Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan, tanınmış marka iddiasıyla YIDK kararının iptali, benzer markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini hedefleyen iltibas davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlıkta, davacı, kendi "..." ibareli markasının tanınmış olduğunu ve farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ileri sürerek, davalının "..." ibareli marka başvurusunun tescilinin hükümsüz kılınmasını ve sicilden terkinini talep etmektedir; davacı, mevcut markalar arasında benzerlik, karıştırılma ihtimali ve kötü niyet bulunduğunu iddia ederken, davalılar ise markaların genel görünümleri ve kapsadıkları mal/hizmet sınıfları açısından yeterli benzerlik olmadığını, iltibas tehlikesi yaratmadığını ve davacının tanınmışlık iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemekte olup, mahkeme bilirkişi incelemesiyle tarafların iddialarını değerlendirerek davalı markasının tescil engeli oluşturup oluşturmadığına karar verecektir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/275 Esas - 2026/139

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/275
Karar No : 2026/139
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 02/07/2025
Karar Tarihi : 08/04/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 08/04/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin .... unsurunu içeren markaların sahibi olduğunu, davalının yapmış olduğu ... marka başvurusuna yapılan itirazın reddine karar verildiğini, bu kararın hatalı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, farklı sınıflarda da korunması gerektiğini,.... ‘....Alaçatı’ isminde içinde 6 adet cafe ve restoranı, spa ve fitness salonu bulunan bir oteli bulunduğunu, bu otelin tanıtımı için yüklü miktarda reklam ve tanıtım maliyeti ödendiğini, ayrıca İstanbul ve Çeşme’de olmak üzere toplamda 5 adet ... adını taşıyan döviz bürosu ve İstanbul ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yine ... adını taşıyan tamamlanmış inşaat projeleri bulunduğunu, ... ibaresinin aynı zamanda müvekkil şirket ticaret unvanı olarak da Şubat 2005 tarihinden bu yana kullanıldığını, ... ifadesinin Google’a yazıldığında basında çok fazla olumlu ve marka değerini ortaya koyan haber çıktığını, Müvekkili ve grup şirketleri ‘...’ ibaresini taşıyan ticaret unvanları ile ve ... ibareleri tescilli markaları kullanarak; döviz alım satımı, inşaat projeleri, turizm otelcilik, yeme-içme sektörü başta olmak üzere birden fazla” alanda faaliyet gösterdiğini, ... ibareli markanın ....de tescilli olduğunu, bu kadar tanınmış bir markanın aynısının seçilmesinin kötü niyet içerdiğini ifade ederek, ..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarınıngenel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın farklı olduğunu, dava dilekçesinde .... markalardan bahsedildiğini, Kurum nezdinde yapılan itirazlarda bu markaların ileri sürülmediğini, bu yüzden dikkate alınamayacağını, Markalar arasında yeterli derecede benzerlik yoksa itiraz gerekçesi marka ya da işaretin önceki kullanımlarının 6/3 maddesi açısından bir önemi bulunmadığını, keza davacının tanınmışlık iddiasının da kurum nezdinde ileri sürülmediğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davalı “...” markasının 19. Ve 37.sınıflarda başvurusunun yapıldığını, Davacı markalarının ağırlıklı olarak turizm, otelcilik, yeme-içme ve döviz hizmetleri (35, 39, 41, 43 vb. sınıflar) gibi tamamen farklı alanlarda tescilli olduğunu, emtia benzerliği koşulunun sağlanmadığını, City ibaresinin markaları farklılaştırdığını, davacı tanınmışlığını ispatlamaya yetecek objektif verilerin bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet ve 6769 sayılı kanunun 6/3 ve 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının 2...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu...." ibareli marka için davalı tarafından 16/08/2023 tarihinde 19, 37.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının davalı kurum nezdinde itirazlarına mesnet gösterdikleri markaların genelde 35,41 ve 43. Sınıfta tescilli oldukları anlaşılmıştır. Daha ilk bakışta dahi dava konusu markada yer alan 19 ve 37. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler ile benzerlik göstermediği açıktır. Zira ilgili mal ve hizmetlerin kullanım amaçları farklı olduğu gibi, birbiri yerine kullanılabilme, rekabet edebilme durumları söz konusu değildir. Dağıtım kanalları ve hedef kitlesi tamamen farklıdır. Bu nedenle ilgili mal ve hizmetlerin benzerlik içermediği değerlendirilmiştir.
Ancak hükümsüzlük talebi açısından dava dilekçesinde diğer markalarına ek olarak sunmuş olduğu ... markalarının ilgili sınıfları içerdiği,
Netice itibariyle de, davacının davalı kurum nezdinde sunmuş olduğu markaları ile dava konusu marka emtiaları arasında bir benzerlik kurulmazken, davacının dava aşamasında sunmuş olduğu markalarında ilgili sınıfların aynen yer aldığı, bu nedenle YİDK karar iptali bakımından SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerliği koşulu sağlanamadığı, ancak hükümsüzlük talebi bakımından SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerliği koşulunun sağlandığı kanaatine varılmıştır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin “Lübnan'ın Beyrut kentinin kuzeyinde yer alan antik bir Fenike liman kenti”nin adı olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu markada yer alan City ibaresi ise Şehir anlamına gelmektedir. Bu noktada dava konusu marka ... şehri anlamına gelirken, Davacı ... ibaresi hali hazırda kentin adıdır. Bu noktada kavramsal bir ayniyet bulunduğu değerlendirilmiştir. ... ibaresinin tarihte eski bir kentin adı olduğunun herkes tarfından bilinmesi beklenemez, bu noktada yaratım bir ibare olarak algılanabilecektir. Ancak bu koşulda da taraf markalarının aynı ibareyi içermesinden kaynaklı bir benzerlik kurulacağı aşikardır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Dava konusu marka .... adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada taraf markalarının aynı seslerle başladığı ortada olup markalar arasında fonetik benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Dava konusu markaya bakıldığında, .... ibaresinden oluştuğu, L harfinin üzerinde bir sütunu andıran şeklin yer aldığı, davacı markalarından ... markasında ise açık kahve bir arka plan içerisinde kelime ibaresinin yer aldığı, diğer ... markasında ise kelime unsuruna ek olarak şahlanan bir at figürünün yer aldığı anlaşılmıştır. Markalar geneli itibariyle ... ibaresinin aynen yer alması nedeniyle harfsel bir benzerlik ve benzer tonlarda renklerin seçilmesinden kaynaklı ufak bir görsel benzerlik içermektedir.
Somut olay yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, taraf markalarının kavramsal ve fonetik açıdan benzerlik içerdiği, görsel farklılıkların ise “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi uyarınca bertaraf edilebileceği, ... ibaresinin emtialar bakımından tanımlayıcı olmadığı ve sıklıkla kullanılan ibarelerden olmadığı, bu nedenle ayırt edici gücünün yüksek olduğu, “Potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları”, her ne kadar benzer bulunan emtia sınıflarında ilgili tüketici kesiminin dikkat seviyesi yüksek olsa da, esas unsurun aynı olması ve CİTY ibaresinin bariz bir farklılık katmadığı, tarafların genel faaliyet alanı otelcilik ve inşaat sekötürü arasında bir yakınlık bulunduğu, davacının her ne kadar farklı sınıflarda olsa dahi ... ibaresine ek ibareler eklemek suretiyle seri markalarının bulunduğu, dava konusu markanın hem oluşturuluş tarzı hem görsel açıdan kullanılan renkler nedeniyle davacı markalarının serisi gibi algılanabileceği, bu durumun markalar arasında bağlantı kurulma ihtilamini güçlendireceğini, iltibasın varlığının kabulü için bir kısım tüketicinin bile markalar arası karışıklık yaşamasının yeterli olduğu, tüketicinin farklı markalar karşısında olduğunu anlasa bile firmalar arasında ekonomik bir iş birliği olduğunu düşünebileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK 6/3 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME;
6769 sayılı SMK’nın“marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir.
Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı kurum nezdinde herhangi bir delil sunulmadığı, dava aşamasında sunulan delillerin ise halihazırda tescilli marka kullanımı olduğu, bu bağlamda SMK 6/3 de belirtilen madde korumasından yararlanamayacağı değerlendirilmiştir.
SMK 6/6 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME;
6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre; bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, .... kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer.
SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir.
Yine belirtmek gerekir ki davacı tarafından davalı kurum nezdinde bir delil sunulmamıştır. Ek olarak davacı tüzel kişililiğinin ... ibaresi olduğu, dava aşamasında deliller sunulduğu anlaşılmış olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere, hükümsüzlük talebi bakımından SMK 6/1 maddesi kapsamında tüm emtiaları benzer olduğu değerlendirilmiştir.
TANINMIŞLIK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME (HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN);
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir.
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır.
Somut olayda, davacı tarafından davalı kurum nezdinde bir delil sunmadığı ve dava aşamasında sunulan delillerin markanın tanınmışlığını ispata yetmeyeceği değerlendirilmiştir. Davacının delillerine bakıldığında, yurtdışı tescillinin bulunduğu, otelle ilgili olarak birkaç yorumun sunulduğu ve yine otele ait tanıtım broşürünün yer aldığı, grup şirketleri arasında lisans sözleşemlerinin ve beyanname örneklerinin yer aldığı anlaşılmakla birlikte, kullanıma/kullanım yoğunluğuna ilişkin faturalar, piyasa araştırması, reklam ve pazarlama çalışmalarına dair bilgiler bulunmamaktadır. Ek olarak hükümsüzlük talebi bakımından SMK 6/1 maddesi kapsamında tüm emtiaların benzer olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle tanınmış markalar için sağlanan geniş koruma şartlarından yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME;
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Netice itibariyle de, somut olayda davalının markasının davacı markasıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı değerlendirilmiş, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
YİDK KARAR İPTALİ TALEBİ BAKIMINDAN; SMK 6/1 de aranılan emtia benzerliği koşulunun sağlanamadığı, SMK 6/3 ve 6/6 md. bakımından herhangi bir delil sunulmadığı ve madde korumasından yararlanılamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararının iptali koşullarının oluşmadığı, HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN; davacının, dava aşamasında sunulan markaları ile emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, taraf markalarının benzer olduğu ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK 6/3 ve 6/6 mad. bakımından koruma şartlarının oluşmadığı, sunulan delillerin davacı markalarının tanınmışlığını ispata yetmeyeceği, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda .... kararının iptali yönünden açılan davanın reddine, hükümsüzlük yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
.... sayılı kararının iptali talebinin reddine,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
2-Davaya konu markanın hükümsüzlüğü talebinin kabulüne, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye irad kaydına,
Hükümsüzlük yönünden davanın kabulüne karar verildiğinden, davacı taraf kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40.-TL ilâm harcının tamamının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.212,20‬.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 702,90.-TL
Tedbir Harçları : 1.629,3‬0.-TL
Bilirkişi Ücreti : 20.000,00.-TL
P.M. : 880,00.-TL
TOPLAM : 23.212,20.-TL