Ceza Genel Kurulunda bozmaya direnme sonrası sanığın suç vasfı uyuşmazlığı ve savcılık mütalaası usulü ön sorunu inceleniyor.
Özet: Sanığın maktul bebeği nitelikli kasten öldürme suçundan beraat etmesi ve ardından Yargıtayın bu eylemin nitelikli kasten öldürme olduğuna dair iki ayrı bozma kararına rağmen yerel mahkemenin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmünde direnmesi üzerine, Ceza Genel Kurulu, eylemin hukuki vasfının tespiti meselesine geçmeden önce, direnme duruşmasında cumhuriyet savcısının bozma ilamına karşı usulüne uygun esas hakkında mütalaasının alınıp alınmadığı ön sorununu inceleme kararı almıştır.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ağır CezaSAYISI : 208-236I. HUKUKÎ SÜREÇNitelikli kasten öldürme suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.11.2019 tarih ve 3379-5227 sayı ile; "...Sanık ...'in maktul bebeği nitelikli kasten öldürme suçunu işlediği sabit olduğundan, sübut bulan suçtan mahkumiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 29.06.2021 tarih ve 16-269 sayı ile sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1-3-a, 87/4, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.03.2024 tarih ve 9431-2085 sayı ile "...Mağdur ...'nin ilk alınan beyanlarında sanığın, maktul bebeğin boğazından tutarak yere çarptığı şeklinde beyanda bulunduğu, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30.10.2020 tarihli raporuna göre, maktulün, yüksek bir yerden atılma veya hızlıca başın sert bir zemine çarptırılması veya sert ve künt bir cismin kafaya direkt havalesi neticesinde öldüğünün tespit edildiği, bu şekilde mağdurun ilk anlatımları ile Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan rapordaki ölüm şeklinin uyumlu olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan hüküm kurulması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek adlî tıp raporu ile uyumlu olmayan mağdurun son beyanları esas alınarak kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Bozmaya direnen Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 04.06.2024 tarih ve 208-236 sayı ile sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan önceki hüküm gibi mahkûmiyetine ilişkin bu hükmün de sanık müdafii, katılan kurum vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2024 tarihli ve 82695 sayılı düzeltilerek onama istemli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca görevli Özel Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.11.2024 tarih ve 5899-7587 sayı ile direnme kararına konu hükmün gerekçesinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUNÖzel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın maktule yönelik eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu yoksa nitelikli kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararına konu hüküm celsesinde Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasının usulüne uygun şekilde alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLERİncelenen dosya kapsamından;Direnme kararının verildiği 04.06.2024 tarihli celsede; sanığın Keşan Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla, katılan ...’nin Pütürge Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla SEGBİS üzerinden hazır edildiği, suçtan zarar gören kurum vekilinin ve sanık müdafinin duruşmaya geldiği ve kurumun davaya katılmasına karar verildiği, Yargıtay bozma ilamının okunduğu, tarafların beyanlarının alındığı ve fakat Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulması karşısında "Bozma ilamına diyeceğimiz yoktur" şeklindeki beyanının tutanağa geçtiği, bunun üzerine sanıktan son sözünün sorulduğu ve bozma ilamına direnilerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243; 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4).Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir.B. Ön Soruna İlişkin Hukuki NitelendirmeBozmadan sonra yapılan yargılamanın 04.06.2024 tarihli celsesinde bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanık, sanık müdafii, katılan ve Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Bozma ilamına bir diyeceğimiz yoktur" şeklindeki düşüncenin, eylemin hukuken nitelendirilmesine, sanık hakkında lehe veya aleyhe uygulanması gereken kanun maddelerinin neler olduğuna yönelik usule uygun, geçerli ve yeterli bir esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla hazır bulunan sanık ve müdafiine esas hakkında savunma yapma imkânı da tanınmayarak savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir.Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hükümlerin tesis ve tefhim edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.V. KARARAçıklanan nedenlerle; 1- Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli ve 208-236 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.