Marka davasındaki haksız ihtiyati tedbir kararı ve mesnetsiz iddialar sonucu yoksun kalınan kazanç, itibar ve maddi zararın tazmini davası.
Özet: Davacı şirket, davalının haksız yere açtığı marka davası ve bu kapsamda konulan ihtiyati tedbir kararı nedeniyle şirket devrinin engellenmesi sonucu oluşan kar kayıpları, ticari itibar zedelenmesi ve diğer maddi zararların tazminini talep etmektedir; davalı ise, ana davanın henüz istinafta olması sebebiyle bu tazminat davasının erken ve iddiaların asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/231 Esas - 2026/150
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/231Karar No : 2026/150....Dava : Haksız Davadan ve Haksız İhtiyati Tedbir Kararından Dolayı Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatı, İtibar Tazminatı ve Maddi TazminatDava Tarihi : 02/10/2024Karar Tarihi : 08/04/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 08/04/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Haksız Davadan ve Haksız İhtiyati Tedbir Kararından Dolayı Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatı, İtibar Tazminatı ve Maddi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı tarafın müvekkili şirket hakkında 26/07/2023 tarihinde ....'sinde marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin hükümsüz kılınması ve yargılama süresince üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için dava açıldığını, müvekkili şirketin söz konusu haksız ve mesnetsiz dava açılmadan önce şirketin devri konusunda teklif almış ve görüşmeler yürütmekte iken dava ile karşı karşıya kaldığını, davalı yan haksız ve mesnetsiz iddialarla konuyu yargıya taşımakla kalmadığını; müvekkili şirketin satış yaptığı, hizmet sunduğu firma ve kişilere karşı da ticaret ortamında şirketin itibarını zedelediğini, satışlarının azalmasına sebebiyet verdiğini ve piyasadaki iş hacminin daralmasına sebep olduğunu, müvekkili şirketin, söz konusu haksız dava açılmamış olsa idi şirketin devri ile elde edeceği kardan yoksun kalmayacağını, dava süresince geçen 14 ay boyunca ve halihazırda halen tedbir şerhinden kaynaklı şirketi devredememekte olduğunu, gelen teklifleri değerlendirememekle ve şirketi devralmak için üçüncü kişilerce sunulan teklifleri reddetmek zorunda kaldığını, müvekkili şirketi devralmak isteyenler tarafından markası hakkında dava açıldığı ve şirket üzerinde tedbir kararının olduğunun duyulmasından şirketinin değerinde de çok ciddi düşüş meydana geldiğini ifade ederek, dava süresince şirket üzerindeki İhtiyati Tedbir Kararından kaynaklı olarak şirketi devredememesinden dolayı yoksun kalınan kar için 1.000,00.-TL, dava süresince taklit ürün/sahte ürün saltığı, sahte/çalıntı/taklidi marka kurduğu vb. iddialarıyla karşı karşıya kalıp ticari hayatta yaşadığı itibar kaybından dolayı satışlarında yaşanan düşüş ve kayıplardan kaynaklı fiili zarar için 1.000,00.-TL ile şimdilik 1.000,00.-TL maddi olmak üzere 3 ayrı tazminat alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilimizce açılmış olan “.... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü” talepli dosyada Sayın Mahkeme tarafından verilmiş olan “davaya konu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi” yönündeki ihtiyati tedbir kararı ile ilgili olduğunu, davacı tarafın işbu dava ile ilgili tedbir kararından dolayı zarara uğradığını iddia ettiğini, daha evvel emsali görülmemiş bu davanın, ilk derece Mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın halen istinaf aşamasındayken açılmış mevsimsiz bir dava olmakla beraber dava dilekçesinin tamamen afaki iddialarla dolu ve mesnetsiz olduğunu, işaret edilen davada yalnızca “davaya konu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi” yönünde bir ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, son derece standart hale gelmiş bu tedbir kararı, yine yeknesak hale gelen uygulama uyarınca hiçbir teminat talep edilmeksizin verilmiş; bu tedbir kararına karşı da ilgili davanın davalısı tarafından davanın hiçbir aşamasında itiraz edilmemiş, tedbir kararının kaldırılması talep edilmemiş, ilgili tedbirden doğduğu iddia edilen zararın dosya içinde hiçbir aşamada ifade edilmediğini, ilgili davanın halen ...... sayılı dosyasında istinaf incelemesinde olduğunu, bu itibarla esasen işbu davanın şuanda açılabilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde “karalama kampanyasına maruz kaldığını” ve “itibar suikasti”ne uğradığını iddia ettiğini, ancak bu iddialarına ilişkin en ufak bir delil dahi ortaya koyamadığını, müvekkilinin davacı tarafla tek ilişkisi, kendisi aleyhine açmış olduğu .... nezdinde yapılan marka tesciline ilişkin süreçte verilen....kararının iptali konulu dava olduğunu, davacı tarafın iddiasının, müvekkilinin sırf bu davanın açılmış olması sebebiyle “karalama kampanyasına maruz kaldığını” ve “itibar suikasti”ne uğradığı ise, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, böyle bir durumun kabulü hak arama hürriyetinin ihlali olacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, marka üzerindeki ihtiyati tedbirden kaynaklı tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise tazminat miktarının ne olabileceği noktasında toplanmaktadır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; HAKSIZ İHTİYATİ TEDBİRDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVASI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER: İşbu huzurdaki davadaki taleplerden ilki haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat talebidir. İşbu huzurdaki davanın davacısına karşı davalı tarafça açılan YİDK kararının iptali davasında davanın açıldığı tarihten bir gün sonra Mahkememizce kurulan 27.07.2023 tarihli ara karar ile “….İhtiyati tedbir isteminin kabulüne, davalı şirkete ait ..... sayılı marka tescil başvurusunun ve eğer tescil edilmiş ise markanın nihai kararın kesinleşmesine kadar HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, davanın niteliği ve tarafların durumuna göre takdiren teminat alınmasına yer olmadığına” karar verilmiştir. İşbu tedbir kararına karşı davalı tarafça HMK m.394 hükümlerine göre itiraz yoluna başvurulmamıştır. Davacı taraf sadece 07.03.2024 tarihli duruşmada tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı taraf yargılama sırasında tedbir dolayısıyla zarara uğradıklarına ilişkin delil ortaya koymamış zarara uğradığını da iddia etmemiştir. SMK m.159’da her ne kadar SMK’da korunan sınai mülkiyet haklarına tecavüze ilişkin ihtiyati tedbirler düzenlenmişse de, maddenin son fıkrasında bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde HMK’nın ihtiyati tedbir hükümlerine yapılan atfın da bir gereği olarak SMK’da korunan hakların hükümsüzlüğüne ilişkin davalarda ve markanın iptali davasında ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilir. SMK.’nın 159. maddesi hükmünde açıkça düzenlenmeyen konularda, örneğin hükümsüzlük davalarında mahkemeden istenebilecek ihtiyati tedbirler hakkında, Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanmaktadır. SMK’da düzenlenmeyen konularda bu kapsamda hükümsüzlük davalarında HMK’ya yapılan atıfla ihtiyati tedbirlere hükmedilebileceği görüşü benimsenmiştir. HMK m.389 hükmünde ise genel ihtiyati tedbir sebebi olarak “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği” düzenlenmiştir. Teminat amaçlı olarak verilen bu tedbir kararı sayesinde, açılmış olan davanın davalıya karşı devam edilememesine engel olunmaktadır. Mahkememizce verilen tedbir kararı taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan marka hakkında verilmiştir. Uyuşmazlık konusu dışında kalan, davacı tarafa ilişkin başka malvarlığı değerleri üzerinde uygulanmış bir tedbir kararı bulunmamaktadır. Öte yandan verilen tedbir de markanın kullanılmasının engellenmesi olmayıp üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yöneliktir. HMK m. 399- (1) “Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.” (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) “Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” Bir yıllık süre zamanaşımı olup hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbirin kalkmasından itibaren işlemeye başlar. Tazminat davası açılabilmesi için gereken şartlar ihtiyati tedbirin haksız olması, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve haksız ihtiyati tedbir ile zarar arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Davacı bu şartların varlığını ispat yükü altındadır. Haksız tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan zarardan sorumlu olabilmesi için, tedbiri kötü niyetle istemiş ve koydurmuş olması veya bunda herhangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız olup bir zarar doğurmuşsa, haksız tedbiri uygulatan, kusurlu olmasa bile bundan zarar görene tazminat ödemekle yükümlüdür. Ankara BAM 20.Hukuk Dairesi bir kararında “İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, itirazın reddini savunmuştur.: Mahkemece, 3. kişilere devrin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu, itirazın yerinde olmadığı, söz konusu ihtiyati tedbir kararının yargılama sırasında taraf değişikliğini önleme ve davanın uzamasını önleme amaçlı olarak verildiği, davalının taraf değişikliğini önlemek amacıyla verilen ihtiyati tedbir nedeniyle uğradıkları veya uğrayacakları bir zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, ayrıca verilen ihtiyati tedbir kararının davalının herhangi bir zararına sebep olacak nitelikte bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davalı tarafça ihtiyati tedbire yapılmış olan itirazın reddine karar verilmiştir....” karar verilmiştir. ....’nin bir kararında da ifade edildiği üzere, “Hükümsüzlük davalarında dava konusu olan markaların üçüncü kişilere devredilmek suretiyle taraf teşkilinde sorunlar yaşanmaması ve usul ekonomisi prensipleri gereği tedbir kararı verilmesi yerleşik uygulama haline gelmiştir. Aynı kararda markaların devrinin önlenmesinin tasarruf yetkisine getirilen bir sınırlama olduğu, ancak bu yönde tasarrufu gerektiren bir zorunluluğun ya da zararın davalı tarafça ileri sürülüp ispat edilmediği de belirtilmiştir.”. Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yöneliktir. Dava dilekçesi içeriğinde ve sonuç bölümünde ŞİRKET ÜZERİNDEKİ TEDBİR KARARI NEDENİYLE ŞİRKETİ DEVREDEMEMESİ nedeniyle yoksun kaldığı kardan bahsedilmektedir. Şirket hisseleri üzerinde bir tedbir kararı verilmediği için hisse devrine engel bir durum bulunmamaktadır. Davacı tarafça dosyaya ibraz olunan 23.03.2023 tarihli teklif, şirket hisselerinin %100’ünü satın almak için yapılan bir tekliftir. Dava konusu olan markanın devrine ilişkin değildir. Bu teklif dava açılmadan evvelki bir tarihe ilişkindir. Diğer teklif ise bir başka şirket tarafından verilmiş ve aynı mahiyette olup 11.10.2023 tarihlidir. Bu son teklif tarihinden itibaren duruşmanın sona erdiği 24.04.2024 tarihli celseye kadar(bu celse de dahil) davacı tarafça tedbirin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Yarg....: “…Her ne kadar mahkemece davacı şirketlerin banka hesapları üzerine işlenen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle zararın oluştuğu kabul edilmiş ise de Hazine tarafından açılan dava sırasında sadece davacı şirketlere ait bir kısım araçların trafik kayıtları üzerine üçüncü kişilere devir ve temliklerinin önlenmesi bakımından tedbir konulmuş olup, banka kayıtları bakımından verilen bir tedbir kararı bulunmamaktadır. Trafik kayıtları üzerine konulan ihtiyati tedbirin ise araçların davacı şirketler tarafından kullanılmasına engel teşkil edecek nitelikte olmadığı açıktır. Banka kayıtları bakımından verilen bir ihtiyati tedbir kararı olmadığından şirketlerin banka ya da özel finans kuruluşları aracılığıyla ticarî işlemleri yapmasına engel bir durum olduğu söylenemez. Kaldı ki, davacı şirketlerin stoklarında bulunan kum alzemenin satışını engelleyecek bir ihtiyati tedbir kararının varlığı da söz konusu değildir. Açıklanan bu duruma göre davacı şirketler, ihtiyati tedbir sebebiyle gerçek bir zarara uğradıklarını kanıtlayamamıştır. Eş söyleyişle; davacı şirketlerin, kumların telef olması sebebiyle uğradıklarını iddia ettikleri zarar ile mevcut ihtiyati tedbir kararı arasında kanunun aradığı manada uygun illiyet bağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken….” .... bir kararına göre “İhtiyati tedbirin haksız olup olmadığı, kural olarak asıl davanın sonucunda belli olur. Karar kesinleşmeden, tedbirin haksız olup olmadığı henüz belirlenemez. Yukarıda da değinildiği üzere, hükümsüzlük davalarında uygulanan tedbir sebebiyle açılacak tazminat davalarında, tedbir kararının verildiği dosyanın kesinleşmesi beklenmelidir.” ....“… her nasılsa tescil edilmiş bu markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği tarihten önce marka sahibinin tescile dayalı olarak aldığı ihtiyati tedbir kararının haksızlığından söz edilmesinin de mümkün olmamasına…göre…davacı/karşı davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.”..... Yargıtay ihtiyati tedbirin, tescil belgesi bulunan bir sınai mülkiyet hakkı için talep edilmiş olması durumunda, bu tedbir talebinin “kötü niyetli” ve tedbir kararının da “haksız” olarak nitelendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Uyuşmazlık konusu olan davada verilen kararın henüz kesinleşmemesi, duruşmalar esnasında verilen ihtiyati tedbir kararına karşı davacı tarafça zarara uğranıldığına yönelik herhangi bir delil sunulmaması ve HMK m.394 hükümlerine göre itiraz yoluna başvurulmaması, Mahkememizce uyuşmazlık konusu olan marka dışında davacı şirketin hisselerine yönelik tedbir kararı verilmemesi ve dolayısıyla hisse devrinin mümkün bulunması, verilen tedbirin taraf menfaatleri dengesi ve ölçülülük ilkesine uygun olarak Yargıtay ve İstinaf Mahkemesi kararları ile de uyumlu olarak mutat uygulama haline gelen tedbirlerden olması, tedbir talep eden tarafın marka tescil belgesinin bulunması durumuna göre yasal şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.TİCARİ HAYATTA YAŞANILAN İTİBAR KAYBI NEDENİYLE SATIŞLARINDA YAŞANILAN DÜŞÜŞTEN KAYNAKLI FİİLİ ZARARA VE YOKSUN KALINAN KARA YÖNELİK TAZMİNAT TALEPLERİ HAKKINDA DEĞERLENDİRME: Dava dilekçesinde davacı taraf taklit ürün/sahte ürün sattığı, sahte/çalıntı/taklit marka kurduğu iddiaları ile karşı karşıya kalmaktan dolayı itibar kaybına uğradıkları ve satışlarının düşmesinden kaynaklı fiili zarara ve kar yoksunluğuna uğradıklarını iddia etmektedir.İşbu huzurdaki davanın davalısı tarafından davacı aleyhine açılan dava YİDK Kararının İptali ve süreç devam ederken markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebidir. Davalı tarafın davacı tarafa karşı marka hakkına tecavüzden kaynaklanan bir talebi olmamıştır. Davacı tarafça açılan bu tazminat davasının hangi hukuki sebebe dayalı olarak açıldığı dava dilekçesinde açıklığa kavuşturulmamıştır. Dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla davalının marka hakkına tecavüz ettiğine yönelik bir iddia bulunmamaktadır. O halde genel hükümlere göre haksız fiil temelli bir maddi tazminat davasına göre değerlendirme yapılmıştır. TBK m.49 “ Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK m. 50- “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.” Davacı tarafça dosyaya sunulan faturaların, davalının kusurunu ve zararın bu kusur neticesinde ortaya çıktığını ispatlamaya matuf olmadığı, davacı tarafça ortaya konulan bu iddiaların ispatına yönelik dava dosyasına herhangi bir delil sunulmadığı, başka bir ifadeyle, davacı tarafın ortaya koyduğu bu iddialarına yönelik olarak davalının ne tür bir kusurunun bulunduğu, davalının kusuru ile zarar arasında illiyet bağına yönelik herhangi bir delilin sunulmadığı anlaşılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı tazminat talebi bakımından yasal şartların oluşmadığı, TBK m.49 ve TBK m.50 gereği maddi tazminat talebi bakımından davalının kusurunun ispatlanamadığı değerlendirildiğinden, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304,40.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı şirket kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat için 1.000,00.-TL nispi, itibar tazminatı için 1.000,00.-TL nispi, yoksun kalınan kazanç için 1.000,00-TL nispi olmak üzere üç ayrı vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır