlenmiş olmasına, kararda tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.991,79-TL'den peşin alınan 497,94-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.493,85-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026