Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, keşideci imzasının sahteliği iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, kambiyo senetlerinde imzaların istiklali prensibi uyarınca cirantanın sorumluluğuna ilişkin ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, keşideci imzasının sahte olduğu ve çekteki keşide tarihinin tahrif edildiği iddiasıyla, bir icra takibine konu çekte ciranta olan davacının, imzaların istiklali prensibine göre sorumlu olmadığını belirterek açtığı menfi tespit davasının, ilk derece mahkemesince çekin kambiyo senedi vasfını koruduğu ve cirantanın kendi imzasından sorumlu olduğu gerekçesiyle reddedilmesini ele almaktadır; davacı, müvekkilinin çeki lehtara iade ederken cirosunu iptal etmeyi unuttuğunu, kötü niyetli bir hamil tarafından çekin yeniden tedavüle sokulduğunu, keşideci imzasının sahteliğini teyit eden bilirkişi raporu bulunduğunu, dolayısıyla çekin vasfını kaybettiğini ve kendisinin borçlu olmadığını ileri sürerek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davasının kabul edilmesini talep etmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:07/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:07/10/2020
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:07/07/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davaya konu icra takibine esas çekte müvekkilinin ciranta olduğunu, keşideci imzasının keşide edene ait olmadığının ortaya çıktığını, müvekkilinin senedi iade ettiğini, ancak cirosunu iptal etmeyi unuttuğunu, çeki kötü niyetle alan ...'in bunu ciro ederek dolaşıma soktuğunu, bu çekten borçlu olmadığını, çekte yer alan keşide tarihinin tahrif edildiğini, imza ve parafın keşideciye ait olmadığını, bu hususun bilirkişi marifeti ile tespitinin gerektiğini, Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda imzanın keşideciye ait olmadığının belirlenmesi sebebiyle çekin geçersiz olduğunu belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...Dava konusu çekin incelenmesinde tüm yasal unsurlarının tamam olduğu görülmektedir. Çekte keşideci imzasının bulunması çekin kambiyo senedi olarak nitelendirilmesi için yeterlidir; bu imzanın keşideciye ait olup olmaması borçtan sorumluluk ile alakalı olup çekin sıhhatine etki etmez. Bu halde davacının çekin kambiyo senedi vasfını taşımadığı iddiası yerinde değildir.
Diğer taraftan davacı keşideci imzasının sahte olması nedeniyle kendisinin de borçlu sayılamayacağını öne sürmüştür. Kambiyo senetlerine hakim ilkelerden birisi imzaların istiklali prensibidir. Buna göre keşideci ve ciranta olmak üzere kambiyo ilişkisine giren her kimse ancak kendi imzasından sorumlu ve kendi imzası üzerinde tasarruf ve iddia sahibidir. Diğer imzaların sıhhati müddeinin imzasına ve sorumluluğuna halel getirmez. Bunun altında yatan temel neden ise kambiyo senedinin bir ödeme vasıtası olup senedi ciro edip kullanan kişilerin bu senedin ekonomik faydasından yararlanmış olmasıdır. Bu kapsamda her ne kadar davacı keşideci imzasının sahte olduğunu iddia etse - bu iddia doğru olsa bile - de bu keşidecinin sorumluluğu ile alakalıdır; davacı cirantanın sorumluluğunu etkilemez. Davacının iddiası anılan sebeple yerinde görülmemiş ve ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından örnek 10 kambiyo takibi yapıldığını, takibe dayanak ... A.Ş. ... Bulvarı Şubesi'nin 33.000,00-TL bedelli keşidecisi ... olan 15.02.2016 keşide tarihli (tahrifatla 30.07.2016) ... seri nolu, ilk cirantası ..., 2. ciranta ..., 3. ciranta ... A.Ş., 4. ciranta ..., 5. ciranta ... ve 6. ciranta ..., 7. ciranta (okunmuyor) 02.08.2016 ibraz tarihli bir adet çek olduğunu, müvekkilinin iş bu takibe konu çeki lehtar ...'dan aldığını, fakat 15.02.2016 keşide tarihli çeki bankaya sordurduğunda güvenilir olmadığının ve keşideci imzasındaki ... imzasının sahte olabileceğinin söylenmesi üzerine çeki ...'a iade ettiğini, müvekkilinin iade ederken cirosunu iptal etmeyi unuttuğunu, ...'ın da ... A.Ş.'nin sahibi olup intihar ettiğini, ... adlı kişinin de şahsın ölümünden sonra çeki aldığını ve keşide tarihini 30.07.2016 olarak düzelttirip ibraz ettiğini, alacaklı gözüken ... adlı kişinin ... ile bağlantılı olduğunu, cirosunun ibraz sonrası dahi atılmış olabileceğini, çekteki keşide tarihinin tahrif edildiğini düşündüklerini, bu sebeple çekteki imza ve parafın keşideci ...'ya ait olup olmadığının bilirkişi marifeti ile tespiti ile takibe konu çekin ve takibin iptalini talep ettiklerini, bu hususta açtıkları Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınmış olan bilirkişi raporunda imzanın keşideciye ait olmadığının tespit edildiğini, bu durumda dava konusu çekin çek vasfını kaybettiğini, müvekkilinin hem keşideci hem de diğer cirantalarla arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığını, herhangi bir iş ilişkisinin de söz konusu olmadığını, dahası davalıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını, ... T.A.Ş.'den çekin ibraz anındaki tüm ciro silsilesini gösterir şekilde kayıtlarının celbini ve alacaklı imzasını taşıyp taşımadığı ve ciro silselesinin bozuk olup olmadığının tespiti ile ciro silselesinin bozuk olması ve alacaklının yetkili hamil olmaması nedeni ile takibin iptalini talep ettiklerini, ciro silsilesi bozuk çekte müvekkilinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, alacaklı takipte haksız ve kötü niyetli olduğunudan asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Kambiyo senedinin lehtara verilmesinden sonra senet metninde yapılan değişikliklere tahrifat denir. Şekli unsurları tamam tedavüldeki senede bazı ilaveler yapılabilir veya bazı kayıtlar silinip, karalanabilir. Senet metni üzerinde yapılan tahrifat poliçe kelimesine, bedele, vade ve keşide tarihine, ödeme ve keşide yerine, lehtarın ismine vb. ilişkin olabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207 nci maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr hâlinde yok hükmündedir. Bu nedenle, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. İmzaya veya paraf imzasına itiraz hâlinde ise mahkemece yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin paraflı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması hâlinde düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılması gerekir.
Bu bağlamda çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir. Ayrıca bu durum çekin kambiyo vasfını etkileyen bir hâl olduğundan keşideci dışındaki borçluların da itirazda hukuki yararları vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.05.2010 tarihli ve ... Esas ... Karar; 04.03.2015 tarihli ve ... Esas, ... Karar ile 10.03.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “İmzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb… def'iler her hamile –iyiniyetli olsa dahi- karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekarlık (tahrifat) iddiası mutlak def'idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/12-18 Esas ve 2024/184 Karar sayılı ilamı)
Çek için kanunda belirlenen ibraz sürelerinin geçip geçmediği hâkim tarafından re'sen dikkate alınır. Süresi içinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen hamil tüm sorumlulara, hatta düzenleyene karşı da kambiyo hukukuna dayalı başvurma hakkını kaybeder (Abuzer Kendigelen, Çek Hukuku, İstanbul, 2019, s.289-290).
6102 sayılı Kanun'un 796 ve 808. maddeleri gereğince çekin yasada belirlenen sürede muhatap bankaya veya takas odasına ibrazı veya ödemeden imtina keyfiyetinin resmî bir protesto vesikası ile saptanması zorunludur. Aksi hâlde hamil müracaat hakkını kaybeder. Bir başka anlatımla, böyle bir çek kambiyo senedi vasfını taşımayan (adi havale) belge niteliğini alır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.04.2015 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
Açıklanan yasal düzenlemelere göre somut olay incelendiğinde; davalı tarafından, borçlular aleyhine çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ciranta olan davacı çekteki keşide tarihinin tahrif edildiğini, çekin keşide tarihinin 30/07/2016 değil, 15/02/2016 olduğunu, paraf imzasının keşideciye ait olmadığını, çekin kambiyo vasfının bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini ve çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Takip dayanağı çekin dava dışı lehtarın cirosuyla borçlu davacıya geçtiği anlaşılmıştır. Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı iddiası keşideci tarafından ileri sürülmese dahi, çekin geçerliliği mutlak def'i mahiyetindeki bu iddiaya bağlı olduğundan borçlu ciranta tarafından alacaklı hamile karşı ileri sürülebilir. Dolayısıyla imzaların istiklali ilkesi burada uygulanamayacağından İlk Derece Mahkemesince hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesince, çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı, paraf imzasının da sahte olduğu yönündeki itirazlar çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden 6100 saylı Kanun'un 266 ncı maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerektiğinden somut olayın özelliği ve iddianın ileri sürülüşü gereğince keşidecinin paraf imzasına ilişkin yöntemince imza incelemesi yapılmalı ve hasıl olacak sonucu dairesinde karar verilmelidir. Mahkemece bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup eksik inceleme araştırma ile karar verilmiş olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç olarak; Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde eksikler giderilerek yapılacak imza incelemesi sonucuna göre bir karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/10/2020 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07/07/2025
...