Taşınmazdan yol geçirilmesi sonucu yüzölçümü kaybı iddiasıyla uygulama kadastrosu işleminin iptali talepli davanın Yargıtaydaki temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafın, eski tapulu taşınmazının uygulama kadastrosu sırasında yol geçirilerek yüzölçümünde azalma meydana geldiği iddiasıyla açtığı davanın, hem ilk derece hem de bölge adliye mahkemelerince reddedildiği belirtilmiştir; mahkemeler, taşınmazdan geçen ve ayrılmaya neden olan yolun 1975 yılı hava fotoğrafları ve 1979 yılı haritalarıyla desteklenen kadim bir yol niteliğinde olduğunu, bu yolun tesis kadastrosu öncesinden beri fiilen mevcut olduğunu ve uygulama kadastrosu sırasında bu kamuya ait yolun sınırlandırılmasının ilgili yönetmelikler ve genelgeler uyarınca hukuka uygun olduğunu kabul ederek davanın esastan reddine karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/3990 E.  ,  2025/483 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2297 E., 2024/512 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2021/59 E., 2022/60 K.
    Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı vekili özetle; davacıya ait eski 2546 parselde tesis kadastro paftasında yol bulunmamasına rağmen uygulama kadastrosu sırasında taşınmazdan yol geçirilerek taşınmazın 2 parsele ayrıldığını, yeni oluşan bu iki parselin 5636 ada 61..... ada 1 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu ve dava konusu taşınmazın yüzölçümünde azalma oluştuğunu, uygulama kadastrosunun hatalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazda yapılan uygulama kadastrosu çalışmasının iptali ile davacıya ait taşınmazdaki yüzölçümü kaybının giderilmesini talep etmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince; Dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun 1984 tarihinde takeometrik yöntemle yapıldığı, taşınmazın yüzölçümünün planımetrik yöntemle hesaplandığı, paftasında tersimat hatasının bulunmadığı, ölçü değerlerine göre hesaplanan yüzölçümünün 57.534,02 metrekare olduğu, planımetreyle hesaplanan yüzölçümünün 42,776.00 metrekare olduğu, farkın 2114,02 metrekare olarak 1/5000 ölçekli paftanın hata yanılma sınırının ( + - ) 110,79 metrekare olup, hata yanılma sınırı dışında kaldığı, taşınmazın uygulama kadastrosunda ortasından yol geçirilerek 5636 ada 61 parsel ve 5995 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar olarak ayrıldığı, mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanlarına göre taşınmazı ayıran yolun eskiden beri kullanıldığı, kadim yol olduğu, 1979 yılına ait memleket haritası ile 1975 tarihine ait hava fotoğraflarında yolun tesis kadastrosunun yapıldığı 1984 tarihinden öncesinde de zeminde bulunduğu, kadastrodan sonra açılmadığı, yönetmeliğin 15/6 maddesinde belirtilen muvafakatin gerekmeyeceği, uygulama kadastrosunda yol olarak sınırlandırmasının yapılmasının usul ve kanuna uygun olduğu, işlemi tesis eden idare olan Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Karara karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
    Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 2546 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu mahalde 1985 yılında tapulama çalışmalarının yapıldığı bu tapulama çalışmalarında sınırlarının takometrik yöntem ile tespit edildiği, taşınmazın 55.421,00 metrekare yüzölçümünde, ham toprak niteliğinde tescil edildiği, taşınmazın bulunduğu mahalde 2021 yılında uygulama kadastrosu çalışması yapıldığı, taşınmazın yeni 5636 ada 61 parsel sayılı taşınmaz olarak 40.414,54 metrekare yüzölçümüyle ve 5995 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olarak 15.092,42 metrekare yüzölçümüyle, her iki parselin arasında paftasında yol gösterilecek şekilde ayrıldığı, taşınmazın orijinal ölçü krokisinde sınırlarında herhangi bir sınır işaretinin gösterilmediği, parsel içerisinde yol gösterilmediği, yolun 1975 yılı hava fotoğraflarında ve 1979 yılı memleket haritalarında mevcut olduğu, devamlılığı olan yol olarak bulunduğu, Kadastro Güncelleme Yönetmeliğinin 15 inci maddesinin ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2018/13 sayılı Kadastro Güncelleme Çalışmaları Uygulama Genelgesinin 30 uncu maddesinde tapulama çalışmaları sırasında fiilen zeminde mevcut olmasına rağmen sınırlandırması yapılmamış olan kamuya ait yol, ark, benzeri yerlerin kamu lehine terk edilerek sınırlandırılacağı, ada ve parsellerin oluşturulacağı hükmünün düzenlendiği, davalı Kadastro Müdürlüğüne yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmemiş olmasının isabetsiz olduğu ancak istinaf edenin sıfatı, talep kapsamı, davalı Kadastro Müdürlüğü lehine vekalet ücreti taktir edilmiş olmasının sonuç itibarıyla doğru olduğu bu sebeple kararın kaldırılması sebebi olarak değerlendirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.