Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, ‘...’ ibaresinin ortak ürün adı mı yoksa ayırt edici unsur mu olduğu tartışılan marka YIDK kararının iptali davası.
Özet: Davacı, markasının benzerliği nedeniyle tescilini reddeden YIDK kararının iptali talebiyle dava açmış olup, itiraza konu markanın ayırt edici olmadığını, ortak bir ibarenin tanımlayıcı veya genel bir ürün adı olduğunu savunurken, davalılar ise markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yeterince benzer olduğunu, özellikle esas unsur olan ibarenin baskınlığı nedeniyle tüketicilerde karışıklık veya bağlantı kurma ihtimali yaratarak haksız kazanca yol açacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/253 Esas - 2026/147
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/253Karar No : 2026/147....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 16/06/2025Karar Tarihi : 08/04/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 08/04/2026Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin markası ile muteriz marka bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olmadıkları, markalar arasında ayırt edici nitelikler bulunduğunun görüleceğini, markalar arasındaki benzerlik durumu belirlenirken esas unsuru/kök sözcüğü durumundaki her bir ibarenin markanın bütünü üzerinde etkisi olduğundan benzerliğin belirlenmesinde esas unsurun dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin davaya konu olan.... markasının ayırt edici unsurunun.... ibaresi olduğunu, davalı markasının ise ayırt edici unsurunun ...ibaresi olduğunu, markalarda orta yer alan .... çeşidi olan ürün adı olduğundan benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını dolayısıyla davaya konu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, müvekkilin ... ... markasında bulunan ... ibaresinin Yunanistan ve Kıbrıs'ta tüketimi yaygın olan anason aromalı damıtılmış bir içki olduğunu, Türkiye'de Yunan Rakısı olarak bilinen ... kelimesinin tek bir kişinin tekeline verilmeyecek kadar genel bir isim olduğunu, ayrıca yiyecek içecek sağlanması hizmeti sınıfında tanımlayıcı ibareden oluştuğunu ifade ederek,.... sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı ... vekili cevaplarında özetle; itiraza mesnet davalı markaları ile başvuru markasının karşılaştırılması halinde markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olduğunun açık olarak görüldüğünü, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmamakta olup, markaların bütünsel algılamada bile ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşıdığını, somut olayda esas unsur olarak “...” ibaresinin yer aldığı, vurgunun işbu kelime unsurunda olduğu hususları göz önüne alındığında başvuru konusu markanın itiraza mesnet markadan görsel, işitsel veya anlamsal olarak yeterli düzeyde farklı algılanacak bir ibare olmadığının anlaşıldığını, zira taraf markaları arasında “...” ibaresi dışındaki diğer ibareler tali unsur niteliğinde olup esas unsur olan “...” ibaresi dışında herhangi bir farklı esas unsur bulunmadığından benzer mal ve hizmetler bakımından tescil edilmek istenen markalar arasında SMK 6/1 anlamında benzerlik bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; mezkur markanın "... ..." okunduğunda ... kelimesine en dikkat çekici yerde ve büyüklükte yer verildiğinin aşikar olduğunu, markanın en başında yer almasından dolayı esas unsur olduğuna şüphenin bulunmadığına, ... kelimesi zaten coğrafi ad olup yer betimlemesinde kullanılmış olduğunu, detaylı incelemeye gerek kalmaksızın ilk bakışta bile, davacının iddialarının aksine "..." ve akabinde gelen "..." ibaresinin işitsel ve kavramsal anlamda fark oluşturması bu itibarla karıştırılmaya sebep olmamasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kullanmış olduğu "... markasının kalitesine güvenerek, pek çok müşteri kitlesinin davalının "... ..." markasına yöneleceğini, söz konusu markaları karıştırmak bir yana, müvekkilinin markası ile ilgili olabileceğini düşünerek davalı markasını hak ettiğinden daha çok tercih edeceğini, diğer bir deyişle tüketici nezdinde marka sahipleri arasında bir bağlılığın olduğu izlenimini oluşturacağını, bu durumun davacının, müvekkilinin markası üzerinden haksız kazanç ve itibar kazanması anlamına geldiğini ve hatta davacının "... ..." markasının, müvekkil markasının seri markası olarak algılanacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının.... sayılı "... ..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu .... tarihinde 43.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalının .... sayılı ".... şekil" markalarına dayanarak itirazda bulunulduğu, davalı itirazlarının kabulüne karar verildiği, davacının işbu karara karşı itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu 43. sınıftaki hizmetlerin davalının redde gerekçe markasının kapsamında aynen yer aldığı anlaşılmıştır.Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzer bulunan 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzer bulunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu kanaatine varılmıştır. Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ...kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”. Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Dava konusu marka, siyah zemin üzerine, beyaz renkte, “u” harfi bardak şeklinde stilize edilerek, diğer harfler, düz, standart karakter kullanılarak “...” ibaresi ile bu ibarenin altında çok daha küçük punto ile “...” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Her ne kadar davacı, “...” ibaresinin bir rakı çeşidi olduğu ifade edilmiş ve bilirkişi heyetince yapılan araştırmalar neticesinde “...”nun bir alkollü bir içecek olduğu tespit edilmişse de, “...” ibaresinin anlamının ülkemizde yaygın olarak bilinmediği, “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı (ilçe) olarak ayırt edici niteliği zayıf, tanımlayıcı bir ibare olduğu, dolayısıyla dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.Davalının redde gerekçe “....” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, “u” harfi stilize edilerek, diğer harfler, düz, standart karakter kullanılarak “... ...” ibaresi ile bu ibarenin altında daha küçük punto ile “....” ibaresinin yer aldığı bir markadır. Her ne kadar davacı, “...” ibaresinin bir rakı çeşidi olduğu ifade edilmiş ve araştırmalar neticesinde “...”nun bir alkollü bir içecek olduğu tespit edilmişse de, “...” ibaresinin anlamının ülkemizde yaygın olarak bilinmediği, “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı (semt) olarak ayırt edici niteliği zayıf, tanımlayıcı bir ibare olduğu, aynı şekilde İngilizce’de “çatı meyhanesi” anlamına gelen “roof tavern” ibaresinin de ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, dolayısıyla redde gerekçe markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.Dava konusu marka ile davalının redde gerekçe markası görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; dava konusu markanın esas unsuru ile redde gerekçe markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, ibarelerdeki diğer ibarelerin ayırt edici niteliklerinin zayıf olması nedeniyle marka işaretlerini işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırmaya yeterli olmadığı, bu farklılığın görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, dolayısıyla tüketici nezdinde işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır. Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Neticede, hem dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynen yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu 43. sınıftaki hizmetlerin davalının redde gerekçe markasının kapsamında aynen yer aldığı, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının Adli Yardım Talebinin kabulüne karar verildiğinden, işbu dava dosyasında bilirkişi ücretinden ibaret 20.000,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır