Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı sonrası Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde yeniden incelenen, para iadesi ve faiz talepli alacak davasının yargılama süreci.
Özet: Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı sonrası yeniden ele alınan bu alacak davasında davacı, davalı şirkete yüksek getiri ve geri ödeme garantisiyle verdiği, ancak ödenmeyen ve ortaklık ilişkisi kurulmadığını iddia ettiği paraların fiili ödeme günündeki rayici üzerinden iadesini talep ederken; davalı şirket, paranın şirket payı bedeli olduğunu, geri istenemeyeceğini ve bankacılık faaliyeti yürütmediğini savunmuş, bu süreçte davanın diğer davalısı olan gerçek kişinin vefatı üzerine mirasın reddi kararları alınarak terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verilmesiyle yargılamanın seyri karmaşıklaşmıştır.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ :
2-
TASFİYE MEMURU :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması ve Anayasa Mahkemesi'nin 04.03.2026 tarih ve ... Başvuru Numarası ile başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkememize gönderilmesi kararı üzerine; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2.maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkememize iade edilmekle, davanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yapılıp bitirilen açık yargılaması sonucunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 01.06.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davalı tarafa para verdiğini, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı tarafça yatırılan para karşılığında ortaklık durum belgesi ve hisse senetleri verildiğini, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde paranın iade edilmediğini beyan ederek, davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin dava, faiz ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 1.000,00 Euro'nun fiili ödeme günündeki rayici üzerinden, temerrüt tarihi olan 25.05.2019 tarihinden başlamak üzere devlet bankalarının bir yıl vadeli döviz mevduatına ödedikleri en yüksek faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsiline, 6100 sayılı Kanun'un 323/1-ç hükmü gereği 146,00 TL ihtarname düzenlemesine ilişkin giderlerin yargılama giderlerine eklenilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... Holding A.Ş.vekili 08.07.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının Türkiye’de mutad meskeni olmadığını, teminat yatırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'a Konya .Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.07.2017 tarih ... Esas ... Karar numarası ile oğlu ... vasi olarak atandığı, dava dilekçesinin davalı ... vasisi ... usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davaya karşı herhangi bir cevap vermediği gibi kendisini vekil ile de temsil ettirmediği, UYAP sistemi üzerinden çıkarılarak dosyamıza eklenen ...'ın nüfus kayıt tablosuna göre; Davalı ...'ın 31.10.2021 tarihinde vefat ettiği, Mahkememizce Mahkememizin benzer ... Esas sayılı dosyası üzerinden Konya Sulh Hukuk Mahkemeleri'ne müzekkereler yazıldığı, müteveffa ... mirasçıları tarafından mirasın reddine ilişkin dava açılıp açılmadığı, açılmış ise karar verilip verilmediği hususlarının araştırılarak karardan bir örneğinin gönderilmesinin istenildiği, Konya .Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 24.11.2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı mirasın gerçek reddi kararının 04.01.2022 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın UYAP sistemi üzerinden bir suretinin mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına gönderildiği, ayrıca mahkemenin aynı esaslı 07.02.2022 tarihli ek kararı ile ...'ın terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesine ve tasfiye memuru olarak ... atanmasına karar verildiğinin bildirildiği, mahkeme kararı ile ek karardan UYAP sistemi üzerinden çıktılarının alınarak bu dosyamız içerisine eklendiği görülmüştür.
Davacının UYAP Mernis ve Takbis kayıtları çıkartılmış ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosyamız arasına alınmıştır.
Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre; ... Holding A.Ş.'nin ünvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştirilmesine karar verildiği görülmüştür.
Davanın açılmasından sonra, 07.12.2019 gün ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile "25/03/1987 tarihli ve 3332 s. Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a Geçici 4. maddenin eklendiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen 25.02.2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; Davacı tarafından açılan dava hakkında (3332 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine istinaden) karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davacı ve davalı ... Holding A.Ş.tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 21.06.2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; Davacının ve davalı ... Holding A.Ş.'nin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın temyiz başvurusuna istinaden dosyanın Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderildiği, Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 06.06.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla; Karar onanarak Mahkememiz kararının 06.06.2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması ve Anayasa Mahkemesi'nin 04.03.2026 tarih ve ... Başvuru Numarası ile başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen Mahkemelere gönderilmesi kararı üzerine; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2.maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının Mahkememize iade edildiği ve davanın Mahkememizin ... Es. sırasına kaydedilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davacı tarafından açılan dava hakkında 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Karanamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 maddesi ile yasal düzenleme yapıldığı ve 07/12/2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren" "25/03/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a" eklenen Geçici 4/2.maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş. Kararı davacı taraf ve davalı şirket istinaf etmiştir. Karar KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .HUKUK DAİRESİ DOSYA ESAS NO:... KARAR NO: ... sayılı ilamı ile esastan red kararı verilmiş. Bu kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Karar YARGITAY . Hukuk Dairesi ESAS NO:... KARAR NO:... sayılı ilamı ile onanmıştır.
Kararın kesinleşmesi üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin 04.03.2026 tarih ve ... Başvuru nolu karar ile Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Dairemize gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosyanın yeniden incelenmesi sonucu davalı ... Holding A.Ş.hakkındaki dava yönünden yapılan değerlendirmede (Davalı ... hakkındaki karar kesinleşmekle ve bireysel başvuru yasaya dayalı verilen karara yönelik olması nedeniyle);
Davacı yan eldeki davada, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine belge karşılığında davalılara para verdiğini, kısa bir süre sonra parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, ... Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, davacının şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını, davalı şirket ile davalılar ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek 2.000,00 Euro’nun davalılardan tahsiline ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vasisi, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıdan "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para tahsil edilip edilmediği, geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacının davalı şirketlerin ortağı olup olmadığı, davacının ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanıp kullanmadığı, şirket ortağı değil ise davacının zarar miktarı, zararın davalılardan talep edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 28.05.2010 tarih 7573 sayılı nüshasının 209. Sayfasının incelenmesinde; davalı ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş. nin ünvanının ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiği ve yine Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 17/07/2012 tarih ve 8113 sayılı nüshasının 105-110. sayfalarına göre de yeni ünvanı ile davalı ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. nin ... Holding A.Ş.'nin bünyesine girerek ... Holding A.Ş. ne devredilmesi suretiyle birleştirildiği anlaşılmıştır.
Davalı ... yönünden yapılan incelemede :
Davalı vasisinin cevap dilekçesi sunmadığı, istinaf ve temyiz yollarına başvurmadığı görülmüştür .
Mahkememizce davalı terekesinin tasfiyesi beklenmiş ise de; İcra ve İflas Kanunu madde 194’te, istisnai haller saklı olmak üzere, iflasın açılması akabinde müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davalarının duracağı ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam edeceği düzenlenmiştir.Yine 194. maddede hukuk davalarının tatil edilmesinde istisnai haller ise, acele haller, şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davaları olarak sayılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu Madde 194-Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.
194. madde kapsamında müflisin taraf olduğu, şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarında iflasın bekletici mesele yapılamayacağı, yargılamanın devam edeceği açık olup işbu davalara ilişkin olarak hâkime takdir yetkisi bırakılmamıştır.
Ancak, 194. maddede bir diğer istisnai hal olan acele hallerin neler olduğunun açıklaması yapılmamış ve hangi davaların acele olduğu mahkemenin kararına bırakılmıştır. (Prof. Dr. ... , İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, Legal Yayınevi, Eylül 2016)
Genel olarak tahliye davaları, zilyetliğin korunması davaları, ortaklığın giderilmesi davaları işçilerin işverene karşı açtıkları alacak davaları, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri acele işlerdendir. Genel olarak, adli tatilde görülebilen iş ve davaları iflasın açılması ile durmayacak acele iş ve davalar, basit yargılama usulüne tabi davalar acele haller olarak kabul edilmelidir. (Prof. Dr. ... İcra ve İflas Hukuku, Alfa Yayınları. 3. Baskı, 1993)
İsviçre doktrininde de basit yargılama usule ilişkin davaların, ihtiyati tedbir yargılamasının, bozulabilecek ürünlere, ayni bir hakkın geçici olarak şerhine ilişkin hususların İsviçre doktrininde acele haller olarak değerlendirildiği ve hukukumuzda da acele hal olarak değerlendirilmektedir. (Prof. Dr. ... - Prof. ... , İcra ve İflas Hukuku, Beta Yayınevi, 6. Baskı)
Türk Hukukunda da hâkim görüş basit veya seri usulüne tabi davalar ile adli tatilde görülebilen iş ve davaları; iflâsın açılmasıyla durmayacak olan iş ve davalardan kabul etmektedir.(Av. ... , İcra ve İflas Kanunu Şerhi, Bilge Yayınevi, Ankara 2014)
Yargıtay . Hukuk Dairesi tahliye davasında İcra ve İflas Kanunun 194. Maddesinin bekletici mesele yapıldığı uyuşmazlıkta,
“Hukuk davalarının tatilini düzenleyen İİK 'nun 194. maddesi “acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir” hükmünü taşımaktadır. Gerek uygulamada gerekse öğretide tahliye davalarının acele davalardan olduğu tartışmasızdır. Ayrıca adli ara vermeyi düzenleyen HUMK.'nun 176. maddesinde adli tatilde görülen davalar arasında tahliye davaları da sayılmıştır Zira tahliye davaları basit yargılamaya tabi yasa koyucu tarafından bir an önce çözümü amaçlanan davalardandır.” gerekçesiyle, basit yargılama usulüne tabi davaların bir an önce çözümü amaçlanan davalardan olması nedeniyle acele haller olarak değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi, E. ... K. ... , T. 11.5.2010, Yargıtay . Hukuk Dairesi, E. ... K. ... , T. 17.06.2010)
Uygulamada iflasın açılmasından itibaren ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar geçecek zaman uzunca bir zaman olup ve bu süre içinde davaların durması, yargılamanın önemli ölçüde gecikmesine ve menfaat sahiplerinin haklarının zedelenmesine neden olabilmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. Maddesi kapsamında her gerçek veya tüzel kişinin makul sürede yargılanma hakkı bulunmaktadır. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunmaktır. Hukuki uyuşmazlıkların çözüm sürecini uzatarak çoğu zaman elde edilecek hükmün yararını ortadan kaldıran bir yargılama, adaletin yerine getirilmesindeki etkililiğe ve güvenliğe zarar verebilmektedir. (Anayasa Mahkemesi, ... ve diğerleri, B. No: ... , 2/7/2013, § 40)
Basit yargılama usulüyle görülen davalar da İcra ve İflas Kanunu 194. Maddesinde yer acele hal olarak değerlendirilmelidir. Zira aksinin kabulü halinde çözümlenmesi bir an önce amaçlanan basit yargılama usulüyle görülen davalarda müflisin iflasının bekletici mesele yapılması nedeniyle, davanın uzun yıllar sürmesi ve bunun neticesinde de başta makul yargılanma hakkı olmak üzere hak ihlallerine sebebiyet verilmesi söz konusu olacaktır.
Somut olayda ilk dava 01.06.2019 tarihinde açılmış olup eldeki dosyanın yargılamanın yenilenmesi ile yeniden ele alındığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafın aynı olduğu benzer bir dosyamızda Adalet Bakanlığı tazminat komisyonuna başvurulduğu komisyonun 13/11/2025 tarih ... sayılı kararında ;
"AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin makul sürede yargılanma hakkına ilişkin yerleşik içtihatları göz önüne alındığında, söz konusu yargılama süresinin uzun olduğu anlaşılmış olup, somut müracaat dosyasında yukarıda AİHM ve AYM kararlarında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından, müracaat edenin Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan “makul sürede yargılanma hakkı” ihlal edildiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Ayrıca, anlaşıldığı kadarıyla söz konusu yargılamanın halen derdest olduğu göz önüne alındığında, Komisyonumuz bu uzamanın en uygun telafi yolunun, AİHS’in 6/1 maddesinin gereklerine riayet edilerek yargılamayı mümkün olduğunca kısa sürede sonuca bağlamak olduğu kanaatindedir. (... ve Diğerleri/Türkiye, no. ... , §45, 3 Mart 2009) Bu nedenle Komisyon kararının "hızlandırıcı etki" yapmasını teminen 6384 sayılı Kanun'un 8/2 maddesinde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili yerel mahkemeye bildirilmesi gerekmiştir." şeklinde karar verilmiş olup eldeki dosya 01.06.2019 tarihinde açılmış olup yaklaşık 6 yıl geçmiş olup tereke tasfiyesinin ne zaman sonuçlanacağı belli olmayıp dosyanın “makul sürede yargılanma hakkı”, gecikmiş adalet adalet değildir düsturu dikkate alınarak bu dosya yönünden de tazminata hükmedilmemesi adına acele işlerden sayılması gerektiği kanaatine varılarak tereke tasfiyesi beklenmemiştir.
Kaldı ki Ankara BAM .HD.'nin ... E. ... K., ... E. ... K.: ... E ... K sayılı ilamlarında belirtildiği üzere her ne kadar dosya kapsamından davalı ...'ın terekesinin borca batık olması nedeniyle iflas hükümlerine göre tasfiye aşamasında olduğu anlaşılmakta ise de, yukarıda açıklandığı üzere“makul sürede yargılanma hakkı” dikkate alınarak acele hallerden kabul edilerek ve ilk derece mahkemesi kararına karşı ... tarafından istinaf ve temyiz yollarına gidilmemesi dikkate alınarak süre beklenmemiş.Yargıtay . HD'nin Esas No:... Karar No:... sayılı ilamında davalı şirketin itirazları değerlendirilmiş kamu düzenine girmediğinden davalı ...'ın terekesinin beklenmemesine yönelik bozma yapılmamıştır.
ESAS hakkında yapılan değerlendirmede :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1. maddesinin (g) bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin bu koşulun mevcut olup olmadığını kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür.
7251 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile değişik HMK’nın “Harç ve gider avansının ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde;
“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
(2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.
(3) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır” düzenlemesi bulunmaktadır.
Anılan maddenin gerekçesinde ise; “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilan edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır.Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açılırken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesinde ise;
“(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de; “…Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125. maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119. maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125. madde hükmüdür” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla, delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği belirtilmiştir.
18. 06.08.2015 tarihli Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 205. maddesinde;
“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2) Adlî yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adlî yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması hâlinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır...\" düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmeliğin 205. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması hâlinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 205/3); delil avansının yatırılmaması hâlinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 205/4) . (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas:... Karar:... )
Davanın çözümünün, DAVALI şirketin defterlerinin incelenmesine sonucuna mutlak suretle bağlı olması nedeniyle Mahkememizce bilirkişi incelemesine dair karar verildiği fakat davacı taraf vekilinin yeterli delil avansını mahkememiz veznesinde depo etmediği, delil avansını yatırmadığı anlaşıldığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmakla HMK (HMK 266 Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.) , HMK 90 (Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.), HMK 94 ( (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.) , HMK 324 ((1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.) , TMK 6. Maddesi uyarınca (- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. ) ile HMK 189. Maddesi uyarınca ( araflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.) ile HMK 190. Maddesi uyarınca ( İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.) hükmünün bulunduğu, davacı vekilinin dilekçesinde alacak ve şirket ortağı olmadığının tespitini istediği ve bilirkişi incelemesine dayandığı anlaşılmakla; eldeki dava alacak davasıdır.
Yargıtay HD nin ... E ... K sayılı ilamı İLE ONANAN ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ.HUKUK DAİRESİ 'NİN ESAS NO: ... KARAR NO: ... sayılı ilamında ; Mahkemece, 20/10/2016 tarihli celsede; ''Tarafların alacak borç durumu harç ikmali yapılan sözleşmeyle ilgili fesih koşulları ve diğer hususlarda resen seçilecek bir uzman , bir makine mühendisi, bir mali müşavir bilirkişi marifetiyle dosya üzerinde inceleme yapılmasına, bilirkişiler için ayrı ayrı 1.000,00 TL'den 3.000,00 TL ücretin davacı tarafça karşılanmasına, delil avansının ikmali için davacı tarafa iki hafta kesin mehil verilmesine, bilirkişi inceleme gideri verilen süre içinde karşılanmadığı takdirde davacı tarafın bu delilden vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre karar verileceği hususunun hatırlatılmasına, (hatırlatıldı) bilirkişi raporunun taraf sayısından bir fazla örneğinin dosyaya sunulmasına, sunduğunda taraf vekillerine tebliğine, varsa itirazların ve yazılı beyanların sunulması için iki hafta kesin mehil verilmesine, itirazlar bildirildiğinde ve gerektiğinde resen ek rapor alınmasına, dosyanın ek deliller dosyaya bildirme süresi geçtikten sonra bilirkişilere teslimine, bilirkişilere HMK.nun 278/4 madde uyarınca mahallinde inceleme yetkisi verilmesine, mahallinde inceleme gerektiği takdirde taraf vekillerine haber verilerek birlikte veya taraf vekillerinin bilgisi dahilinde inceleme yapılmasına'' şeklinde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından esastan red kararı verilmiş. Karar Yargıtay HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamı ile onanmış olup yüksek yargı kararlarından anlaşılacağı üzere mahkememizce delil avansı yönünden verilen kesin süre ihtarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların dayandıkları deliller, aşamadaki yazılı duruşmadaki beyanlar, emsal Yargıtay Kararları, HMK hükümleri, kül halinde değerlendirildiğinde 6100 sayılı HMK nın 266 (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.) hükmünün bulunduğunu, somut olayın özelliği itibariyle davacı vekilinin ecri misil tazminat talebine ilişkin ihtilafın çözümünün teknik ve özel bir bilgi gerektirdiği, davacı taraf bilirkişi delil avansını süresi içerisinde yatırmadığından HMK'nın 90. Maddesinde süreler, kanunlar belirtilir veyahut hakim tarafından tespit edilir, kanunda belirtilen istisnalar dışında hakim kanundaki süreleri artıramaz ve eksiltemez 6100 sayılı HMK nın 94. Maddesi kanunun belirlediği süreler kesindir, hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir, kesin süre içerisinde yapılması gerekli işlemi süresinde yapmayan taraf o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar hükümleri gereği kesin süre içerisinde gider avansı yatırılmadığından keşif ve bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş ve mevcut durum itibariyle ispat edilemeyen davanın Yüksek Yargıtay'ın . Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir .
Mahkememizce, Davacı vekiline bilirkişi masrafını yatırması için kesin süre verildiği halde delil avansının yatırılmadığı, bu nedenle HMK nın 324. maddesi uyarınca bilirkişi delilinden vazgeçildiği ve kesin süreye uyulmadığından davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hakkın doğduğu, dosya kapsamında diğer deliller dikkate alınarak yapılan incelemede davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.(YARGITAY . Hukuk Dairesi Esas No:... Karar No:... , Esas No:... Karar No:... , Esas No:... Karar No:... )
Davacı vekilinin davayı tam ıslah ettiğine ilişkin dilekçesi yönünden yapılan incelemede ;
6100 sayılı HMK’nın 176. maddesine göre ıslah tamamen (kamilen) veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir.
Tamamen ıslahta, Davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir. (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424).
Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekecektir.
Davanın kısmen ıslahında ise; Davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (HMK m. 181) (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (... , s. 4014). Davacının talep sonucunu (müddeabihi) arttırması, talep sonucunu terditli dava hâline dönüştürmesi ve talep sonucunun daraltılması gibi işlemler kısmen ıslaha örnek olarak sayılabilecek usule müteallik işlemledir.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir.
Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli ve ... E. ... K.; 07.06.2017 tarihli ve ... E. ... K. ile 02.04.2019 tarihli ve ... E. ... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Islah işleminin ne şekilde yapılacağı 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir.”
Görüldüğü üzere ıslah işleminin gerçekleştirilmesi için 6100 sayılı HMK’da herhangi bir şart öngörülmemiş, ıslahın sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Islah, 6100 sayılı HMK’nın 177/1. fıkrası uyarınca tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
“Kötüniyetli ıslah” başlıklı 6100 sayılı HMK’nın 182. maddesi; “(1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder.” şeklinde düzenlenmiştir.(Yargıtay HGK - ESAS NO: ... KARAR NO: ... )
Davacının, davasını değiştirmek için tam ıslah yoluna başvurmak suretiyle talep sonucunu yahut dava sebebini değiştirmesi mümkündür. Talep sonucunun veya dava sebebinin kısmen genişletilmesi yahut değiştirilmesi tam ıslah olmayıp HMK’nın 181. maddesi kapsamında kısmen ıslahtır. (... , İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 2016)
Bu noktada; dava dilekçesinde dava konusu edilmiş vakıanın neticesi olan taleplerden bir kısmı hakkında dava açılmışken, dava konusu edilmiş vakıanın neticesi olan farklı bir kalem talebin ıslah yoluyla davaya dahiline olanak bulunup bulunmadığı irdelenmesi gerekir. Davadaki talep kısmının değiştirilmesi de davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. Kısmi ıslahta ise, taraf belli bir usul işlemini ıslah etmektedir. Davadaki talep kısmının artırılması ise davanın kısmen ıslahı mahiyetindedir. Gerek davanın tümden ıslahı gerekse kısmi olarak ıslahı tahkikatın sona ermesine kadar (HMK 177/1) ve bir defa yapılabilir (HMK 176/2).(Yargıtay HGK - ... KARAR NO: ... )
Somut olayda tam ıslahtan söz etmek mümkün değildir.
Kaldı ki; HMK 186. maddesi uyarınca; mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. HMK’nın 184. ve 185. maddeleri gereğince tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığında mahkeme, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder ve bu tefhim ile tahkikat aşaması sonaerer. Mahkememizce tahkikatın bitirildiği sözlü yargılamaya geçildiği de anlaşıldığından tam ıslah talebi kabul edilmemiştir.
SONUÇ OLARAK :
​Davanın temelini oluşturan ortaklık ilişkisinin mevcudiyeti ve miktarsal tespiti hususları, teknik incelemeyi gerektiren ve ancak bilirkişi marifetiyle çözümlenebilecek nitelikteki olgulardır. HMK 190. maddesi uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran davacı taraf üzerindedir. Mahkememizce, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla bilirkişi deliline başvurulmuş ve davacı vekiline bu delilin ikamesi için gerekli olan avansı yatırması üzere usulüne uygun ve sonuçları hatırlatılan kesin süre verilmiştir.
Mahkememizce Anayasa mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden inceleme yapılmış ise de dosya içerisinde bilirkişi raporunun bulunmadığı görülmüştür .Davalı tarafın, defterleri, evrakları incelemeden davacı belgeleri ile karşılaştırma yapılmadan karar verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı tarafa delil avansını yatırması için kesin süre verilmiştir.
​Ancak davacı tarafça, verilen kesin süreye rağmen delil avansı yatırılmamıştır. HMK 324/2. maddesinin amir hükmü gereği; süresinde yatırılmayan delil avansı nedeniyle davacı tarafın bu delilden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu ve kamu düzenini ilgilendirmeyen eldeki davada, mahkememizin davacı yerine geçerek resen (kendiliğinden) delil toplama veya masraf üstlenme yetkisi bulunmamaktadır. Netice itibarıyla; davasını ispatla yükümlü olan davacının, en temel delilin masrafını yatırmayarak bu delilden vazgeçmiş sayılması nedeniyle, iddiasını somut ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı anlaşıldığından, sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İspat edilemeyen davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 111,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 620,08 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye İrad KAYDINA,
3-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan ve ilk oturuma davacının katılıp, davalılar ... Holding A.Ş. ve ...'ın katılmadıkları anlaşıldığından; 7531 sayılı Kanun'un 25. Maddesi ile değişik 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11. ve 13.maddesi gereğince 1.320,00 TL arabulucu ücretinin 660,00 TL arabulucu ücretinin davalılar ... Holding A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, geriye kalan 660,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,
6-Davalı ... Holding A.Ş.tarafından sarfına mecbur kalınan tebligat ve posta giderinden oluşan 95,00 TL yargılama giderinin 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan ve ilk oturuma davacının katılıp, davalının katılmadığı anlaşıldığından; 7531 sayılı Kanun'un 25. Maddesi ile değişik 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11. ve 13.maddesi gereğince 47,50 TL'sinin davalılar ... Holding A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, geriye kalan 47,50 TL'sinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalılardan ... Holding A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiği ancak 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan ve ilk oturuma davacının katılıp, davalı ... Holding A.Ş.'nin katılmadığı anlaşıldığından; 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11. ve 13.maddesi gereğince ve dosyanın geçirdiği safahat, Anayasa Mahkemesi kararı, yeni kurulacak hükümde davacı aleyhine hüküm verme yasağı gözetilerek Mahkememizin ilk karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin 1.700,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı ... Holding A.Ş.'ne VERİLMESİNE,
8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... Holding A.Ş.vekili ile tasfiye memurunun yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. oy birliği ile karar verildi.12/06/2026
Başkan Üye Üye Katip
* Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.