Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, "atölye butik dershane" markasının yenileme hatası ve öncelik hakkı iddialarıyla YIDK marka tescil reddi kararının iptali davası.
Özet: Davacı şirket, koruma süresi dolduğu için yenilemesi sehven yapılmamış ancak 18 yıldır kesintisiz kullandığı "atölye butik dershane" markasının tescil başvurusunun reddine dair YIDK kararının, rakip "atölyeeğitim akademi" markasıyla görsel ve kavramsal açıdan benzerlik taşımadığı ve tüketiciler nezdinde karışıklık yaratmayacağı gerekçesiyle iptalini talep ederken; davalılar ise her iki markadaki "atölye" ibaresinin baskın unsur olması, benzer mal/hizmetler kapsaması ve karıştırılma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle itirazın ve red kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/225 Esas - 2026/302
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/225KARAR NO : 2026/302....DAVA : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 22/05/2025KARAR TARİHİ : 24/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 24/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhinde açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davası davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili ....’ın olduğunu, tescilli ....numaralı “atölye butik dershane şekil” marka sahibinin de müvekkil şirketin tek ortağı olan .... olduğunu,.... numaralı dosyanın, koruma süresinin dolduğu 10 yıllık sürecin sonunda, 2017 yılında gerçekleştirilmesi gereken yenileme işlemi müvekkili tarafından sehven gerçekleştirilememiş olduğunu,müvekkilinin 2007 yılından günümüze tam 18 yıldır aralıksız olarak markayı kullanımını sürdürmüş olduğunu, benzer olduğu iddia edilen marka incelendiğinde görüleceği üzere davalıya ait “atölyeeğitim akademi” markasının, daha önce de tescil edilmiş ve müvekkiline ait “atölye butik dershane" ibareli marka ile hiçbir benzerliğinin bulunmadığını ve tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin mümkün olmadığını, dava konusu marka ile davalıya ait “atölyeeğitim akademi” markasının görsellerine dikkate alındığında "atölye" ibaresinin kaligrafisi, yazım şekli, deseni, renklerinin dahi birbirinden oldukça farklı olduğunu,tüketici nezdinde karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından tescili talep edilen markada ".... kavramları yer almakta iken davalıya ait markada "...." ifadelerine yer verilmişolduğunu,dolayısıyla, bahse konu markalar arasında kavramsal yönden de hiçbir benzerlik bulunmadığını, dava konusu tescili talep edilen markada yer alan "atölye" ibaresinin bir market, fabrika gibi çalışma alanını ifade ettiğini,markanın "atölye butik dershane" şeklinde bütünüyle ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiğini,tescili talep edilen markanın ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ....numaralı “atölye butik dershane şekil” markası ile başvuru tarihinden bugüne dek kesintisiz bir şekilde marka kullanımını sürdürmüş olduğunu,bu nedenle davalıya ait tescilli markanın tescilinden yıllar önce başlayan öncelik hakkının huzurdaki davada da gerçekleştiğinin kabulünün gerektiğini bu sebeplerle ..... sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; markaların esas unsurlarına bakıldığında her iki markada yer alan harfler hemen hemen birbirinin aynısı olup, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında markalar görsel ve işitsel yönden ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırma ihtimaline neden olacak şekilde benzerliğe sahip olduklarını,gerek başvuru markasında, gerekse redde mesnet markada asıl, marka algılaması oluşturan baskın unsurun aynı olduğunu,başvuru markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurların da mevcut olmadığını,dolayısıyla, başvuru konusu ibareye bakıldığında gözde bıraktığı iz, duyulduğunda kulakta kalan ses, redde mesnet markayı hatırlattığını,bu hatırlatmanın, anılan markanın, redde mesnet işaretin bir başka biçimi veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini,aynı tür mallar üzerinde ortalama dikkate sahip tüketiciler nezdinde iki markayı birbirinden yeterince ayırt etme niteliğinin bulunmadığı ve başvuru ile itiraza dayanak markalar arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil, karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, diğer taraftan ibarelerin benzerliği ile birlikte, başvuru markasının kapsamındaki mal/hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında bulunan mal/hizmetlerle aynı/benzer nitelikte olduğunu,dolayısıyla “markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması” koşulu da mezkur markalar açısından gerçekleştiğinden, söz konusu markalar bakımından md. 6 1 deki karıştırma ihtimaline ilişkin koşulların gerçekleşmiş olduğunu, davacının öncelikli hak iddiasına konu .... sayılı marka da itirazın incelemesinin yapıldığı tarihte hükümsüz olmakla birlikte, başka sahip adına kayıtlı olduğundan, bu yöndeki iddiaya itibar edilmemiş olduğunu ifade ederek, davanın reddini istemiştir. Davalılar vekili dilekçelerinde özetle; davacı tarafın tescil talebinde bulunduğu.... başvuru numaralı "atölye butik dershane" markasının müvekkilinin sahip olduğu markalar ile ayırt edilemeyecek ölçüde benzer olduğunu, tescil talebinin reddine dair .... kararının hukuka uygun olduğunu, davacı tarafından müvekkillerinin markaları ile aynı olan 41. Sınıfta tescili talep edilen "atölye butik dershane" markasının, müvekkilinin marka hakkından doğan haklarını ihlal edecek ve müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek ölçüde görsel, kavramsal, fonetik yönden benzer olup, markanın tesciline hukuken olanak bulunmadığını ifade ederek, davanın reddini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirket adına "atölye butik dershane" ibaresini... Sınıflandırma Sisteminin 41. sınıfında yer alan hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 02.09.2022 tarihinde yapıldığı, .... sayılı marka tescil başvurusu Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, söz konusu ilan kararına davalı şahıslar tarafından itirazda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itiraz, ilgili daire tarafından değerlendirilerek itirazın kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı şirket tarafından YİDK’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen .... Kurulu 22.03.2025 tarih ve .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun oybirliğiyle reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER:Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı;6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu 41. sınıftaki hizmetlerin davalı şahısların redde gerekçe markasının kapsamında aynen yer aldığı,Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Çekişmekonusu “41/04 “Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılması, dağıtımına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” basım yayın sektörüne ilişkin olup, bu hizmetin tüketicileri toplumun her kesiminden kişilerdir. Bu bakımdan da ilgili emtianın özenli ve dikkatli bir tüketici kesimine hitap etmediği açıktır. 41. sınıfta yer alan diğer eğitim – öğretim hizmetleri, seminer, kongre vb organizasyonların hazırlanması hizmetleri, tercüme hizmetleri, film – televizyon yapım hizmetleri, fotoğrafçılık hizmetleri gibi nitelikli/profesyonel meslek grupları ve hizmet sektörlerine ilişkin olan hizmetlerden tüketicinin yararlanırken dikkat ve bilinç düzeyinin yüksek olacağı, bu hizmetlerden yararlanacak olan tüketicinin, bu alanda daha çok araştıran, algı düzeyi daha yüksek bir kitle olacağı, ortalama tüketicilerinin, dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu,Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı;Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ATAD kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalılara ait redde gerekçe marka arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu “ atölye "butik dershane" ”ibareli marka, beyaz zemin üzerine, gri renkte, düz, standart karakter kullanılarak, küçük harflerle “atölye” ibaresi ile bu ibarenin altında, daha küçük punto ile dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan “butik dershane” ibaresinin yer aldığı, marka işaretinin en solunda yapboz parçalarının bulunduğu karma bir markadır.Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince ayrıca “butik dershane” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmaması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun “atölye” ibaresi olduğu,Davalı şahısların redde gerekçe “atölyeeğitim..... ” ibareli markası, siyah zemin üzerine, siyah renkte, küçük harflerle, “atölye” ibaresi kalın harflerle olmak üzere “atölyeeğitim” ibaresi ile bu ibarenin altında .... ibaresinin yer aldığı, marka işaretinin üstünde ise pergel figürünün bulunduğu karma bir markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince ayrıca “eğitim” ve “akademi” ibarelerinin markanın kapsamındaki bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmaması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun “atölye” ibaresi olduğu,Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu markanın davalıların redde gerekçe markasının esas unsuru konumundaki “atölye” ibaresini aynen içerdiği, markalarda yer alan kelime ve şekil unsurlarının tüketici algısında ön planda olmayacağı, zira hem dava konusu hem de davalılar markasında yer alan kelime unsurlarının kapsamlarında yer alan hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, ilgili tüketicilerin dava konusu markayı davacıya ait bir marka olarak algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı, dava konusu marka ile davalılar markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,Karıştırılma İhtimali Bakımından;Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup, doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynen yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinçli tüketici kitlesinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu,Davacının Müktesep Hak İddiası;Davacı vekili, müvekkilinin müktesep hak sahibi olduğunu iddia etmiştir. Yargıtay’ın müktesep hak konusundaki görüşlerine değinerek değerlendirme yapmakta fayda bulunmaktadır. Yargıtay aşağıda belirtilen kararında, bazı istisnai durum ve koşullarda önceki tarihli marka tescilinin sonraki tarihli marka ya da marka başvurusu açısından kazanılmış bir hak teşkil edeceği içtihat edilmiştir. “…başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için müktesep hakkına dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir markaya yanaşmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli müktesep hak iddiasına dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gereklidir.” (...) Bu karardan da anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü dört koşula bağlanmıştır.Bunlar: 1. Müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, 2. Markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, 3. Dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması, 4. Markayı uzun süredir kullanıyor olması Bu dört şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Bu şartlar dava konusu olay açısından değerlendirilecek olursa; Öncelikle yukarıda anlatılan kriterler doğrultusunda, .... marka sicili kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu.... markanın hükümden düştüğü dolayısıyla, söz konusu marka bakımından müktesep hak talebinin yerinde olmadığı,Netice itibariyle,Dava konusu 41. sınıftaki hizmetlerin davalıların redde gerekçe markasının kapsamında aynen yer aldığı, Dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, .... sayılı kararının yerinde olduğu sonucuna varılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum ile davalı şahıslar vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı kurum ve davalı şahıslar vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip e-imzalıdır Hakim.... e-imzalıdır