Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali iddiasıyla YIDK kararının iptali istemli davanın yargılanması.
Özet: Bu dava, davacının "..." markası ile davalıya ait "..." markası arasındaki karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptalini talep ettiği; davacının markaların görsel ve işitsel farklılıklar, ek unsurlar ve farklı hizmet sınıflarında (43. sınıf davacı, 30. sınıf davalı) kullanılmasını ileri sürerek benzerlik olmadığını savunduğu; davalıların ise markaların çekirdek unsurlarının (örneğin d ve t harfi farkı dışında) büyük ölçüde aynı olması, benzer mal ve hizmet sınıflarında (30. sınıf) yer alması ve tüketicilerin dikkat düzeyinin düşük olduğu hızlı tüketim ürünleri olması nedeniyle yüksek derecede karıştırılma ihtimali taşıdığını iddia ettiği bir marka tescili uyuşmazlığı hakkındadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/257 Esas - 2026/146

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/257
Karar No : 2026/146
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 20/06/2025
Karar Tarihi : 08/04/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 08/04/2026
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalılardan ... markasındaki şekil unsuru ve ilave harf unsurundan doğan farklılıkların, davalı markasına müvekkili markasından uzaklaşmayı sağlayacak düzeyde ayırt edicilik kattığı net olduğundan söz konusu markaların karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olmadığını, ...'e ait markaların "..." kök ibareli ve birçoğu şekil unsuru da içeren karma markalar olduğunu, müvekkili markasının 43. sınıfta kullanımda olduğu göz önüne alındığında mal ve hizmetler bakımından aynı tüketici grubuna hitap etmediğini, görsel ve işitsel olarak da tüketicilerin karıştırmasının mümkün olmadığını...." markası ile müvekkiline ait "..." markası değerlendirildiğinde, markaların ikinci harfinde yer alan farklılığın tüketicinin kolaylıkla dikkatini çekeceğini ve karıştırma ihtimalini azaltacağını, “.... kelimelerinin birleşimi gibi de algılandığını, kavramsal olarak da birbirlerine benzemeyen .... sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tescil işlemlerinin tamamlanmasına ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı...." ibaresinden oluştuğunu, markaların esas unsurlarına bakıldığında, markalarda yer alan harfler hemen hemen birbirinin aynısı olup, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında markaların görsel, işitsel yönden bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılma ihtimaline neden olacak şekilde benzerliğe sahip olduklarını, başvuru markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurların da bulunmadığını, dolayısıyla, başvuru konusu ibareye bakıldığında gözde bıraktığı iz, duyulduğunda kulakta kalan ses, redde mesnet markayı hatırlattığını, aynı tür mallar üzerinde ortalama dikkate sahip tüketiciler nezdinde iki markayı birbirinden yeterince ayırt etme niteliğinin bulunmadığını ve başvuru ile itiraza dayanak markalar arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil, karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, ibarelerin benzerliği ile birlikte, başvuru markasının kapsamındaki mal/hizmetler redde mesnet markaların kapsamında bulunan mal/hizmetlerle aynı/benzer nitelikte olduğunu, dolayısıyla “markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması” koşulu da mezkur markalar açısından kısmen gerçekleştiğinden, söz konusu markalar bakımından md. 6/1 deki karıştırma ihtimaline ilişkin koşulların gerçekleşmiş olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili cevaplarında özetle; davaya konu “...” markasının, ayırt edici nitelikte hiçbir kelime ya da şekil unsuru eklenmeden müvekkil markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmet sınıflarında tescile konu edilmiş olduğunu, “...” markasının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan müvekkilin “...” markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının “...” markasının, bir kelime markası olduğunu, müvekkilinin itiraz gerekçesi olarak gösterilen markalarının ise, hem tek başına “...” ibaresinden oluşan kelime markaları hem de “...” ibaresiyle birlikte şekil unsurları da içeren karma (kelime+şekil) nitelikte markalar olduğunu, bu durumda, markalar arasındaki benzerliğin, “...” ve “...” kelime unsurları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu “...” markasının, müvekkilin “...” markasının iç kısmındaki “D” harfinin “T” harfiyle değiştirilmesi yoluyla oluşturulmuş olduğunu, markaların başlangıç kısmında yer alan “....harfleri ve sondaki “A” harfi ile bu harflerin diziliminin birebir aynı olduğunu, markalar arasındaki farklılığın, tek harften ibaret olduğunu, görsel algının önce dışta bulunan elemanları ayırt etmesi nedeniyle, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik durumu son kısma göre, son harf de kelimenin iç kısımlardaki harflere göre daha büyük öneme sahip olduğunu, “...” ve “...” markalarının başlangıç kısımlarının ve son harflerinin aynı olduğunu, “T” ve “D” harflerinin iç kısımda yer aldığını, markalar görsel algı bakımından en önemli kısımlarda aynı olup tek harf farklılığının ayırt ediciliğe etkisinin bulunmadığını, dava konusu markanın, müvekkili markalarının tescilli olduğu 30. sınıfta tescile konu edilmiş olduğunu, markaların kapsamında yer alan malların ortak olduğunu, ayrıca, 30. sınıftaki cins ve nitelikleri gereği tüketicilerin satın alma sürecine az zaman ayırdığı, hızlı tüketilen ve görece ucuz ürünler bakımından ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesi düşük olup tüketicilerin büyük çoğunluğunun da çocuklardan oluştuğunu, ayrıca, dava konusu markayı taşıyan ürünlerle müvekkilinin ürünleri aynı satış noktalarında, aynı reyonlarda ve aynı raflarda satışa sunulduğunu, dolayısıyla, market raflarında dava konusu markayı taşıyan bir ürünle karşılaşan, dikkat ve algı seviyesi düşük ve çoğunluğu çocuklardan oluşan ortalama tüketicinin bu ürünü, müvekkili tarafından üretilmiş başka bir ürün olarak algılaması, karıştırmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu “...” markasının tescili ve kullanımı durumunda, tüketicilerce müvekkili markasıyla ilişkilendirileceğini, tüketicinin dava konusu markayı taşıyan ürünlerin müvekkili tarafından yahut onun bilgisi dahilinde piyasaya sunulduğu algısına kapılacağını ve markalar ve/veya işletmeler arasında idari veya sözleşmesel bir ilgi bulunduğu yanılgısına düşeceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı..... vekili cevaplarında özetle; toplamda 5 harften oluşan, müvekkili şirkete ait “...” ibareli marka ile 4 harfi birebir aynı şekilde ve aynı sırayla içeren ve sadece tek harf yönünden farklılık arz eden, dava konusu ... esas unsurlu marka arasında, görsel benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirkete ait ... esas unsurlu markanın 2. sırasında harfin farklılaştırılması suretiyle oluşturulan itiraz konusu ... esas unsurlu marka arasında işitsel benzerlik bulunduğunu,... numara ile başvurusu yapılan ... ibareli itiraz konusu markanın, 30. ve 43. sınıftaki emtialar için tescilinin talep edildiğini, müvekkili şirkete ait markanın da 30. ve 43. sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından tescilli olduğunu, her iki markayı farklı zamanlarda ve ayrı ayrı gören ortalama dikkat seviyesine sahip tüketicilerin, ... ibareli markayı, müvekkili şirkete ait markaların, satışa sunulan farklı ve yeni bir versiyonu olarak algılayabileceklerini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 07/02/2023 tarihinde 30. ve 43.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalı şirketler ve davalı şahıs tarafından birtakım markalarına dayanarak itirazda bulunulduğu, davalıların itirazlarının kısmen kabulüne (bütün itirazlar değerlendirildiğinde dava konusu markanın tümden reddine) karar verildiği, davacının işbu karara karşı itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu 30. sınıftaki mallar ile 43. sınıftaki hizmetlerin davalıların redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta benzer bulunan 30. sınıfa giren mallar ile 43. Sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin yani gıda maddelerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu değerlendirilmiştir.
Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ATAD kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”. Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, düz, standart karakter, büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu,
Davalılardan ....” ibaresinin yer aldığı herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “....” ibaresi olduğu,
Davalılardan ... ...” ibareli markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, diğer markaların esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu,
Davalılardan ...’in redde gerekçe “...” ibareli markası, siyah zemin üzerine, “M” harfi stilize edilmiş, beyaz renk olmak üzere, diğer harfler kırmızı renkte, büyük harflerle, “...” ibaresi ile bu ibarenin altında “OTEL” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Söz konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Bu kapsamında; dava konusu marka ile davalılardan ...’in redde gerekçe “...” ibareli markası görsel, işitsel ve kavramsal olarak bakıldığında; redde gerekçe markanın ilk hecesi olan “ar” ibaresinin markaları işitsel olarak farklılaştırmaya yeterli olduğu, öte yandan söz konusu markanın tertip tarzının farklı olması nedeniyle dava konusu marka ile aralarında oldukça yüksek görsel farklılık bulunduğu, bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla tüketici nezdinde işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile redde gerekçe “...” ibareli marka arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
ANCAK, dava konusu marka ile diğer davalıların redde gerekçe markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; dava konusu markanın esas unsuru (...) ile redde gerekçe markaların esas unsurlarının (..., ...) beş harfli olduğu, dava konusu marka ile her iki redde gerekçe markaların esas unsurlarının dört harflerinin aynı dizilimde yer aldığı, dava konusu markanın ikinci harfi olan “M” harfi ile redde gerekçe “....” esas unsurlu markanın ikinci harfi olan “N” harfi arasında işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın dördüncü harfi olan “D” harfi ile diğer redde gerekçe “...” esas unsurlu markaların dördüncü harfi olan “T” harfi arasında işitsel benzerlik bulunduğu, dolayısıyla markalar arasında yüksek düzeyde işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu, markalar arasındaki farklılığın tek harften (“M-N”, “T-D”) kaynaklandığı, somut olayda markaların kısa ibareler olmaması nedeniyle tek fark değişikliğinin markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabileceği, ibarelerdeki farklılığı meydana getiren harflerin marka işaretlerini işitsel ve görsel olarak farklılaştırmaya yeterli olmadığı, bu farklılığın görsel ve işitsel bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, dolayısıyla tüketici nezdinde işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalıların söz konusu markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Neticede, hem dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetlerin redde gerekçe (.... sayılı markalar HARİÇ) markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar (... sayılı markalar HARİÇ) arasında işitsel ve görsel olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar (... sayılı markalar HARİÇ) arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu 30. sınıftaki mallar ile 43. sınıftaki hizmetlerin davalıların redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka ile redde gerekçe .... sayılı markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile redde gerekçe.... sayılı markalar arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, ... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum, davalı .... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kurum ve davalı şirketlere verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı, davalı kurum ve davalı şirketler vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahsın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır