Genel yayın yönetmeni tarafından iş sözleşmesi kapsamında oluşturulan derleme eserlerin telif hakkı sahipliği ve dürüstlük kuralı çerçevesinde mali hak talepleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Davacı eski çalışanın iş akdi süresince derlediği iki eser için telif hakkı ihlali iddiasıyla açtığı davada, ilk derece mahkemesi eserlerin iş ilişkisi kapsamında oluşturulduğunu ve davacının uzun süre sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise eser oluşturmanın davacının iş tanımında olmadığını, dolayısıyla eserlerin FSEK 18/2 kapsamında sayılamayacağını ancak davacının eserlerden biri için yaklaşık altı yıl sessiz kalarak hak talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve bu eser yönünden hakkını kaybettiğini, diğer eser hakkında ise değerlendirmenin yarım kaldığını belirtmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/2566 E.  ,  2025/7815 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1589 Esas, 2025/546 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.09.2011 tarihinden itibaren davalı şirkette çalıştığını, en son genel yayın yönetmeni olarak görev yaparken 02.01.2019 tarihinde davalı tarafından iş akdinin feshedildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." isimli eserlere ilişkin sözleşmeler varken davalının sözleşme içeriklerine aykırı hareketleri nedeni ile müvekkili tarafından bu sözleşmelerin feshedildiğini, müvekkilinin henüz iş akdi feshedilmeden önce "..." ve "...:...'den ..." isimli iki adet derleme eser meydana getirdiğini, müvekkilinin bu iki eserde de derleyen sıfatı ile eser sahibi olduğunu ancak davalının bahse konu eserler ile ilgili herhangi bir telif bedeli ödemesi yapmadığını ileri sürerek "..." ve "... ...'den ..." isimli kitaplar yönünden tecavüzün ref'ini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkili şirket nezdinde çalıştığı sırada genel yayın yönetmeni ve editör sıfatları ile görev tanımı kapsamında meydana getirdiği eserlere ilişkin hakların kullanma yetkisinin müvekkili şirkete ait olduğunu, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra müvekkili şirket yöneticilerine husumet besleyerek bu dosyadaki gibi asılsız taleplerde bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmelere konu eserlerin dava konusu ile ilgili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 06.09.2011 tarihinden itibaren taraflar arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalı şirket tarafından işletilen yayın evinde editör olarak görev aldığı, 24.03.2016 tarihinden iş sözleşmesinin fesh edildiği 02.01.2019 tarihine kadar da genel yayın yönetmeni olarak görev yaptığı, dava konusu derleme eser vasfındaki her iki eserin de davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında davalı şirkette çalıştığı dönemde yazıldığı ve yayımlandığı, davacının adının derleyen olarak eserlerde gösterildiği, davacının iş sözleşmesiyle çalıştığı dönemde oluşturduğu benzer mahiyetteki eserler için ayrı ayrı mali hakların devrine ilişkin sözleşmeler yapılmış olması karşısında, aynı dönemde oluşturulan dava konusu her iki eser yönünden tarafların iradesinin bu eserlerin davacının iş sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüğü kapsamında yapıldığına dair olduğu, bu kapsamda her iki eserin de 6769 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 18/2 hükmü kapsamında kaldığı, bununla birlikte davacının iş sözleşmesiyle çalıştığı dönemde oluşturulan ve biri 2014 yılında diğeri 2018 yılında yayınlanan eserler için uzun süre sessiz kalıp herhangi bir girişimde bulunmayarak, aradan bunca zaman geçmesine rağmen herhangi bir nedenle aradaki iş sözleşmesi fesh edildikten sonra hak talebinde bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalı yayın evinde genel yayın yönetmeni ünvanı ile geçen dönem dahil çalıştığı dönemde oluşturduğu "...", "...", "...", "...", "Şiir -Fragmanlar", "..." isimli eserler için taraflar arasında her bir eser için ayrı ayrı olmak üzere mali hakların devrine ilişkin sözleşmeler yapıldığı, bu durumda ne "işin mahiyetinden" ne de taraflar arasında geçmişteki uygulamadan davacının görev tanımında "eser oluşturmak" gibi bir fiilin yer aldığı sonucunun çıkarılamayacağı, bir başka deyişle davacının iş tanımında eser oluşturmak görevinin olmadığı aksi durumun davalı yanca ispatlanması gerektiği ve fakat ispatlanamadığı, dava konusu her iki eser yönünden de FSEK'in 18/2. hükmünün uygulama yeri bulamayacağı, ancak “...: ...’den ...” isimli eserin, 14.08.2014 tarihinde yayımlandığı, aradan geçen 6 yıldan sonra dava açıldığı, davacının dava tarihine kadar ihlale karşı yasal yollara başvurmadığı, herhangi bir hak talebinde bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve artık karşı tarafta dava açılmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı haklarını talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacının bu eser yönünden sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığı, buna karşılık “...” isimli eserin 12.09.2018 tarihinde yayımlandığı dava tarihine kadar geçen süre itibariyle sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, “...” eseri yönünden talebin kabulü ile tecavüzün tespiti ve refine, 4.706,10 TL telif tazminatının ve somut olayın özelliği, kusurun ve ihlalin boyutu ve süresi dikkate alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının FSEK'den doğan haklarına tecavüzün tespiti men-i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı nezdinde çalıştığı dönemde meydana getirmiş olduğu eserler üzerinde eserden doğan hakları kullanma yetkisinin davalı işverende olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
5846 sayılı FSEK'in 18. maddesinin ikinci fıkrası "Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır." hükmüne haizdir.
Mahkemece içinde sektör bilirkişisininde bulunduğu heyetten alınan raporda da, davacının 06.09.2011-23.03.2016 tarihleri arasında "yerli yayın editörü" sıfatı ile çalıştığı, bu tarih ile 02.01.2019 tarihine kadar ise "genel yayın yönetmeni" ünvanı ile çalıştığı belirlendikten sonra, genel yayın yönetmeninin tanımı ve iş sorumlulukları açıklanmıştır. Buna göre, genel yayın yönetmeni, bir basın ve yayın kuruluşunda yayın departmanını yöneten kişilere verilen ünvan olup görev tanımında yayın akışından, yayın ekibini kontrol etmeye kadar pek çok sorumluluğun olduğu vurgulanmıştır. Şirketin yönetim kadrosu ile yakın temas halinde bulunan genel yayın yönetmeninin en temel görevinin yayınların oluşturulması için plan yapmak olduğu da belirtilerek temyize konu eserin meydana getirildiği tarih itibari ile davacının genel yayın yönetmeni olarak çalıştığı ve bu kapsamda eser üzerinde FSEK'in 18/2 hükmü kapsamında hak sahipliğinin davalı yanda olduğu görüşü belirtilmiştir.
Hal böyle olunca temyize konu edilen "..." eserinin davacının iş görmesi sırasında yapıldığı, davalı adına yayınlanmasına da bizzat davacının karar verdiği gözetildiğinde bu eserden doğan hakların FSEK'in 18/2 hükmüne göre davalıya ait olduğu gözetilerek davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekirken istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne şeklinde karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.