Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, marka tescil başvurusunun kısmi reddi üzerine YIDK kararının iptali ile markalar arası benzerlik ve iltibas iddialarının incelenmesi.
Özet: Bu dava, davacının marka tescil başvurusunun kısmen reddine yol açan YİDK kararının iptalini talep etmesi üzerine açılmıştır; davacı, kendi markası ile itiraza dayanak markalar arasında görsel, fonetik veya kavramsal benzerlik olmadığını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunurken, davalılar, markalar arasında bütünsel benzerlik, iltibas tehlikesi olduğunu ve kendi tanınmış markalarının uzun süredir kullanımda olması nedeniyle başvuru markasının bir seri gibi algılanarak tüketicilerde karıştırılma ve aldanma yaratacağını, dolayısıyla davanın reddi gerektiğini ileri sürmektedirler.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/209 Esas - 2026/195

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARARTÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/209
Karar No : 2026/195
...
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 13/05/2025
Karar Tarihi : 29/04/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 29/04/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili .... markasının, davalı itirazları neticesinde kısmen reddedildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, görsel, fonetik bakımından belirgin farklılıkların bulunduğunu, itiraza dayanak markalarda farklı kelime unsurunun bulunduğunu, sadece... ibaresinin varlığı nedeniyle benzerlik kurulamayacağını, ... ibaresini içeren çok sayıda marka bulunduğunu, Nirvana ... ve aloefeel markaları incelendiğinde bu markalara ait piyasada bilinen bir ürün tespit edilmediğini, bu markaların tanınmışlığının kurul tarafından hangi gerekçeyle kabul edilidiğinin merak edildiğini, itiraz eden firmanın bilinir olması ile tescil edilmiş markanın bilinir olması arasındaki farkın önemli olduğunu, .... markaları ile müvekkil şirketin markasının benzemediği diğer bir kararda tespit edildiyse,.... markaları ile de aynı gerekçe ile benzemediklerine kararı verilmesi gerekirken bu markalar yönünden itirazın kabul edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ifade ederek,... sayılı kararının iptaline, başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markaları arasında bütünsel açıdan benzerlik olduğunu, başvuru markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayacak derecede farklı unsurlar yer almadığını, markaların birbirinin serisi gibi algılanacağını ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, tüketim ürünleri alanında, 70 yılı aşkın süredir öncü ürün ve kategorilerde tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamakta ve özellikle de Türkiye pazarındaki sağlık ürünleri, kişisel bakım ve temizlik ürünleri kategorilerinin öncülerinden ve pazar liderlerinden biri olduğunu, ...markasını içerir ilk marka başvurusunu 1991 yılında,...." çatı markasını içerir ilk marka başvurusunu 2014 yılında yapıldığını, anılan markaları çok uzun yıllardır aralıksız kullandığını,... markasının tanınmış marka olduğunu, "Nirvana" ibareli kök markasını havi (itiraza dayanak gösterilen...." ibareli marka serilerini oluşturduklarını, çatı markanın incelemede dışarıda bırakılması gerektiğini,dolayısı ile davacının "..." ibareli marka başvurusuna itiraz ederken müvekkili şirketin gerekçe gösterdiği "...." ibarelerinin tali unsur olarak ele alınması gerektiğini, böylelikle....ibaresinin ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını, müvekkiline ait seri marka olarak algılanacağını, müvekkili şirket adına tescilli ayırt edicilik seviyesi son derece yüksek ".... markalarında ortak ve asli unsur olarak ....ibaresinin yer aldığını, dolayısı ile anılan markalarla işitsel, görsel ve kavramsal anlamda iltibasa yol açacağını, ihtilafa konu marka ile müvekkil şirket markalarının benzer sınıflar yönünden de tescili başvurusunda bulunulduğu da göz önüne alındığında, davacı taraf markası ile hem sınıfsal benzerlik şartının hem de markaların/işaretlerin benzerliği şartının karşılandığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,.... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ...." ibareli marka için davacı tarafından 09/08/2023 tarihinde 03/16.sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalı şirket tarafından .... / "...." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunulduğu, davalı şirket itirazlarının kısmen kabulüne karar verilerek “SINIF KODU : 03Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri.Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç).Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar.Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” mal ve hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiği, davacının işbu kısmi kabul kararına karşı itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların davalının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Taraf markalarında benzerliği tespit olunan 03. sınıftaki malların tamamı geniş bir ürün yelpazesinde satışa konu edilen, fiyat aralığı ürünün türüne ve piyasa koşullarına (yabancı menşeli oluşu, marka değeri, satış ağının yaygınlığı vs) göre oldukça değişkenlik göstermekle birlikte bu geniş aralık açısından ilgili tüketici kitlesini makul düzeyde dikkat, özen ve seçicilikteki kimseler olarak tespitinin isabetli olacağı, zira söz gelimi bir parfümeri ürünü yüksek fiyatlı olduğunda tüketici dikkati, seçiciliği ve en önemlisi markaya yönelik bağımlılığından kaynaklı bilgi düzeyi çok daha yüksek olacakken, doldurma parfüm olarak bilinen ve piyasada yaygın satış ağı bulunan parfümler ya da görece fiyatları düşük deodorant ürünleri açısından tüketici dikkati çok daha düşük düzeyli olacağı gibi sair temizlik ürünleri, hijyen ve kozmetik ürünleri bakımından da değerlendirmenin benzer bir mantık çerçevesinde yürütülmesinin mümkün olacağı anlaşılmıştır.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, farklı renklerin kullanıldığı, büyük harflerle, “...” ibaresi ile bu ibareyi çevreleyen şekil unsurlarının yer aldığı karma bir markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesler konuşur” ilkesi gereğince, ayrıca marka işaretinde yer alan kelime unsurunun şekil unsuruna kıyasla görsel olarak daha ön planda olması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davalıya ait markalar, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, ilk harfleri büyük, “...” ibaresinin “.... ibarelerinden sonra ikinci ibare olarak yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markalarıdır.
Dava konusu marka ile davalı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin İngilizce’de “hissetmet, duygu, his” anlamlarına geldiği anlaşılmıştır. Redde gerekçe markalarda yer alan “nirvana” ibaresinin Budizm’de, her türlü isteklerden, duygulanımlardan, tutkulardan arınıp en yüksek ruh durumuna erişme, “aloe” ibaresinin ise bir bitki cinsi olduğu anlaşılmıştır.
Marka korumasının kapsamını genişleten hâller gibi daraltan hâller de ayırt edicilik unsuru ile ilgilidir. Bu bağlamda korumanın kapsamının daraldığı, marka sahibinin üçüncü kişilerin benzer veya yakın kullanımlarına katlanma zorunluluğunun doğduğu ilk hâl, markanın ayırt ediciliğinin zayıf olması hâlidir. Markanın ayırt ediciliğinin zayıf olarak değerlendirilmesine yol açan temel husus ise, tescili istenen işaretin niteliğidir. Söz gelimi; ticari hayatta yaygın kullanılan sözcük ve işaretler, özellikle cins isimleri, bir ülkede yaygın kullanılan kişi ad ve soyadları, günlük dilde sıklıkla kullanılan sözcükler, bir malın şekli veya ambalajından oluşan işaretler nitelikleri gereği sınırlı düzeyde ayırt ediciliğe sahiptir. Bütün olarak, sadece bu tür işaretlerden oluşan markaların koruma kapsamı da aynı ölçüde daralmaktadır.
Zayıf ayırt ediciliğin sonucu olarak, daha dar bir koruma alanına sahip olan bu markalar öğretide “zayıf marka” olarak adlandırılmaktadır. Esasen “güçlü” ya da “zayıf” marka ayrımının kanunî bir dayanağı bulunmamaktadır; ancak markaya tanınacak korumanın kapsamının belirlenmesinde önemli bir ayrım olarak öğretide ve yargı kararlarında kabul edilmektedir.
Zayıf markalara, özgün markaların aksine benzer mal veya hizmetleri ya da tanınmış markanın aksine farklı mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamak olanaklı değildir. Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o işaret ile normal koşullarda iltibas oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumundadır. Zira marka olarak tescil edilmiş olsa bile zayıf bir işaret üzerinde bir kişiye tüm mal veya hizmetleri kapsayacak şekilde inhisarî hak tanınamaz. Bu husus, yukarıda koruma kapsamının genişlediği hâller arasında sayılan ve karıştırılma ihtimalinin yükselmesine neden olan özgün markanın tam tersi bir durumu ifade etmektedir.
Markanın birden fazla unsurdan oluştuğu hâllerde unsurların ayırt edicilik düzeyleri birbirinden farklı olabilir. Bu doğrultuda, bir marka zayıf unsurlar içerse dahi, bir bütün olarak değerlendirildiğinde zayıf marka olarak nitelendirilmeyebilir. Şüphesiz zayıf markada olduğu gibi, zayıf unsurlar içeren markada da unsurların ayırt ediciliği koruma kapsamını etkilemektedir. Şöyle ki; marka sahibi, markasının ayırt edicilik gücü yüksek unsurları bakımından SMK m. 7.2 çerçevesinde koruma elde edebilirken; zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına ise kural olarak katlanmak zorundadır. Temelde bir sözcüğün anlamsal içeriği o sözcüğün ayırt ediciliğini belirleyen en önemli husustur. Zira bir ülkenin konuşma dilinde yaygın olan sözcüklerin üçüncü kişiler tarafından kullanımının tümüyle engellenerek, sözcüğün sadece marka sahibinin tekeline verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hâllerde marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüst kullanımına katlanmak zorundadır.
Dava konusu marka ile davacı markaları arasında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, ürünlerin tüketicilerde iyi bir duygu, his oluşturduğunu belirtmeye yönelik ticari hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime olduğu, özellikle dava konusu olan parfümeri, sabun, diş macunu gibi ürünlerde sıkça kullanıldığı dolayısıyla ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu değerlendirilmiştir.
Bu kapsamında, markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar dava konusu marka ile davalı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, “....” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olması nedeniyle üçüncü kişilerin farklı unsurlar eklemek suretiyle oluşturdukları markalara katlanmak durumunda olduğu, ayrıca söz konusu “...” ibaresinin uzun bir ibare olmaması nedeniyle davalı markalarında yer alan diğer kelime unsurlarının farklı bir genel izlenime yol açabileceği, zira davalının redde gerekçe markalarından “....” ibareli markasının esas unsurunun “nirvana”, her ne kadar “aloe” ibaresi dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olsa da, tüketicinin “... ibareli redde gerekçe markayı bütüncül olarak “aloe ...” ibaresi olarak algılayacağı, redde gerekçe markalarda yer alan “nirvana” ve “aloe” ibarelerinin marka işaretindeki konumlandırılışı ve aynı büyüklükteki punto ile yazılmaları nedeniyle çatı marka olarak değerlendirilemeyeceği, ilgili tüketicinin redde gerekçe markaların başındaki ibareler olan “nirvana” ve “aloe” ibarelerinde odaklanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ... Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Neticede, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporunun aksine, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
.... sayılı kararının iptaline,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 17.643,30.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.29/04/2026
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 1.318,30.-TL
Bilirkişi Ücreti : 16.000,00.-TL
P.M. : 325,00.-TL
TOPLAM : 17.643,30.-TL