SGK tarafından bağlanan ölüm aylıklarında borçlanma süreleri hariç 900 gün prim ödeme şartının sağlanıp sağlanmadığı ve yersiz ödeme tahsilatı talepleri üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Sosyal Güvenlik Kurumunun, vefat eden yakınlarından dolayı bağlanan ölüm aylıklarını, borçlanmalar hariç 900 prim gün şartının sağlanmadığı gerekçesiyle iptal edip yersiz ödemelerin tahsilini talep etmesi üzerine, aylık sahipleri bu iptal işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu, özellikle askerlik borçlanmasının prim gün sayısına dahil edilmesi gerektiğini ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35. maddesinin uygulanması gerektiğini savunmuştur; bu hukuki uyuşmazlık, ilk derece mahkemesi ve istinaf süreçlerinden geçerek Yargıtay bozmasına direnilmesiyle temyiz aşamasına ulaşmıştır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2653 E., 2024/2901 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/5275 Esas, 2024/5194 Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki alacak ve Kurum işleminin iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen iki davanın reddine, birleşen diğer davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar-birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen iki davanın reddine, birleşen diğer davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davacı-birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. ASIL DAVA1. Davacı ... (SGK/Kurum) vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ...'a vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı bağlandığını ancak her türlü borçlanma hariç 900 gün prim ödeme şartı gerçekleşmeden aylık bağlandığının anlaşılması üzerine aylığın iptal edilerek 21.10.2013-20.03.2019 tarihleri arasında yapılan toplam 72.616,62 TL yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirildiğini, borcun tahsili için davalıya gönderilen borç bildirim belgesine itiraz edildiğini ileri sürerek 72.616,62 TL Kurum zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Asıl davada davalı ... vekili; davanın yasaya ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin geçici 35. maddesine aykırı olduğunu, ödemiş oldukları askerlik borçlanmasındaki prim gün sayısının ölüm aylığı için gerekli olan asgari 900 günü tamamlamak için gerekli olan 10 günlük süreden oldukça fazla olduğunu ve eksik prim gün sayısının bulunmadığını ve ortaya çıkan eksik prim gün sayısı hususunda herhangi bir kusurlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.II. BİRLEŞEN DAVA 1. Davacı Kurum vekili birleşen Akhisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2019/465 Esas sayılı davada dava dilekçesinde; davalı ...'a her türlü borçlanma hariç 900 gün prim ödeme şartı gerçekleşmeden babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının iptal edilerek toplam 31.399,04 TL yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirildiğini ancak bildirim gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek 31.399,04 TL Kurum zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleşen davada davalı ... vekili; Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davacı Kurum vekili birleşen Akhisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2019/466 Esas sayılı davada dava dilekçesinde; davalı ...'a her türlü borçlanma hariç 900 gün prim ödeme şartı gerçekleşmeden babasından bağlanan ölüm aylığının iptal edilerek toplam 36.663,49 TL yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirildiğini ancak bildirim gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek 36.663,49 TL Kurum zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.4. Birleşen davada davalı ... vekili; Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 5. Davacı ..., ... ve ... vekili birleşen Akhisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2020/24 Esas sayılı davada dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras bırakanının vefatı sonrası davalı Kurum tarafından kendilerine ölüm aylığı bağlandığını, aylığın herhangi bir tebligat yapılmadan kesildiğini ve borç bildirim belgeleri gönderildiğini, murisin vefat ettiğinde 890 prim gün sayısının bulunduğunu, müvekkillerinin miras bırakana ait askerlik borçlanmasıyla 540 gün prim ödemesi yaptıklarını ve toplamda 1430 gün prim ödeme gün sayısına ulaşarak eksik prim ödeme gün sayısını tamamladıklarını, bu durumun Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin geçici 35. maddesine de uygun olduğunu, bu konuda Kamu Denetçiliğine başvuru yaptıklarını ancak davalı Kurumun verilen tavsiye kararını reddettiğini ileri sürerek aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.6. Birleşen davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesi vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 07.03.2022 tarihli ve 2021/465 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile; Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik’in geçici 35. maddesinin dava konusu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, 01.02.2009 tarihinde vefat eden muris ...’ın prim ödeme gün sayısının 890 gün olduğu ve 900 prim gün sayısı şartını yerine getirmediği, askerlik süresinin borçlanılmış hâli ile de toplam prim gün sayısının 1430 gün olduğu ve her türlü borçlanma dahil 1800 gün şartının da sağlanmadığı ancak davalı Kurumca yeterli inceleme ve denetim yapılmayarak davalı hak sahiplerine ölüm aylığı alma koşullarını taşıdıkları inancı verilerek askerlik borçlanması yaptırılması neticesinde ölüm aylığı bağlandığı, daha sonra prim ödeme gün sayısı şartının sağlanmadığından bahisle aylığın dokuz yıl sonra iptal edildiği, eksik prim gün sayısının sadece 10 gün olduğu, iptal tarihi itibariyle 44 yaşında olan hak sahibi eşin bağlanan ölüm aylığı dışında başkaca bir gelirinin olmaması nedeniyle Kurum kayıtlarına göre 28.08.2019 tarihinde temizlik görevlisi olarak işe başladığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde kanuni şartlar oluşmadığından aylık bağlanması talebinin ve ödenen aylıkların geri alınmasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açacağı ve somut olayın özel koşulları altında hak sahibi mirasçılara aşırı bir külfet yükleyeceğinden bu talebin de reddi gerektiği gerekçesiyle Kurum tarafından açılan asıl ve birleşen davaların reddine, hak sahipleri tarafından açılan birleşen davanın kısmen kabulüyle, bağlanan ölüm aylığının geri alınmasına dair Kurum işleminin iptaline, aylık bağlanması talebinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2024 tarihli ve 2022/1301 Esas, 2024/124 Karar sayılı kararı ile; davalı Kurumca önce borçlanma süresine ilişkin prim tahsil edilerek 18.05.2009 tarihinde aylık bağladıktan on yıl sonra her türlü borçlanma hariç 900 gün prim ödeme gün şartı gerçekleşmediği gerekçesine dayalı olarak yapılan aylık iptali işleminin sosyal güvenlik hakkının özünü zedeleyecek nitelikte bulunduğu, makul sürede denetim görevini yerine getirmeyen Kurum tarafından gerçekleştirilen işlemin hukuka aykırı olduğu dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine, hak sahipleri vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle Kurum tarafından açılan asıl ve birleşen davalarının reddine, hak sahipleri tarafından açılan davanın kabulüne, davacılara bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesi ve yersiz ödeme nedeniyle borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen ölüm aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacı ...'ın öğreniminin 21.07.2018 tarihinde son bulmuş olması nedeniyle aylığın ödenmesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...2.Ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanacak olan ölüm aylığının şartları, 5510 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde düzenlenmiş olup sigortalının yaşlılık, malullük veya vazife malullüğü aylığı alırken yahut söz konusu aylıkların bağlanmasına hak kazanmış olduğu halde henüz işlemleri tamamlanmadan veyahutta belirtilen aylıkların çalışması nedeniyle kesilmesi halindeyken ölümü halinde hak sahiplerine doğrudan ölüm aylığı bağlanmaktadır. Bu şartları taşımadan ölen tüm sigortalılar yönünden ise sigortalının 1800 gün prim günü bulunması veya 4/1-a maddesi sigortalıları yönünden her türlü borçlanma hariç 5 yıl sigortalılık ve 900 prim günü şartını haiz olmaları halinde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmektedir. 3. Somut olayda, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olan murisin, yaşlılık, malullük ve vazife malullüğü aylığı şartları bulunmadığı gibi her türlü borçlanma hariç 900 prim günü ve borçlanma dahil 1800 prim günü bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi kapsamında ölüm aylığı tahsis koşullarını taşımayan birleşen davanın davacısı hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması mümkün bulunmamaktadır. 4. Öte yandan aylık şartlarını taşımadıkları halde, kendilerinden kaynaklanan kasıt veya kusur bulunmaksızın tümüyle Kurumundan kaynaklanan hatalı işlem sonucu, kendilerine aylık bağlanan sigortalı ya da hak sahiplerinin aylıklarının kesilmesi halinde; yersiz aylıkların, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi kapsamında tahsil edilmesi gerekir.5. Açıklanan maddi ve hukuki olgular uyarınca ölüm aylığının yeniden bağlanması istemlerinin reddi ile yersiz aylıkların 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi kapsamında tahsili yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1430 prim ödeme gün sayısı bulunmasına karşın borçlanma hariç prim gün sayısının 890 gün (900 günden az) olması nedeniyle aylık bağlanma tarihinin üzerinden on yıla yakın zaman geçtikten sonra on günlük prim gün sayısı eksiği nedeniyle yapılan iptal işleminin sonuçları ölçülü olmadığı gibi iyi yönetim gereklerine uymayan Kurumun hiçbir sorumluluğa katlanmamış olmasının kabulüne de olanak bulunmadığı, aksi yöndeki yaklaşımın hukuk güvenliği ve hukuk önünde eşitlik ilkelerini zedeleyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDirenme kararına karşı süresi içinde davacı- birleşen davada davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz SebepleriKurum vekili; hükme dayanak yapılan Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarının gerekçelerinin bağlayıcılığının tartışmalı olduğunu, somut olayın hukuka uygunluğundan ziyade bireysel başvuru kararının gerekçesi değerlendirilerek hak ihlali olup olmadığı şeklinde yapılan incelemenin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarına itibar edilmediğini, hak sahiplerinin 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında ölüm aylığı tahsis koşullarını taşımadıklarını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı-birleşen davada davacı hak sahiplerinin murislerinden ölüm aylığı bağlanma koşullarının bulunup bulunmadığı ve ölüm aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin yerinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre ölüm aylığının yeniden bağlanması talebinin reddine karar verilerek ödenen aylıklarının 5510 sayılı Kanun 96/1-b maddesi kapsamında tahsiline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe1. İlgili Hukuk5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 32... . maddeleri.2. Değerlendirme1. Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır.2. Sigortalının ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesinde ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli koşullar düzenlenmiştir. “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32. maddesinde ölüm aylığının, en az 1800 gün malûlük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları hâlinde ölüm aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Madde metninden geçen “her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresi sigorta başlangıç tarihinin geriye götürülemeyeceğine ilişkin bir düzenleme olmayıp açık bir şekilde borçlanma olmaksızın belirlenen süreyi belirtmektedir.3. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10, 11, 13, 41, 60... . maddelerine aykırılığı iddiası ile iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular üzerine Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirme sonucunda 22.10.2015 tarihli ve 2015/10 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararında, “24. Ölüm aylığının bağlanabilmesi için ölen sigortalının bildirilen prim gün sayısının esas alınarak düzenleme yapılmasında ve bu çerçevede ölüm aylığı bağlanabilmesi için kural olarak 1800 gün prim bildirimi koşulu öngörülmesinin yanı sıra bu koşula alternatif olarak, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılar yönünden her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunulması ve toplam 900 gün prim bildirimi koşulunun getirilmesi, söz konusu kişilerin hak sahiplerine sunulan bir seçimlik hak niteliğinde olup, 1800 günlük prim süresi yönünden borçlanma sürelerinin esas alınmasına bir engel oluşturmamaktadır. Bu durumda ölüm aylığına hak kazanma şartlarının belirli bir ölçü ve denge gözetilerek belirlenmesi, sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıran veya onu kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak nitelendirilemez.25. Ölüm aylığı bağlanması hususunda, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılar yönünden 1800 günlük prim bildirilme koşuluna alternatif olarak sunulan hakta borçlanma yasağının öngörülmesi suretiyle getirilen sınırlama ile SGK'nın aktüeryal dengelerinin korunmasının, sosyal güvenliğin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının, bu bakımdan sistemi zedeleyecek ya da işlemez hale getirebilecek mali yükün altına girilmesinin engellenmesinin ve bu suretle kamu yararının gerçekleştirilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, söz konusu sınırlamanın, "demokratik toplum düzeninin gerekleri"ne aykırılık taşımadığı açıktır.26. Diğer yandan, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılar yönünden, borçlanma imkânının tamamen ortadan kaldırılmamış olması, borçlanma yasağının "5 yıl sigortalılık" ve "900 gün prim bildirilmiş olma" şartlarından yararlanmak suretiyle ölüm aylığı bağlanılmasının talep edilmesi durumuyla sınırlı olması, buna karşılık "1800 gün prim bildirilmiş olma"koşulunun geçerlilik kazanması hâlinde borçlanmanın bu sigortalılar yönünden de mümkün olması nedeniyle, sosyal güvenlik hakkına yapılan müdahalenin, ölçülü olduğu ve bireylere aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmaktadır.27. Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.28. Askerlik hizmetini yerine getirme, tutukluluk veya gözaltı hâli ya da doğum gibi sebeplerle de olsa çalışma yaşamına ara vermiş bireyler ile çalışma yaşamına ara vermeksizin çalışmaya devam etmek suretiyle Kanun'un aradığı koşulları yerine getiren bireyler,ölüm aylığına hak kazanma yönünden eşit kabul edilemeyeceklerinden, bunlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Sosyal güvenlik hakkı kapsamında yer alan ölüm aylığının bağlanabilmesi için çalışılan sürelerin esas alınması, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.” şeklindeki gerekçe ile itirazın reddine karar vermiştir.4. Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yer alan “her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresi eşitlik ilkesine aykırı olmadığı gibi bu ibarenin anılan Kanun’da belirtilen ve ölüm sigortasından yararlanma koşulları arasında sayılan “en az 5 yıldan beri sigortalı” olunması ve “900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş” bulunması şartlarının her ikisi yönünden de aranması gerekmektedir.5. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2017 tarihli ve 2016/1507 Esas, 2017/1747 Karar, 19.09.2018 tarihli ve 2018/10-606 Esas, 2018/1331 Karar, 29.01.2019 tarihli ve 2017/21-3167 Esas, 2019/36 Karar ile 16.05.2019 tarihli ve 2016/10-411 Esas, 2019/567 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.6. Yeri gelmişken 5510 sayılı Kanun’nun 96. maddesine değinilmelidir. Sözü edilen 96. madde Kurum tarafından ilgililere fazla veya yersiz olarak yapılan 5510 sayılı Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin geri alınmasını düzenlemekte olup fazla veya yersiz ödemelerin kasıtlı veya kusurlu davranışlardan kaynaklanması durumu ile Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanması durumunu ayrı ayrı ele almıştır. Buna göre Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiştir.7. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; yersiz ödemenin kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğması durumunda hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede, ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birlikte geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte fıkranın (b) bendinde, fazla veya yersiz ödemenin Kurumun hatalı işleminden kaynaklanması hâlinde hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamının, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içerisinde ödenmesi durumunda faizsiz olarak tahsil edileceği, bu sürenin geçmesinden sonra yapılacak ödemeler bakımından ise yirmi dört aylık sürenin sonundan itibaren hesaplanan kanuni faizi ile geri alınacağı belirtilmiştir.8. Somut olayda 01.02.2009 tarihinde vefat eden murisin prim ödeme gün sayısının 890 gün olduğu, müteveffanın eşi ...'ın 07.04.2009 tarihinde 540 gün askerlik borçlanması bedelini ödeyerek 18.05.2009 tarihinde hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanması talebiyle Kuruma başvurması üzerine 01.05.2009 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında 1430 prim ödeme gün sayısı üzerinden müteveffa sigortalının eşi ve çocuklarına ölüm aylığı bağlandığı, Kurum Emeklilik Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından müteveffanın borçlanma süresi hariç 900 gün prim ödeme gün sayısı şartının gerçekleşmediğinin tespit edilmesi üzerine 25.09.2018 tarihli işlem ile ödenen ölüm aylıkları kesilerek müteveffanın eşi ve çocuklarına borç bildirim belgeleri gönderilmesi sonrası borcun ödenmemesi üzerine Kurum tarafından alacak istemli, müteveffanın eşi ve çocukları tarafından ise Kurum işleminin iptali istemi ile eldeki davaların açıldığı anlaşılmıştır.9. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 01.05.2009 tarihinde vefat eden sigortalının 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesine göre borçlanılan süreler hariç malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme gün sayısının 900 gün olmadığı, askerlik borçlanması sonucunda da 1430 prim ödeme gün sayısının bulunduğu ve 1800 prim gün sayısı koşulunun yerine getirilemediği açık olmakla 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca somut olayda ölüm aylığı bağlanma şartları oluşmadığından Kurumca aylığın kesilmesine ilişkin işlem yerinde ise de bu durum hak sahiplerinin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmadığından yersiz aylık ödemeleri konusunda 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesi uyarınca uygulama yapılarak karar verilmelidir.10. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.11. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.