Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, mirasçıların murisin hastalığı sırasında düzenlendiğini iddia ettikleri senede dayalı icra takibine karşı açtıkları menfi tespit davasının incelenmesi.
Özet: Davacılar, vefat eden mirasbırakanlarının son hastalığı döneminde imzalandığını iddia ettikleri, davalı ile aralarında gayri resmi birliktelik ve işçi-işveren ilişkisi olduğu ileri sürülen, 900.000 TLlik senet borcunun gerçek dışı olduğunu ve mirasbırakanın imza kapasitesi ile senet tarihlerinin uzmanlarca incelenerek borçlu olmadıklarının tespitini ve icra takibinin durdurulmasını talep ederken; davalı, yasal mirasçıların icra takibini durdurmak için gerekli teminatı yatırmadıklarını, aksine mirasbırakanın malvarlığını devrettiklerini belirterek davanın reddini, kötüniyet tazminatı ile yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasını savunmaktadır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Antalya 4.Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ: 24/02/2026DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 14/09/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, ...'nun, yaklaşık bir sene önce vefat eden müteveffa ...’in eşi olup, bu evliliğinden 3 çocuğu olduğunu, müteveffa ile davacının Hollanda‘da yaşadığını, müteveffa ile davalının da Hollanda‘da gayrı resmi birliktelik yaşadığı ve bu birlikten müteveffanın 2 çocuğu olduğunu, birliktelik yaşandığı sırada davalının müteveffanın işçisi konumunda olduğunu, yaklaşık bir sene önce müteveffanın ağır bir hastalığa tutulduğunu ve 3 hafta içerisinde vefat ettiğini, müteveffanın malvarlığının yasal mirasçısı olan davacılara kaldığını, ancak müteveffanın ölümü üzerine davacıların borçlu olarak yer aldığı ve asıl borcun 900.000 TL’lik bir senet olduğu Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından bir ödeme emri tebligatının taraflarına ulaştığını, ancak davalı ile müteveffa arasında 900.000 TL‘lik nasıl bir alacak ilişkisi olduğunun davalıca ispata muhtaç olduğunu, müteveffanın kimse ile bu denli yüklü miktarlarda alacak-verecek ilişkisi bulunmadığını, davaya konu senedin düzenlenme tarihi itibari ile ve taraflarınca haricen edilen bilgilere göre müteveffanın kanser hastalığı ile cebelleştiği ve ölüm döşeğinde olduğu dönemde imza altına alınmış bir senet olduğunu, davaya konu senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, müteveffanın imza örneklerinin bulunduğu kurumlardan alınacak imza örnekleri ile senetlerde bulunan imzaların aynı olup olmadığı hususunun, şayet imza müteveffaya ait çıkarsa o esnada bilincinin yerinde olup olmadığı hususunun, senetler üzerine konulmuş olan tarihlerin ne zaman yazıldığının bilirkişilerce tespitine, davaya konu senetler hakkında başlatılmış olan icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan alınıp taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, müvekkilinin alacaklısı olduğu Antalya 8. İcra Müdürlüğü'ne ait ... Esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine özgü takipte faiz ve masraflar hariç asıl alacak miktarının 936.749,59 TL olduğunu, takip borçlusu olan ...’in vefatı sebebiyle, icra takibinin yasal mirasçıları olan davacılardan ..., .... ve ...’e tebligat gereği yurtdışı tebligatı yapıldığını, davacı mirasçıların yasal süre içerisinde; Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile borca ve imzaya itiraz ettiklerini, dava derdest olup, müteveffanın imza örnekleri için resmi kurumlara müzekkere yazılma aşamasında olduğunu, müzekkere dönüşlerini takiben grafoloji uzmanına dosyanın tevdi edileceğini, davacı mirasçıların Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının, ara kararı gereği hükmedilen “asıl alacağın takdiren %10’una karşılık gelen 90.000,00 TL nakit teminatı" dahi yatırmadıklarını, davacıların asıl amacının bahsi geçen icra takibini durdurmak olduğunu, açmış oldukları imzaya ve borca itiraz davasında teminatı yatırıp, dava sonuçlanıncaya kadar icra takibini ve icrai işlemleri durdurmak olduğu yorumu yapılabileceğini, ancak mirasçıların gerek imzaya ve borca itiraz için açmış oldukları davada, gerekse devamındaki işlemlerde amaçlarının mirasçı sıfatı ile borçtan kurtulmak ve icra dosyasını semeresiz bırakmak olduğunu, teminatı yatırmamakla birlikte; davacı mirasçıların, icra takibi açıldıktan sonra, müteveffa borçlu ...’in üzerinde kayıtlı bulunan gayrimenkullerden Antalya ili, .... ilçesi, ....Mahallesi, ...ada, ...parselde bulunan bağımsız bölümü davacılar ..., ... ve ... üzerine intikal ettirdiğini ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii ... ada ...parselde yer alan ..ve ...nolu bağımsız bölümlerin davacı mirasçıların yasal temsilcileri olan, davacı anne ... tarafından dava dışı ...'e verilen satış vekaleti yetkisi ile dava dışı ...'in öz babası olan ...e satış gösterilmek suretiyle üzerine devir ve tescil ettirildiğini, icra dosyasından öğrenilen bu bilgilerin akabinde de taraflarınca açılan Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile de BK 19. maddeye dayanarak muvazaa nedeni ile tasarrufun iptali davası açıldığını, haksız, hukuki dayanaktan davanın reddine, gerçek dışı beyanları ile ileride tespit olunacağı üzere davacı yanın iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile asıl alacağın % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu takibe dayanak borçlusu ..., kefili ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 30/01/2017 düzenleme tarihli 30/03/2017, 30/05/2017, 30/07/2017, 30/09/2017, 30/11/2017 vade tarihli 180.000,00 TL bedelli bonolarda Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 04/10/2021 tarihli raporla bonoların düzenlendiği 30/01/2017 tarihi itibariyle davacıların miras bırakanı müteveffa ...’in fiil ehliyetine haiz olduğu hususunun tespit edildiği, bonoların müteveffanın iradesi sakatlanmak suretiyle düzenlendiği ve bedelsiz olduğu hususunun ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine, Mahkememizce verilen ve uygulanan bir tedbir kararı bulunmadığından davalı taraf yönünden tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığının kabulü ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; murise ölüm döşeğinde iken senet imzalatıldığı, senedin borç ilişkisine dayalı olarak verildiğinin kabul edilemeyeceğini, senetlerin muvazaalı olarak verildiğinin çok açık olduğunu, muvazaa yönünden yeterli inceleme yapılmadığını, mahkemece özellikle ehliyetsizlik iddiası üzerinde çokça durulduğunu ancak muvazaa ve irade fesadına yeterince değinilmediğini, yemin delilinin yöntemine uygun olarak yerine getirilmediğini, murisin gayri resmi eşi ve çalışanına karşı böyle bir senet verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, muvazaalı olması nedeniyle iptali gerektiğini, ehliyetsizlik yönünden de yapılan araştırmanın yetersiz olduğunu, delillerin toplanmadığını, eksik araştırma yapıldığını, davalı ile muris arasında hukuki ticari vs. bir ilişki bulunmadığını, dava konusu senedin verilmesi için hukuken geçerli bir sebep bulunmadığını, yine davalı ve muris arasında herhangi bir para transferinin bulunmadığını, delil listesinde sunulan flash diskte karşı tarafın bu senetlerin altının boş olduğuna yönelik açık kabul ve ikrarlarının bulunduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davanın imza inkarı, imza sahibinin fiil ehliyeti bulunmadığı, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, muris muvazaası bulunduğu iddialarına dayalı menfi tespit davası olmasına, imza inkarı sebebinden ilk derece yargılamasında vazgeçilmiş olmasına ve bu konuda bir istinaf sebebi bulunmamasına, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bedelsizlik iddiasının kesin delil ile ispatı gerekmesine, murisin senedi imza tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunun ise yeterli inceleme sonucu alınmış, denetime açık, mevzuata uygun ATK tarafından düzenlenen 11/10/2021 tarihli rapor ile sabit olmasına, muris muvazaası iddiasının her türlü delil ile ispatının mümkün olmasına, ancak dosya kapsamındaki dinlenen tanıkların senedin murisin üzerine kayıtlı olmayan iki çocuğunu güvence altına almak için düzenlenerek resmi nikahlı olmayan davalı eşe verildiğini beyan etmelerine, bu hususun ise muris muvazaası olarak nitelendirilemeyecek olmasına (bknz Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2008 tarihli 2008/1855 Esas - 2008/8827 Karar sayılı emsal ilamı), yemin eda edecek şahsın yaşadığı ülke hukukuna göre yemin delilinin uygulanmamasına, kaldı ki somut olayda yemin konusunun da suç olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacıların istinaf başvuruları nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...