Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, kambiyo senetlerinden kaynaklanan sebepsiz iktisap iddiasıyla açılan alacak davasının ilk derece mahkemesince ticari defterlerle ispat edilememesi nedeniyle reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, hakkında başlatılan icra takibi sonucunda haksız ve hukuka aykırı şekilde tahsil edildiğini iddia ettiği 54.612,31 TLnin sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesini talep ederek, aldığı malzemelerin bir kısmını ayıplı olması sebebiyle iade etmesine rağmen davalının bonoları geri vermeyip üçüncü kişiye ciro ettiğini, kalan borcunu ödeme karşılığı bonoların iadesini teklif ettiğini ancak davalının oyalaması sonucu ödeme yapmak zorunda kaldığını belirtmiş; davalı ise davacının iddialarının önceki bir icra hukuk mahkemesi kararıyla çürütüldüğünü ve kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise ticari defter incelemesinde davacının iddialarını ispatlayamadığını, kendi defter kayıtlarında davalıya borçlu göründüğünü tespit ederek davanın reddine karar vermiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 09/02/2026
DAVANIN KONUSU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/09/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Kaş İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında davalı ... tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, buna ilişkin müvekkiline ödeme emri gönderildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu itiraz neticesinde takibin durduğunu, itirazın kaldırılması davası neticesinde takibe devam edildiğini ve müvekkilinden 10.10.2022 tarihinde 54.612,31-TL tahsil edildiğini, bahsi geçen tutarın müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, tarafına bono karşılığı teslim edilen malzemelerden 27.837,14 TL'lik malın kötü çıkması nedeniyle davalıya iade etmesine rağmen davalının bonoları tarafına iade etmeyerek 3. kişi oğluna ciro ettiğini, davalıya 6.989,14 TL'lik borcunu bonoların iade edilmesi halinde ödeyeceğini bildirmesine rağmen davalı tarafça sürekli oyalandığını belirterek davanın kabulü ile şimdilik 1.000 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Kaş İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı dosyasından verilen karar ile davacının iddialarının çürütüldüğünü ve iş bu davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, tarafların alışverişleri ve ticari defterleri incelendiğinde müvekkilinin halen davacı taraftan alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..."6100 sayılı HMK.nun 222.maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Tarafların ticari defter ve kayıtları mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelendiğinde; Kaş İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe koyulan senetlerden yalnızca 09/03/2016 düzenleme ve 20/04/2017 vadeli 6.000,00 TL tutarında bononun davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davacı tarafa verilen süreye rağmen bu bononun ödendiğine dair tevsik edici belgenin sunulmadığı, davacının kendi defter kayıtlarına göre cari hesaptan kaynaklı davalıya 7.531,87 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, taraflar arasında birden çok ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava konusu bonoların davacının iddia ettiği satıma ilişkin verilip verilmediği ile davacının davalıdan aldığı inşaat malzemelerinden 27.837,14 TL lik karşılığının kötü çıkması nedeniyle davalıya iade ettiği malzemeler karşılığı davalının da dava konusu bonoları iade edeceği ve davacının o şekilde kalan 6.989,14 TL yi ödeyeceğine dair iddialarının davacı tarafça ticari defter ve kayıtları ispat olunamadığı gibi eda edilen yemin deliliyle de ispat olunamadığı anlaşılmakla haksız davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kambiyo senetlerinden kaynaklanmadığını, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığını, bu nedenle ticari dava bulunmadığını, görevli ve yetkili mahkemenin Kaş asliye hukuk mahkemesi olduğunu, tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, yemin delilinin usulüne uygun uygulanmadığını, davalıdan satın alınan mallar nedeniyle 34.826,28 TL borç bulunduğunu, daha sonra satın alınan malların ayıplı olması nedeniyle 27.837,14 TL tutarında malın iade edildiğini, bonoların “malen” düzenlendiğini ve bu ticari ilişki kapsamında davalıya verildiğini, malların iade edildiğinin ibraz edilen faturalarla ispatlandığını ve faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, kendi ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve bu nedenle bu defterlere itibar edilmesi gerektiğini, takip konusu bonolardan 6.000 TL tutarındaki bononun ödendiğinin de defter kayıtlarıyla sabit olduğunu, bilirkişi raporuna göre müvekkilinin davalıya yalnızca 7.531,87 TL borcunun bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, bonoya ilişkin başlatılan takipte yapılan ödeme nedeniyle keşideci tarafından lehtara karşı açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tarafların tacir olup, uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğu anlaşıldığından davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin yerinde olmasına, takip konusu bonolarda "malen" kaydının bulunduğu ve taraflar arasında mal alış verişinin olduğu anlaşılmakla birlikte her iki tarafın beyanından ve defter kayıtlarından anlaşılacağı üzere taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide takip konusu bonoların hangi malların karşılığında düzenlenip verildiğini gösteren herhangi bir delilin bulunmamasına, davalının kabul etmemesi karşısında davacının iade faturalarına konu malların takip konusu bono karşılığı alınan mallar olduğunu usulüne uygun kesin delillerle ispat edememiş olmasına, diğer taraftan iade faturalarına konu malların dahil olduğu alışveriş için davacı tarafça belirtilen satış rakamının, takip konusu bono bedellerinden fazla olmasına, bonoların hangi mallar karşılığı düzenlendiği ispat edilemediğinden ve ticari defterlere göre davacı halen borçlu olduğundan davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmamasına, takip konusu 6000,00 TL bedelli bononun davacı defterlerinde yer alan ödeme kaydının davacı tarafça tevsik edici bir belge ile ispat edilememesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.14/09/2026
....